çevre

5. (Tematik)
kainattaki herşey, eşref-i mahlukat olan insanın hizmetine verilmiş onun istifadesine sunulmuştur. ağaçlar, bulutlar, hayvanlar, rüzgarlar vs. dünya üzerindeki bütün varlıklar Allah tarafından insanın emrine verilerek bunlardan faydalanabilmesi sağlanmıştır. hatta melekler bile sürekli Allah’a müminlerin için dua ederek bir bakıma insanın yararına çalışmaktadırlar. nitekim mü’min suresinin 7,8 ve 9. ayetlerinde bu durum şöyle ifade edilmiştir: “arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), rablerini hamd ile tesbih ederler, o''na iman ederler. müminlerin de bağışlanmasını isterler: ey rabbimiz! senin rahmet ve ilmin herşeyi kuşatmıştır. o halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler). rabbimiz! onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vaat ettiğin adn cennetlerine koy. şüphesiz aziz ve hakim olan sensin! bir de onları, her türlü kötülüklerden koru. o gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. bu en büyük kurtuluştur.” ancak dünya üzerindeki şeylerin insanın hizmetine sunulmuş olması, bunlar üzerinde insanın sınırsız ve sorumsuz bir kullanım hakkına sahip olduğu anlamına gelmez.

Allah bütün kainatı; tek idrak/irade sahibi olarak yaratılan insan, o’nun azametini kudretini anlasın, eşsiz sanatını görsün ve mutlak gücünü bihakkın idrak edebilsin diye yaratmış ve insana arz etmiştir. dolayısıyla insan-kainat ilişkisi modern anlamıyla bir sahip-köle formu şeklinde değil daha farklı olarak iki yaratılmış arasında mutlak’ı anlayabilmeyi sağlayan bir nevi rahmet eseri olarak görülmelidir. insan kendi dışındaki yaratılmışlara rahman’ın lütfü olarak bakıp o’na yakınlaşmaya vesile olacak vasıtalar gözüyle baktığında, onlara, tahakküm kuran bir zorba gibi değil, şefkat gösteren bir anne edasıyla yaklaşacaktır. bu yüzden gerçek islami bilince varmış bir müslüman için çevre, üzerine hassasiyetle eğileceği bir rahmetler cümbüşüdür. ilahi direktiflerin yönlendirmesi ölçüsünde doğadan faydalanır, kendine menfaat edinir ve belirlenen limitlerin haricinde onu, kendi himayesine verilmiş bir emanet misali koruyup kollar.

meyve ağaçları, sebzeler, türlü türlü bitkiler, tatlı sular, her türlü hayvanlar insan için iki mana taşır. evvela doğada kendisine bahşedilen bütün bu nimetleri israf etmeden, şımarmadan kullanması için vardır bütün bunlar. bu araf suresinin 31. ayetinde çok net bir şekilde ifade edilmişitir: “yiyin için fakat israf etmeyin. çünkü o, israf edenleri sevmez.” saniyen doğada var olan herşey Allah’ın büyüklüğünün bir göstergesi, ululuğunun harika işaretleri, yüceliğinin sağlam delilleri olarak insana Allah’ı hatırlatır. dolayısıyla insan bu yaratılmışlara hep bir basiret gözüyle bakmalı ve kadir-i mutlak yüce rahman’ı ve o’nun eşsiz sanatını görmelidir. doğaya basiret ve feraset gözüyle bu şekilde bakmak, aynı zamanda insanın acziyetini de hatırlatacak ve bütün bunlar birlikte yüce yaratan’a olan imanımızı kuvvetlendirerek tahkiki imanı elde etmemize vesile olacaktır. görüldüğü gibi doğa, birisi bedene diğeri ruha bakan yönüyle insan için iki taraflı bir fayda sağlamaktadır. aslında bu ikilik Allah’ın yarattığı herşeyde vardır. Allah’ın yarattığı/emrettiği herşey biri zahiri – görece kolay görülen ve anlaşılan – diğeri batıni – hemen anlaşılamayan, hikmet sebebi diye adlandırdığımız farklı sebeplerin altında gizli – olmak üzere çift taraflı bir mahiyet arz eder. insanoğlu, Allah’tan gelen herşeye bu gözle baktığında, ilahi emirlerdeki güzelliği tam olarak görebilecektir, bu yaratılan şey olumsuz/kötü görünse bile.

yazının devamı için:

http://www.cogitosozluk.net...
devamını gör...
6. (Tematik)
kainattaki herşey, eşref-i mahlukat olan insanın hizmetine verilmiş onun istifadesine sunulmuştur. ağaçlar, bulutlar, hayvanlar, rüzgarlar vs. dünya üzerindeki bütün varlıklar Allah tarafından insanın emrine verilerek bunlardan faydalanabilmesi sağlanmıştır. hatta melekler bile sürekli Allah’a müminlerin için dua ederek bir bakıma insanın yararına çalışmaktadırlar. nitekim mü’min suresinin 7,8 ve 9. ayetlerinde bu durum şöyle ifade edilmiştir: “arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), rablerini hamd ile tesbih ederler, o''na iman ederler. müminlerin de bağışlanmasını isterler: ey rabbimiz! senin rahmet ve ilmin herşeyi kuşatmıştır. o halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler). rabbimiz! onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vaat ettiğin adn cennetlerine koy. şüphesiz aziz ve hakim olan sensin! bir de onları, her türlü kötülüklerden koru. o gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. bu en büyük kurtuluştur.” ancak dünya üzerindeki şeylerin insanın hizmetine sunulmuş olması, bunlar üzerinde insanın sınırsız ve sorumsuz bir kullanım hakkına sahip olduğu anlamına gelmez.

Allah bütün kainatı; tek idrak/irade sahibi olarak yaratılan insan, o’nun azametini kudretini anlasın, eşsiz sanatını görsün ve mutlak gücünü bihakkın idrak edebilsin diye yaratmış ve insana arz etmiştir. dolayısıyla insan-kainat ilişkisi modern anlamıyla bir sahip-köle formu şeklinde değil daha farklı olarak iki yaratılmış arasında mutlak’ı anlayabilmeyi sağlayan bir nevi rahmet eseri olarak görülmelidir. iì‡nsan kendi dışındaki yaratılmışlara rahman’ın lütfü olarak bakıp o’na yakınlaşmaya vesile olacak vasıtalar gözüyle baktığında, onlara, tahakküm kuran bir zorba gibi değil, şefkat gösteren bir anne edasıyla yaklaşacaktır. bu yüzden gerçek iì‡slami bilince varmış bir müslüman için çevre, üzerine hassasiyetle eğileceği bir rahmetler cümbüşüdür. iì‡lahi direktiflerin yönlendirmesi ölçüsünde doğadan faydalanır, kendine menfaat edinir ve belirlenen limitlerin haricinde onu, kendi himayesine verilmiş bir emanet misali koruyup kollar.

meyve ağaçları, sebzeler, türlü türlü bitkiler, tatlı sular, her türlü hayvanlar insan için iki mana taşır. evvela doğada kendisine bahşedilen bütün bu nimetleri israf etmeden, şımarmadan kullanması için vardır bütün bunlar. bu araf suresinin 31. ayetinde çok net bir şekilde ifade edilmişitir: “yiyin için fakat israf etmeyin. çünkü o, israf edenleri sevmez.” saniyen doğada var olan herşey Allah’ın büyüklüğünün bir göstergesi, ululuğunun harika işaretleri, yüceliğinin sağlam delilleri olarak insana Allah’ı hatırlatır. dolayısıyla insan bu yaratılmışlara hep bir basiret gözüyle bakmalı ve kadir-i mutlak yüce rahman’ı ve o’nun eşsiz sanatını görmelidir. doğaya basiret ve feraset gözüyle bu şekilde bakmak, aynı zamanda insanın acziyetini de hatırlatacak ve bütün bunlar birlikte yüce yaratan’a olan imanımızı kuvvetlendirerek tahkiki imanı elde etmemize vesile olacaktır. görüldüğü gibi doğa, birisi bedene diğeri ruha bakan yönüyle insan için iki taraflı bir fayda sağlamaktadır. aslında bu ikilik Allah’ın yarattığı herşeyde vardır. Allah’ın yarattığı/emrettiği herşey biri zahiri – görece kolay görülen ve anlaşılan – diğeri batıni – hemen anlaşılamayan, hikmet sebebi diye adlandırdığımız farklı sebeplerin altında gizli – olmak üzere çift taraflı bir mahiyet arz eder. iì‡nsanoğlu, Allah’tan gelen herşeye bu gözle baktığında, iì‡lahi emirlerdeki güzelliği tam olarak görebilecektir, bu yaratılan şey olumsuz/kötü görünse bile.

yazının devamı için:

http://www.genchacilar.org/...
devamını gör...
7. (Tematik)
yaşadığımız paylaştığımız; üretirken tükettiğimiz.

çevre, insan ve insanın yaşadığı, yaşarken; toplu ya da bizzat maddi manevi üretim (genel manada praksis) faaliyet alanıdır.
insan, yaşarken; bedeni ve zihni ile faaliyet içindedir. saygı, kendinden başlayarak, diğer insanlarla ortak paylaştığı istisnasız bütün alanlara karşı göstereceği; göstermesi gereken hassasiyettir.
insan, ihtiyacı için yeteneği çerçevesinde faaliyet gösterirken, üretici olduğu kadar, tüketicidir.
bir öğün yemek tüketim faaliyeti olduğu kadar; hayata dair her manada düşünce oluşturma; ifade, üretim ve bir manada tüketim eylemidir.
insan yaşam boyunca kendini yeniden üretirken, tüketim faaliyetiyle iç içe eyler.
kendine, kendi özel yaşam alanına; ortak paylaştığı "etrafa" özen gösterdiği kadar; zihinsel faaliyetinin de ortak tüketime konu olması gerçeğinden bilinçle; genel olarak "söyleme" hassasiyet göstermesi; zihinsel manada üretirken-tüketirken; paylaşırken; insani çerçevede hareket etmesi beklenmelidir.
mücadele; en kabasından bir tüketim eylemine dönüştüğü an; mücadelenin fikri - ütopik manası kaybolur.
uzatmadan; şu anda içinde yer aldığımız sözlükler, facebook ve benzeri sanal platformlar; sanallığı adeta bahaneleştirilerek, insani davranış-üretim ve eylem tarzından uzak; içi boş, boş olmakla aslında işlevsiz "özgür" alanlar olarak görülmemeli; gerçek hayatta rastlandığı anda şaşırtan ifade ve fikir faaliyetine rıza göstermemek esas alınmalıdır.
iletişimin ışık hızı özelliği, kainatımıza adeta yeni boyut olarak katılan bir "çevre" dir. bu yeni çevrenin dili, kendine has olabilir ama; genel manada çevreye karşı takındığımız tavrın farklılaşmasını gerektirmediği gibi; bu manada tüketilmesine rıza gösterilmemelidir.
her zaman ifade ediyorum; "bence".
elemterifişkemgözlereşiş.
devamını gör...
8. (Tematik)
ab ile yürütülen üyelik müzakerelerinde 27 no'lu fasıl.

--- alıntı ---

avrupa birliğinin çevre politikasi :

avrupa birliği’nin çevre politikası, kirliliği ortadan kaldırmayı, azaltmayı ve önlemeyi, doğal kaynakların, ekolojik dengeye zarar vermeyecek biçimde kullanılmasını temin ederek sürdürülebilir kalkınmayı sağlamayı, çevresel zararın kaynağında önlenmesini, çevre koruma hususunun diğer sektörel politikalarla (enerji, ulaştırma v.b.) entegrasyonunu güvence altına almayı amaçlamaktadır.

avrupa birliği’ni kuran ve 1993 yılında yürürlüğe giren maastricht anlaşmasıyla çevre alanına politika statüsü verilmiştir. avrupa birliği’nin çevre politikasının temel ilkeleri, “kirleten öder”,”bütünleyicilik”, “yüksek seviyede koruma”, “kaynakta önleme”, “önleyicilik” ve “ihtiyat”tır. avrupa birliği’nin çevre politikasının gelişiminde, 1973 yılından bu yana hazırlanan çevre eylem programları oldukça etkili olmuştur:

1. çevre eylem programı
2. çevre eylem programı
3. çevre eylem programı
4. çevre eylem programı
5. çevre eylem programı
6. çevre eylem programı

6. çevre eylem programı’nın süresi 2012 yılı temmuz ayında dolmuştur. 2020 yılına kadarki dönemi kapsayacak olan 7. eylem programı hazırlıkları sürmektedir. 1 aralık 2009 tarihinde yürürlüğe giren lizbon antlaşması ile çevre, ab ile üye ülkeler arasında paylaşılan yetki alanlarından biri olarak kabul edilmiştir. lizbon antlaşması uyarınca, birliğin çevre politikası, aşağıdaki hedeflerin takibine katkıda bulunur:

- çevre kalitesinin muhafaza edilmesi, korunması ve iyileştirilmesi,
- insan sağlığının korunması,
- doğal kaynakların basiretli ve rasyonel biçimde kullanılması,
- bölgesel veya dünya çapındaki çevre sorunlarının ele alınmasına yönelik uluslararası düzeydeki tedbirlerin teşvik edilmesi ve özellikle iklim değişikliğiyle mücadele edilmesi.

faslin kapsami :

ab çevremüktesebatı yatay konuların (çevresel etki değerlendirmesi (çed),stratejik çevresel değerlendirme (sçd), çevresel sorumluluk, çevresel bilgiye erişim) yanında, hava kalitesi, su kalitesi, atık yönetimi, doğa koruma, endüstriyel kirliliğin kontrolü, kimyasallar, iklim değişikliği ve gürültü alanındaki düzenlemeleri kapsamaktadır. ayrıca bu alandaki müktesebat birçok uluslararası sözleşmeyi de içermektedir. ab çevre müktesebatına uyum ve uygulama ciddi bir yatırım gerektirmektedir.

ab entegre çevre uyum stratejisi (uçes) (2007-2023) türkiye’nin, ab’ye katılımı için bir ön koşul olan, ab çevre müktesebatına uyumun sağlaması ve mevzuatın etkin bir şekilde uygulanması amacıyla ihtiyaç duyulacak teknik ve kurumsal altyapı, gerçekleştirilmesi zorunlu çevresel iyileştirmeler ve düzenlemelerin neler olacağına ilişkin detaylı bilgileri içermektedir. , bu doğrultuda uçes kapsamında, türkiye’de başta su, atık, hava, endüstriyel kirliliğin kontrolü, doğa koruma ve yatay sektör olmak üzere çevre konusunda öncelik verilen alanlarayönelik amaç, hedef, strateji ve gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetler ortaya konulmuştur. bu çerçevede ab’ye uyum için yapılması gereken çevre yatırımlarının maliyeti (kimyasallar ve gürültü sektörleri hariç) yaklaşık 59 milyar avro olarak hesaplanmıştır. öte yandan, çevre alanında ihtiyaç duyulan yatırımların yüzde 80’ni kamu sektörü, yüzde 20’si ise özel sektör tarafından yapılması öngörülmüştür.

ab çevre faslının düzenlediği temel alanlar aşağıda belirtilmiştir:

yatay mevzuat, çevresel etki değerlendirmesi (çed), stratejik çevresel değerlendirme (sçd), çevresel bilgiye erişim gibi konularını içermektedir. 2011/92/ec sayılı çed direktifi, çevre ile ilgili resmi veya özel projelerin insan, bitki, hayvan, toprak, hava, iklim, maddi varlıklar, kültürel miras üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerinin, belirlenmesini ve değerlendirmesini gerektirmektedir. 2001/42/ec sayılı stratejik çevresel değerlendirme direktifi ise, plan ve programların çevre üzerindeki olası önemli etkilerinin değerlendirilmesi ve mümkün olan en az düzeye indirgenmesi veya ortadan kaldırılması konularının ele alındığı bir süreçtir. 2003/4/at sayılı çevresel bilgiye erişim direktifi çevresel bilgiye erişim hakkı ile ilgili şartları ortaya koyarken, çevresel bilginin erişilebilir olması ve halka duyurulması ile ilgili konuları düzenlemektedir.
hava kalitesi başlığı altında 2008/50/at sayılı hava kalitesi çerçeve direktifi ile ozon tabakasını incelten maddelerin azaltılması, uçucu organik bileşiklere (voc) ilişkin emisyonlar ve yakıt kalitesi ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. hava kalitesi çerçeve direktifi tüm kirleticiler için ortak metotlar vasıtası ile hava kalitesinin değerlendirilmesi, izleme gereklilikleri ve metotları ile temiz hava plan ve programlarına ilişkin kurallar getirmektedir.

atık yönetimi alanındaki temel düzenleme 2008/98/at sayılı atık çerçeve direktifidir. çerçeve direktifte yer verilen atık yönetimi hiyerarşisine göre atık yönetimi stratejileri öncelikle atıkların ortaya çıkmasını önlemeye odaklanmalıdır. bunun mümkün olmadığı hallerde, atık malzemeler yeniden kullanılmalı, geri dönüştürülmeli veya geri kazanılmalı ya da enerji kaynağı olarak kullanılmalıdır. atıklar nihai çözüm olarak yakma tesislerinde veya düzenli depolama sahalarında güvenli şekilde bertaraf edilmelidir. atık başlığı altında çerçeve direktifin yanı sıra, atıkların düzenli depolanması, atıkların taşınımı, ve özel atıklar (pil ve akümülatörler, ömrünü tamamlamış araçlar, atık elektrikli ve elektronik eşyalar, ambalaj ve ambalaj atıkları gibi) konularında düzenlemeler yer almaktadır.

su kalitesi konusundaki mevzuatın temelini, bu sektör için uyumlaştırılması öncelikli olan 2000/60/at sayılı su çerçeve direktifi ile bağlı direktifler oluşmaktadır. su çerçeve direktifi, entegre havza yönetimi ve halkın karar alma süreçlerine katılımı esasına dayalı olarak, avrupa birliğindeki tüm su kütlelerinin kalite ve miktar açısından korunmasını ve iyileştirilmesini öngören temel yasal düzenlemedir.

doğa koruma konusundaki ab müktesebatında 2009/147/at sayılı kuş ve 92/43/aet sayılı habitat direktifleri önemli ve önceliklidir. bu direktifler kapsamında, korunan alanların -özellikle de natura 2000 alanlarının- belirlenmesine yönelik hükümleri ve tüm sektörlerdeki uygulamalarda göz önüne alınması gereken öncelikli koruma tedbirlerini içermektedir. bu sektör altındaki diğer önemli konu ise yabani hayvanların hayvanat bahçelerinde barındırılmasına ilişkin 99/22/at sayılı direktiftir.

endüstriyel kirlenmenin kontrolü ve risk yönetimi başlığı altında yer alan 2008/1/at sayılı entegre kirlilik önleme ve kontrolü (ippc) direktifinde entegre izin sistemi ile kirliliğin üretim sürecinde önlenmesi (hammadde seçimi ve temiz üretim), üretim sonucu kirliliğin kontrolü, mevcut en iyi teknikler (bat) ve halkın katılımı hususları düzenlenmektedir. bu başlık altında yer alan diğer temel düzenlemeler, kapasitesi 50 mw üzerindeki mevcut tesisler için emisyon azaltım planları oluşturulması zorunluluğunu getiren 2001/80/at sayılı büyük yakma tesisleri direktifi ile büyük endüstriyel tesislerden kaynaklanan kazaların önlenmesi ile ilgili 96/82/at sayılı seveso ii direktifidir. 2008/1/at sayılı entegre kirlilik önleme ve kontrol direktifi ile 2001/80/at sayılı büyük yakma tesislerinden havaya belirli kirleticilerin emisyonlarının sınırlanmasına ilişkin direktifin hükümleri, 2010/075/at sayılı endüstriyel emisyonlar direktifi kapsamında kademeli olarak tadil edilmekte olup, 2008/1/at sayılı direktif 06/01/2014 tarihinde, 2001/80/at sayılı direktif ise 31/12/2015 tarihinde endüstriyel emisyonlar direktifi ile yürürlükten kalkacaktır.

kimyasallar alanındaki 1272/2008/at sayılı tüzük maddelerin ve karışımların sınıflandırılması, ambalajlanması ve etiketlenmesine ilişkin düzenlemeleri içermektedir. kimyasallar alanındaki diğer önemli düzenleme 1907/2006/at sayılı reach (kimyasalların kaydı, değerlendirilmesi, izni ve kısıtlanması) tüzüğüdür. kimyasallar başlığı altında yer alan diğer düzenlemeler ise kimyasalların ihracatı ve ithalatı, kalıcı organik kirleticilerin sınırlandırılması, deney hayvanları ile biyosidal ürünlere ilişkin düzenlemelerdir.

iklim değişikliği konusunda sera gazlarının emisyonunun izlenmesi, emisyon ticareti sistemi, emisyon ticareti sisteminin dışında kalan sektörlerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılması (406/2009/ec sayılı çaba paylaşım kararı), karbon yakalama ve depolaması, f-gazlarının kontrolü ve ozon tabakasının korunması ile ilgili ab düzenlemeleri bulunmaktadır.

gürültü alanında, çevresel gürültünün değerlendirilmesi ve yönetimine ilişkin 2002/49/at sayılı çevresel gürültü direktifi bulunmaktadır. direktif kapsamında yerleşik nüfusu 250.000’den fazla olan yerleşim alanları, yılda 6 milyondan fazla aracın geçtiği ana kara yolları, yılda 60.000 den fazla trenin geçtiği ana demir yolları, yılda 50.000 den fazla hareketin gerçekleştiği hava alanları için stratejik gürültü haritalarının hazırlanması ve gürültü eylem planlarının oluşturulması gerekmektedir.

avrupa birliği çevre politikasının düzenleme alanları hakkında detaylı bilgi için; http://europa.eu/legislation_summaries/environment/index_en.htm

avrupa komisyonu çevre genel müdürlüğü'nün sorumluluğu altındaki temel çevre mevzuat listesi için tıklayınız.

avrupa komisyonu iklim genel müdürlüğü'nün sorumluluğu altındaki temel çevre mevzuat listesi için tıklayınız.

ab çevre politikasının günlük hayatımıza etkileri konusunda detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

faslin müzakere sürecinde geldiği aşama :

çevre faslına ilişkin tarama toplantıları 2006 yılında tamamlanmıştır. çevre faslı için iki açılış kriteri bildirilmiştir:

1. ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde gerekli idari kapasitenin oluşturulmasına yönelik planlar ve ihtiyaç duyulan finansman kaynakları dâhil olmak üzere, bu fasıldaki müktesebatın iyi koordine edilmiş şekilde kademeli uyumlaştırılmasına, uygulamasına ve yürürlüğe konmasına yönelik kapsamlı bir stratejinin aşamalar ve takvimle birlikte sunulması,
2. türkiye’nin, ilgili at-türkiye ortaklık konseyi kararlarına göre tabi olunan çevre müktesebatının uygulanmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesi.

çevre faslı 21 aralık 2009 tarihinde brüksel’de yapılan hükümetlerarası konferansla müzakerelere açılmıştır.

ab ortak tutum belgesinde çevre faslına ilişkin olarak bir siyasi ve beş teknik olmak üzere altı tane kapanış kriteri belirlenmiştir:

1. türkiye, türkiye-ab ortaklık anlaşması ek protokolü’nden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirir (siyasi kriter),
2. türkiye, sınır-ötesi unsurları da dahil olmak üzere ab’nin yatay ve çerçeve çevre mevzuatını uyumlaştırmaya yönelik mevzuatı benimser,
3. türkiye su kalitesi ile ilgili müktesebatı uyumlaştırmaya yönelik mevzuatı özellikle de su koruma çerçeve kanununu benimser; nehir havzaları koruma eylem planları oluşturur ve bu sektörde uygulama mevzuatını benimsemek suretiyle yasal uyum alanında önemli gelişmeler kaydeder,
4. türkiye endüstriyel kirlilik kontrolü ve risk yönetimi alanlarındaki müktesebatı uyumlaştırmaya yönelik mevzuatı benimser,
5. türkiye, bu fasıldaki diğer sektörler için doğa koruma ve atık yönetimi dahil olmak üzere, “ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde gerekli idari kapasitenin ve çevre müktesebatının uygulanması için gerekli mali kaynakların oluşturulması planı” uyarınca mevzuat uyumunu sürdürür ve katılım tarihinde ab gereklerinin yürürlüğe konması ve uygulanması konusunda hazır olduğunu gösterir,
6. türkiye denetim hizmetleri de dahil olmak üzere her düzeyde idari birimin kapasitesini geliştirmeye ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde gerekli idari kapasitenin ve çevre müktesebatının uygulanması için gerekli mali kaynakların oluşturulması planı çerçevesinde devam eder; çalışmaların koordinasyonunu iyileştirmeyi sürdürür ve bu faslın her sektöründeki müktesebatın yürürlüğe konulması ve uygulanmasını teminen katılımdan uygun bir zaman önce gerekli tüm idari yapıları oluşturduğunu gösterir.

fasil kapsaminda yürütülen çalişmalar :

müzakere pozisyon belgesi ve strateji belgesinde yer alan taahhütler ve takvim ile uyumlu olarak; yatay konular, hava kalitesi, su, atık yönetimi, doğa koruma, endüstriyel kirliliğin kontrolü ve risk yönetimi, kimyasallar gürültü ve iklim değişikliği alanlarında gerçekleştirilen mevzuat uyum çalışmaları devam etmektedir.

--- alıntı ---
devamını gör...
10. (Tematik)
bir şeyin kenarını çerçeveleyen çizgi. [is.]
ve çevre çevre nur, çevre çevre nur-fâzıl

bir şeyin etrafındaki yakın yerler, civar, banliyö.

etrafı oyalı veya nakış işlemeli mendil.
çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır-köroğlu

hayatın gelişmesinde tesir eden tabiî, içtimaî ve kültürel dış şartların bütünü, muhit. [mec.]

bir konu ile, bir saha veya meslekle ilgili topluluk,muhit:
yazar çevresi.

bir yazarın veya eserin kahramanlarının üzerinde bulunduğu içtimaî zemin.
*
devamını gör...
11. (Tematik)
1. (alm. zusammenhang, m; fr. environnement, m; ing. environment) [dilb.] bir birimden önce ya da sonra gelen aynı türden birimlerin tümü ve bunların oluşturduğu küçük bağlam. (alm. umwelt, f, umgebung, f, milieu, f; fr. environnement, m, milieu, m, conditions ambiantes, f, ambiance, f; ing. environment; esk. muhit)

2. [egitb.] [isl.] [kentb.] [topb.] bireyin, bir organizmanın ya da başka bir varlığın, içinde oluştuğu ve yaşamını sürdürdüğü ortam, onu etkileyen canlı ve cansız varlıklarla bütün etken ve koşulların toplamı.

3. (alm. umgebung, f; fr. habitat, m, milieu, m; ing. habitat) [insb.] insanın ve onun yarattığı kültürün içinde yer aldığı, etkileşim içinde olduğu coğrafi, iklimsel ve biyolojik evren.

4. [kiti.] iletişimin gerçekleştiği doğal, fiziksel, kültürel ve toplumsal ortam.

*
devamını gör...
12. (Tematik)
(alm. umgebung, f; umwelt, f; fr. environnement, m; ing. environment) 1. çevr. canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam. 2. tar. bir canlının genomunun fenotipik tezahürünü etkileyen tüm dış şartlar.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar