bitter moon

roman polanski filmi. insan doğasına bu zaviyede bir kötülük perdesi çeken filmin ancak polanski gibi bir çocuk tecavüzcüsünün elinden çıkması tesadüf olabilemez. eşi sharon tate i charles manson çetesine kurban vermeden önce de böyleydi bu cenabet herif. akıl tahtasını tutan çiviler şehvetle sonsuzluğa savrulur, insan sonsuz kere yanılır ve yanıltır.

tanım: polanski nin gerçeküstü sapkın filmi.
iş bu entry sizi bu filmi izlemekten men etmek için yazıldı. saygılar, hürmetler.
devamını gör...
1992 yapımı roman polanski filmi. hakkında yazılmış ilk tanımı okuyunca abartıldığını düşünmüştüm lakin şimdi altına imzamı atıyorum. hayatımda izlediğim en iğrenç filmlerden biri. öyle ki hakkında yazsam mı yazmasam mı bilemedim. yine de sinirle kendimi tutamadım. özetle her şeyin aşırısı insana zarar getirir diyor ve devam ediyorum.

--! spoiler !--

filmin bir bölümünü adamdan bir bölümünü kadından nefret ederek geçiriyorsunuz. sonrasında ise ikisinden birden tiksiniyorsunuz. ama bitiyor mu? asla. beş dakika önce üzüldüğünüz her karakterden beş dakika sonra iğreniyorsunuz, öyle bir film. bir repliği üzerine izlemeye koyuldum, izlemez olaydım. psikolojik olarak o kadar insanın üzerine geliyor ki anlatamam. nihayetinde iki pislik karakterin ölmesi bile soğutmuyor içinizi. dertsiz başınıza dert almanıza neden olan filmlerden biri. uzak durunuz.

--! spoiler !--
devamını gör...
iğrenç bir film öyle mi? hayır değil. oscar anlatırken nigel ara sıra bu duruma karşı çıktı. saçmaladığını, hatta anlattıklarının ayıp olduğunu söyledi. oscar ne dedi? o halde neden hala dinliyorsun? neden şimdi çıkıp gitmiyorsun? işte bu yüzden bu filmi sonuna kadar izleyip kötü diyen birinin sözlerini içten bulmuyorum. kötü bir şeye katlanmak için hiçbir sebebin yok. tek tık ile film kapanır ve daha keyifli işler yapabilirsin. gelelim filme.

--! spoiler !--

nigel ve fiona evli bir çift. hindistana seyahate gidiyorlar. kocaman bir gemi ile. gemide hindistanlı bir adam ve ufak bir kız çocuğuna rastlıyorlar. hindistanlı adam neden hindistan? diye soruyor. bizim saf, kendini bilmez çiftimiz diyor ki işte dünyanın hindistandan öğrenecek çok şey var, huzur var orada, spiritiel şeyler falan, anlamlı olur diye. hindistanlı adam dalga geçiyor. öyle şeylerin olmadığını, dünyanın en kalabalık, en gürültülü ülkelerinden biri olduğunu söylüyor.
bu sahnenin filme özenle yerleştirildiğine inanıyorum. evli çiftimiz öğretilenle yaşıyor ve sorgulamayı bilmiyor. kendilerine ne ayıp denmişse kabul etmiş, neyin güzel olduğu empoze edilmişse o şeyi güzel bilmiş.

oscar adında bir adamla tanışıyor nigel. oscar nigele, eşi ile olan hikayesini anlatmaya başlıyor. eşi ise nigelin ufaktan yürüdüğü bir kadın. oscar anlatırken fazla müstehcen ayırıntılar veriyor. nigel başta çok rahatsız oluyor. orayı terk ediyor ancak oscar tekrar çağırdığı zaman ayakları ne hikmetse oscar'ın odasına gidiyor. oscar, karısı mimi ile olan tutku dolu, ihtiras dolu hikayesini anlattıkça nigel'in beyninde düzensizlik oluşuyor. bu düzensizliğin oluşmasına rağmen nigel her defasında oscar'ın ısrarlarına yenilip odasına gidiyor ve hikayenin geri kalanını yine sancılar içinde dinlemeye devam ediyor. an geliyor, nigel'in sönme patlaması yaşadığı an. ayağa kalkıyor ve oscar'ı eleştirmeye başlıyor. anlattıklarının ayıp olduğunu, bundan hoşlanmadığını söylüyor. oscar ise o halde neden sürekli odasına gelip dinlemeyi tercih ettiğini soruyor. evet, kimse nigel'i zorlamadı. hatta karısı nigel'i defalarca uyardı. nigel'in gözünün mimi, yani oscar'ın karısında olduğunu tahmin ediyordu. bu arada oscar belden altı felçli bir adam. nigel bu sönme patlamasını yaşadıktan sonra artık oscar'ın yanına gitmekten imtina etmiyordu. bir yandan mimi ile imalı konuşuyorlar. nigel yavaş yavaş mimi ile yatma hayalleri kuruyordu. nigel'in karısı fiona ise bütün olanları endişe içinde izliyor, ancak müdahale edecek haddi bulmuyordu kendinde.
gelelim oscar ve mimi'nin hikayesine.

romantik bir şekilde, tam da filmlerdeki gibi tanışıyor oscar ve mimi. ilişkileri başlıyor. kısa sürede cinsel ilişki yaşıyorlar ve bunu çok sık yapmaya başlıyorlar. hatta öyle ki haftalarca evden çıkmadıkları oluyor. aşırı tutkulu bir aşk yaşadıkları söylenebilir. sapkınlık olarak nitelendirilebilecek fanteziler deniyorlar. tutkunun en uç noktasını yaşıyorlar. bir süre sonra oscar'ın duyguları diniyor. tutkusu sönüyor. artık mimi'den etkilenmemeye başlıyor. televizyon izlemeye başlıyorlar. önceden sürekli ilişkiye girdikleri evde artık sürekli tv izler oluyorlar. oscar bunları nigel'e anlatırken çok güzel bir söz söylüyor: televizyon bir çiftin konuşmak zorunda olmadan birbirlerine katlanmalarını sağlayan bir evlilik yalanıdır. bu sözü çok sevdim. her neyse. kavgaları ve tartışmaları artıyor çünkü oscar artık pek bir şey hissetmiyor. bir gün mimi'ye hakaret ediyor ve mimi diyor ki bu durumda gitsem daha iyi. oscar tamam git diyor. mimi eşyalarını topluyor ve kapıya çıkıyor. gidemiyor. işte belki de bu hikayenin kırılma noktası burası. mimi oscarsız yapamayacağını anlıyor. ayaklarına kapanıyor resmen oscar'ın. oscar son derece umursamaz bir tavır takınıyor. şiddet dahi uyguluyor. çünkü artık mimi'nin kendisinden gidemeyeceğini hissediyor. bir süre sonra da ayrılmak istediğini söylüyor ve ayrılıyorlar. oscar, yeni zevkler peşine takılıyor. onu artık tatmin etmeyen mimi yerine gecelik ilişkiler yaşıyor. mimi ise bir gün kapısına dayanıyor, ayaklarına kapanıyor. bana istediğini yapabilirsin, istersen dövebilirsin ama seninle yaşamama izin ver diyor oscar'a. oscar'da sadistçe bir istek kabul etmesine müsaade ediyor ve beraber yaşamaya başlıyorlar. oscar mimi'ye o kadar kötü davranıyor ki mimi günden güne eriyor. bakışları kayboluyor. kişiliğini kaybediyor. ne onur, ne gurur, hiçbir şey kalmıyor. oscar bir gün trafik kazası geçiriyor ve belden aşağısı felçli kalıyor. mimi ile beraber yaşıyorlar ve mimi ona bakıyor. ama ne bakmak. mimi'nin içindeki tek duygu intikam duygusu. oscar'ın çektirdiklerini şimdi oscar'a çektiriyor. gözü önünde başkalarıyla ilişkiye giriyor vs. yine de oscar'dan vazgeçmiyor. zebani gibi, acı çektirmek için adamı hep yanında taşıyor, bakımını yapıyor ve adama kötü davranıyor. hikayeleri genel olarak bu şekilde.

mimi tatlı bir genç kız iken onu bu hale getiren neydi? sorusunu düşündüm önce. mimi kendini var edememiş, bağımlı bir kişilikti. bağımlı olduğu kişi tarafından örselense dahi gitmedi, bu uğurda onurunu, gururunu, her şeyini kaybetti. yıllarca içinde biriken duygular başlangıçta kırgınlık iken sonraları öfke ve nefrete dönüştü. bu duygular bir süre sonra o kadar alevli bir hal aldı ki artık mimi geri dönülmesi neredeyse imkansız olan bir yola girmişti. yani her şeyin başında mimi'nin kendini tanımaması, kendini var edememesi geliyor. bağımlı kişilikler böyledir. belki bir an olsun sorgulasaydı, balıklama atlamasaydı önüne çıkan ilk ateşli bir aşka, bütün bunlar yaşanmayacaktı. mimi genç bir kızken felsefe kitapları okusaydı, varoluşsal sorgulamalara düşseydi muhtemelen çevresindekiler "yia boşver çok düşünme bunları, varoluş falan neymiş kızım gerçek hayat bu değil, bırak şu entel dantel işleri, çok düşünme kafayı yersin" gibi şeyler söylerdi. ne yazık ki. mimi'yi kaybettik. hepsi kendisinin suçu. sebepler asla gerekçe olamaz. sen keyif çatarken birileri oturmuş varoluşunu sorguluyor, varoluşsal sancılar çekiyordu. sen de dalga geçiyordun. böyle sonlara şaşırma.

oscar, yazar olmaya çalışan bir adam. deneyimlere fazlasıyla önem veriyor. işin sonunu pek düşünmüyor çünkü takıldığı bir konu var, kitaplarının yayınlanmaması, seçilmemesi, satmaması. oscar bu başarısızlık hissiyle başa çıkmak istiyor. hazır hazlar tabi ilk durak. aşk. tutku. şehvet. anlık haz verici işler. haftalarca evden çıkmayıp ilişki yaşamasının altında belki de bu başarısızlık duygusunu ödünleme ihtiyacı yatıyordu. öyle de oldu. sonra ne oldu? alıştı. çünkü aynı nehirde iki kere yıkanılmaz. aynı şeyden sonsuza kadar aynı hazzı alamazsın. mimi ile ilk cinsel ilişkisinde doruk seviyesinde haz aldıysa, 100. ilişkisinde yarısını bile alamadı. çünkü dopamin reseptörlerinin çalışma mekanizması böyledir. buna bazen "alışma" da deriz. sürekli yüksek dozda haz almak istersen sürekli yeni kıyafetler, yeni kadınlar, yeni maceralar, yeni yaşantılar gerekir. hele ki bu haz alma isteğin şuursuzca, başarısızlık duygusunu ödünlemeye yönelik bir savunma mekanizması şeklindeyse kendini bir bataklıkta bulman kaçınılmaz. çünkü sorgulamıyorsun. bilmiyorsun. neden başarısız olduğunu, neden başarılı olman gerektiğini, başarının ne olduğunu, başarısızlık duygularını ödünlemeye çalıştığının farkında değilsin. hayvan gibi yaşıyorsun oscar. hayvandan hiçbir farkları yok. rastgele yaşamaktır bunun adı. oscar, ve mimi. işte o muhteşem aşk felaketlerini bundan dolayı getirecektir.

hikayeyi dinleyen nigel, hikaye aralarında mimi ile yatmak için fırsat kollar. bir yandan eşini idare etmeye çalışır. eşi ile biraz araları açılır. güvertede hindistanlı adamla karşılaşırlar sık sık. küçük çocuğuyla beraber hindistanlı adam bu çifte nazik davranır. filmde görebileceğimiz en insancıl, en masun sahneler bunlardır. bu gerizekalı çift hindistana spiritüel saçmalıkları keşfedip huzuru bulmak hayali taşırken bu hindistanlı adam son derece gerçekçi bir şekilde, huzur getireceği sanılan spiritüel saçmalıklarla alakası olmamasına rağmen, filmdeki en ahlaklı ve en huzurlu, belki de en akıllı adamdır.

filmin sonlarına doğru nigel, mimi'yi ayartmak için partide dans eden mimi'nin yanına gider. saçma sapan acemice hareketlerle mimi'ye kur yapar. mimi pek umursamaz nigel'i. dans ederlerken mimi nigel'e, kendilerini o esnada karısı fiona'nın izlediğini söyler. nigel bunu fark eder etmez pişkin bir şekilde gülümseyerek eşinin yanına gider. orada oscar da vardır. oscar son derece gururludur. başarısızlık duygusundan, aşağılık kompleksinden hiçbir zaman kurtulamamış olan oscar, kendisi yükselemediği için, başkalarını aşağı çekmenin gururunu yaşar. bu saf bir kötülük yapma arzusundan değil bence, insanların da aslında kendisi kadar kötü olduğunu görmek için insanları zorlamadan ama ayartarak, yani insanların kendi arzularıyla iğrençleşebildiklerini görerek kendisinin kötü olduğu kadar başkalarının da kötü olduğunu görmek ve deneyimlemek arzusuyla yapılmış bir iştir. başarmıştır. fiona'nın gözü dönmüş ama belli etmemeye çalışıyor. bu sefer nigel değil, fiona mimi'nin yanına gidiyor ve mimi ile dans ediyor. yakınlaşıyorlar. o gece nigel bir yerde sızıyor. sabah olunca mimi'nin odasına gidiyor ve bir bakıyor, mimi ile karısı fiona yatmışlar. oscar da bu güzellik şölenini izlemiş, keyif almış, nigel'in bu görsel şölenden mahrum kalmasına üzülmüş gibi pişkin pişkin konuşuyor. nigel sinirlenip oscar'ı boğazlıyor. oscar silahını çıkarıyor. nigel'e hep kaybettiğini ve kendisi gibi yine kaybettiğini söylüyor. oscar, kendisi gibi herkesin kaybetmesini istiyor. tıpkı bir başarısız psikolojisi. çekiyor tetiği, önce mimi'yi vuruyor. "biz fazla aç gözlüydük bebeğim" diyor. sonra kendi kafasına sıkıyor.
aç gözlü olduğunu fark ediyor ve kendini öldürüyor. bilmiyorum. ne denir.

filmin son sahnesi. nigel ve fiona güvertede birbirine sarılmış. hindistanlı adamın kızı geliyor yanlarına. "babam size mutlu yıllar dilememi istedi" diyor ufak kız. nigel ve fiona birbirlerine sarılıp ağlıyor. evet ağlarlar tabi. bir an olsun düşünmediler, sorgulamadılar, hindistan'a gidip kendilerine empoze edilen spiritüel saçmalıklarla huzur bulacaklarına inandılar. kim ne derse ona inandılar. sadece bir an. bir fırsat. evet bir fırsat geçti ellerine. güç. ve ahlaksızlıkları kabak gibi ortaya çıktı.

--! spoiler !--

insanların çoğu masum değil, ahlaklı hiç değil. sadece ellerine henüz güç geçmedi. fırsat bulamadılar kötü olmak için. masum gözüken, ahlaklı gözüken ama sahip olduğu ahkalı değerlerin hepsinin altının boş olduğunun kendi bile farkında olmayan insanların gerçek yüzünü mümkün olduğunca çarpıcı bir şekilde sunan bu filme nasıl kötü derim? oyunculuklar enfes. çekimler yılına göre harika. müzik seçimleri aşırı güzel. evet çok fazla müstehcen sahne var ve bu yüzden izlemek istemezseniz çok haklısınız. ancak filmi her şeye rağmen başından sonuna kadar izleyen birinin bu filme kötü, iğrenç bir film demesini asla samimi bulmuyorum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar