cehalet

bir kaç tane kitap bitirdi diye insanın kendini bir şey zannetmesi halidir.halbuki imam-ı azam hz. eğer "bilmediklerimi ayağımın altına koysaydım başım arşa değerdi" buyurmuştur.hem bir ayet-i kerimede.allahü teala "her ilim sahibinin üzerinde bir ilim sahibi vardır" buyurmuştur.velhasıl ne kelimeler biter ne ilim biter. ama çok az şey bildiği halde her konuda ahkam kesenler halkın nazarında küçük düşer.
devamını gör...
az pişirilmiş bifteği yavaşça çiğnerken ajan smith ile yeni hayatında ünlü biri olmak istediğini söyleyip kafasından matrixten haberim olmasaydı daha mutlu olurdum diye geçiren cypher'ın * erdem olarak nitelendirdiği şey
devamını gör...
rusya da tanis oldugum bir musluman grub, orucunu votka ile aciyordu dogrulari anlattigimizda bize uzaydan gelmis gibi baktiklarini unutamiyorum
bilgi eksigi=cehalet
devamını gör...

--- alıntı ---
Cehl ve cehâlet kelimeleri sözlükte "bilmemek, tanımamak, haberi olmamak; ahmak, akılsız, kaba, katı ve sert davranışlı olmak; bir şey şiddetli olmak; saldırmak, tecavüz etmek" anlamlarına gelir. İlim ve hilmin zıddıdır.

Cehâlet kavramı Kur'ân'da, iki yerde (Bakara, 2/273; Hucurât, 49/6) bilmeme ve tanımama anlamında; bunun dışında fert ve toplumların îlâhî iradeye uymayan yanlış ve hatalı inanç, söz, fiil ve davranışlarını ifade etmek için kullanılmıştır.

Kur'ân'da "cehâlet" olarak ifade edilen inanç ve davranışlar şunlardır: Şirke ve küfre dalmak (A'râf, 7/138), günah fiiller işlemek (Nisâ, 4/17), zina etmek (Yûsuf, 12/33), homoseksüellik yapmak (Neml, 27/55), alay etmek (Bakara, 2/67), sabredilecek yerde sızlanmak (En'âm, 6/35), fakirleri küçük görmek (Hûd, 11/29), emânetlere ihânet etmek ve dinî görevleri yapmamak (Ahzâb, 33/72), Allah hakkında kötü zanda bulunmak (Âl-i İmrân, 3/154) ve Allah'ın hükümlerinden başka hükümlerle hükmetmek (Mâide, 5/50). Görüldüğü üzere "cehâlet" kavramı Kur'ân'da bilgisizlikten ziyade Allah'a ve insanlara karşı olumsuz tutum ve davranışları ifade etmektedir.

Kur'ân'a göre cehâlet; insanın görünen eşya ve olayların arkasındaki ilâhî irâdeyi anlayamaması, Allah'ın âyetleri olan kâinatı Allah'ın âyetleri olarak görememesi, dinî gerçekleri anlayamaması, iradesini ve hâkimiyetini yitirmesi, şirk, küfür, nifak, isyân ve zulme dalması, Allah'a ve yaratıklarına karşı kötü, kaba ve çirkin davranmasıdır. Cehâlet; 1- a) İnsanı kâfir, müşrik ve münafık yapan cehalet; b) Âsî, fâsık ve zâlim yapan cehâlet; 2- a) Allah'a ve dinine karşı yapılan cehâlet, b) İnsanlara ve diğer varlıklara karşı yapılan cehâlet. 3- a) Basit cehâlet (bilgisizlik) b) Mürekkeb cehâlet (yanlış inanç, hatalı söz, fiil ve davranışlarda bulunmak ve bunları idrâk edememek) şeklinde kısımlara ayrılır.

Hadis usulünde cehâlet kavramı; hadis rivâyet eden râvînin halinin bilinmemesini ifade eder. (İ.K.)

Fıkıh terimi olarak, genellikle cehalet, varlık ve olaylar hakkındaki belirsizlik, bilinmezlik; cehl ise, kişinin kendisinin bilgisizliği anlamlarında kullanılmaktadır.

1. Belirsizlik - Bilinmezlik (cehalet); İslâm fıkhında, hukukî işlemlerde ve özellikle de iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, akdin konusunun biliniyor ve belirli olması gerekir. Akdin konusu ile ilgili belirsizlik garar, bilinmezlik ise cehalet kavramıyla ifade edildiği gibi, her iki kavramın birbirinin yerine kullanıldığı da görülmektedir.

Taraflar arasında çekişmeye yol açması kuvvetle muhtemel olan akdin konusundaki cehaletin, akdin sıhhatine engel olduğu konusunda âlimler ittifak etmişlerdir. Çekişmeye yol açmayacağı kuvvetle muhtemel olan durumlarda cehaletin, akdin sıhhatine engel teşkil etmeyeceğini ittifakla kabul etmişlerdir. Çekişmeye neden olması muhtemel durumlarda ise, akdin sıhhatine mani teşkil edip etmeyeceği hususunda ihtilaf etmişlerdir.

Hukukî tasarruflarda belli olması gereken hususlar şöyle sıralanabilir: Satım akdinde, akdin konusu mal, bedeli, vade ve taksit durumu; kira akdinde, kiralanan şey, kira bedeli; kefalette, kefil olunan; havalede, havale edilen miktar; ariyette, ariyetin konusu; hibede, bağışlanan mal; ortaklıkta, kârın ortaklar arasında ne şekilde bölüşüleceği; vekalette, vekaletin konusu; sulhta, sulhun konusu ve bedeli; ibrâda, ibrâ edilen; şüf'ada, şüf'a bedeli; ikrarda, lehine ikrarda bulunulan; davada, davalı ve dava konusu belli olmalıdır.

Bununla birlikte, başta Malikîler olmak üzere bazı İslâm hukukçuları, belirsizliğin ivazsız akitleri etkilemeyeceğini kabul etmişlerdir.

2. Bilgisizlik (cehl); İslâm'da kişinin sorumlu tutulması için yükümlülüğün kendisine bildirilmiş olması, ön şart olarak kabul edilmiştir. Kur'ân-ı Kerim'de, peygamber gönderilmedikçe kimseye azap edilmeyeceği belirtilmektedir (İsrâ, 17/15). Sorumluluğun temel şartı olan bilme, bilfiil bilgi sahibi olma anlamına gelmeyip, bilme imkânına sahip olma demektir. Bu nedenle fakihler, İslâm toplumunda bilgisizliği mazeret olarak kabul etmemişlerdir. Buna karşılık, yabancı bir ülkede Müslüman olup da dini hükümler konusunda bilgisi bulunmayan kişi, dinî emirleri yerine getirme ve yasaklardan kaçınma konusunda mazur görülmüştür.

Bilgisizliğin mazeret olarak kabul edilmesi için, davranışın yasak olduğunun bilinmemesi gerekir; davranışın yasaklığı bilindiği halde, buna bağlanan hukukî sonucun bilinmemesi özür olarak kabul edilmez. Ayrıca, bilgisizlik Allah hakları konusunda geçerli mazeret olmakla birlikte, kul haklarında verilen zararın tazmîni konusunda geçerli sayılmaz.
--- alıntı ---

*
devamını gör...
hayat sürecinde; özellikle belirli bir yaş dönemine kadar önlem alınmazsa ve eğitim desteği verilmezse; telafisi mümkün olmayan eksiklik ve arızaların bünyede yarattığı kalıcı deformasyondur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar