#özgürler 

sene 2007, agustos. bütün gün nargile içtikten sonra yakın bir arkadaşımdan gelen yorum:

"...şimdi şu fıstık gibi hatun yalnız, demek geceleri de yalnız uyuyor. yalnız ve sıkıcı bir şekilde uyumak niye, birlikte ve eğlenceli uyumak varken.. ama bunu ona desen, tokadı basar, halbuki kabul etse, sabaha kadar nasıl teşekkür edeceğini şaşırıp ağzını kullanmadan konuşur bana.. bu iş değil ya..."
devamını gör...
iki hafta önce mâlum yakın arkadaşımdan gelen bir yorum:

"... yalnızım lan, valla yalnızım abi. şimdi ben bi taktik buldum, yarın sabah noktayı koyuyorum. alacam arabayı, çıkacam böyle fazla insan geçmeyen yollara. yol kenarında filan bir kadın gördüm mü, ahan da sorunu çözdüm demek!"

tabi bunun üzerine ben, oha lan artık o kadınları mı düşünüyorsun dedim, el-cevap hazır:

"yok lan yok, öyle değil bu. şimdi mesela sabah kız çıkmış kenardan kenardan ilerleyerek durağa filan gidiyor ya, heh işte o vakit arabayı kıl payı yanından geçirecem, onu kızdıracak mesafeden, sanki çarpacakmış gibi. sonra onu geçince ani bir frenle durup arabadan çıkarak geri gelecem. 'gerçekten çok özür dilerim, aklım sabahtan beri başka bir yerde, ne deseniz haklısınız, dikkatli olmalıydım, gerçekten çok pişmanım, eğer yanlış anlamazsanız özür mahiyetinde sizi yolumun üzerinde bir yerlere bırakayım' diyip çatala takacam golü, nihahaha"

bu adama yalnızlık gerçekten vurmaya başladı. durun ben şunu bi arayım da ne etmiş bi sorayım. sonra yazarım yeni ya da hatırladığım nano-ilginç tespit ve düşüncelerini.
devamını gör...
bunca insanla birlikte olmaya calisirsan bunca insan arasinda yanliz kalirsin yegen denilesi.

gunumuz genclerimiz maalesef ki kik olsun whatsapp olsun msn olsun facebook twitter olsun o kadar cok kisiyle konusyo muhabbet ediyor ki, bu kadar cokluk arasinda bir kisiye odaklanip onu dost edinemiyor, belkide bu onun ac gozlulugudur, herkesi elde etmek istemesidir. ama herkesi nefsi adina elde etmeye calismak kimseyi elde edememektir, sana gore ozel biri olamiyorsa sen de kimseye ozel olamazsin.
devamını gör...
bekarların bol olduğu ortamların vazgeçilmez topikidir bu mevzu.
''bir yer var biliniyor, onu bulmak mümkün ama akbil bitmiş dinine yandığım'' benzeri mısralar dökülür oturulan terasların korkuluklarından.
devamını gör...
çünküyle başlayalım. çünkü erdemsizlikten. bu-sizlik eki birçok şeyi kapsıyor. en güzeli, en çekicisini, en vefalısını, dürüstünü, sadığını ararken kendi yoksunluğunun farkına varamamak. insanoğlunun yalnızlık mefhumu insanlık tarihiyle yaşıt. fakat yeni neslin yalnızlık mefhumunda tüketme hızı ve duygusunun haddi yok.

yoksunluk da burada başlıyor. kanaatkarliğin en büyük hasmı olan tüketme olgusunun tetiklemesiyle huzuru bulduğuna kani olduğun kişiden bir süre sonra sıkılıyorsun. daha cazip gelen diğerine yönelirken daha doğrusu kaçarken sorunun kendinde olduğunu görmeden adına aşk denen şeyi yozlaştırıyorsun. kalıp mücadele etmeye çalışmak, sorunlarla yüzleşmek, engelleri aşmak yok kaçmak var artık. aşamıyorsan kaç. insanlar bundan dolayı yalnız. sadece ve sadece kendilerini kandırdıkları ve mücadele azimlerini yitirdikleri için. milyonlarca yalnızın kafasında aynı prototipler dolaşıyor: adam olsun efendi olsun insan olsun dürüst olsun. sen ne oluyorsun tüm bunlar olurken sen ne kadar kanaatkarsın ? ne kadar dürüstsün ? ne kadar mücadele edebiliyorsun ? seviyorum dediğin şeyin arkasında ne kadar durabiliyorsun ?

mutluluk kolay elde edilebilen bir şey değil. mutluluğun kolay elde edilebileceği yanılgısıyla büyüyenlerle dolu dünyada milyarlarca yalnız bir arada yaşayıp yalnız ölmeye mahkumdur.

devamını gör...
kalbimizin kırıklığı, hayatımızın yol ayrımları, yediğimiz beşeri silleler... mahreç'imizin hemen altından başlayıp, midemizin üstünde biten koca boşluğun ismini ''yalnızlık'' koymuşuz! kemik ve kemiğin giydirildiği etçil bir fizyolojik yalnızlıktan bahsediyorsak; kabahat belki de bizlerin göğsünde ıslak bir bıçak gibi yatmakta. o bıçak: bazen günahlarımız, bazen arzularımız, bazen onursuzluğumuz, bazen dürüstlüğümüz... iyi ve kötü herşey. insan, kendi içindeki kendine yabancı olsun! heyhat! okşadığı her saç teli dikenli bir tel, öptüğü her gamze azap çukuru, bakıştığı her çift göz iblisin bakışı...

modern dünya hayatı, makinelerin şaşırtıcı gelişmişliğine aldanıp, rahat bir ömrün saadetini düşlerken... kelam ve muhabbet, iki hecelik sığ kelimelere yedirildi. kadim insan avcı iken, modern insan av oldu. avcı hür ve korkusuz, av aciz ve pısırık.

tertemiz ve berrak nehri simgeleyen maneviyatımızı kirlettik. nehir, deniz gibi değildir. kir nehri öldürür. iniş ve çıkışlarımızın göbek adı: yalnızlık.

biraz dürüst olalım ve eteğimizdeki taşları kafamıza dökelim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar