cemaleddin afgani

19. yüzyılın ikinci yarısında yaşŸamışŸ, modern çağŸın belki de ilk islami ıslahatçısı, aynı zamanda aksiyoner kişŸilik. oryantalistler tarafından en fazla yanlışŸ anlaşŸılmışŸ islam alimlerinden. suni mi şŸii mi olduğŸu bir yana müslüman olup olmadığŸı dahi tartışŸılmışŸ. ibni teymiyye ile paralellik gösteren fikirleri hep değŸişŸik kutuplara çekilir. halbuki fikirleri gayet mutedildir ve aslında kendisinden sonra gelen tüm ıslahatçılarda da gözlemlenecek bir çizginin başŸlangıcını yapar.

mısır ve hindistan gibi ülkelerde sömürgeci ingilizlere karşŸı milliyetçi hareketi desteklediğŸi ve hatta bazen bil fiil örgütlediğŸi için, kimilerince islamı sadece araç olarak kullandığŸı, aslında milliyetçi olduğŸu iddia edilmişŸtir. lakin o milliyetçiliğŸi ve ulusal bağŸımsızlığŸı islam birliğŸi ve dinin dünyada yeniden ihyası için bir ilk adım olarak görmüşŸtür. öğŸrencilerinin söylediklerine göre gayet takva sahibi, ibadetinden asla taviz vermeyen bir müslümandı.

hayatı boyunca avrupa nın ve asya nın bir çok yerini gezmişŸ, fransa da tüm islam alemine hitap eden el urvetül vuska isimli bir gazete çıkarmışŸ, oryantalist ernest renan ile münazara yapmışŸ, okumayı ve yazmayı, kısaca üretmeyi şŸiar haline getirecek entellektüel din alimleri yetişŸtirmişŸ. içtihad kapısının kapanmadığŸını, geleneğŸin de ışŸığŸında özlere dönüp, fıkıh usulünce hareket ederek bir yeniden dirilişŸin, bir islam rönesansının (bkz: en-nahda) gelişŸebileceğŸini insanlara anlatmaya çalışŸmışŸ. "islam referansı olmuşŸ, ıslahat da amentüsü".

sömürgeciliğŸe karşŸı siyasi bir hareket gelişŸtirme çabası içerisinde ağŸırlığŸı siyasete ve siyasi müttefikler kazanmaya vermesi onu hem toplumsal bir ıslahat tabanı oluşŸturmaktan uzaklaşŸtırmışŸ, hem de siyasi duruşŸu nedeniyle sık sık sürgün edilip hayatının sonunda da yalnız kalmışŸtır. bir mektubunda şŸöyle diyor:

"fikirlerimi, sarayların çorak topraklarından ziyade halk düşŸüncesinin verimli topraklarına ekseydim daha mı iyi olurdu? Birinci toprakta her şŸey çürüyor, oysa ikincisinde her şŸey yeşŸeriyor ve gelişŸiyor"

muhammed abduh gibi öğŸrenciler yetişŸtirip, kendisinden sonra gelen bir çok ıslahatçıya da referans noktası olur afgani.

daha fazla bilgi edinmek isteyenler için bkz:

islami yenilenmenin kökenleri
devamını gör...
hakkında pek bir şey bilinmediği halde, oryantalistlerin içi boş sözleri ve ithamları ile değerlendirilen mücahid bir alimdir. yaşamının tamamı her yönüyle mücadele kararlılığıyla yoğrulan afganinin çağdaşı olduğu birçok aydını ve alimi etkilemesine rağmen vefatından sonra yığınla iftiraya maruz kalması, dillendirdiği görüşlerin gelenekten ve saçmalıklardan kopuk ve tamamen kur'an'i referanslara dayanmasından dolayıdır.
devamını gör...
abdülhamid han'ın, maskaralıklarını anlayıp istanbul'da alıkoyduğu sözde aydın. kendisinin ilginç, karmakarışık ve esrarlarla dolu bir yaşamı vardır. türk olduğu da söylenir, farisi olduğu da; sünni olduğu da söylenir, şii olduğu da. hatta mason olduğu da söylenegelmiştir. nerede doğduğu bile kesin olarak belli değildir, kimileri iran'da doğdu der, kimileri afganistan'da. ingilizlerle işbirliği yapmıştır ve abdülhamid han günlüğünde kendisiyle ilgili şunları söyler:

"hilafetin elimde olması sürekli olarak ingilizleri tedirgin etti. blund adlı bir ingilizle, cemaleddin'i efgani adlı bir maskaranın el birliği ederek ingiliz hariciyesinde hazırladıkları bir plân elime geçti, bunlar hilafetin türkler tarafından zorla alındığını ileri sürüyorlar ve mekke şerifi hüseyin'in halife ilân edilmesini ingilizlere teklif ediyorlardı. cemaleddin efgani'yi yakından tanırdım. mısır'da bulunuyordu. tehlikeli bir adamdı. bana bir ara "mehdi"lik iddiası ile bütün orta asya müslümanlarını ayaklandırmayı teklif etmişti. buna muktedir olmadığını biliyordum. ayrıca ingilizlerin adamı idi ve çok muhtemel olarak ingilizler beni sınamak için bu adamı hazırlamış-lardı.
musul'daki ve bağdat'taki (ingiliz) heyetlerin satıh çalışmalarını bırakıp kuyular açmaya başladıklarını öğrendim. o zaman maksatları ortaya çıktı... aradıkları kırık küpler, küçük heykelcikler değil, petroldü!.. ittifak işi zaten istediğim şekilde yürümüyordu. teklifi red ettim. bununla yetinmedim, musul ve bağdat'ta açtıkları kuyuları da hükümetçe kapattım! ingilizler darılıp kazıları olduğu gibi bıraktılar. fakat hemen ardından, cemaleddin afgani yolu ile hilafet meselesini kurcalamaya başladılar. hicaz emirini ele geçirerek maksatlarına ulaşmak istiyorlardı."

başta da söylediğimiz gibi, abdülhamid han anlamıştır ki bu adam çok tehlikeli, istanbul'a getirtmiş ve oradan çıkmasına izin vermemiştir. burada da ölmüştür zaten.

pek muhterem mustafa islamoğlu kendisi için şöyle der: "tek kişilik bir ordu, tek kişilik bir ümmettir, göklerin kendine dar geldiği kartaldır." ha bir de demiştir ki: "efgani'yi karalayanlar, onun tuvalet bezi olamazlar."

aferin.
devamını gör...
"biliyorum ki müslümanların avrupa ile aynı medeniyet seviyesine yükselmeleri çok güçtür. felsefe ve ilmã® usullerle hakikate ulaşmak onlara yasaktır. gerçek şu ki; bir müslüman, konusu ilmã® hakikat olan her çeşit araştırmadan kaçınmalıdır. kölesi olduğu nass'a sabana bağlanan bir öküz misali bağlanan mümin ilanihaye şeriat tefsircileri tarafından çizilen yolda yürümeye mahkã»mdur."


"peki, arap medeniyeti bu kadar şaşı-kör olduktan sonra nasıl birden sönüverdi? meşale o zamandan beri neden tekrar tutuşmadı? arap dünyası neden uzun zamandan beri karanlıklarda bocalıyor? burada islam dininin bütün sorumluluğu ortaya çıkmaktadır. åžurası âşikar; bu din nerede yerleşmişse ilmi boğmuştur. bu uğurda istibdatla elele vermekte tereddüt etmemiştir."


cemaleddin efgani
devamını gör...
elimde ingiliz istihbaratının veya mason locasının kayıtları yok ama mücahit ve abid biliriz kendisini.allah kendisinden razı olsun.mehmet akiften,mustafa islamoğundan ve bu dava için taş üzerine bir taş bırakan herkesten.
devamını gör...
m. abduh ve c. efgani hakkında mehmed åževket eygi şunları yazıyor:

"reformcular cemaleddin afganã®'yi de büyük bir islam önderi ve rehberi olarak gösterirler ve ehl-i tevhid'in kurtuluş ve selametini bu zatın eteğine yapışmakta görürler. kimdir bu afganã®? bir kere afgan değildir, iran'ın ese-dâbad şehrine mensuptur. bu zat sünnã® de değildir, åžiã®dir. iki konuda, tagiyye yaparak müslümanları aldatmıştır. iranlı olduğu halde kendisini afganlı göstermiş, åžiã® olduğu halde sünnã® postuna bürünmüştür. resã»lullah efendimiz "bizi aldatan bizden değildir" buyuruyor. bu zatın bir başka özelliği de, farmason oluşudur. istanbul'da yayınlanan "mimar sinan" adlı mason dergisinde afganã® hakkında uzun bir övgü makalesi yayınlanmış bulunuyor. (mimar sinan dergisi, sayı: 127, mart 2003) afganã® bir din âlimi, bir rehber, bir mürşid değil aktivist bir islamcıdır. yalancı, karışık, bulaşık bir kişidir. bir ara, blunt adlı bir ingiliz ajanı ile birlikte halife sultan abdülhamid'i tahtından indirmeye teşebbüs etmiştir. bugün islam aleminde görülen, kitabullah'ın ve resã»l sünnetinin ruhuna muhalif nice olumsuz iş ve davranışta afganã®'nin tuzu biberi vardır. afganã®'ci reformcular, onun talebesi ve halefi muhammed abduh'u da göklere çıkarttılar. abduh da mason ve reformcudur. onun talebesi menarcı reşid rıza da bozuk fikirli ve yanlış görüşlü bir kimsedir. afganã®, abduh ve reşid rıza üç bacaklı bir şer sacayağıdır. bin dört yüz yıl boyunca islam dünyasından nice ehl-i sünnet müctehidleri, büyük fakihler, velã®ler, kâmil mürşidler, âmil ve râsih âlimler, imamlar, rehberler çıkmıştır. müslümanların bu nurlu kafileyi bırakıp da afganã® ve tilmizleri gibi birkaç sarıklı masonun peşine düşmesini isteyenlerde akıl mı yoktur, yoksa hüsnüniyet mi?" (inkişaf dergisi, no: 2)
devamını gör...
mason locasından çıktığını açıkladığı halde hala mason olduğunu söyleyenlerin utanması gerekn kişidir. mason localarını "hilf-ul fudul" gibi bir cemiyet olarak gördüğünü fakat amaçlarının başka olduğunu gördükten sonra locayı bıraktığını açıklamıştır. hakkında bir çok iftira mevcuttur. said nursi onun halefi olduğunu ilan etmiştir. fakat hernedense kimse said nursiden sapık diye bahsetmemiştir.
devamını gör...
mısırda mason locasına yazılmak için mektup gönderen ve kabul edilen adem oğlu .

şimdilerde afgani çok tartışılan bir adam oldu o yüzden biraz merak edip araştırayım dedim.yukarıdaki bilgi ahmed davudoğlunun dini tamir davasında din tahripçileri adlı kitabından alınmıştır.

ayni kitapta cemil meriçten alınma bir makale var , makelede cemil meriç şöyle yazıyor



--- alıntı ---
zavallı türk intelicansıyası . kimlerin peşinden gitmemiş.düşmanı dost , dostları düşman tanıtmış.peygamberin adını anmaya cesaret edemeyen bir efganlıyı , peygamber kadar saygıya layık görmüş ....

--- alıntı ---

cemil meriçin afgani üzerine olan fikirlerini daha ayrıntılı öğrenmek isteyenler bahsettiğim kitaba bakabilirler.


sonradan gelen düzeltme :
öncelikle şunu belirtmeliyimki afgani kimdir nedir bilmem , kendi yazdıklarını okuyacak fırsatımızda olmadı , cemil meriç fikirlerine güvendiğim bir insan olduğu için alıntı yaptım.
zaten entryde afganiyi tanımak isteyenler cemil meriçin yazısına baksınlar denilmiyor , cemil meriçin afgani üzerine olan fikirlerine öğrenmek için bakabilirsiniz deniliyor , yani arada dağlar kadar fark var.

bu farkı anlayamayıp bize düşünmediğimiz imasını yapmak sui zandan başka bişey değildir.
devamını gör...
kahire mason locası'nın kurucusu ve büyük üstadıdır. 1960â’ta fransaâ’da basılan 'les francs macons' kitabında ise osmanlı'da masonluğun yayılmasında büyük çabaları olmuş şahıs olarak nitelendirilmektedir. 1869 yılında peygamberliğin bir sanat ve meslek olduğunu iddia etmiş ve osmanlı ulemasının ayaklanmasına neden olmuş ve bu yüzden osmanlı'dan sınır dışı edilmişti..

ayrıca said nursi divan-ı harbi, iki mekteb-i musibedin åžehadetnamesi adlı kitabında şöyle demiştir :

“seleflerim; cemalettin-i efgani, muhammed abduh, ali suaviâ…â” â’dir.
devamını gör...
"hilafetin elimde olması ingilizleri hep tedirgin etti. blund adlı bir ingiliz ile efgani adlı bir maskaranın el birliği ile ingiliz hariciyesinde hazırladıkları bir plan elime geçti. efgani'yi yakından tanırdım. tehlikeli bir adamdı. bana bir ara mehdilik iddiasıyla bütün orta asya müslümanlarını ayaklandırmayı teklif etmişti. derhal reddettim. bu sefer blund ile işbirliği yaptı. kendisini istanbul'a çağırttım. bir daha istanbul'dan çıkmasına izin vermedim."

abdulhamid han, sultan abdulhamidin hatıra defteri (haz. ismet bozdağ)
devamını gör...
"1355 numara ile åžarkın yıldızı locasına kayıtlı bir mason olan, islamâ’a duyduğu güvensizliği açığa vurmaktan çekinmeyen ve peygamberlik sanatlardan bir sanattır diyen efgani, bir ilim adamı değil, siyasetle uğraşan bir nankördür. fesatçılığı sezilince ulema tarafından istanbulâ’dan kovulmuş, mısırâ’a kaçmıştır. "
ahmet davudoğlu, din tahripçileri


"İngiliz belgelerine göre bir ilaha inanmayı şart koşan İskoç mason locası'na üye iken, buradan ateistlik ithamıyla kovulmuş, o da ateistliğin makbul sayıldığı fransız grand orient locası'na reis olmuştur. "
dr. m. reşad, efgani etrafında makaleler


"efgani, her mason gibi İslamiyet'i içerden yıkmaya çalışmıştır."
prof. m. kaya bilgegil, ziya paşa
devamını gör...
ukde doldurdum.**
kendisi islam aleminin en karışık adamlarından biridir. bir kısım ulemamız tarafından sevilmiş fakat sevilme sebebi onu doğru bir insan sandıklarından olsa gerektir. zira onun karıştığı pek çok eylemden dolayı ülkelerden kovulduğunu ya da sıkı takibat altına alındığını biliyoruz.
neyse klasik google araştırmasını bir kenara bırakıp dün okuduğum cepheye giden yolhttp://http://www.kitapyurdu.com/k... adlı kitapta efgani'den de bahsediliyor. günlük tutan behiç erkin adlı bir büyükelçimizin bahsettiği iki mesele var. behiç erkin efgani'nin rahle-i tedrisinden geçmiş.onun yüzünden takibata falan uğramıştır.
birinci mesele behiç erkin bey'in cemalettin efgani'ye sorduğu soru. pastör'ün cennete gidip gitmeyeceği meselesi ki efgani bu soruya pastör cennete gidecek diye cevaplamış.
diğer bir hususta iran şah'ının o dönem suikaste gitmesinde cemalettin efgani'nin büyük payı var. bunu behiç erkin efgani muhibbanı birisi tarafından öldürüldüğünü efgani'nin parmağının olduğunu öğrendiğini söylüyor. demek ki efgani'nin değil tuvalet bezi olmak ona ufacık bir muhabbet dahi beslemenin bu cinayete ortaklık olduğunu da bilmek gerekiyor.
devamını gör...
gün itibariyle ölüm yıldönümü olan üstad. *

ali şeriatinin islam ve biliminde ; "şu an yaşayan bütün alimler ve müslüman ilim adamları işi gücü bırakıp bu adamı (cemaleddin afgani) araştırsınlar ve onun gerçekleştirmek isteyipte gerçekleştiremediğini gerçekleştirmeye çalışsınlar" dediği baba adam.

anlayamayanlar utansın...
devamını gör...

--- alıntı ---
Ömer Mahir Alper


Doğar

bir güneş doğar üstüne karanlığın

derin seslenişlerin

ve iç çekişlerin

savrulduğu dünyada

baştan başa kanayan

ıslanan gözyaşlarıyla

doğar

bir güneş doğar üstüne karanlığın

asidir

direnendir şeytanın ortaklığında

meçhul serzenişlerin biçilmez kaftanıdır

bırakır ağusunu

kundaktaki çocuğun bağrına/soluğuna

avrupa denen ve dünya denen karanlığa

doğar

bir güneş doğar/ortasına

bir cemaleddin doğar

afgani bir başkasına

nedir

bir bilmece midir yoksa

meçhul

bir düşman gibi yaklaşır oysa

oysa bu din

ne önderler doğurur

ve cemaleddin

koşan atlarıyla

türkiye'den iran'a

afganistan'dan ta mavera'ya

ter döker

kan döker

ve ölümcül bakışlarıyla

vurur gecenin doruğuna

vurur yumruğunu

kalemin

ve mürekkebin şuuruyla

sarar merhamet dokunuşlarıyla

kardeşlerini sarar

mısır'da paris'te istanbul'da

özgürlük muştusuyla

diriliş onuruyla

ve gece

amansız savaşımını verir

aydınlığa

ama an

ama dünya

kıpkızıl şafaklara gebedir

çünkü biz

biz çünkü bir ölür bin diriliriz

biz çünkü çoğalan buğday taneleriyiz

yüzyıllar boyu ağustos sıcağında

çünkü biz kavrulan başaklarız

ölümden sonra doğan

şimdi sen

ey yüreği dingin denizlere açılan

ey ufuklarda şahlanan dirilişe adanan

ateşten

ve gecenin zehrinden

dört yanından dünyanın

cezayir'den mesela filistin'den

yürürken bir çığır ikliminde

çığ gibi büyüyerekten sen

durup dinlenmeden oku

özgürlük manifestosu kitab'ın nefesinden

sürdürerekten savaşımını

bir yeminin ertesinden

ki onda nice yiğitler gezinir

o gelir aklıma birden

haykırışlarıyla hala

nice başakları diriltir

nice şafaklarda gezinir o

yüreğimde cemaleddin belirir

haydi

tepenin ardındadır bizi ısıtan güneş

öylece seslenmişti

öylece sürmüştü atlarını öteye

şimdi sen çakılıp kalacakmısın

hiçbir şey söylemeden yorulmadan

karanlığı avuçlarında boğmadan

umuda susamış yüreklere bu zindan

simsiyah gecelerde şimdi sen

diriliş muştusunu haykırmadan mı öleceksin.
--- alıntı ---
http://haksozhaber.net/okul...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar