butimar

pers mitolojisinde efsanevi bir kuşŸ. su ihtiyacını deniz suyuyla karşŸılayan ve aynı zamanda denize aşŸık bir kuşŸ. denizi o kadar çok seviyor ki, denizin suyu bir gün biter diye ondan hiç su içmiyor ve sadece denizi seyrediyor.
devamını gör...

göl kenarlarında yaşayan bir kuş. ama su içmez,içerse kuruyacağına inanır. iranın mitolojik imgelerinden biri. adına şahane bir fon müziği de var.

devamını gör...
kaan murat yanık'ın kitabı.

kitap:eskader 2015 kültür sanat ödülleri kapsamında 'yılın romanı' ödülüne layık görülmüş kitap.
eskader nedir bilemiyorum. eskaza rastladım.kitabın konusu çok ilginç ileride almayı düşünüyorum
kitabın bilgisi:

edebiyat dünyasının son yıllarda dikkat çeken ismi kaan murat yanık’tan sıradışı bir psikiyatrın romanı: butimar – sessizliğin kanatları bir tarafta dünya ile arasında ciddi problemler olan, yanlış yüzyılda yaşadığını düşünen, çarşafa bürünüp kadın kılığında istanbul sokaklarını arşınlayan, hastalarının hayatlarına müdahil olan ve kendi rüyalarını dahi tasarlamaya çalışan bir psikiyatr… diğer yanda ise başka bir yüzyılda akan kırmızı bir hayat: savaş, aşk, simya, büyü, göç, devrim, sefalet ve dostluk… 20. yüzyıl başları, erivan, bolşevik devrimi, ermenilerle türkler arasındaki kavgalar-aşklar, simya ve ilkel psikoloji… butimar – sessizliğin kanatları, gerçekle hayal arasındaki sınırın silikleştiği bir roman. doğu-batı, laik-muhafazakâr ve madde-mânâ çatışmalarıyla örülen bir arka plan… edebiyat dünyasının son yıllarda dikkat çeken ismi kaan murat yanık, hayaller, rüyalar ve halüsinasyonlarla karışık bir belleği, büyülü gerçeklik akımına da göz kırparak resmediyor. ve okura akıcı, şaşırtıcı, doyurucu bir roman vaat ediyor. butimar’la herhangi bir yerde mahsur kalmak isteyeceksiniz. “iki husus kafamda dolaşıyordu; ölmek ve delirmek. iki hal de ne hissedilebilir ne de doğrulanabilirdi.

ölmüş ya da delirmiş olabilirdim yani. yalnızlığın bilmem kaçıncı evresini yaşadığımı bilmez halde, tamamlanmamış insanları yararak yürüdüm. otobüsler, tramvaylar, duraklarda bekleyen insanları metal canavarlar suretinde yutup hızla kaçırıyorlardı. eve girer girmez bir şarkı koydum kendime. bir daha, bir daha başa sarıp dinledim. bir tarafım söylemek istediklerimle doluyken, diğer yanım onları yok etmekle meşguldü. arada kalan bendim ve ufalanıp yok olmamam bir mucizeydi. bir yanım diğerine şunu söyleyebilmişti en azından, bunu duyabildim… şarkıyı değil, o şarkıyı ilk dinlediğin zamanki kendini özlüyorsun. o zamana dokunamadığını anlayınca da şarkıyı bir daha dinliyorsun.”
devamını gör...
ingiltere sokaklarından attığı “günaydın” temalı fotoğrafları ile kıskandıran yazar. burada öğlen vakti olduğundan hiç haberi yok. gitmek çok değiştirmiş çok...
devamını gör...
butimar kuşu , denize ve suya aşık bir kuş olarak tasavvur edilir. bu kuş deniz kıyısına konup tek başına oturup denizi seyreden, “her gün gördüğüm bu uçsuz bucaksız deniz, bir gün kurursa, ben ne içerim?” diye tasalanan, susuzluktan ölmeye gelene kadar da sudan içmekten imtina eden, varlık içinde yokluk çeken, derya içinde deryadan nasibini almayı bilmeyen bir kuş olarak düşünülür. bir yönü ile de kanaati ifade eder.
ayrıca butimar hüznün ifadesi olmuştur, hüzün sahibi kuş anlamına gelen malik’ül hüzn balıkçılı olarak da ifade edilmiştir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.