bir tereddüdün romanı

peyami safa' nın romanı.


--- alıntı ---
YazdığŸı güzel eserler sayesinde birçok kadınla tanışŸan fakat tereddütünün kurbanı olan yazar, kararsızlığŸı yüzünden ilişŸkilerinin hiçbirinde kesin bir sonuç elde edemez. Yazarın olaylara karşŸı bu ilgisizliğŸi sadece kendisinin degil tanışŸtığŸı insanların hayatını da karartmışŸtır.
--- alıntı ---
bu da elif şŸafak' tan: http://www.turkcebilgi.com/kose_yazisi_88358_elif-safak-iyi-kadinlar-melun-karilar-bir-de-hakikatler.html

(bkz: server bediã®)
devamını gör...
peyami safa'nın hayatını tereddütler içinde geçiren bir adamın iç dünyasını anlattığı romanıdır.ilk 35-40 sayfayı yataktan kalkmaya çalışan kahramanın psikolojik tahliline ve algı dünyasına ayırarak, peh dedirtmiş usandırmış bir kitaptır.
devamını gör...
peyami safa romanı.

şimdiye kadar okuduğum en gerçekçi roman. tereddüt çağında yaşayan insanın hiçbir şeyi yeteri kadar sevemediğini, hiçbir şeye bağlı kalamadığını ve tereddüt yüzünden hiçbir şeye yeteri kadar inanmadığını anlatıyor.

okuduktan sonra üzülmedim değil.
devamını gör...
'' zekanın en sivri noktası şüphe ve tereddüttür.bütün rönesans bu şüpheden doğdu.bütün yeni felsefe zaferini descartes'in şüphesine borçludur.fakat, mücerret sahada zekanın evcini işaret eden bu şüphe ve tereddüt,ameli sahada ölümden başka birşey değildir..o noktaya çıktıktan sonra insanın teredütten karara geçmesini bilmesi lazımdır. ''
devamını gör...
--- alıntı ---


1) kitabin konusu:

bir yazarın iki kadın arasında evlenmek için yaşadığı tereddütü anlatıyor.

2) kitabin özeti:

kitap mualla adında bir kızın arkadaşı tarafından tavsiye edilen bir kitabı okumasıyla başlar. kitap kendisine çok ilginç gelir ve yazarıyla bir baloda karşılaşır. yazar mualla’yı görür görmez beğenir ve evlenme teklif eder. mualla da düşünmek için süre ister.

yazar daha sonra eskiden tanıştığı ve bir hayranı olan vildan ile karşılaşır. vildan da yazara evlenme teklif eder. ona kocasından ayrılarak geldiğini söyler. fakat yazar bunu nazik bir dille geri çevirir. vildan yazarı intihar etmekle tehdit eder. bir kaç ay geçtikten sonra yazar tekrar vildan ile karşılaşır. kendi izini ona bir süre kaybettirmiştir. ama bu yeni karşılaşma vildan’daki değişikliği yazara fark ettirir. vildan’ın, evine çağırma teklifini kabul eder. evine gittiğinde vildan’dan bazı itiraflar duyar. vildan’ın asıl isminin vildan olmadığını ve kocasından ayrılmadığını ve bir de sevgilisi olduğunu öğrenir. ertesi gün vildan’ın evine gelip gerçekleri öğrenmek istediğinde ise evden taşındığını öğrenir ve vildan hakkında hiçbir bilgi alamaz.


3) kitabin ana fikri:

insanlar önemli bir karar verirken daima tereddüt içinde olmuşlardır. önemli buluşlar ve icatlar hep şüphe ve tereddütten doğmuştur.


4) kitaptaki olaylarin ve şahislarin değerlendirilmesi:

mualla: çok zengin ve asil bir ailenin kızı, dünyaya bakış açısı çok farklı olan bir kişiliğe sahip, devamlı farklı şeylerin arayışı içinde.

vildan: acayip davranışları bulunan, yaşamayı sevmeyen söyledikleriyle yaptıkları arasında çelişki olan ihtiraslı bir kadın.

yazar: insanların ruhi tasvirlerini çok iyi yapabilen, düşüncelerinde daima kuvvetli ve kararlı olmaya çalışan güçlü iradeye sahip bir insan.



5)kitap hakkinda şahsi görüşler:

kitap dil bakımından fazla yalın olduğu söylenemez. yabancı kelimelere biraz fazla yer verilmiş; ama yine de akıcı ve sürükleyici bir yapıt. esrarengizliklerle dolu her an diğer sayfasında ne olacakmış düşüncesiyle okunacak bir kitap. sonunda da yine okuyucuya yorum imkanı bırakarak bu özelliğini göstermiştir.

6)kitabin yazari hakkinda bilgi:

çocukluğu hastalık ve geçim zorlukları içinde geçti. düzenli bir öğrenim görmedi. bazı gazetelerde fıkra yazarı olarak çalıştı. felsefe konularına ve psikolojik çözümlemelere geniş yer verdi. xx. yüzyılda türk toplumunun geçirdiği medeniyet değişimi ve sosyal bunalımlar üzerinde durdu. başlıca romanları: sözde kızlar, şimşek, mahşer, dokuzuncu hariciye koğuşu, fatih-harbiye, yalnızız.



hazirlayanin:

imzasi :
adi ve soyadi : ercan balçik
apolet numarasi : 1100
kismi : 3
tarih : 21.03.2002


--- alıntı ---
devamını gör...
güzelleşmek için yalan elbiseleri arıyoruz ve çıplak hakikati örtmeğe, gizlemeye çalışıyoruz; hatta kefen bile cesedimizin çirkinliğini gizlemek için beyaz bir yalandır, değil mi? / peyami safa
devamını gör...
yaşamak, yaralamak ve yaralanmaktır; fakat insanca... demiş peyami safa. bu ve benzeri tespitleriyle arada soğuk duş etkisi yapsa da genel anlamda sıkıcı bir kitap.
devamını gör...
''hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ıstırapla ödediğimizi bildiğim için, hiçbir şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyor ve yüzde yüz felaketten korkmuyordum.bunun ikisi de imkansızdır.çünkü ruhi varlığımız hazla kederin muvazenesine istinat eder, işte en büyük adalet ve müsavat!insan, çektiği ıstırap nispetinde zevk duyar..''

devamını gör...
ne zaman iki şey arasında tereddütte kalsam aklıma bu roman gelir, tereddüt zehrinin beynin içinde sinsice salınışı gelir. sonra seçenekler arasında rastgele bir seçim yaparım ve seçimi yapabilmiş olmak ruhumu hafifletir.
devamını gör...
peyami safa'nın 1933 yılında yazdığı roman.

üstadın hemen hemen tüm eserlerinde olduğu gibi, bu eserinde de psikolojik tahliller yaptığı görülür. ve yine çok başarılıdır. peyami safa, birinci dünya savaşı sonrası insanların hissettiği buhranların, onlarda tereddüt hissine sebep olduğunu gösterip romanın kahramanlarına bu tereddüdü dağıtarak eserini oluşturmuştur. kitaptaki şu cümle sanırım bunu kanıtlar nitelikte: "insanlık 1918'den sonraki kadar hiçbir zaman tereddüt etmemiştir, bu muhakkak; fakat muharrir de büyük bir harbin sarsıntısını yıkılış zanneden imansızlardandır"

bu alıntıya dair şunu da söyleyebiliriz ki, özellikle de son cümledeki "fakat muharrir de büyük bir harbin sarsıntısını yıkılış zanneden imansızlardandır" kısmı gösterir ki, bu savaş sadece yıkılış şeklinde yorumlanmamakta ve bir kurtuluşu da ifade etmektedir. bozuk düzenden, toplumun kanserli taraflarından ve kısacası düzensiz düzenden kurtulmaktır bu.

eserin kahramanlarına bakarsak en başta ismi verilmeyen muharrir (yazar), sonra mualla ve vildan olduğunu görürüz. muharrir "bir adamın hayatı" adlı bir eser yazmıştır ve bu eser otobiyografi türüne aittir. aslında peyami safa, muharrir karakteriyle kendisini anlatmaktadır. bunu da, eserin içindeki o "bir adamın hayatı" adlı otobiyografik eserle yapar. dolayısıyla söylenebilir ki, peyami safa bu eserde aslında kendi iç dünyasını yansıtmaktadır. ki, eserlerinin hemen hepsinde kendi iç dünyasını yansıtan bir yazardır.

mualla karakteri, bu otobiyografik eseri okur ve çok etkilenip kitabın muharririyle tanışmak ister. bir tanıdığı vesilesiyle de tanışır ve muharrir ona aşık olup evlenmek ister. mualla ise tereddüt içindedir ve kitabın devamında bu tanışma sonrası yaşanan olayların, kahramanların iç dünyalarındaki teteddütlerden nasıl etkilendiği anlatılır.

muharrir açısından bakarsak da, hissettiği tereddütler onda kararsızlığı sebep olur ve bu da ilişkilerine zarar verip kalıcılıktan uzak ilişkiler kurmasına yol açar. vildan ve mualla arasında kalan muharrir, bu tereddütleri sebebiyle iki kadını da kaybeder.

ve vildan... muharririn kitabını okuyunca kendisini ona çok yakın hisseder ve yaşadığı italya'dan, kocasını da bırakıp ayrılıp yazarla tanışmaya gelir. kişilik bozukluğu olan, bağımlı bir yapıya sahip ve boşlukta sallanan bir durumdadır. ama kendisinde ki bu özellikleri saklamaz, utanmaz ve açık açık ifade eder. bir oyunun tercümesini yapmıştır ve sahnelemek istemektedir. bunun için de muharririn yardımını ister. aralarındaki ilişki ve özellikle de diyalogları, kitabın can alıcı noktalarını oluşturur.
devamını gör...
elimde sürünen bir kitap oldu. akıcı değildi. psikolojik tahliler çok uzundu. karakterin beş dakikalık yaşadığı mevzu beş sayfa anlatılıyordu ve atlamamak için kendimi zor tuttum. genel itibariyle sıkıcı bir kitaptı. ama beni etkileyen, içinde kendimi bulduğum güzel paragraf ve cümleler vardı bir de yazarın sunduğu dil zevkini her zaman ayrı tutarım o yüzden bende hayal kırıklığı ve keşke hissiyatları oluşturmadı.


--- alıntı ---

sen hayatında her şey yapmış bir kadınsın. fakat hiç birine alışamamışsın, hiç birinde ihtisas kazanamamışsın: evlendin, fakat tam manasıyla zevce olamadın; sevdin, fakat yekpare bir aşkın olmadı, bir çok hadiseler en büyük ihtirasın billûrunu kırdı; seyahat ettin, fakat sende bir seyyah melekesi teşekkül etmedi; birçok hafiflikler yaptın, barlarda, balolarda, tiyatroların kulis aralarında yaşadın, fakat bir kokot pişkinliği elde edemedin; tercemeler yaptın, fakat bir satır yazı neşretmedin; çocuklara bayılıyorsun, fakat ana olmadın; her emelin, her gayenin büyüklüğünü ve güzelliğini anlıyorsun, fakat hiç bir emelin ve gayen yok; bir çocuk saflığıyla en basit yalanlara inanabilirsin, fakat hiç bir şeye iman etmiyorsun.

--- alıntı ---
devamını gör...
beni sürükleyip götüren, histerik ve ızdırap dolu bir ruhun peyami safa kaleminden yansıması olan bir kitaptır; tıpkı diğer eserlerimde olduğu gibi.

yazarın, daima acı çeken,melankolik erkekleri ve asil, ukala, ve aykırı kadınları muazzam bir sinematik yaşatıyor insana. insanın beyninde küçük şüphe fısıltılarını canlandırıyor.

kısaca peyami safa okuyun, okutun.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar