cidade de deus

brezilya'nın arka sokaklarını oldukça çarpıcı ve etkileyici bir biçimde anlatan, yoksulluğŸun neler getirdiğŸini gözler önümüze seren film. 2002 yapımı olup brezilya yapımıdır.
devamını gör...
suçun içinde doğup büyüyen, suçtan başka bir şansın adının mucize olduğu mekanların insanlarının anlatıldığı film. filmin dili o kadar naif ki işlenen suçlar ne kadar ağır olsa da suçlulara kızamıyor, bir sempati besliyor insan, çete reisine bile. filmin geçtiği yer çinçine benziyor biraz. fernando meirelles ten kesinlikle bir başyapıt.
devamını gör...
filmin sonunda belirtildiği gibi yaşanmış gerçek hikayelerden biriyse vay anasını dedirtir. sokaklarda gezip sürten çocukların hayatı anlatılır. kurtlar vadisinden bile fazla oyuncu öldürülmüş, her yer kan gölüne dönmüştür filmin başından sonuna dek. kamera teknikleri filmde sırıtmamış ve izleyiciyi içine alan bi' yöntem pozitif bakıcak olursak. izlenebilecek bir film zira imdb puanı kesinlikle 8.8/10' i haketmiyor.
devamını gör...
suça bulaşmış, ahlak ve düzenin olmadığı yerde kanunları kendi elleriyle uygulamaya çalışan insanların hayatını anlatır. kime acıyacağınızı bilemezsiniz. bir insanın aynı anda nasıl hem iyi hem kötü hem suçlu hem suçsuz olduğunu gösteren filmdir.
devamını gör...
insanı hayattan soğutan film. sonunda based on a true story yazıyor abiler. yazmasa bile bilmiyor muyuz böyle yaşamları? uyuşturucunun ettiği haltlar, patır patır ölen insanlar, yeni yetme gençler, beyni sulanmış çocuklar.. bana bir kez daha hayatı sorgulattı. Allahım iyi ki cennet var..
devamını gör...
2002 yapımı başrollerini matheus nachtergaele ve seu jorge'nin oynadığı, yönetmenliğini kátia lund ve fernando meirelles yaptığı dram filmi. bir kurgu ve senaryo şaheseri. gerçek bir dünya anlatılır. çekimler mükemmel. etkisinden kurtulmak ise biraz zaman alıyor.
devamını gör...
paulo lins'in yaşadığı gettoda şahit olduğu olaylardan romanlaştırdığı kitabın film versiyonu. yani hikaye gerçeklere dayanıyor. filmin oyuncuları da tamamiyle gettonun elemanları yani tamamı amatör oyuncular ile çekilen bir film. arşivinizde olması olmasa bile en azından izlemeniz gereken film.
devamını gör...
brezilya daki gettolarda geçiyor film. değişik kurgusu, karakter bolluğu ve aşır şiddeti vardır. izlerken böyle bir dünya gerçekten var mı diye düşünmeden edemiyor insan. insan vurmanın, soymanın, silahlanmanın ve uyuşturucunun bu kadar normalleşebildiği bir dünya bize yabancı. filmin gerçek bir olaydan yola çıkarak çekilmesi daha vurucu hale getiriyor. gerçekten insanlar bu hale gelebilmiş midir diye soruyorsunuz kendinize. eğer bazı ülkelerin varoşları gerçekten bu durumda ise (ki üç aşağı beş yukarı bu durumda olabilir diye düşünüyorum) dünya gerçekten bitmiş.

bi de insanın aklına gelen; bu kadar pisliğin kol gezdiği, devlet otoritesinin olmadığı bölgeler sanki bilerek bu hale getirilmiş. yani kendi pisliklerinde boğulsunlar, diğer daha elit kesimlere bulaşmasınlar gerisi mesele değil anlayışıyla yönetildiklerini akla getiriyor. bu böyleyse eğer islamın insanı adam etme potansiyelinin değeri daha iyi anlaşılıyor.
devamını gör...
işten çıktıktan sonra eve bazen yürüyerek dönüyorum. yaklaşık 45 dakika süren bir yürüyüş. fırına ekmek almaya çıkarken arabaya binen yakınlarım onca yolu yürüdüğümü öğrenince şaşırıyor. "nasıl yürüyorsun ?" diye sorduklarında ayaklarımı önce ayakkabıdan sonra da çoraplarından çıkarıp parmaklarımı "fiti fiti" diye oynatarak "işte bunlarla" diyorum.

bindiğin minibüsün trafikte yayık içerisindeki ayran misali sallaması, binlerce pacman'e dönüşmüş arabanın önüne çıkanı yiyerek ilerlemeye çalışması zaten kum torbasına dönmüş zihnimi iyiden iğdiş ediyor. yürüyerek arınıyorum. eve vardığımda bacaklarım yorgun, kafam pırıl pırıl oluyor.

yürüyüp rehabilite olurken, youtube'daki türkiye'nin en tehlikeli mahalleleri videolarının demirbaşı semtimizde madde bağımlısı 1 liracıların yanından erdener abi gibi geçiyorum. kılığıma bakan adam zannediyor. içlerinden peşime takılıp diretene "bak ben işten çıktım, eve de yürüyerek gidiyorum" deyip hayat dersi alabileceği mesaja atıf yapıyorum. 1 liracıların sayısı gün geçtikçe artıyor.

türkiye'mizde iktidarlar değişse de devlet mekanizmasının dokunulmazlığı ve bu dokunulmazlık miti üzerinden vatandaşına bakışı sabittir. mesela gidip bir karakola taş atsanız, polis elindeki otomatik silahla size ateş açarak karşılık verebilir ve bu doğaldır. ama aynı polis, karakolun karşısında sallanan madde bağımlısı genç için kılını kıpırdatmaz. 1 liraya satılan bir maddeyi üretip satanların elde edecekleri maddi rantın, manevi yıkıntı yanında pek de esamesi olmaz.

dolayısıyla ne için üretilip satıldığı çok aşikar bir maddeyi kullanıp dalından düşmeye teşne yaprak misali sokaklarımızda sallanan gençleri gören yetkililere sanırım -yine yakın tarihte de gördüğümüz şekliyle- devletin ve vatanın gerçek sahibi vatandaşlarımızın bir ilçe emniyet genel müdürlüğünü "yeter önlem alın şu bonzaiye" diyerek basıp net mesajı vermesi tek kurtuluş reçetesi görünüyor. o zaman işin rengi değişir. bir yerlerden emirler gelir ve sokaklar bu zehirlerden gerçek anlamda temizlenmeye başlar.

dün hollanda'dan kaçak yollarla getirilen 2.5 milyon adet hapın ele geçirildiğini görünce tanrıkent'i hatırladım.
coğrafyaların farklılığı gelişmekte olan ülkelerin çocuklarının hikayelerini farklılaştırmıyor. giriş, gelişme, sonuç hep aynı.

çocukları anlatan filmler 1-0 öndedir hep evet. tanrıkent, gerçeği kanırtarak anlatan kurgusu ve öyküsüyle bir filmden çok ötesi.
devamını gör...
özellikle içerdiği şiddetle bana fazla gelmiş film. belki de gerçekçiliği rahatsız etti bu kadar. konusu, kurgusu etkileyici değildi. sırtını gerçekliğe vermiş olması yönüyle insanları bunca etkiliyor olabilir. oyunculuklar da fazlasıyla beğeniliyor ve not düşülüyor bu söylenirken; oyuncuların %90'ının oyunculukla ilgisi yoktu. oyuncular kendini oynamış da diyebiliriz. yönetmen dahi filmle ilgili çalışma yapmak üzere gittiği favelalardan birinde soyulmuş. ceplerinizi kontrol edin izleyiciye de el atmış olabilirler. ilginç bir filmdi ama pek bana hitap etmedi.
devamını gör...
(bkz: tanrı kent)

izlenecek, hep ertelenmiş muhteşem filmler listesinden bi filmi daha eksiltmenin haklı gururunu yaşatan film.
sokakta şiddete alışkın bi toplum olsak da filmdeki şiddet bizi bile aşacak boyutta. 4-5 yaşında çocukların birbirini öldürdüğü brezilya varoşları dünyadaki cehennem gibi. birini öldürdüklerinde merminin maliyetini daha çok dert ettikleri bi dünya.
şiddeti çocuklar üzerinden anlatmak ise seyirciyi tokatlamanın en etkili yollarından.
mutlaka izlenmeli.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar