kısa ve net; boşanma nedenidir.

hikaye kısaca şöyle;

çift her genç kızın hayalindeki gibi rüya gibi bir düğün ile evlenir. ünlü bir mimarın tasarlardığı mükemmel bir evde oturmaya başlarlar. her gün üst düzey konuklar ağırlarlar sofralarında. fakat bir süre sonra bu hayat kabak tadı vermeye başlar. ve erkek bir gün eşine döner der ki "yaprak sarma yap da yiyelim." kadın ay ben şok vaziyetinde ne cevap vereceğini bilemez.

kadın ertesi gün şirkete gelir ve arkadaşlarına konuyu açar; "dün akşam benden yaprak sarma istedi, düşünebiliyor musunuz? ben boğaziçi mezunuyum!"

akşam olur eve gelir kocasının ne yiyoruz demesini bekller ama koca sormaz ve bu olayın üzerinden 6 ay geçtikten sonra çift boşanır.

boşanmadan üç yıl sonra ise erkeğin bir arkadaşı cesaret eder ve evliliğin niye bittiğini sorar.

bir ev nasıl yuva olur biliyor musun? birçok insanın imrenerek baktığı boğazdaki yalılar yuva değil, sadece ev benim gözümde. içinde kucaklaşmayan, birbirini dinlemeyen insanların yaşadığı kocaman ve bomboş bir yapı sadece… çocukken hatırlıyorum da yattığımız odalar soğuk olurdu. hepimiz sobanın olduğu odada toplaşır, muhabbet ederdik, ders çalışırdık. annem sobanın üzerinde yemekler pişirirdi. hele bir sarma yapardı, tüm mahalleyi mis gibi kokusu sarardı. sokağın başından alırdık sarma kokusunu, koşarak eve gelirdik. işte o koku yoktu bizim evde, o sıcaklık yoktu. çok istedim olmasını ama bir türlü olmadı. o koku hala burnumda tütüyor…”

hikayenin tamamı için;
http://www.hurriyet.com.tr/...
devamını gör...
sonra bakan "kadın börek yapmasını bilmiyorsa o aile dağılır" deyince ouwww. haberin altındaki ankete oy verdim erkek haklı diyenler % 75.
devamını gör...
kıytırıktan bir okul okuyup 2500 fite çıkan, bunların hayatına özenen , ev işini hizmetçilik olarak algılayan feminik türbanlılara gelsin;

''bir ev nasıl yuva olur biliyor musun? birçok insanın imrenerek baktığı boğazdaki yalılar yuva değil, sadece ev benim gözümde. içinde kucaklaşmayan, birbirini dinlemeyen insanların yaşadığı kocaman ve bomboş bir yapı sadece… çocukken hatırlıyorum da yattığımız odalar soğuk olurdu. hepimiz sobanın olduğu odada toplaşır, muhabbet ederdik, ders çalışırdık. annem sobanın üzerinde yemekler pişirirdi. hele bir sarma yapardı, tüm mahalleyi mis gibi kokusu sarardı. sokağın başından alırdık sarma kokusunu, koşarak eve gelirdik. işte o koku yoktu bizim evde, o sıcaklık yoktu. çok istedim olmasını ama bir türlü olmadı. o koku hala burnumda tütüyor…"

> altta bir anketin olduğu makale. tabi ki ''erkek haklı'' şıkkını işaretledim yeğen.

devamını gör...
kendisini sevmeyen bir kadınla evli erkeğin, reddedilmiş, taaccüb ve istiskal ile karşılanmış isteğidir. zira söz konusu kadın, değil boğaziçi, harvard mezunu da olsa, eşini sevse idi zaten onu mutlu edecek şeyler yapmak ister, güzel yemekler yapıp yedirmekten mutlu olurdu. kocasının sarma sevdiğini bilir ve istemesine mahal kalmadan yapardı. kısaca olay gerçekse asıl boşanma nedeni aslında birbirlerini sevmiyor oluşlarıdır.
devamını gör...
ajitasyona, gereksiz dramatize etmeye lüzum yok olayları. evlilik ciddi bir olay. yaprak sarmasıymış yok bilmemneymiş. aç adam her şeyi yer. sarma falan bekleyecek halim yok.
devamını gör...
kendine ev hanımlığını yakıştıramamak çiğ olmanın ifadesidir.
makam ve mevki sahibi olmuş insanların koltuğunu dolduramaması gibidir.
komplekslidir.
tahminimce bu zihniyetteki kişiler tuvalete de gitmiyorlardır.
ilkokul mezununun da tuvalet ihtiyacı var, onun da, mümkün değil, olmaz öyle şey.
bizim toplumun çoğunda vardır bu.
kucağına çocuğunu almış bir hollywood yıldızı görünce, aa o da insanmış, uzaylı değilmiş tarzında haberler yapılır.
tıpkı rocky'nin ivan drago'nun kaşını açınca antrenörünün o da insanmış, kaşı açıldı, makine değilmiş demesi gibi.

bu arada ben çok ucuza gitmişim yaw.
sarma ne kelime, sen git derece yaparaktan taaa oralardan mezun ol,
gel evde musluk tamir et, olacak iş değil, bunu düşüncem.


devamını gör...
insanların ne kadar aptalca şeylerle meşgul olduğunu gösteren bişey bu..mesele iletişimsizlik ve sevgisizlik oysa..ne yaprak sarması perde olabilir buna, ne yalandan pozlar..birbirinin gözünün içine bakmaktan vazgeçtiğin gün ya da umursamazlık en koyu haliyle sardiginda seni susup çekilmenin vakti gelmiş demektir..aksi takdirde mutsuzluğa mutsuzluk ekler, karşındakini tükettikçe tükenir de farkında olmazsın..adı da yaşamak olur yine..yan derdine..
devamını gör...
kendini mahkemede boşanma davasında bulunacak erkektir. olay gerçek olmuştur kadın ;



--- alıntı ---

“Dün akşam kocam benden yaprak sarma istedi, düşünebiliyor musunuz? Ben Boğaziçi mezunuyum!”

--- alıntı ---

bu arada şunu söyleyeyim çiftimiz gayet zengin ve kültürlü çifttir.


alın bu da boşanmadan bir kaç ay sonraki erkeğin sözü ;



--- alıntı ---

“Bir ev nasıl yuva olur biliyor musun? Birçok insanın imrenerek baktığı boğazdaki yalılar yuva değil, sadece ev benim gözümde. İçinde kucaklaşmayan, birbirini dinlemeyen insanların yaşadığı kocaman ve bomboş bir yapı sadece… Çocukken hatırlıyorum da yattığımız odalar soğuk olurdu. Hepimiz sobanın olduğu odada toplaşır, muhabbet ederdik, ders çalışırdık. Annem sobanın üzerinde yemekler pişirirdi. Hele bir sarma yapardı, tüm mahalleyi mis gibi kokusu sarardı. Sokağın başından alırdık sarma kokusunu, koşarak eve gelirdik. İşte o koku yoktu bizim evde, o sıcaklık yoktu. Çok istedim olmasını ama bir türlü olmadı. O koku hala burnumda tütüyor…”

--- alıntı ---

aklıma şener şen'in bir filminde '' karım bana bir çiğköfte bile yapmıyor !!'' sahnesini getirmiştir.



devamını gör...
tanımları okumak hangi ülkede yaşadığım gerçeğini yüzüme çarpıyor. eşitlik fikrinin, erkekleri geçtim kadınların çoğunluğunca anlaşılamadığı ortadoğu ülkesi..

sarmayı çok seviyorsan annenden öğren ve dilediğin zaman yap ye be kardeşim. belki eşininde çok iyi yaptığı yemekler de vardır. bakarsın o da yapar yersiniz...kadınların doyurmak zorunda olduğu tosuncuk musun?
devamını gör...
yalan olduğunu düşündüğüm haber.

ünlü bir mimarın tasarlardığı mükemmel bir evde oturmaya başlarlar. her gün üst düzey konuklar ağırlarlar sofralarında. 

böyle bir hayatta zaten evin yemeğini pişiren bir yardımcı vardır. yardımcı olmasa da dışarıdan yemek siparişi alışkanlığı vardır.

en fenası evlenmek üzere olduğu hatta evlendiği insanın ne yemek yapıp yapmadığını bilmek gerçekten keriz işidir.

edit: o değil de acaba ben yaprak sarma yapmasını bildiğim için mi boğaziçili olamadım. *
devamını gör...
ya ben lan neyse bir şey demiyorum. insan evlendiği ve birlikte onca yaşanmışlıkları olan bir kadını tanımaz mı? evdeki yemek yeme ritüelleri ne şekilde bilmiyorum ama belli ki kadının daha önce yaprak sarma yapma deneyimi olmamış. adam partiler verdikleri evlerinin camından boğaz manzarasını seyrederken de çok dert etmemiş bu durumu sanki. sonra ne olduysa bir gün hanımından yaprak sarma yapmasını istemiş. karısı kabul etmeyince de, "bir evi ev yapan sarma tenceresinin üstünde tüten buhardır" deyip saçmalamış.

evlenirken "iyi yemek yapabilme" tarzı kriterleri olan insanlar tercihlerini bu yönde kullanıyorlar genelde. iyi eğitim almış ve çalışan bir kadınla evlenip, sonrasında "ama ben sarma istiyorum ya" ağlaklığı yapmak nedir Allah aşkına? kadın annesinin evinde sarmamış sarma, senin için mi saracak? bence adam ya dalga geçmiş, ya da zaten bitirmeyi kafasında kurduğu bir ilişki için hafifletici (!) ayrılık sebepleri bulmaya çalışmış...

mesela babam kalkıp anneme "hanım, kalk da bir çiğ köfte yap" dese annem alır eline oklavayı kovalar babamı. saf karadeniz kadını ne bilsin çiğ köfte yapmayı ya da mumbar doldurmayı... bu bağlamda annemin içinde yetiştiği kültür, yapmayı tercih ettiği yemekler konusunda oldukça belirleyici. yaprak sarma hikayesinde de olay aynı şekilde... o yaşam tarzının da benimsediği kendine has bir kültür var. bu kültüre uygun kararlar verip nimetlerinden sonuna kadar faydalanıyorsan, başka hayat tarzlarının sevimli yönlerine de sulanmayacaksın...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar