cin musallatı

günümüzde epey yaygın olmakla birlikte önümüzdeki günlerde daha da artacaktır...

5 yaşındaki çocuklar 50 yaşındaki cin ağzıyla konuşacaktır...

şeytani gsm sinyallerinden, demir eksikliğinden ve veganlıktan korununuz!

devamını gör...
doğrusu "parazitlerin insanı obsede etmesi" olarak bilinen kavramdır.

islam’ın kullanmış olduğu "cin" kavramı bir türü değil de duyu organlarıyla kavranamayan, yarı fiziksel ya da tamamen manevi olan varlıkları kastetmek için kullanılan bir terimdir ki okültizmde karşılığı "elementaller" terimidir. genel olarak cin çarpmaları gibi olaylarda geçen şeyler de parazitlerden ve plasebo etkisinden ibarettir.

parazit adı verilen varlıklar majisyenlerin oluşturduğu enerji artıklarıdır. bunlar enerji emmekten ve kişiye kendisini rahatsız hissettirmekten başka hiçbir vasfa sahip değillerdir. enerji artıkları birleşerek varlık oluşturur ve bu parazitler enerji emdikçe güçlenip büyürler. bilinç kazanırlarsa obsesyona, yani halk dilinde musallata yol açabilirler.

obsesyon, bedensiz bir varlığın insana hükmedebilmesi, etki altına alması olarak geçer. obsesyonda kontrol altına alan kişiye obsedör, hükmedilen kişiye de obsede adı verilir. ayrıca obsedörler bilinçlidir ve insanları kontrol altına alırlar. hedef insanlara kendilerini iyi ve bilgili gibi gösterirler, bu şekilde bireylerin güvenini kazanırlar.

yüksek sırlardan söz ediyormuş gibi yaparak birçok mucizevi olay meydana getireceğini vadederler. bilinmeyen veya gelecekteki bazı olayları bildirerek avlarının güvenini kazanmaya çalışırlar fakat sorularla sıkıştırıldıklarında daha sonra yanıtlayacaklarını veya yanıtların bilinmesinin soran kişi için hayırlı olmayacağını söyler, kaçamak yollara başvururlar. bireylerin bilgisiz oldukları konuları kullanarak insanları kendilerine bağlarlar, bireyin obsedöre ihtiyacı olduğu düşüncesini empoze etmeye çalışırlar. bunları yaparken aynı zamanda bireyin enerjisini emerler ve daha da güçlenirler.
devamını gör...
bu kadar açıklayıcı bilgiye rağmen, hadise bundan ibaret değildir. her ne kadar her şey kendinden kendine olup bitiyorsa da. her bünyedeki tesiri faklıdır. eğer geçmişten bugüne hafıza kartı bu tür bilgilerle doldurulmuşsa iş zordur. bu tür şeylere inamayanlara etkisi yoktur.
devamını gör...
3 harfli olarak söylemek her zaman daha iyidir. cin'ler genellikle iman bakımından zayıf olan kişilere musallat olurlar. küçük çocuklara ve aciz - korunmasız kişilere musallat olurlar. bunların amacı zaten bellidir. sonu şin ve sın ile biten ifritler vardır bunlar baya güçlüdürler.
cin - büyü olayı ta şamanlardan kalma bir durumdur. şamanlar antik çağlarda nesilden nesile bu özellikleri geçirmişlerdir. yani şu an olmuş olan bir olay değildir.
insan telinin olduğu her yerde 3 harfliler vardır. 3 harfliler ve diğer varlıklar her zaman vardır. 3 harfliler, ifritler gibi varlıklar normal insanlar gibi yaşamlarını sürdürürler. onlar da da doğurganlık vardır evet. onlar da normal insanlar gibi...
(bkz: duru göz) bu her insan da bulunuyor velakin; önemli olan o organı aktifleştirmektedir.

daha çok detaya girerim de, ufak ufak yazıyoruz işte. birileri kışkırtırsa yine yazarım :)
devamını gör...
oldu mu olmadı mı tam emin değilim. eşyalarım ya tamamen kayboluyor ya da kaybolup bir kaç gün sonra geri geliyor. örnek verecek olursam hala parlament mavisi topuklu botumun bir teki kayıp. geçen dişlerimi fırçalıyordum vakit kazanmak için bu işlemi duşta yaptım bir yandan da kese atıyorum falan. bir baktım macunun kapağı yok. yani duşakabin kapalı. şampuanları kaldırdım sağa sola baktım yok Allah yok. anneme de baktırdım o da bulamadı. neyse ertesi günü tekrar duşa girdim kapak dizimin dibinde duruyor. çok enteresan.
canım alacaksan madem macunu da al götür. kapağı naptın?
devamını gör...
köydeyim. büyük büyük dede yadigari ahşaptan yapılma 150 senelik ev bırakılmış, hemen yanı başına çimentodan, demirden yapılmış moderen pimapenli eve geçmiş ahali. kuzenler hep birlikte aynı odadayız, vakit yatsı. ışıklar kapanmış birbirimize cinli minli korkunçlu hikayeler anlatıyoruz. derken odanın kapısı açıldı. ama sadece açıldı, gelen giden yok. büyük kuzenim ibrahim kalktı etrafa baktı gelen giden yok, kalktı kapıyı kapattı.

sonra sohbet başka konulara geldi. gırgır şamata pata küte derken kapı gene açıldı. birbirimize baktık, heralde yalama falan oldu dedik kapı kolu civataları kilidi milidi. ibrahim tekrar kalktı kapattı, eliyle de kontrol etti kolay açılıyor mu diye, alakası yok. kapı sağlam. tekrar yatağa girdi, kapı gene açıldı. şaşkınlık yerini ufak bir ürpertiye verdi, tekrar kapattı, bu sefer yarı yoldayken yine açıldı. ibrahim telaşla kapıyı kapattı ve çarçabuk kilitledi. yatağa koştu, ben yaşıtım kuzenim salihle yatakta, ibrahim ise çekyatta yatıyordu. kapıdan bir daha ses gelmedi ama hepimiz çok korkmuştuk. derken salih yüzü bembeyaz, dokunsan ağlayacak bir korkuyla ve kekeleyip dedeyadigari ahşap evi göstererek -ki o eve de şeklinden ötürü "kazan" derlerdi- kazana bakın dedi bağırdı.. elektrik bağlantısı olmayan ahşap evde ışıklar yanıp sönüyor, deli gibi bir rüzgar esiyor ve kapıları vurup duruyordu. rastgele değil de, sanki birii ritm tutturur gibi vuruyordu evin kapılarını, "paat paat patpat, paat paat patpat.." korkudan yorganın altına kafamızı soktuk. tirtir titriyorduk. bildiğimiz bütün duaları ömrümüzde hiç okumadığımız kadar hızlı okuyup bir ötekine geçiyorduk. salih ayetel kürsi!yi okurken, başımıza kadar örttüğümüz yorganın aşağı doğru çekildiğini hissettik. salih artık ağlıyordu ve biraz da kızarak "ibrahim abi s..sen bırakmam bu yorganı" diyordu. yorgan aşağı doğru çekilmeye devam ediyordu. salih yine söverek ağlamaklı kızgın bir sesle "s..rim ama ha" diyerek yorganı bıraktı..

hayatımda o anki kadar bir boşluk hiçbir zaman yaşamadım, yaşamam da. salih yorganı bıraktığında odada ikimizden başka kimse yoktu. dedeyadigari evde, kazan'da ses seda yoktu. hayatımda o kadar kokrtuğum bir an hiç olmadı. ayağa kalktık. fakat kapı hala daha kilitliydi. anahtar da üstünde, ibrahim abinin çevirdiği yerde. salihle birbirimize baktık, anahtarı çevirdik, kapıyı açtık. üst kat holünün ışığını yaktık. herkes uyuyordu. sanki o gürültüler, ışıklar, bizim yaptığımız patırtı kütürtüler hiç yaşanmamıştı. aşağı indik. televizyon açıktı, bize dönüktü. dünya kupası maçlarının özetlerini veriyordu. sandalyede sırtı bize dönük, televizyonu dikkatle seyreden biri otuyordu. evet ibrahim'di bu. geldiğimizi duymaması imkansızdı. fakat hiçbir tepki vermemişti, ne dönüp bakmıştı, ne kafasını çevirmişti, ne de bir hareket. sandalyede öylece dimdik oturuyordu. salih yanına yaklaştı ve "ibrahim abi?" dedi. ibrahim abi bize döndü. yüzü buz gibiydi. buz gibi ve tepkisiz. ibrahim abi sadece döndü, sonra tekrar televizyon seyretmeye devam etti.

yaşadığımız bu korkunçlu gece ibrahim abilerin türkiye'deki son günleriydi. almanya'da yaşıyorlardı, yazları araba ile memlekete gelip sonra tekrar araba ile alamanya'ya dönüyorlardı. sabah erkenden annem bizim odaya gelip "olm ibrahim abinler gidiyor hadi hadi ayıp ayıp" dedi. apar topar aşağı indik salih ile. ibrahim abi ve babası valizleri arabanın bagajına koyuyorlardı. annemgiller ağlaşıyor, ananem önünde duran sandalyenin üstündeki su dolu kovayla gözünde yaş teyzemlerin gitmesini bekliyordu. ibrahim abinin yüzü ise halen daha aynıydı: donuk, duygusuz, bembeyaz.. vedalaştık.

daha sonra salih'le bir araya geldiğimizde bu geceyi o kadar çok konuştuk ki. neden o gece ibrahim abiye nolduğunu sormadığımız, soramadığımızı da çok irdeledik, enine boyuna tartıştık. ibrahim abi ise o yazdan sonra bir daha türkiye'ye gelmedi. öncesinde internet üstünden sık sık konuşur, yazışırdık; 1-2 kere yazıştık onda da çok soğuktu. 6 sene önce ibrahim abinin ışid e katıldığını teyzemden öğrendim. ibrahim abi bütün aileyi perişan ederek çekip gitti. 6 senedir ne bir haber var, ne bir ses soluk.
devamını gör...
izmir bornovada yaşıyoruz. 20 yıl öncesinde. yani ben 10 yaşlarındayken sanırım. tabi o zamanlar terasta yatarken şehrin gürültüsü şimdiki gibi değil. tüm aile terasta yatabiliyor. ben ise evimizin 3. katında tv izliyorum. tv'de de korku filmi vardı. acayip etkisine almıştı film. tabi çocuğuz çok etkilendim herhalde.
neyse film bitti artık yatma vakti. ben ise o karanlıkta nasıl merdivenleri çıkacam onu düşünüyorum. içimde de bir ürperti var. korku mu korkuyu çağırıyor yoksa o an evin atmosferi mi öyle bilmiyorum. korku işte. üst kata terasa çıkmam lazım ama çıkamıyorum. bir şekilde kalktım ayağa ve kapıya gittim. merdivene çıkan kapıda aralıktı nedense. kapının öbür tarafı zifiri. çıt çıkmıyor. kapının kolunu çekip merdivene çıkmam gerekiyordu ama niyeyse kapıyı kapatmak için ittim. gitmedi. kapanmadı. birşey kapıyı tutuyor. tüm vücudum karıncalandı. kalbim göğsümden çıkacak gibi atıyor. delikanlılık yerlerde yani. bir daha ittim ama yok birşey de arkadan kapıyı açmaya çalışıyor. hissediyorum. üstelik hala ses yok. bi cesaret bağırdım. kim var diye ve kapıyı açtım. bir de ne göreyim. ablam. o da içeriye girmeye çalışıyormuş.
gelelim cinlere. cin görmedim. ama birgün uçan bir küre görmüştüm. bildiğin ışık hızında sanki. kendi kendine uçtu gitti şizo da olabilirm gerçi. jdkskaksks ha bir de iki sene önce evimizn arkasındaki incir ağacında sarmal şekilde yazılmış büyü kağıdı buldum. yani büyüden başka ne olabilirdi ki. hem de iki sene üstüste. iple asmış........ları. fotoğrafları da mevcuttur bilgisayarda. ne cennet ucuz ne de cehennem lüzumsuz sonuçta.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar