çarşaf

islamın emrettiği bir giysi çeşidi degildir.islamda yani kur'an'da cilbab yani bir dış kıyafet olarak geçer.kadınların dışarı çıkarken, vücud hatlarını belli etmeyecek bir dış giysi giymeleri istenir.bu dış kıyafet çarşaf degildir.çarşafta bir dış kıyafet olabilir ancak islamın emrettiği, ya da standartlaştırdıgı bir kıyafet degildir.

islamın emrettiği giyinme şekli için uygundur fakat islamın kadınlar için standartlaştırdıgı bi kıyafet degildir.*
devamını gör...
ilk olarak sümerler'de görülen esvap.

Sümerler'de parayla cinsel ilişkiye girmek*(u:fahişe)(u:kevaşe)* o derece büyük hâle gelmiştir ki tüm kadınlara o.. muamelesi yapılmaya başlanmıştır. bunun önüne geçmek isteyen dönemin yöneticileri ortaya çarşaf/burka'yı atmıştırlar.

hayat kadınları kanundan sonra çarşaf/burka giymeye başlamışlardır. böylece günlük kıyafetleriyle tanınmadan gezmeleri mümkün olmuş, normal hanımlar ise tacizlerden kurtulmuşlardır.
devamını gör...
çarşaf giyildiği günden bugüne kadar o kadar kötülendi, karalandı ki muhafazakar kesimin gözünde bile tu kaka ,öcü haline getirildi . bugün en dindar insan bile çarşafı estetik olmayan, itici bir kıyafet tarzı olarak görüyor . sorun bakalım hangisi yanında çarşaflı bir kadını gezdirmek ister .başörtü olabilir kabul görür fakat çarşaf kabul görmez, göremez, görebilemez .
ayrıca , çarşaf denince akla hemen aydın ve laik olduğunu iddia eden kadınlar geliyor, neden bilemiyorum. ...
devamını gör...
kullanılması Allahın yegane dini olan islamın emirlerinden birisi olan bayan kıyafeti. namaz ve oruç gibi yani. sadece namaz ve orucun nasıl olacağı ayrıntısı kur'an'da verilmemiş, çarşafın nasıl kullanılacağını detaylı olarak söylemiş Allah-ü teala *.

devamını gör...
bir araştırma yapılmış çarşaf ve çarşafla birlikte giyilen kıyafetlerin toplam uzunluğu 9 metre imiş.kefenin toplam boyutu da 9 metre imiş bazıları bu kadar aşağıladığı kıyafeti enin de sonun da giyecek yani ( enin de sonun da hepimiz giyeceğiz)
devamını gör...
cilbabda aranan özellikler :

fukaha-i islâm, ehl-i sünnet âlimleri, kadının avreti ve tesettürü ile ilgili olan bütün âyet ve hadisleri göz önünde bulundurarak, kadının tesettürü için aşağıdaki özelliklerin şart olduğunu belirlemişlerdir:

1. "cilbab" bütün bedeni örten bir örtüdür. cilbabın farz kılınmasının asıl hikmeti, fitneyi ortadan kaldırmak için yüz ve eller dâhil bütün bedeni örtmektir, sadece avret mahallini örtmek değildir. çünkü avret mahalli elbise ile zâten örtülmektedir.

2. cilbab, ince ve şeffaf olmamalıdır. çünkü tesettürden maksat, bedeni göstermemektir. halbuki şeffaf bir örtü vücudu gösterir, hattâ bazan daha câzib hâle getirir. dolayısı ile bu tür bir örtü ile örtünen kadın ; "zinet yerlerini göstermesinler" emrine itaat etmiş olmaz. rasã»lullah (s.a.v) efendimiz, ince bir örtü ile yanına giren baldızı esmââ’dan yüzünü çevirmiştir. (ebã» dâvã»d.) âişe vâlidemiz, ince bir başörtüsü ile gördüğü abdurrahman kızı hafsâ'nın başörtüsünü yırtmış ve ona kalın bir başörtü örtmüştür. (ibn sa'd, tabakât 8 / 71-72; muvatta' lübs / 6) bu ölçüler, görüldüğü gibi, ehl-i sünnet vel cemaatâ’in ölçüleridir.

3. cilbab, dar olup vücut hatlarını belli etmemelidir. hz. ömer (ra) halife iken, halka dağıttığı bir çeşit örtünün, vücut hatlarını belli edeceği için kadınlara giydirilmemesini emretmiştir. (beyhakã® /234-35; serahsã®, mebsã»t 10 /155)

kadının vücut hatlarını belli eden bir giysiye bakmak : fukahâ-yı islâm tarafından o uzuvlara bakmak sayılmıştır.

ibn âbidin; "kim bir kadını arkadan hayâle dalar ve kemiklerinin şekli belirecek derecede elbisesini görürse, cennetin kokusunu duyamaz" hadisini delil tutarak, uzuvların şeklini belli eden elbise, kalın olsa ve cildi göstermese bile yasaktır, demiştir. (ibn âbidã®n.)

4. kokusunu yabancılar duymamalıdır. Allah rasã»lü (s.a.v) efendimiz, kokuyu çok övmek ve tavsiye etmekle beraber, başkalarının duyacağı şekilde koku sürünüp dışarı çıkan kadının zina etmiş gibi günah alacağını bildirmiştir. yine koku sürünüp câmiye giden kadının namazının kabul olunmayacağını haber vermiştir. (ebã» dâvã»d, teraccul 7; tirmizã®, edep 35; nesaã®, zã®net 35; dârimã®, isti'zân 18)

5. kadının islâm åžeriatâ’i örtüsü, erkek elbisesine benzememelidir: rasulullah (s.a.v) efendimiz, "allah, erkeğe benzeyen kadına ve kadına benzeyen erkeğe lânet etsin" buyurmuş ve â“böyle olanları evlerinize sokmayın┠diye emir vermiştir. (buhârã®, libas 62; ebã» dâvã»d, edep 53; tirmizã®, edep 34 )

6. kadının şerâ’i tesettürünün kendisi de süslü olmamalıdır. çünkü kadınların yabancılara zinetlerini göstermeleri âyetle yasaklanmıştır. Allah rasã»lü (sav) kendisine bã®at eden kadınlardan, cahiliyye kadınları gibi, zinetlerini göstererek sokağa çıkmamaları şartıyla bã®at almıştır. (taberã® 1 / 79; heysemã®, mecma'uz-zevâid 6 / 42) kadının nâ-mahremlere göstermediği elbisesi ise istediği kadar süslü olabilir.

7. kadının emrolunduğu şerâ’i tesettür, gayrı müslimlerin özel elbiselerine benzememelidir. çünkü efendimiz (sav): "kim, bir kavme benzerse o da onlardan olur." (ebã» dâvã»d, libâs 4; müsned 50; benzer bir hadã®s için bk. tirmizã®, isti'zân 7) buyurmuş ve müslümanları devamlı, başkalarından ayrı olmaya çağırmıştır.

8. ayakkabılar, dikkat çekecek derecede ses çıkaran türden olmamalıdır. (c.c.) bu konuda rabbimiz "kadınlar, gizlemekte oldukları o ziynetleri bilinsin diye ayaklarıyla da (yere) vurmasınlar.." (nã»r / 31) buyurmuştur.


islâm dã®ni, sanıldığı gibi kadının süslenmesini ve güzel giyinmesini yasaklamış değildir, aksine buna teşvik vermiştir. hattâ altın ve ipek gibi değerli takı ve kumaşları erkeğe yasaklarken kadınlara serbest kılmıştır. çünkü kadınlar tabiaten süslenmeye meyillidir. ancak kadın, süslü elbiselerini nâ-mahrem olmayan yerde, evinde ve özellikle kocasının yanında giyecektir. günümüzde bu hâl tam-tersine dönmüş ve maalesef kadınlar, evlerinde kocalarının yanında basit ve alelâde ; sokakta nâ-mahreme karşı ise, foto-model gibi rengârenk ve cicili-bicili tarzda şık ve göz-alıcı elbiseler giyinir olmuşlardır! åžehvet ve müstehcenlik hâsıl eden bu isyânlarından derhal tövbe edip, Allahâ’ın emirlerine itaate dönmelidirler.

bu taâ’rifler muvâcehesinde anlaşıldı ki cilbab, yüz ve eller dâhil baştan aşağı bütün vücudu örten ve beden hatlarını belli etmeyen bir örtüdür. elhasıl: tesettür ikidir:

biri : avret yerlerinin örtülmesidir ki ; bu, elbise ve başörtüsü ile (zaten) sağlanır.

diğeri : fitne ve fesaddan mahfuz kalmak için islâm hanımlarının nâ-mahrem erkeklere karşı olan tesettürüdür ki ; bu da çarşaftır : cilbâbdır. (pek tabii, bir islâm hanımefendisi, sokakta perde veya paravanla gezemeyeceği için, buna en yakın olan şekilde bir örtüye bürünerek ; câzibesinden, dişiliğinden, yaşından, bedeninden, zenginliğinden ve güzelliğinden olan hiç bir şeyi nâ-mahrem'e göstermemelidir.

Allah'ın evi olan câmi'-i şeriflerde nasıl ki kadınlar ve erkekler haremlik-salâmlık oturuyorlarsa, evde de, işyerinde de, sokakta ve toplu-taşımacılıkta da aynı emir yürürlükte olup, maalesef ülkemizin lâ-dã®nã® standartları bu ilâhã® fermân'ı iptâl ederek, orman kanunlarına dönüş yapmıştır. rabbimiz tekrar islâmlaşmak nasã®b eylesin. âmin.

tesettür-ü åžerâ’ã® olan çarşafın farziyetine ve kadının başörtüsü, elbisesi, yüzü ve eli zinet ve sebeb-i fitne olduğundan onların da örtünmesi gerektiğine dâir kurâ’ân- kerim, sünnet-i seniyye, icma-i ulemâ-yı ümmet (sahabe ve müctehidin-i izâmın müşterek kararı) ve kıyas-ı fukahânın (islâm fıkhı âlimlerinin ortak mukâyeselerine dayanan) tafsilatlı delilleri bu mevcuttur.
devamını gör...
zihinler o kadar dolmuşki tesettürdeki çarşafa o kadar yazı yazılmıs yahu biriside yataa serilir desin.

åžimdi ben diyorum: bunu yatağa sererler sen üstüne yatarsın sonra pike, yorgan neyse üstüne cekersin olay budur.
devamını gör...
yatağa serilir.
bir de dini anlam kazanmış olanının işlevini bilmeyenler sürekli çarşafa dolanırlar.
deniz bugün "çarşaf" gibi derken iyi; hanımın üzerindeki "çarşaf" çok iticiydi , derken kötü anlam kazanır, sözlük kabiliyeti az dimağlarda.
çarşaf, türkiye'nin hoş mizah dergilerindendi.
çarşaf dergisindeki mizahın onda biri dahi yok gündüz gözüne çarşafa, gece gözüne sanal çarşafa dolananlarda.
başınımı bağlatsak şu çarşaf altında sevişemeyenlerin ne?! (buradan göz zinasına geçeyim: çarşafsız ya da örtüsüz, sürekli örtünme ayetleriyle alay eden "müslümaları" göz zinasıyla okşşşammmak caiz midir?.cevap; zaten cariye hükmündeler. güle güle kullanın)
devamını gör...
ahzâb sã›resi 59. âyet-i kerimesinde geçen â“cilbâb┠nedir?

tefsirlere ve arapça sözcüklere baktığımızda, "cilbab" için şu değişik tanımların yapılmış olduğunu görürüz: milhâfe yani çarsaf, vücudu baştan ayağa kadar örten bir örtü ; mikna'a, yani peçe, başörtünün üzerinden örtülen ridâ; kadının elbisesinin ve başörtüsünün üzerinden büründüğü çarsaf. bunlar "cilbâb" kelimesinin pek çok tefsirden çıkarılan taâ’rifinin özetidir.

görüleceği gibi bu tanımlarda genellikle belirlenen ortak özellik "cilbab"ın giyilenden çok, bürünülen ve normal giysinin üzerine örtülen bir örtü olduğudur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar