cins dergisi

güven adıgüzel beyefendinin kişisel facebook sayfasında bugün itibariyle tüm bayilerde diyerek duyurduğu taze dergimiz. vatana millete hayırlı ve okuyucuları bol olmasını temenni ediyorum. ilk fırsatta gidip edineceğim bakalım neler yazılmış, çizilmiş. ayrıca ekim sayısındaki yazarlar can,ciğer,kuzu sarması gibidir. haşmet babaoğlu, selahattin yusuf, tarık tufan, furkan çalışkan, mustafa akar, ibrahim tenekeci, ismail kılıçarslan,yusuf armağan, samet doğan, hakan arslanbenzer, melih tuğtağ, muhammed berdibek, güven adıgüzel, abdullah kibritçi,bekir develi, turgay bakırtaş, ersin çelik, tesbihli abi, betül nurata, merve taşçı, aykut ertuğrul, arda arel*
devamını gör...
"yaklaşın. bir şey söyleyeceğiz..." diyerek bizi meraktan, celal fedai'yi hasetten çatadanak çatlatan dergi. kendim almayıp kardeşimi almaya göndermemin sebebi kesinlikle fiyatı değil, çünkü 6 tl. bir de tanıtım videosunu eklemeyi düşündüm ama o nasıl gıcık bişiy olmuş ya, boş verin hiç izlemeyin.
hadi bahalım bahalım, biraz da ekmeği bizimkiler yesin bahalım.
devamını gör...
ot denen saman yığını, kafa denen lüzumsuz baş ağrısı yetmezken bir de islamic funny boys'un cinsi çıktı başımıza.

farklı ortamlarda birbirinin arkasından söven, hiçbiri birbirinin yaptığı işi beğenmeyen bir yığın samimiyetsiz adamın bir araya gelip edebiyat yoluyla istimnâ-i bi'l yed eylediği dergidir.

mustafa nezihi pesen ve abdullah kibirtçi isimlerini yırtıp, katlayıp, üç defa öpüp başımın üstüne koyup, taş bir duvara sıkıştırırım. gerisine ver alevi.

Allah rasulünü yine haklı çıkartan dergidir ayrıca.

hıristiyan yahudi kalıntısı taksim-cihangir tayfasının girdiği her deliğe girmekte üstüne yok bizim tayfanın. *

önemli not editi: celal fedai'yi sevmem. cihat duman'dan midem bulanır.

devamını gör...
yeni yayına başlamış aylık kültür dergisi. genel yayın yönetmeni ismail kılıçarslan. yayın koordinatörü furkan çalışkan. editör yusuf genç. sloganı: yaklaşın, bir şey söyleyeceğiz.
devamını gör...
tam afili filintalar dağıldı oh be diye niyaza başlamıştık ki itibar çetesi oluşup hükûmetin de desteği ile yayılmaya başladı... yine furkan yine ismail... bunların dağılması için arpalarının kesilmesi lazım. bu devirde de o zor olur. kötülük yayılacak...
devamını gör...
dün zirveden sonra üsküdar'dan eve dönerken aldığım dergidir. işin ilginç kısmı dergi çok iyi şekilde satmış ve çoğu yerde kalmamış. avrupa yakası da dahil. sanırım reklamı güzel yapmışlar. dergiyi almamın en büyük sebebi (bkz: haşmet babaoğlu) 'nu son birkaç yıldır takip etmekle beraber artık instagram da arkadaş oluğumuza göre bakayım abimiz ne yazmış idi.*)
evet bu dipnotu atlayıp dergi hakkındaki gözlemlerime gelince; bu sene birden fazla çıkan dergilerin bastığı gibi gazete kağıda basılmıştır. üstelik giriş yazısının son cümlesinde şöyle yazıyor;

--- alıntı ---

''ve sevgili okur, sen. senin için çıktı u dergi. 'bizimkiler böyle şeyler yapamıyor yaaa' diye mızmızlanmaman için çıktı.''

--- alıntı ---

tabi bu yazıyı okurken abartmayın oğlum kimsenin mızmızlandığı yoktu diye konuştum ama kendi kendime oldu, olsun o kadar. ilk iki sayfada aydın olmak ve (bkz: aydın doğan) kişisine değinmişler. tabi hemen arkasından benim beklediğim, haşmet baba. yine bilmediğim tozlu sayfalarında arasında sıkışmış, inançla inançsızlık arasında giden ve sadece aman ya bu komünist diye pek de dünyanın önem vermediği (bkz: simone weil) 'den bahsetmiş. iyi de etmiş, sayesinde onu tanıma şerefine ulaştık. weil demiş ki;

--- alıntı ---

''aşk, sevdiğimizle aramızdaki uzaklığa hayranlığımızdır.''

--- alıntı ---

yoksa gerçekten de böyle midir. bazen sırf uzak olduğumuz kişiye ulaşamayışımızdan dolayı mı aşık oluruz, ben bilmiyorum. bu arada weil'in sıra arkadaşları (bkz: sartre) , (bkz: merleau-ponty) , (bkz: paul nizan) imiş. kıskandık mı, ben evet. gönül ister ki bu konuda daha fazla ayrıntı vereyim ama dergiyi alan ile almayan bir değil.

diğer sayfaya geçince bir (bkz: nazım hikmet) hakkında yazı görüyoruz ve diyoruz ki;
-abicim iyisin tabi, anadilinden başka bir dilde nasıl şiir yazdın sen gel bana anlat.*

sayfayı çeviriyoruz karşımızda; kahrolsun nişantaşı, pis beyoğlu, lanet cihangir takımını eleştiren bir yazı denk geliyor.*

arka sayfayı çevirdiğimde vay diyorum kendime (bkz: furkan çalışkan) abimiz de buradaymış. yine cellat, sorular, ilgin. benzetmelerle dolu düz yazı mı desem ne desem yazmış bir şeyler. ülkeyi soldurdular demiş, haklısın abi.

tam 12 den vurup (bkz: süleyman seyfi öğün) amcamızla röportaj yapmışlar. gidip okuyun. alıntı yapamayacağım. röportajdan sonra (bkz: ibrahim tenekeci) abimiz bir sayfalık yolculuk anısını paylaşmış. naif adam yahu. nepal'den devam edersek, bir başka yazıyı yazan (bkz: turgay bakırtaş) güzel bir eleştiri yazısı yazmış. sonrasında (bkz: güven adıgüzel) geliyor. (bkz: esma recepova) 'yı yazmış. ilginç bir hikayeymiş. birkaç sayfa gerçekten sıkıldım ve atladım (bkz: bukowoski) dedeme. meğer mezar taşında ''dont't try'' yazıyormuş. yeni öğrenmiş oldumhttp://hafif.org/imaj/eunlu/234551648-55fb09d00f.jpg

hala 31. sayfadayım, yavaş ilerliyorum. (bkz: tarık tufan) yeni bir roman çıkartmış. (bkz: samet doğan)ise madde madde (bkz: suriye) konusunu ele almış. birkaç sayfa daha devam ettiğimde (bkz: hece) dergisi hakkında bir yazı mevcut. bu yazıyı okurken, masamın kenarında duran hece dergisi külliyatıma güzel güzel sırıttım. ileriki sayfalarda istanbul'a biraz laf atmışlar. cumhuriyetimizi suçlamışlar. bir anda karşıma (bkz: mesut yılmaz) kişisinin burnu kırılmış fotoğrafı çıkıyor. tamam sessiz gülüyorum. bu arada (bkz: kraliçe ıı.elizabeth) cadısına terörist demişler. tam isabet olmuş. ama itiraf edeyim karşı görüşlü olan dergiler daha güzel karikatür çiziyor. karikatür sayfasını beğenmedim, çok basit. en sonlara doğru (bkz: kara murat) ve birkaç şiir dergi bitti. umarım dergi ilerleyen zamanlarda gerçekten önsöz de yazdığı gibi daha dolu dolu olur. saygılarımla.
devamını gör...
dün zirveden sonra üsküdar'dan eve dönerken aldığım dergidir. işin ilginç kısmı dergi çok iyi şekilde satmış ve çoğu yerde kalmamış. avrupa yakası da dahil. sanırım reklamı güzel yapmışlar. dergiyi almamın en büyük sebebi (bkz: haşmet babaoğlu) 'nu son birkaç yıldır takip etmekle beraber artık instagram da arkadaş oluğumuza göre bakayım abimiz ne yazmış idi.*)
evet bu dipnotu atlayıp dergi hakkındaki gözlemlerime gelince; bu sene birden fazla çıkan dergilerin bastığı gibi gazete kağıda basılmıştır. üstelik giriş yazısının son cümlesinde şöyle yazıyor;

--- alıntı ---

''ve sevgili okur, sen. senin için çıktı u dergi. 'bizimkiler böyle şeyler yapamıyor yaaa' diye mızmızlanmaman için çıktı.''

--- alıntı ---

tabi bu yazıyı okurken abartmayın oğlum kimsenin mızmızlandığı yoktu diye konuştum ama kendi kendime oldu, olsun o kadar. ilk iki sayfada aydın olmak ve (bkz: aydın doğan) kişisine değinmişler. tabi hemen arkasından benim beklediğim, haşmet baba. yine bilmediğim tozlu sayfalarında arasında sıkışmış, inançla inançsızlık arasında giden ve sadece aman ya bu komünist diye pek de dünyanın önem vermediği (bkz: simone weil) 'den bahsetmiş. iyi de etmiş, sayesinde onu tanıma şerefine ulaştık. weil demiş ki;

--- alıntı ---

''aşk, sevdiğimizle aramızdaki uzaklığa hayranlığımızdır.''

--- alıntı ---

yoksa gerçekten de böyle midir. bazen sırf uzak olduğumuz kişiye ulaşamayışımızdan dolayı mı aşık oluruz, ben bilmiyorum. bu arada weil'in sıra arkadaşları (bkz: sartre) , (bkz: merleau-ponty) , (bkz: paul nizan) imiş. kıskandık mı, ben evet. gönül ister ki bu konuda daha fazla ayrıntı vereyim ama dergiyi alan ile almayan bir değil.

diğer sayfaya geçince bir (bkz: nazım hikmet) hakkında yazı görüyoruz ve diyoruz ki;
-abicim iyisin tabi, anadilinden başka bir dilde nasıl şiir yazdın sen gel bana anlat.*

sayfayı çeviriyoruz karşımızda; kahrolsun nişantaşı, pis beyoğlu, lanet cihangir takımını eleştiren bir yazı denk geliyor.*

arka sayfayı çevirdiğimde vay diyorum kendime (bkz: furkan çalışkan) abimiz de buradaymış. yine cellat, sorular, ilgin. benzetmelerle dolu düz yazı mı desem ne desem yazmış bir şeyler. ülkeyi soldurdular demiş, haklısın abi.

tam 12 den vurup (bkz: süleyman seyfi öğün) amcamızla röportaj yapmışlar. gidip okuyun. alıntı yapamayacağım. röportajdan sonra (bkz: ibrahim tenekeci) abimiz bir sayfalık yolculuk anısını paylaşmış. naif adam yahu. nepal'den devam edersek, bir başka yazıyı yazan (bkz: turgay bakırtaş) güzel bir eleştiri yazısı yazmış. sonrasında (bkz: güven adıgüzel) geliyor. (bkz: esma recepova) 'yı yazmış. ilginç bir hikayeymiş. birkaç sayfa gerçekten sıkıldım ve atladım (bkz: bukowoski) dedeme. meğer mezar taşında ''dont't try'' yazıyormuş. yeni öğrenmiş oldumhttp://hafif.org/imaj/eunlu/234551648-55fb09d00f.jpg

hala 31. sayfadayım, yavaş ilerliyorum. (bkz: tarık tufan) yeni bir roman çıkartmış. (bkz: samet doğan)ise madde madde (bkz: suriye) konusunu ele almış. birkaç sayfa daha devam ettiğimde (bkz: hece) dergisi hakkında bir yazı mevcut. bu yazıyı okurken, masamın kenarında duran hece dergisi külliyatıma güzel güzel sırıttım. ileriki sayfalarda istanbul'a biraz laf atmışlar. cumhuriyetimizi suçlamışlar. bir anda karşıma (bkz: mesut yılmaz) kişisinin burnu kırılmış fotoğrafı çıkıyor. tamam sessiz gülüyorum. bu arada (bkz: kraliçe ıı.elizabeth) cadısına terörist demişler. tam isabet olmuş. ama itiraf edeyim karşı görüşlü olan dergiler daha güzel karikatür çiziyor. karikatür sayfasını beğenmedim, çok basit. en sonlara doğru (bkz: kara murat) ve birkaç şiir dergi bitti. umarım dergi ilerleyen zamanlarda gerçekten önsöz de yazdığı gibi daha dolu dolu olur. saygılarımla.
devamını gör...
yıllar sonra koleksiyoncuların birinci sayısını bulmak için sahaf sahaf dolaşacağını umduğum , kadrosu ile parmakla gösterilecek olan dergidir. ilk sayısında; " türkiye'de kültürel iktidar" temasını işlemiş ve gayette güzel yapmış olandır.

(bkz: bizim cenah)
devamını gör...
kültüre iktidar meselesini en son irdelemesi gereken, dibine kadar siyasal iktidarın çekim alanına girmiş, hatta iktidarın ekmeğini yemekten karnı şişip göbek yapan adamların yazdığı, yazacağı bir cins dergi.
devamını gör...
ot, kafa, bavul vb hafif şezlongta, kafede vakit öldürmelik dergi kıvamında çıktığı halde yüksek derin bir kültür dergisi iddiasında bulunan mevkute. hafif vakit öldürmelik dergi çıkarmak ayıp değil elbet. ama üsküdar çay bahçeleri özerk islamcı cumhuriyetindeki muhabbetleri matbu hale getirdiğin dergi yüksek derin bir kültür dergisi olmuyor hacı abi. birde sırf eleştirmeden önce okuyayım ulan diye sağda solda, hatta marmara ilahiyat çevresinde, taksimde felan baktığım halde bulamadığımdır. izdiham'ın sözde tüm gazete bayilerinde dağıtıldığı yalanı gibi, yine üsküdar iskele dışında satılmadığını tahmin ettiğimdir. neyse hayırlı işler ismail.
devamını gör...
sağdan, yandaştan, iktidar yalamasından, tek sesten, havuz medyasından, zincirini tutan elin sesiyle ürüyen itten bir cacık olmamıştır şimdiye değin, bu saatten sonra da en çok miting meydanında perde bozması kefen çakmasından boş beleş slogan tayfasının üfürükten edebiyat parçalamasıdır ola gelen...

bu devir onların borusunu öttürmesine cevaz veriyor olabilir, her devrin musa'sı her dönemin firavununu unutulmaz kılacak kadar asildir nasılsa!
devamını gör...
rezil bir şekilde mehmet akifi kapaklarına taşıyıp, "cinsim çünkü bugüne değil ileriye bakıyorum" dedirten hükümetin devletin kaynaklarını yani senin benim vergimi çarçur eden bir takım müptezellerin mevkutesidir.
devamını gör...
çıkardıkları 4 sayıyı da severek, beğenerek takip edip okuduğumuz dergi. edebiyat, kültür eleştirmeleri bile hükümete yakınlık veya gayri yakınlıkla ölçülen güzel ülkemin insanı tarafından yine iki tarafa ayırmıştır. mevzuya bu anlamda değilde, sözde kültürel egemenliğe karşı çıkarılmış bir dergi olarak görüyor ve dergi kültürüne değer veriyorum, cemil meriç misali. insanlara kitabı, dergiyi, sanatı dikte ettiren bir yapıdan geldiğimizden, hâlâ aynı cümle ve tepkileri görmek, bizi kültürel olarak kalkınmamış toplum kisvesine bürümez mi?
devamını gör...
tarafgir dergiciliğin bir örneği. varlıksal ve bilgisel olarak (yani tam karşılamasa da ontolojik ve epistemolojik) bir dayanak noktasına ve amaçsallığa/yönelime sahip olmak başka şeydir; belli bir (sosyolojik açıdan) cemaate, parti'ye dahil olmak başka bir şeydir. sanat ve edebiyatın böyle bir alt yayını kaldırabileceğini düşünmüyorum. kültür ve düşünce alanı için de bir soru işareti koyuyorum.

not: günlük gazete ile dergiciliğin harmanlığın dergi.
devamını gör...
geçen sayısının yıldızı "mandalinaya dönmek" yazısı olan bu sayısında ise tuba kaplan imzalı "hangi dostoyevski sensin " yazısı hoşa giden dergi.

spot yazısına dostoyevski'nin şu sözünü almış sayın yazar cinler kitabından:

"ne rusya'yı ne halkı sevdiler. halkı olmayanın tanrısı da yoktur oysa. şuna kesinlikle inanın ki, halkı anlamayan, onlarla bağını koparan insan, bunu yaptığı ölçüde yurduna inancını yitirir, ya dinsiz olur ya da duygusuz bir odun...

dostoyevski'nin sürgünde halkla barışması ve rus aydını olarak geçinenlerle aradaki uçurumu, modernizmin ilerleme seyrine eleştirilerini, osmanlı düşmanlığını, bulgaristan'da katledilen türklerle ilgili türkleri suçlayıcı ifadelerini, dostoyevski'yi anlamlandıramayacak bizdeki aydıncık sol tandanslı gençleri(peynir meselesi aklıma gelmedi değil), dostoyevski araştırmaları yapan kimi yazarların fikirlerini ele almış. oldukça doyurucu yazı olmakla birlikte tam doyuramıyor tabi, çünkü bu kadar kısa bir işle girilecek soru değil hangi dostoyevski sorusu. yazı içinde her milletin gerçekten milli olabilen yazarlığını ve aydın yabancılaşmasının dokundurmalarını da doğal olarak buluyoruz.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar