burası dünya ve biz artık çok sıkıldık

(bkz: bitse de gitsek)

dönmek istiyoruz artık. bu sürgünün bitmesini. bu yağmurun dinmesini. bu seslerin kesilmesini. bu düzenin değişmesini. bu sıcağın dinmesini. bu soğun ısınmasını. bu siyahın beyazlaşmasını. bu beyazın siyahlaşmasını. bitsin istiyoruz artık. dönmek istiyoruz sana.

al geldik işte
kapındayız.
boynumuz önümüzde.
ismail in say bizi de.
devamını gör...
hak verdiğim kişi söylemidir.

ben de çok sıkıldım be sözlük. hiç bir şeyin anlamı da tadı da yok bu dünyada. mutluluk denen şey ömre vurulduğunda, mikrosaniyeler kadar kısa ve riyakar. mutluluk demesek keşke ona be sözlük, sanrı falan desek mesela. yanıldığımızı sansak o anlarda ve geçmiş olsa hepimize.

sorularla yaşamak iyi gelmiyor bana sözlük, cevapları bulmak için gönderilsek de dünyaya. kendimi dev bir soru işareti gibi hissediyorum da hangi cümlenin sonuna yerleşeyim bilemiyorum pek.

cümlelerim de bıktı ünlemlerden, üç noktalardan, biz de çok sıkıldık dünyadan. bana kocaman bir nokta gerek sözlük. o nokta ki kara bir delik olsun toprakta, beni, benliğimi, defterimi, kaderimi başka bir taraflara taşıyan...
devamını gör...
sıkıldım uzaya gitmek istiyorum diyen kişi söylemidir, veya cennete gideceğini garantilediğini zanneden kişi söylemidir.sıkıldım diyenlerin azrail gelince 'daha erkendi ' demesi muhtemeldir.ney gibiyim hüzün dolu sesler çıkarıyorum cennetten ayrı olduğum için havalarını geçin insanoğlunun dna sında var yaşama isteği.
devamını gör...
farklı yerlere çekilebilecek kadar göreceli ama bir o kadar da yalın bir ifadedir.

kendinden bağımsız bir dünya tasavvurunda, dünyanın acımasızlığı, yalanı, dolanı, faniliği, kötü insanları, cevaplanmamış soruları, sorusu bulunmamış cevapları, günahları gibi olumsuzluk ihtiva eden durumlardan yakınıyordur muhtemelen kişi. gördüğü bu tablo karşısında iyiliği, adaleti, güzelliği evetlediğini ama bununla birlikte kendisiyle bağımlı dünya tasavvurunda "mücadele edecek gücüm yok" itirafını da belirtmiş olur. yani olumsuzluğundan ötürü sıkıldığı dünyayı, bu sıkıntıya yol açan olumsuzluklardan kurtarma biletini yırtıp attığını ilan etmiştir. oysa dünyadan sıkılmak yerine dünyaya hakkaniyetli bir nazarla yönelip değiştirebildiği kadar olumsuzluk değiştirmeye gayret sarfetmeli ve bir nevi karınca misali menzile varamasa da o yolda olmalı. zira hiçbir kişi cenneti kazanmış, cenneti garantilemiş değildir genel itibariyle. hal buyken cenneti kazanma biletinin tek mercii ve tek yolu işbu sıkınılan dünyadır. dünya hayatı devam ettikçe kişinin cennette parselleyeceği alanı genişletme imkanı vardır, daraltacağı yada hepten yok edeceği gibi. ama burası rabb'in mutlak hakikat diyarına götüren zebercet taşlı bir köprüsüyse, burada yere düşenlerden, birbirini köprüden aşağı atmak için itip kakanlardan, köprünün düşen taşlarından, tahtalarından yakınmak yerine ufku ileriye taşımak ve köprüde gidebileceği yere kadar gidebilmektir esas olan. insan sıkıldığı kişinin, yerin, vakanın müntesibi olmaz, olsa da içten gelen değil metazori olan bir durum olur bu çoğu zaman. o halde insan, cenneti garantileyip ruyetullah aşkıyla bir an evvel yolcu olmak erdemine sahip değilse*, kendisini sıkılmaya ve beraberinde gayretsizliğe sevkeden miskinliği ve buna yol açan tüm meşguliyetleri ortadan kaldırmalıdır. ve bir rahimden geldiği bu hayatta diğer rahim'e gitmek için tek merci olan dünyayı sevmeli, saymalı, önemsemeli ve ondan sıkılmamalıdır. ifrata ve tefrite düşmeden dengeli bir dünya tasavvuru geliştirmeli ve sağlam ayaklarla yürümeli. "biz dünyadan gider olduk / kalanlara veyl olsun değil selam olsun" denmesi belki de bu sebepledir..
devamını gör...
lise yıllarımda sık sık mırıldandığım şiir.
ve yine yeniden dağılmış pazar yerlerine döndük!

bir parça gelsin şiirden.

''işaretler ortadayken çöllere daldık
kalp verdin korkunç yaralandık
akıl verdin, iyiliği esir aldık
ekranda kıtadan kıtaya atılan bir füze
gazetede karşı kaldırıma geçerken çiğnenen bir adam
durmadan dönen bir dünyada nerede olunabilirse
orada bile değiliz ve bilmiyoruz böyle nasıl
çamur olabilir kan olabilir karanlık olabilir böyle nasıl
ele geçirir dünyayı gece
gece gece gece
her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne
her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi
bilmiyoruz
çünkü
bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunu
kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek ve gülümsemekle meşgulüz şuan
sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanları'' mevlana idris
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar