büyükada

bizans zamanında soyluların ve tahttan edilen düşŸük imparatorların sürgün yeridir.. ( sürgüne gönderilenlerin gözlerine mil çekildikten sonra bu yolculuğŸa çıkarıldığŸını da söylemek gerek )

prens adalarının da en büyüğŸüdür. ( kınalı, burgaz, heybeli, büyükada ) 6-7 eylül olaylarına kadar azınlıkların hakimiyetinde olan bu yerler özellikle büyükada daha sonra türklerin çoğŸunlukta olduğŸu bir yerleşŸim yeri halini almışŸtır.

gerçi son yıllarda özellikle güneydoğŸudan gelen işŸçi göçüyle ada küçük bingöl olmaya doğŸru gitmeye başŸladıysa da doğŸal güzellikleri ve istanbulda denize girilecek tek tük yerlerden biri olması hasebiyle özellikle yazın hafta sonları, günlük olarak çok büyük göçler alır..

adanın en yüksek tepesinde yer alan ve kendisiyle aynı adı taşŸıyan aya yorgi manastırına paskalya da çaput bağŸlamaya giden binlerce kadının arasında türk kızlarını da görmek mümkündür ( ne alakaysa )

tavsiyem özellikle hediyelik takı alacaksanız sıkı pazarlık yapmalısınız.. eğŸer yapmazsanız gerçek fiyatından üç kat fazlaya kakalanır size.. ( liseyi bitirdiğŸimde orda hediyelik eşŸya mağŸazasında çalışŸıyordum ordan biliyorum )

büyükada' nın en güzel zamanı cumartesi geceleri son vapur gittikten sonra yaşŸanmaya başŸlanır.. ada sakinleri en güzel kıyafetlerini giyerek saat meydanında toplanıp hasbihal etmeye başŸlarlar sabaha kadar.. bütün dostlar biradadadır, hasret giderirler.. eğŸlenirler.. orada şŸu türbanlı, bu musevi, o laik gibi bir ayrım yoktur.. orada herkes insan olarak değŸerlendirilir.

günlük gezi için adaya gelenleri eğŸer dindarlarsa hamidiye camii önerilir.. muhteşŸem bir mimarisi vardır. 2. abdülhamit' in yaptırdığŸı ( adından da anlaşŸılacağŸı gibi ) eserlerden biridir. yemek içinde konak et lokantası ( içkisizdir ) tavsiye edilir.

laik arkadaşŸlarımızsa istedikleri yere takılabilirler.. üyelikleri varsa anadolu clübe, hemen karşŸısındaki disco ya. sahilde ki bütün balık restoranlara, (parasızlarsa diliskelesinde piknik yapmaya-sadece girişŸ ücretlidir-)

adanın arkaında yeralan, rum yatılı okulunun ( şŸuan harebe halindedir ) biraz aşŸağŸısında ki eşŸek meydanı olarakta bilinen aya yorgi meydanından geçilerek gidilen aşŸıklar parkına ise laik arkadaşŸlarımızın gündüz gitmesinde bir sakınca yoktur ama dindar arkadaşŸlarımız akşŸam gitmeliler ki gözler sadece doğŸal güzellikleri görerek günaha girmesin, kulaklar sadece ağŸaç yapraklarının çıkardığŸı hışŸırtılarla meşŸgul olsun.. ve o aralarından çıkan otların kapatmaya çalışŸtığŸı parke yolda yürürken kainatın sahibini düşŸünerek içimizden ona şŸükredelim böyle güzel bir doğŸa yarattığŸı için..

faytonlara değŸinmeden olmaz değŸil mi.. adaya aslında 2000 li yılların başŸında elektrikli arabalar gelecek ve bizde o bok kokusundan kurtulacaktık.. ama unuttuğŸumuz tek şŸey faytoncuların amerika da ki musevi lobisine taşŸ çıkartan bir lobi' ye sahip oldukları gerçeğŸiydi.. bizde artık bu gerçeğŸi kabullendik ve o kokular en güzel parfümden bile daha hoşŸ gelmeye başŸladı burnumuza ( 10. kural- kaçınılmazsa zevk alacaksın )

günlük gelenler için faytonlar küçük tur ve büyük tur olarak iki ayrı fiyat tarifesiyle çalışŸır.. ne kadar bilmiyorum.ama pazarlık yapmayın,1 kuruşŸ inmezler. denize bedava girmek isteyenlere çıkarma gemisinin yanaşŸtığŸı iskeleyi, sosyetik takılmak isteyenler içinse yörük ali plajını öneriririm.

ama gün olurda ihl sözlük yazarları ada da toplanmak isterlerse toplanılacak yerden yemeklere kadar herşŸeyi ayarlarız ( detroitli kızıl' ın başŸına gelenden kendime de tecrübe çıkardığŸım için 20 kişŸi gelecek ona göre yemek hazırlat denirse 5 kişŸilik yemek yeter, yetmezse paylaşŸırız cancağŸızlarım )

ada bence kışŸın görülmeli.. bomboşŸken.. sadece senindir ada o zaman.. kendinle başŸbaşŸasındır.. kendinin farkına varırsın be..
devamını gör...
kabataştan binildiğinde ulaşması 1 saat 45 dakika süren ada. bakıldığında pek de bir özelliği yok ve ada havasını hissedemiyorsunuz. şehirleşmenin arttığı her yerin insan kaynadığı kalabalık bir ada haline gelmiş. sözde arabaların olmadığı adada faytondan geçilmiyor. adanın tamamını gezemedim sanırım belki ondan tepelerde dinlenmek için deniz manzaralı güzel yerler yapılmamış, yok gibiydi. sadece aya yorgi kilisesine çıkmadan önce bir çay bahçesi var. yine de tatil gününün çok güzel geçeceği bir yer. eğer gençseniz ve arkadaşlarınızlasanız hemen bir bisiklet kiralamanızı tavsiye ederim çünkü yürüyerek gezilemeyecek bir yer ya fayton tutar rahat rahat gezersiniz ya da bisikletle güneşin altında terleye terleye, yorgunluktan bitap düşene kadar pedal çevirirsiniz. ama bunun zevkini faytonda alabilir misiniz bilemem. bisiklet kiralamak için acele etmeyin önce bir araştırın derim, çünkü her yer farklı bir fiyat söylüyor en makulü günlük 7,5 vererek dilediğiniz gibi gezmeniz.

gezerken eğer denizi sol tarafınıza alıyorsanız uzun ve yorucu bir yol sizi bekliyor. sürekli geçen faytonlar olmasa mükemmel bir yol ve gezi olacak fakat o dar ve güzel yollarında pedal çevirmek sol tarafına baktığın zaman masmavi denizi görmek insanın içine inanılmaz bir keyif ve huzur veriyor. yol boyunca genelde rampa tırmanıyorsunuz bu da çok yorucu oluyor haliyle. en sonunda azimle ilerlemenin vermiş olduğu ödülü çay bahçesine ulaşarak alıyor ve buz gibi kolanızı büyük bir iştahla yudumluyorsunuz. bizim yaptığımız hatayı yapmamanız için söylüyorum tekrar geldiğiniz yere gideceğiniz zaman muhakkak geldiğiniz yoldan gidin. neden mi size başka bir yol gösterirler oradan yol alırsınız fakat 5 dakikaya kalmadan geldiğiniz yere varmış olursunuz. bunda ne mi sakınca var, bir saati aşkın süredir güneşin altında rampaya karşı pedal çeviren siz onca yolu 5 dakikada dik bir rampadan inerek katedersiniz, halbuki dönüş yolu aşağı olacağı için geldiğiniz uzun yolu tercih etmeniz sizin alacağınız keyfi daha da arttıracaktır.

dönüş yolunda artık yorgunluktan bitap düşmüş olan siz vapurda yer bulamadığınız zaman hiçkimseyi umursamadan hemen uygun bir köşeye sinip yere kurulacaksınız. uykunuz varsa da uyuyun gerçekten zevkli oluyor. ya da siz uyumayın sevgilinizle gittiyseniz sevgiliniz sizin omzunuzda uyusun siz de onu seyredin, güneş geliyorsa da elinizle sevgilinizin yüzünü koruyun. bunun da tadı bir başka. eve geldiğinizde bacaklarınızın ağrıdığını ve oturamadığınızı fark edecek ama asla şikayet etmeyeceksiniz. giderken fotoğraf makinenizi kesinlikle unutmamanız gereken bir yer. manzarası, tarihi yerleri vs. bunlardan öte gitmiş olduğunuz farklı bir yerde anınızı ölümsüzleştiren, geçirdiğiniz güzel bir günü belgeleyen makine çantanızdaki yerini muhakkak almalı.

son olarak insanların dediği 'her yerde at pisliği var, pislik kokusundan geçilmiyor....' tarzı yorumlara kulak asmayın bir süre sonra bu kokuyu hissetmiyorsunuz bile. gidin, görün, gezin, eğlenin...
devamını gör...
istanbul'dan pek bir farkı olmayan ada.en popüler ada olmasından kaynaklansa gerek yazları çok kalabalıktır.ilkbaharda ya da sonbaharda gitmek daha mantıklıdır.istanbulda bulabileceğiniz hemen hemen her şey vardır bu adada.hatta bim'in bir şubesi bile.åžehirleşmiştir artık.ada dediğin biraz izole olmalı dedirtir insana.
devamını gör...
bostancı'dan kalkan deniz otobüsleriyle ortalama 40 dakikalık bir yolculuk yaparak ya da kartal iskelesinden kalkan motorlarla 20 dakikalık keyifli bir deniz yolculuğunun ardından kolaylıkla ulaşılabilecek masal diyarı.
devamını gör...
bisikletle tur yapacaklara daha az yorucu olan saat yönünün tersi istikametini önerdiğim ada. hafta sonları inanılmaz kalabalık oluyor. imkanı olanların yaz döneminde hafta içi ya da daha önce üstadların değindiği gibi kış mevsiminde gitmeleri, hem yolculuklarının hem de adada gezip dolaşmalarının rahatlığı açısından önemli.

dikkatimi çeken başka bir nokta ise başörtülü kızlarımızın, erkeklerle rahatça el ele kol kola gezmeleri. elim sende oynamanızda bir sıkıntı yok diyelim, evliyseniz. lakin sınırları aşanlarını da gördü bu gözler. istanbul'dan kaçıp kaçıp buralara mı geliyorsunuz, birileri görmesin diye. yazık.
devamını gör...
maden de ki bir villa nın sezonluk kirasıyla izmit te bir gecekondu alabilirsiniz.ama istanbul un göbeğinde ormanın içinde yaşamak istiyorsanız ideal tek yer.
devamını gör...
genelde yaz günlerinde gidilmek üzere seçilen mekan olmakla birlikte, bence yanlış seçimdir.
bir kere bisiklet kullanmak başlı başına eziyettir, o yokuşlarda. bir de yaz sıcağında insanlar nasıl katlanıyor çözebilmiş değilim. aya yorgi kilisesine çıkan yokuşta ben yürümekte zorlanırken bisikletle çıkan insanlar görüp takdir ettim, ben kendimi bırakmış yuvarlanırcasına inerken bisikletle rüzgar gibi geçenlere de imrendim hep. yine de adada bisiklet sürmek isteyenlere adanın heybeli versiyonunu önermekteyim. binalar, ortam o kadar iyi olmasa da yolları düz arkadaş, en azından.

yazın gidilmemelidir, sebep2: adamlar o kadar para verip orada yalıyorlar, orada yani o at kokusunun içinde. yazın pis koku denilen illet daha bir etkili olduğundan, daha bir çekilmez.

yazın gidilmemelidir, sebep3: siz gider tepeye varırsınız güç bela, kendinizi bir köşeye zor atarsınız, şöyle bir denize karşı geçtiğinizde, kıyıya yanaşmış yatları, denize giren insanları manzarayı doldurmuş bulursunuz. ben ki sufobik bir insanım, o sıcaklarda 'kıyafetlerimle denize atlayasım geliyor arkadaş.

yazın gidilmemelidir, sebep4: piknik alanı dolu olur, yer bulunmaz.

yazın gidilmemelidir, sebep5: dört taraf denizlerle çevrili olduğundan, her taraf buram buram nemdir. sıcaklık, güneş, bıkkınlık, susuzluk...hepsi double, hatta triple etkili olabilir.

neyse işte, bence ılık bir sonbahar günü gidilip görülmelidir. ben gittim mi böyle bir vakitte? yoo... arkadaşlarımı yukarda dizdiğim sebeplerle ikna edebildiğim birgün artık, inşallah.
devamını gör...
transit minibüse, belediye görevlilerinin otobüs dediği güzelimsi sayılabilecek ada. bir - iki tane transit araç var o da belediyeye ait. aya yorgi ye çıkarken çok faydası olmuştu. Allah lastiklerine kuvvet versin o arabanın. * ama köpeklerden ada da yürümek zor. adım başı köpek. kaç tane köpekten koşarak uzaklaştığımı unuttum. köpeklerden kaça kaça bir hal gelmişti.

hem biraz da çamlıcaya benzettiğim adacık. çam ağaçları büyük çamlıca tepesindeki koruyu anımsatıyor. çamlıca daha güzel elbette. her yerde köpek yok insanın başına bela olabilecek. çay içerken kedi dolanmıyor ayaklarınıza.
devamını gör...
normal plaj girişi 20 tl, halk plajı girişi 10 tl, bu plajlara faytonla gidiş ortalama 15 tl...

baştan söyleyeyim de...

ona göre...

amacınız yüzmekse, kesinlikle tavsiye etmem, ızdırap dolu bir gün olur sizin için...

ama piknik, gezi, fotoğraf, nostalji vs. derseniz en azından bir defa gidin derim...
devamını gör...
prens adalarının en büyüğü, güzelliğiyle göz dolduranı. adadolu kulübü binasıyla(ki mimaride yine turgut cansever) girerken mimari bir olmuşluk, oturmuşluk göze çarpar. hüsrev-kezban hatemi, nuriye akman'ın yazlık evleri buradadır. reşat nuri'nin evi de vardır burada.
devamını gör...
birbirinden güzel ve aşikar ki çok da pahalı evlerin** bulunduğu ada. bir istanbul yeditepesi olmasa da sokakları genelde yokuş şeklindedir. bu yüzdendir ki bisiklet kiralamaya hiç cesaret edemedim.

her köşesi buram buram at kokar, zira yolları fayton doludur, -ki bunların atları yüzünüze kişnemek olsun, kolunuzu yalamak olsun istenmeyen samimiyet gösterilerinde bulunabilirler. pek sıcakkanlı hayvanlar canım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar