buhara

batı türkistan'da eski bir türk şŸehri. türk islam dünyasının en ünlü bilim merkezlerinden biriydi.son zamanlarda ise bu özelliklerinden oldukça geride kalmışŸtır.buhara eskiden iplikleri,altın ve gümüşŸ imalatı ve halıları ile meşŸhur bir türk islam şŸehriyken günümüzde bu özelliklerin malesef uzağŸındadır.

devamını gör...
cengizhan'ın ve abaka'nın orduları arka arkaya yakmasa, yağmalamasa kim bilir şuanki güzelliklerine ekli neler görecektik. gözümde semerkand'ımın küçük kardeşidir, tam tersi olduğuna dair söylentiler de var.
ayrıca hoşgelmiş üstad.
devamını gör...
türk islam dünyasının en önemli bilginlerinin, dünya çapındaki düşünürlerinin, edebiyatçılarının, matematikçi ve bilim adamlarının yetiştiği şehirlerden biridir. özbekistan sınırları içindedir.

arkeolojik bulgular şehrin 2500 yıllık bir tarihi olduğunu gösteriyor. şehrin ipek yolu güzergahında olması, önemini artırmış, samanîler ve karahanlılar zamanında kültürel altın çağını yaşamıştır.

moğol istilası öncesi dönemde buhara, islam medeniyetini derinden etkileyecek büyük bilginler yetiştirmiştir. bunların en meşhuru imam el-buhari'dir.
buhara'ya yolu düşen ve yetişen diğer âlimlerden bazıları: hakim tirmizî, muhammed bin selam el-bikendî, abdullah bin muhammed el-müsnedî, muhammed bin yusuf el-bikendi, ibrahim bin el-eşas, imam-ı muhammed şeybani, yusuf-i hemedani, abdülhalık-ı goncdüvanî, şah-ı nakşibend behaeddin muhammed bin muhammed buhari, hace muhammed parisa, seyyid emir külal, mahmud buhari. *

buhara'nın bugünkü nüfusu özbekler, türkmenler, kırgızlar, kazaklar, tatarlar, uygurlar, tacikler, ruslar, kafkasyalılar, ukraynalılar ve yahudilerden meydana gelmektedir. buhara şehri özbekistan'n bağımsızlığını kazanmasından sonra tekrar ilim, kültür ve ticaret merkezi olmaya adaydır..
devamını gör...
islamın medine dışında kendi özgün şehri olmamıştır. islam medeniyet, kültür ve zenginliğini sonradan yansıtacak bir çok şehir yapılmıştır. islam öncesi buharada insan yaşamıyor değildi aksine çok köklü bir yerleşim yeri idi. fakat islam müminleri tarafından zenginleştirilip, mamur ve bayındır bir şehir haline getirtilmiştir. semarkand, bağdat gibi buhara bu şehirlerden biridir. döneminde çok güçlü entelektüeller yetiştiren, ipek yolunun otağı haline getirilen bu şehir cengiz han tarafından bir sümer yıkılışına denk şeklinde erozyona uğratılmış. bütün halk, eşraf ve evsaf katliama tabi tutulmuştur.
devamını gör...
ekonomik, bilim ve entelektüel alanda bu günün londrasıdır. moğollara teslim olmadıkları için şehir yıkılmıştır. cengiz han meşhur sözünü '' yukarda Allah yeryüzünde ben'' buhara saldırısı öncesi buharalılara reddiye olarak söylemiştir.
devamını gör...
buhara. بخارى

mâverâünnehir’de tarihî bir şehir.

zerefşân ırmağının aşağı havzasındaki büyük vahada yer alır; bugün özbekistan cumhuriyeti sınırları içinde bulunmaktadır. şehrin denizden yüksekliği 220 metredir. kara ikliminin tesiri altında olup kışlar soğuk (ocak ortalaması-0,6 cº), yazlar çok sıcaktır (temmuz ortalaması 29,5 cº). yıllık yağış tutarı ortalama 135 mm. kadardır. bu bölgede çok eski devirlerden beri şehirler kurulmuş olmalıdır. büyük iskender devrinde semerkant’tan (marakanda) başka zerefşân ırmağının aşağı mecrası üzerinde başka bir şehir daha vardı. bu şehrin buhara olup olmadığı bilinmemektedir. hicretin ilk asırlarında bölgede buhara dışındaki yerleşim merkezlerinden biri de râmîsen’dir (reyâmîsen); makdisî buranın eski buhara’ya bağlı olduğunu söyler (aĥsenü’t-tekāsîm, s. 282). v. yüzyıl çin kaynaklarında buhara’nın merkezi nûmickes’ten (bûmickes) numi şeklinde söz edilir. buhara adı ilk defa pu-ha şeklinde 630 yılı civarında çinli seyyah hüang-tsang tarafından kullanılır. şehrin adının eski paralar üzerinde “pwy’r ywb” şeklinde geçmesinden buhara adının çok daha önceleri kullanılmakta olduğu sonucuna varılabilir. bu kelimenin sanskritçe vihara kelimesinin türkçe’deki şekli buhardan türemiş olması da mümkündür. belki de nûmickes şehrinde kurulan bir “vihara” (manastır) dolayısıyla şehre bu ad verilmiştir.

müslümanlar bu bölgeye geldikleri sırada şehrin hükümdarına buhar-hudât (buhar-hudah=buhara sahibi) deniliyordu. bir çin kaynağına göre bu hânedanın beylerinden biri 627 yılında atalarının yirmi iki batından beri bu şehirde hüküm sürdüklerini söylemiştir. paralar üzerindeki “pwy’r ywb” ibaresinden yerli dilin soğdca olduğu anlaşılmaktadır. ibn havkal da buhara halkının soğdca ve farsça konuştuğunu söyler (sûretü’larz, s. 489). bu da iranlılar’ın islâm’dan önce bu bölgede koloniler kurmalarının bir sonucu olmalıdır.

buhara’nın tarihi müslümanların bu bölgeye gelmeleriyle aydınlanmaya başlar. yâkūt hz. peygamber’in bir hadiste buhara’nın fethini müjdelediğini söyler (mu`cemü’l-büldân, ı, 354). şehir 54 (674) yılında muâviye’nin horasan valisi ubeydullah b. ziyâd tarafından fethedilmiştir. bu sırada şehrin hükümdarı bîdûn (taberî’ye göre kabac veya kayığ) hatun idi (ya‘kūbî, ıı, 236-237; taberî, ıı, 169). taberî bu kadının türk hakanının karısı olduğunu söyler. bîdûn hatun yapılan antlaşmaya göre yıllık 1 milyon dirhem ve 2000 muharip verecekti. bu antlaşma iki yıl sonra vali saîd b. osman tarafından yenilenmekle beraber islâm hâkimiyeti devamlı olmadı ve şehir zaman zaman müslümanların kontrolünden çıktı. ancak emevîler’in meşhur kumandanlarından horasan valisi kuteybe b. müslim 87-90 (706-709) yılları arasındaki seferleri sonunda buhara halkıyla o yöredeki türk müttefiklerinin mukavemetini kırdı ve şehre bir arap garnizonu yerleştirdi. buhara’nın etrafındaki çöller ve bozkırlar türkler tarafından yurt tutulduğuna göre şehirde türk nüfusu da bulunmalıdır. ubeydullah buhara’dan basra’ya dönerken yanında 2000 yerli okçu götürmüştü. bunlardan biri reşîd et-türkî idi (taberî, ıı, 268; câhiz, s. 28). nerşahî’ye göre bîdûn hatun oğlu tuğşâde (taberî, ıı, 1693’te tuk siyâde) adına nâibe sıfatıyla on beş yıl hüküm sürmüştür. fakat taberî tuğşâde’nin kuteybe b. müslim tarafından 91 (710) yılında buhara’ya tayin edilen genç bir hükümdar olduğunu söyler. tuğşâde müslüman olmuş, otuz yıl buhara’da hüküm sürdükten sonra ramazan 121 (ağustos 739) tarihinde semerkant’ta horasan valisi nasr b. seyyâr’ın ordugâhında eşraftan iki kişi tarafından öldürülmüştür. onun devrinde türkler bölgeyi geçici olarak birkaç defa ele geçirdiler; 110 (728-29) yılında bir ara buhara’yı da işgal ettiler (taberî, ıı, 1514, 1529).

tuğşâde’nin öldürülmesi üzerine yerine oğlu kuteybe hükümdar oldu ve önceleri müslümanların takdirini kazandı. 133 (750-51) yılında şerîk b. şeyh’in abbâsîler’e karşı isyanı üzerine ebû müslim’in kumandanı ziyâd b. sâlih buharhudât’ın yardımıyla isyanı bastırdı. fakat kuteybe birkaç yıl sonra ebû müslim tarafından buhara bölgesinde islâmiyet’in zayıflamasından mesul tutularak öldürüldü. yerine geçen kardeşi bünyât da halife mehdî devrinde zındıklardan mukanna‘ taraftarlığıyla itham edilerek idam edildi. bundan sonra buharhudâtlar şehrin idaresindeki önemlerini kaybettiler. bununla beraber ellerinde geniş araziler kaldı. buharalılar mukanna‘ın 163’te (780) öldürülmesine kadar onun yanında yer aldılar.

emevîler zamanında ve abbâsîler’in ilk devrinde buhara’da yerli hükümdardan başka merv’deki horasan valisi tarafından tayin edilen bir emîr veya âmil bulunuyordu. horasan valisi fazl b. süleyman et-tûsî buhara ve soğd’u türk akınlarına karşı surlarla çevirdi (166/ 782). yeri dolayısıyla buhara diğer mâverâünnehir şehirlerinden daha çok merv’le ilişki içindeydi. hatta buhar-hudât’ın merv’de bir sarayı vardı (taberî, ıı, 1888, 1937, 1992). buharalılar abbâsî valisi ali b. îsâ b. mâhân’a karşı da ayaklandılar. fakat bu isyan hârûnürreşîd’in emîri herseme b. a‘yen tarafından bastırıldı (193/809). ııı. (ıx.) yüzyılda horasan valileri merkezlerini merv’den nîşâbur’a taşıyınca buhara’nın idaresi mâverâünnehir’in diğer kısımlarının idaresinden ayrıldı. 260 (874) yılına kadar buhara sâmânîler’e bağlı değildi. doğrudan horasan’daki tâhirîler’e bağlı bir valinin idaresindeydi. buhara emîri ya‘kūb b. leys es-saffâr’ın tâhirîler’i ortadan kaldırması üzerine ya‘kūb buhara’da kısa bir müddet horasan hükümdarı olarak tanındı ve adına hutbe okundu. bu sırada şehir halkı ile ulemâ sâmânîler’den semerkant hâkimi nasr b. ahmed’e baş vurarak şehri ona teslim ettiler. nasr da küçük kardeşi ismâil’i buhara valiliğine tayin etti (260/874). böylece buhara 389 (999) yılına kadar sâmânîler tarafındanidare edildi. bu devrede şehir tarihinin en parlak dönemini yaşayacak, büyük bir idarî ve kültürel merkez haline gelecektir. 279 (892) yılında nasr ölünce hânedanın başına ismâil (892-907) geçti ve buhara’da oturmaya devam etti. böylece buhara devletin merkezi oldu. ismâil bütün mâverâünnehir’i idaresi altına aldı ve ebû ishak ibrâhim adındaki buhar-hudât’ın topraklarına el koydu, fakat ona hazineden 20.000 dirhem tutarında yıllık tahsisat ayırdı. ismâil 287 (900) yılında saffârîler’den amr b. leys’i yenince abbâsî halifesi tarafından horasan emîri olarak tanındı. bu sayede şehir zengin ve büyük bir devletin merkezi oldu. bununla beraber hiçbir zaman semerkant’ı gölgede bırakamadı.

sâmânîler devrinde şehrin tarihini yazan nerşahî (ö. 348/959) ve aynı sıralarda buhara’ya uğrayan istahrî, ibn havkal ve makdisî gibi coğrafyacılar tarafından şehir ayrıntılı bir şekilde anlatılarak büyük bir ilim ve kültür merkezi olduğu belirtilir. sâmânî hükümdarları âlim, edip ve şairleri himaye ettikleri için çok sayıda edip ve şair buhara’da toplanmıştı. ıı. nasr b. ahmed zamanında (914-943) buhara’da sâmânî sarayında bulunan şair ve ediplerden bazıları şunlardır: ebü’l-hasan el-lehhâm, ebû muhammed b. matrân, ebû ca‘fer b. abbas b. hasan, ebû muhammed b. ebü’s-siyâb, ebû nasr el-hersemî, ebû nasr ez-zarîfî, recâ b. velîd el-isfahânî, ali b. hârûn eş-şeybânî, ebû ishak el-fârisî, ebü’l-kasım ed-dîneverî, ebû ali ez-zevzenî.

buhara tarihi boyunca genişlemiş veya küçülmüş, fakat asla yerini değiştirmemiştir. diğer mâverâünnehir şehirleri gibi defalarca yakılıp yıkılmasına rağmen hep ııı. (ıx.) yüzyıldaki yerinde ve bu asırdaki planına göre yeniden inşa edilmiştir. orta asya şehirlerinin çoğunda olduğu gibi islâm coğrafyacıları buhara şehrinin de kale (kuhendiz), asıl şehir (şehristan) ve dış mahallelerden (rabaz) meydana geldiğini söylerler.

kale en eski devirlerden beri bugünkü yerinde, yani rîgistan denilen yerin doğusundaydı. kalenin biri doğusunda, biri batısında iki kapısı vardı. doğusundakine gûriyan (cuma mescidi) kapısı, batısındakine rîgistan (sehle) kapısı denirdi. kalenin çevresi 1600 m., sahası 9 hektardı. içinde buhar-hudâtlar’ın büyükayı takım yıldızlarını temsil eden yedi taş sütun üzerine kurulmuş sarayı vardı. ilk sâmânî hükümdarları da bu sarayda oturmuşlardır. ıv. (x.) yüzyılın ortasında ibn havkal şehre uğradığı zaman sâmânîler hâlâ kalede oturuyorlardı (śûretü’l-arż, s. 483). makdisî zamanında ise kaledeki saray hazine ve hapishane olarak kullanılıyordu (ahsenü’t-tekāsîm, s. 280). kalede kuteybe b. müslim tarafından inşa edilen cuma mescidi de vardı. daha sonraları bu cami dîvânü’l-harâc olarak kullanılacaktır. kale vı-vıı. (xıı-xııı.) yüzyıllarda defalarca yıkılmış ve aynı yerde inşa edilmiş olup şehristan’ın dışındaydı. şehir ile kale arasında kalenin doğusundaki açık sahada daha sonra cuma mescidi inşa edilmiş, bu mescid vı. (xıı.) yüzyıla kadar burada kalmıştır.

bugünkü şehrin hangi kısımlarının şehristan’ın bulunduğu yerde olduğunu tayin etmek güç değildir. zira istahrî’ye ve ibn havkal’a göre burası ve kale yüksekte olduğundan akarsu yoktu. buraların halkı semerkant’tan akan büyük kanaldan su alırlardı. hanikov’un eserindeki plana göre şehrin bu set üzerindeki kısmı kale sahasının iki misli kadar genişlikteydi. kale ile şehristan’ın etrafı yedi kapılı bir surla çevriliydi. coğrafyacılar bu kapıların adlarını verirler (ibn havkal, s. 483-484; şeşen, s. 220-221). çarşı şehir surları dışında, daha sonraları pazarkapısı denilen ve nerşahî tarafından aktarlar kapısı diye adlandırılan demirkapı önündeydi. bu kapı şehrin doğusunda olmalıdır.

nerşahî’nin açık olarak ifade ettiğine göre müslümanların fethi sırasında şehir yalnız şehristan’dan ibaretti. bunun dışında dağınık olarak bazı evler vardı. ibn havkal zamanında ise birbirine geçmiş ağaçtan yapılan dârülimâre (hükümet sarayı) merkezde, bunun etrafında büyük surla çevrili 12x12 fersah (takriben 96x96 km²) saha köşkler, bahçeler, bostanlarla kaplıydı. boş ve işlenmemiş bir arazi parçası yoktu. burası islâm dünyasının en kalabalık şehirlerindendi. şehristan daha sonraları da önemini korumuştur.

islâm devrinde şehrin gelişmesi üzerine şehristan ile rabaz birleşmiş, 235 (849-50) yılından sonra ikisi tek bir surla çevrilmiştir. ıv. (x.) yüzyılda daha geniş sahayı içine alan yeni bir sur yapılmıştır. bu iki surun şehrin şimdiki suru gibi on birer kapısı vardı. nerşahî, istahrî, ibn havkal bu kapılardan bahsederler (bkz: ia, ıı, 764-765).

islâmiyet’ten önce kaleden başka rîgistan’da da bir saray vardı. sâmânîler devrinde ıı. nasr burada yeni bir saray yaptırdı. bu sarayın önündeki binalarda devletin on divanı vardı (nerşahî, s. 24). mansûr b. nûh devrinin (961-976) ilk yıllarında bu saray yandı. ibn havkal ve makdisî şehre uğradıkları sırada dârülimâre rîgistan’da kalenin karşısındaydı.

sâmânîler devrinde kalenin kuzeyinde cûy-i mûliyân kanalı üzerinde başka bir hükümet sarayı olduğu anlaşılmaktadır. bu saray ismâil b. ahmed tarafından yapılmış, sâmânîler’den sonra harap olmuştur. mansûr b. nûh devrinde rîgistan dar geldiği için semtîn köyü yolu üzerinde 360 (970-71) yılında kaleden 3 km. kadar uzakta yeni bir namazgâh tesis edilmiştir (hilâl es-sâbî, s. 402).

kale ile şehristan arasında cuma mescidi’ne bitişik bir yerde hükümdar için özel kumaşlar dokunan dârü’t-tırâz vardı. buhara’da dokunan kumaşlar, halılar, kilimler, yünlü ve pamuklular, seccadeler ırak’a ve çeşitli ülkelere ihraç edilirdi. ibn havkal ve makdisî’nin verdiği bilgilerden bu sırada buhara ve etrafında ziraat, ticaret ve sanayinin çok geliştiği, çok büyük çarşılar olduğu anlaşılmaktadır. bununla beraber makdisî buhara’dan ve halkından bazı şikâyetlerde bulunur ve evlerin dar ve yangından harap halde rutubet kokulu, sivrisinekli, yazın çok sıcak, kışın çok soğuk olduğunu, içki ve eğlenceye düşkün kötü ahlâklı kişilerin burada toplandığını söyler (aĥsenü’t-teķāsîm, s. 281).

nerşahî, istahrî ve ibn havkal buhara civarındaki şehirler hakkında geniş bilgi verirler. bilhassa ibn havkal ziraat ve taşımacılık için yapılan kanalları, bölgeninziraatının gelişmişliğini ve ürettiği malları ayrıntılı olarak anlatır. bazılarının tarihi islâm’dan önceki devreye kadar çıkan bu kanalların bir kısmından günümüzde de ziraatta ve başka konularda faydalanılmaktadır.

buhara ve etrafını göçebe türkler’in akınlarından koruyan büyük surun izleri günümüze ulaşmıştır. nerşahî’ye göre bu surların yapılmasına 168 (784) yılında başlanmış, inşaatı 215 (830) yılında bitirilmiştir (târîħ-i buħârâ, s. 29). buhara şehri bu surla çevrili kısmın ortasında değil batı yarısında yer alıyordu. surlar buhara’nın doğuda 7, batıda ise 3 fersah uzağından geçiyordu. sâmânîler’den ismâil b. ahmed devrinden itibaren etraftaki türkler’in müslüman olmasıyla bu surlar ihmal edilmiştir. kalıntıları günümüzde step bölgesinde ve buhara ile kermîne arasındaki tarlalarda görülür.

ibn havkal buhara’daki evlerin yüksekliğinin iyi ayarlandığını, binaların kale ile toplu halde yapılarak tahkim edildiğini, buhara’nın bütün tarlalarında su çıktığını ve bundan dolayı çınar, ceviz gibi ağaçların yetişmediğini, burada yetişen meyvelerin mâverâünnehir’in en iyi ve en tatlı meyveleri olduğunu anlatır (Śûretü’l-arż, s. 487-488). inşaat malzemelerinin büyük çoğunluğunun ahşap olması buhara’nın yangınlarda harap olması sonucunu doğurmuştur. bunun için şehir defalarca yeniden inşa edilmiştir.

sâmânîler zamanında buhara halkı demir, bakır, kalay karışımı soğdca ibarelerin yer aldığı muhammediye dirhemiyle gıtrîfiye, müseyyebiye, ismâiliye denilen dirhemleri kullanırlardı. sâmânîler’den ebû ibrâhim gümüş dirhemler de bastırmıştı. ibn havkal, mâverâünnehir halkının günlük alış verişlerini fülüs denen bakır dirhemlerle yaptığını söyler (Śûretü’l-arż, s. 490).

karahanlılar’dan hârun buğra han 382’de (992) buhara’yı geçici olarak işgal etti. karahanlı ilig han nasr b. ali’nin 389’da (999) şehri istilâ ederek sâmânî devleti’ne son vermesi üzerine buhara eski önemini kaybetti. daha sonra bir buçuk asır boyunca şehre hâkim olan karahanlı hükümdarlarının ancak birkaçı buhara’da oturdu. bunlar bazı yeni binalar inşa ettirdiler. buğra han ibrâhim b. nasr 436’da (1044-45) fâtımîler lehine başlatılan şiî propagandasına tepki gösterdi ve buhara’daki ismâilîler’in öldürülmesini emretti. v. (xı.) yüzyılın ikinci yarısında şemsülmülk nasr b. ibrâhim han yeni bir cuma camii, şehrin güneyinde de şemsâbâd denilen bir saray yaptırdı ve bir av sahası meydana getirdi. karahanlı hükümdarlarıyla ihtiraslı ulemâ arasındaki düşmanlıktan kaynaklanan olaylar 461’de (1069) şemsülmülk nasr b. ibrâhim’in imam ebû ibrâhim ismâil es-saffâr’ı öldürtmesiyle daha da şiddetlendi. arslan han devrinde (1102-1130) buhara en sakin ve huzurlu dönemlerinden birini yaşadı. bu hükümdar kale ve surları yeniden yaptırdı. cuma camiini ve iki yeni saray inşa ettirdi. buhara’daki daha birçok bina bu hükümdara izâfe edilir (nerşahî, s. 23, 28). kılıç tamğaç han mesud da 560 (1165) yılında şehrin surlarını tamir ettirdi.

buhara bu gerileme devrinde dahi büyük bir kültür merkezi olarak kaldı. sâmânîler’den önce şehirden başta imam muhammed b. ismâil el-buhârî olmak üzere pek çok âlim çıkmıştı. sâmânîler devrinde burada önemli bir saray kütüphanesi vardı. bu kütüphaneden istifade eden önemli kişilerden biri ibn sînâ’dır. vı. (xıı.) yüzyılda burhan ailesi (Âl-i burhân) diye de bilinen aile bir ara buhara’da müstakil dinî idare kurdu ve moğol istilâsına kadar varlıklarını sürdürdü. 5 safer 536 (9 eylül 1141) tarihinde meydana gelen katvan savaşı’ndan sonra şehir putperest karahıtaylar’ın idaresine geçti. bununla beraber buhara’da sadr unvanlı hükümdarların şehir üzerindeki nüfuzu devam etti. sadrüşşehîd hüsâmeddin ömer b. abdülazîz şehrin işgali sırasında şehid düşmüştü. onun yerine kardeşi ahmed b. abdülazîz karahıtaylar’ın tayin ettiği valiye müşavir oldu. burhan ailesi şehirden onlar adına haraç topladı. hârizmşah alâeddin tekiş b. ilarslan 1182’de buhara’ya bir sefer düzenledi. burhan ailesi 604 (1207) yılında şiîler’in başlattığı bir halk ayaklanması sırasında karahıtaylar’a sığındı. şehri kısa bir müddet esnaftan sincar melik adlı biri idare etti. aynı yıl şehir hârizmşah muhammed b. tekiş’in idaresi altına girdi. onun tarafından kale tamir ettirildi ve yeni binalar yapıldı. hârizmşahlar’ın otoritesi bir müddet daha devam etti ve alâeddin muhammed 614’te (1217-18) buhara’da abbâsî halifesi nâsır-lidînillâh adına okunmakta olan hutbeye son verdi.

cengiz han’ın mâverâünnehir’de ilk aldığı şehirlerden biri buhara oldu. şehir 4 zilhicce 616 (10 şubat 1220) tarihinde moğol orduları tarafından işgal edilip yağmalandı. kalesi ise on iki gün dayandıktan sonra teslim oldu. bu arada çıkan bir yangında cuma mescidi ile tuğladan yapılmış bazı binaları dışında şehrin tamamı yandı. bununla beraber şehir çabucak kalkındı. ögedey devrinde büyük ve kalabalık bir ilim ve kültür merkezi haline geldi. 636 (1238) yılında şehirde moğollar aleyhine bir halk ayaklanması olduysa da hocend’de oturan vali mahmud yalavaç tarafından şehir tahribata uğramadan bastırıldı ve 20.000 kişi öldürüldü. moğollar çok daha büyük bir katliama girişeceklerdi, fakat mahmud yalavaç buna engel oldu. atâ melik cüveynî’nin anlattığına göre otuz yıl önceki ayaklanma gibi bu ayaklanma da fakir tabakalar ve köylüler tarafından gerçekleştirilmişti. 662’de (1263) kubilay ile arık böke arasında meydana gelen savaşta da buharalı 5000 kişi katledilip malları yağmalandı. aileleri de öldürüldü veya esir alındı.

moğol hâkimiyetinin ilk yıllarında buhara’nın nasıl idare edildiği bilinmemektedir. cüveynî moğol valilerinden kürküz’ün hayatından bahsederken sayın melikşah’ı buhara emîri olarak zikreder. vassâf, ögedey devrinden itibaren buka-buşa ile beraber buhara valisi olarak çonksan-tayfu’nun adını verir. çinliolması gereken çonksan devrinde buhara’da çince ibare taşıyan bakır paralar basılmıştır. bu devirde buhara mollaları ve seyyidleri diğer dinlerin din adamları gibi vergi vermekten muaf tutulmuşlardır. bu devirde bir hıristiyan olan mengü (möngke) ile kubilay’ın anneleri sorkokteni bige hatun buhara’daki haniye medresesi’ni yaptırmıştır. mahmud yalavaç’ın oğlu mesud bey ise rîgistan’da mesud bey medresesi’ni inşa ettirmiştir. her ikisi de büyük medreselerdi.

7 receb 671 (28 ocak 1273) tarihinde buhara ilhanlılar’dan abaka han’ın kumandanlarından nîkpey-bahadır tarafından işgal edilip yedi gün yağmalandı. şehir ve halkı ateş ve kılıçla hemen tamamen imha edildi. kurtulanların ellerinde kalan malları ise üç yıl sonra çağatay reislerinden çuba ile kayhan tarafından müsadere edildi. vassâf’ın kaydına göre bundan sonra yedi yıl buhara’da insan yaşamamış, ancak 1283’te kaydu’nun emriyle mesud bey şehri yeniden kurmak ve kaçan halkını geri getirmek için tedbirler almıştır. mesudiye medresesi de yeniden inşa edilmiş, mesud bey şevval 688 (ekim-kasım 1289) tarihinde ölünce bu medresede gömülmüştür. fakat bu sükûnet fazla devam etmemiş, receb 716’da (ekim 1316) buhara yeniden ilhanlılar ve çağatay şehzadesi yasâvûr tarafından yağmalanıp tahrip edilmiş, bu bölgedeki şehirlerin halkının çoğu ceyhun’un güneyindeki bölgeye yerleştirilmiştir (d’ohson, ıv, 567 vd.). 733’te (1333) şehri ziyaret eden ibn battûta cami, medrese ve pazarların harabe halinde olduğunu söyler. moğol istilâsı sırasında buhara orta asya’nın en önemli sûfî merkezi idi. mutasavvıf-şair seyfeddin el-bâharzî (ö. 659/1261) ve ahfadı buhara’da yaşamış ve irşad faaliyetlerinde bulunmuşlardır.

çağatay hânedanı ve timurlular devrinde (1370-1500) buhara bölgenin siyasî hayatında önemli rol oynamamıştır. bu devirde buhara’da meydana gelen en önemli olay, bahâeddin nakşibend (ö. 791/1389) tarafından kurulan nakşibendiyye tarikatının ortaya çıkmasıdır. bahâeddin nakşibend hayatını buhara ve civarında geçirdi. doğum yeri kasrıârifân’daki bahâeddin türbesi ziyaretgâh oldu. onun müridleri arasında bulunan hâce muhammed pârsâ adıyla meşhur muhammed b. muhammed hâfız-ı buhârî (ö. 822/1419) buhara’da çok etkili idi. muhtemelen onun önderliğinde nakşibendiyye orta asya’nın siyasî hayatında önemli rol oynadı. uluğ bey de buhara şehrinin merkezinde bir medrese inşa ettirmiştir.

şeybânî han ıx. (xv.) yüzyıl sonlarında deşt-i kıpçak’taki düşmanlarından kurtulup buhara’daki timurlu valisine sığındı ve iki yıl burada kalarak nakşibendî şeyhlerinden cemâleddin ile mansûr’dan islâmî konularda bilgi edindi. böylece özbekler’le nakşibendîler arasında dostluk kuruldu. 905 (1500) yılı yaz mevsiminde buhara şeybânî han kumandasındaki özbekler tarafından ele geçirildi. şeybânî han bâbür karşısında mağlûp olup öldürülünce buhara özbek hâkimiyetinden çıktı (1510). ancak iki yıl sonra şeybânî han’ın yeğeni ubeydullah han tarafından geri alındı. özbekler’de de devlet pek çok türk devletinde olduğu gibi hâkim ailenin ortak mülkü kabul ediliyordu ve küçük prensliklere ayrılmıştı. hânedanın en yaşlısı olan han semerkant’ta oturuyordu. sadece 1512-1539 yıllarında hüküm süren ubeydullah han ile 1557-1598 yılları arasında hüküm süren ve 1583’te büyük han olan abdullah han buhara’yı devlet merkezi edindiler. bu iki hükümdar sayesinde buhara yeniden siyasî ve kültürel bir merkez haline geldi. buhara en geniş topraklara ve en büyük askerî güce bu dönemde sahip oldu. çok güzel binalar yapılmış, ekonomik alanda büyük gelişmeler olmuştur. abdullah han’ın ölümünden bir yıl sonra (1599) buhara hanlığı canoğulları hânedanının eline geçti. xı. (xvıı.) yüzyılın ortalarında hanlık politik ve ekonomik sahada bir çöküş dönemine girdi. özellikle subhan kulu han (1682-1702) zamanından itibaren merkezî otorite zayıfladı. ebü’l-gazî (1644-1664) ile tarih sahnesine çıkan hîve hanlığı canoğulları’nın karşılaştığı zorluklardan istifade ederek mâverâünnehir’e süratli akınlarda bulundu. enûşe han 1681’de buhara’yı zaptedip yağmaladı ve adına hutbe okuttu. ubeydullah han (1702-1711) merkezî otoriteyi güçlendirmeye çalıştıysa da takip ettiği para politikasıyla buhara halkının isyanına sebep oldu (1708). ubeydullah han’ın ölümünden sonra yerine geçen ebü’l-feyz han zamanında otorite atalıklar’ın eline geçti. atalık muhammed hakîm özbek kabilelerinden mangıt’ın reisiydi.

x. (xvı.) yüzyıldan itibaren buhara’nın da sahibi olan özbekler rusya ile ilişkilerini artırdılar. 1153 (1740) yılında safevî hükümdarı nâdir şah buhara’yı zaptetti. ebü’l-feyz han ile nâdir şah’ın ölümünden (1747) sonra şehir istiklâline kavuştu. canoğulları’nın buhara’daki kukla hükümdarı yerine mangıt kabilesinden atalık muhammed rahîm han ilân edildi. onun yerine geçen dâniyar bey sadece atalık unvanıyla yetindi. bunun oğlu murad mâsum şah 1199’da (1785) han unvanı yerine emîr lakabını aldı. bu dönemde bir grup iranlı şiî ile özbekler ve hârizm’den göç eden türkmenler de buraya yerleştirildi. buhara tekrar orta asya’nın en büyük el sanatları merkezi oldu. iç ve dış ticaret gelişti.

murad mâsum şah’ın yerine geçen haydar (1800-1826) çok dindar bir kişiydi. islâmî müesseseleri himaye etti. buhara’ya “tarhan” statüsü verdi ve halkını vergiden muaf tuttu. buhara hükümdarları içinde kendi adına para bastıran son kişi o oldu. bunun yerine geçen nasrullah (1826-1860) eşrafa karşı mevkiini kuvvetlendirdi ve idaredeki yetkilerini genişletti. yerli ve avrupalı kaynaklar bu hükümdarı kana susamış bir zorba olarak tasvir ederler. bunun zamanında devamlı bir ordu meydana getirilmiş, hokand hanlığı’nın merkezi 1258 (1842) yılında ele geçirilmiştir.nasrullah’ın yerine geçen muzafferüddin (1860-1885) tahta çıktığı sırada ruslar mâverâünnehir’e sağlam bir şekilde yerleşmişlerdi. muzafferüddin ruslar’a defalarca yenildikten sonra onlar tarafından işgal edilmiş olan seyhun (sirderya) vadisinde hak aramaktan vazgeçti. ruslar buhara’ya bağlı bazı yerleri 1868 yılında istilâ ettiler. fakat buhara hanlığı 1873 yılında batı istikametinde hîve hanları aleyhine genişledi. abdülahad devrinde (1885-1910) ruslar’la ingilizler arasında yapılan bir antlaşmada penç ırmağının buhara hanlığı ile afganistan’ı ayıran sınır olması kabul edildi. aynı hükümdar zamanında buhara ile ruslar arasındaki ilişkiler düzenlendi. 1887’de emirliğin topraklarında bir demiryolu inşa edildi. fakat buhara’nın istasyonu şehirden 16 km. uzaklıkta, bugünkü kagan denilen yerdeydi. ruslar demiryolu ve ceyhun nehri kıyılarına çok süratli bir şekilde iskân edildiler. 1914’te buhara hanlığı topraklarında en az 50.000 rus yerleştirilmiştir. 1910 yılında abdülahad’ın oğlu mîr Âlim buhara emîri oldu. tahsilini leningrad’da yapmış olan mîr Âlim 1917 bolşevik ihtilâli’nden sonra afganistan’a kaçtı ve orada öldü. f. ı. kolesov tarafından sevkedilen sovyet askerleri mart 1918’de buhara’yı işgale teşebbüs ettiler, fakat şehri bir buçuk gün yağmaladıktan sonra geri çekilmek zorunda kaldılar. 1920 yılı ağustos sonunda son emîr Âlim han kızılordu’nun şehri işgali sonunda tahtından uzaklaştırıldı ve 6 ekim 1920’de buhara hanlığı ilga edildi. komünist ihtilâli’nden sonra buhara, başşehri taşkent olan özbekistan sovyet sosyalist cumhuriyeti’nin bir şehri oldu. fergana ile rekabet eden büyük bir pamuk üretimi ve dokuma sanayii merkezi haline geldi. komünist rejim devrinde sovyetler birliği’nde müslüman din adamı yetiştiren iki medreseden biri buhara’da yaşamaya devam etti (diğeri taşkent’tedir). sovyet idaresine karşı başlatılan silâhlı mukavemet 1926 yılına kadar sürdü. 1923 sonunda buhara hükümeti tamamen rus kontrolü altına alındı. ekim 1924’te hükümet lağvedilip buhara topraklarının büyük bir kısmı yeni teşkil edilen özbekistan sovyet sosyalist cumhuriyeti’ne dahil edildi. buhara’nın başşehir olmaktan çıkması şehir üzerinde olumsuz bir etki bıraktı. iç savaşlar sırasında halk şehri terketti. 1926’da nüfus 41.839’a düştü. halkın büyük bir kısmı afganistan’a, geri kalanı da kırsal alanlara ve özbekistan şehirlerine kaçtı. 1930 ve 1940’lı yıllarda da baskılar yüzünden bir göç olayı daha yaşandı. ancak şehrin nüfusu ıı. dünya savaşı’ndan sonra hızlı bir artış göstermiş, 1939 yılında 50.000 iken 1969’da 69.000’e, 1970’te 112.000’e yükselmiş, günümüzde ise 200.000’i aşmıştır. buhara orta asya’nın ilim ve kültür merkezi özelliğini de taşkent ve semerkant’a bıraktı. buhara’nın nüfusu özbekler, türkmenler, kırgızlar, kazaklar, tatarlar, uygurlar, tacikler, ruslar, kafkasyalılar, ukraynalılar ve yahudilerden oluşmaktadır.

buhara tarihi hakkında yazılan eserlerin en eskisi ebû abdullah muhammed b. ahmed b. süleyman el-buhârî’nin (ö. 312/924), târîħ-i buħârâ’sıdır. daha sonra nerşahî de bir buhara tarihi yazmıştır (barthold, türkistan, s. 15-16).

1930 yılından beri buhara’da yapılan arkeolojik ve topografik araştırmalar büyük gelişme gösterdi. bugün buhara’da mevcut başlıca eserler şunlardır: ıv. (x.) yüzyıldan kalma ismâil b. ahmed es-sâmânî’nin türbesi, magaki attâr camii, seyfeddin bâharzî türbesi, 513’te (1119) yapılan namazgâh camii, xıv. yüzyıl sonundan kalma çeşme-i eyyûb’un yerindeki türbe, uluğ bey medresesi, vı. (xıı.) yüzyıldan kalma 45,30 m. yüksekliğinde bir minareye sahip xvı. yüzyılda inşa edilen kalan mescidi, 1535 yılı civarında yapılan mîr arab medresesi, birçok defa tamir edilen hâce zeyneddin mescidi.

bunlardan başka şehrin içinde ve dışında harabe halinde pek çok âbide vardır. son yıllarda artan turizm faaliyeti dolayısıyla bunlardan bazıları tamir edilmiş, diğerleri de tamir edilmeyi beklemektedir.

bibliyografya:

ya‘kūbî, târîħ, ıı, 236-237; taberî, târîħ (de goeje), ıı, 169, 268, 1514, 1529, 1693, 1888, 1937, 1992; istahrî, el-mesâlik (de goeje), s. 307; nerşahî, târîħ-i buħârâ (nşr. ch. schefer: description topographique et historique de baukhara par muhammed nerchakhy suivie de textes relatifs à la transoxiane), paris 1892, s. 1-97; câhiz, hilafet ordusunun menkibeleri ve türklerin faziletleri (trc. ramazan şeşen), ankara 1967, s. 28; makdisî, aĥsenü’t-teķāsîm, s. 280-282, 324; ibn havkal, Śûretü’l-arż, s. 482-485, 487-489, 490; seâlibî, yetîmetü’d-dehr, ıv, 115-181; hilâl es-sâbî, et-târîħ (nşr. amedroz), leiden-beyrut 1904, s. 402; sem‘ânî, el-ensâb, ıı, 100-101; yâkūt, mu`cemü’l-büldân, ı, 353-356; cüveynî, târîh-i cihângüşây (öztürk), bk. indeks; d’ohson, histoire des mongols, la haey 1834, ıv, 567 vd.; browne, lhp, ı, 365-366; r. n. frye, the history of bukhara, cambridge 1954; a.mlf., bukhara the medieval achievement, norman 1965; a.mlf., “bukhara”, eır., ıv, 511-513; e. knobloch, turkestan: tasckent, buchara, samarkand, münchen 1978; a. vambery, history of bokhara, nendeln-liechtenstein 1979; barthold, türkistan, s. 15-16, 105-127, 202-204, 276-290, ayrıca bk. indeks; a.mlf., uluğ bey ve zamanı (trc. ismail aka), ankara 1990, bk. indeks; a.mlf., “buhara”, ia, ıı, 761-768; a.mlf. – [r. n. frye], “bukhārā”, eı² (fr.), ı, 1333-1336; ibrahim kafesoğlu, harezmşahlar devleti tarihi, ankara 1984, s. 30, 35, 38, 45, 49, 50, 57, 80-82, 9597, 102, 173-176, 182, 185, 187, 207-208, 238, 241, 250, 253, 260-264, 276; ramazan şeşen, islâm coğrafyacılarına göre türkler ve türk ülkeleri, ankara 1985, s. 220-226, 244, 249, 255-256; tahâ nidâ, “buhârâ”, mecelletü külliyyeti’l-âdâb, xıx, iskenderiye 1965, s. 37-101; robin-michelle poulton, “a recent visit to bukhara and samarkand, a. view of uzbek society”, as.af., lxııı/3 (1976), s. 299-311; paul d. buell, “sino-khitan administration in mongol bukhara”, jah, xııı/2 (1979), s. 121-151; r. d. mc. chesney, “economic and social aspects of the public architecture of bukhara in the 1560’s and 1570’s”, ıslamic art, ıı, newyork 1987, s. 217-242; c. edmund bosworth, “bukhara”, eır., ıv, 513-515; yuri bregel, “bukhara”, a.e., ıv, 515-524; g. a. pugachenkova – e. v. rtveladze, “bukhara”, a.e., ıv, 525-527.

ramazan şeşen *
devamını gör...
ipek yolu üzerine kurulmuş semerkant ile birlikte özbekistan'ın kültür başkenti olan tarihte bir dönem türklere de ev sahipliği yapmış orta asya şehri. şehir gerek mimarı yapısı, gerek kültür başkenti olması, gerekse geçmişte birçok bilgine ev sahipliği yapması sebebiyle oldukça önemli merkezlerden birisi haline gelmiş. adı fars destanı şehname'de de geçen buhara'ya, özbeklerin yanı sıra yahudi ve tacik azınlıklar ev sahipliği yapıyor.

özellikle gece çekilen resimlerine baktığımda kaf dağının ardında gerçek olmayan bir şehri seyrediyormuş gibi hissediyorum. kays'ın çölü aşarken gördüğü vahalar misali beliriyor karşımda. ve rilke'nin bir sözü aklıma geliyor " demek yaşanacak yer diye buraya geliyor insanlar, bana kalsa, burada ölünür derim"

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar