çiçeklerle konuşmak

serdar özkan adlı yazarın son dönemde sıkça dını duyduğumuz, edebiyat gündeminde ses getiren bilmem kaç dile çevrilip bilmem kaç ülkede yayımlanan, bazı ülkelerde bestseller(en çok satılan) istesine giren kayıp gül adlı romanı ile bir manada gündeme tekrar gelen, halbuki anadolu'da yaşlı anaların, asker yolu gözleyenlerin, bekar kızların pek çok abalamızın bacımızın teyzemizin icra ettiği davranıştır..

not: bu arada, bence mezkur kitabın adı kayıp gül yerine kayıp zaman olsa daha manidar olurmuş okuyan bilir..

*

*
devamını gör...
annemin bol bol yaptığı eylem. ne güzel konuşuyor çiçekleriyle canlarım birtanelerim hadi güzel güzel açın falan diye hakikaten de annemin konuşması işe yarıyor güzelce açıyorlar.
devamını gör...
evde o kadar çiçek var biri ile konuşmuşluğum yok. şu an hem kendimden utandım hemde evdeki herkesten ne odun bir aileymişiz. hemen gidip bi masal okuyarak başlıyorum işe. en kısa zamanda üç kat verim almazsam gelip hepinizden hesap soracağım bu da böyle biline.
devamını gör...
''türkçe isimlerini bilmediğim iki çiçek ektim üç yıl öncesi karşıki çitin dibine. çiçekçinin verdiği malûmata göre türk çiçekleriymiş; türkiye'den getiriliyormuş. yerden yarım metre kadar yüksek, eğreltileri hatırlatan koyu yeşil yaprakları arasındaki dalların ucunda zurna biçiminde çiçekleri pembemsi kızıl. bahçemin en güzel yerine ektim. geçen yılın yazı ilk kez çiçeklendiler. çiçeğin ismini öğrenirim diye tanıdıklara sordum soruşturdum; bilen bir kimse çıkmadı. nihâyet kütüphânede çiçek kitapları arasında latin ismini buldum: incarvillea delavayi, burada gloxinia denen çiçeğin benzeri. ama ismi önemsiz. çiçekler türk çiçeği; bu yetiyor bana. yaz boyu her akşam suladım, üzerlerine eğilerek okşadım; okşarken akrâbayız, kardeşiz diye fısıldadım bu çiçeklere.''

-cengiz dağcı, yansılar-1-
devamını gör...
her gün suyunuzu verip, güneşe çıkarıyorum. sen açma, öteki açmasın. ben mi açayım lan?

gibi diyaloglara gebe olacak. o yüzden hiç gerek yok.
devamını gör...
annemin vefat etmeden hemen önce diktiği bir çiçek var bende; bir yıl başı çiçeği... onu kaybettikten sonra evine son gittiğimde kucağıma aldığım gibi çıkıverdim kapıdan ve bir daha da ne ankara'ya ne de o eve gittim.... aradan epeyce zaman geçti bir sekiz yıl kadar, her sabah o çiçeğin yapraklarını eller, toprağında parmaklarımı gezdiririm... içimden konuştuklarımı duyan olmamıştır annemden başka ama...

t: çiçeklerle kurulan bir ilişki işte, kimilerine garip gelebilir, benim için elzem...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar