çizgi film, çocukluğu sekteye uğramamış her bireyin ortak noktası olan sınırlı sayıdaki şeylerden biri..
ailenin refah düzeyi, ebeveynin eğitim seviyesi, ekranın boyutu, televizyonun markası farketmeksizin herkes eşittir çizgi film izlencesinde!

ıspanağı sevdirme mesulü temel reis, güldürürken düşündüren bugs bunny, kardeş gibi gördüğümüz charlie brown, yaban dünyayla tanıştıran aslan kral, çocukluğumuzun messi'si tsubasa, küçük besleme şeker kız candy...
bunlar belki de en masumları idi, ya da biz öyle sanıyorduk.
sonra pokemonlar, dijimonlar, bentenler, beybladeler çıktı piyasaya!
teknolojinin kaçınılmaz sonucu ama bir o kadar ürkütücü idiler.
bu sırada animasyonlar girdi hayatımıza; sevimli canavarlar, oyuncak hikayesi, kayıp balık nemo, wall-e, bolt, kung fu panda, avatar, buz devri, vs...
gerçekten kaliteli yapımlardı, steve jobs'a bir selam çakıp pixar'ı bize sunduğu için şükranlarımızı iletelim ardından değil mi?
ve animeler.. avatar son hava bükücü, naruto shipuden, full metal alchemist, dragon ball, bleech, vs...
bu çizgiler biraz daha felsefi içerikli, daha ziyade yetişkinlere hitap ediyordu, internetten çılgın gibi izleyenleri var halen.
unutmadan; the simpsons, family guy ve south park gibi basit çizgilerle oluşturulmuş fakat siyasi-sosyal-dini her mevzuya argo ve müstehcen ayırt etmeksizin değinen amerikan yapımı zeka ürünleri de var!
ki en çok ses getiren, en çok eleştirilen de onlar sanırım amerikalılar başta olmak üzere hem de..
modern keloğlan caillou, pepee ile şuşu da çocuk terbiyesine yönelik örneklik iyi aile çocukları olarak girdiler hayatımıza...
yeğenimizin, evladımızın ağzına mamayı tıkarken minik gözleri hep onların üzerindeydi!
''çişimiz tuvalete, kakamız tuvalete!'' diyen, harman dalı oynayan pepee özellikle taht kurdu çocuklardan çok büyüklerin gönlünde!

peki faydasından çok zararı mı vardır çizgi filmlerin?
walt disney örneğindeki gibi subliminal mesajlar yayıyor mudur masum zihinlere?
kendi çizgi filmlerimizi ne zaman dünyaya sunabileceğiz?
çocukları çizgi film ile susturmak ne kadar doğru?
çizgi filmler akıl sağlığına iyi veya kötü etki eder mi?
hangi tür çizgi filmleri tercih etmelidir yaş grupları?
en iyileri ve en kötüleri hangileridir?
özellikle çocukların göz sağlığı, sosyal becerisi, zihinsel kapasitesi açısından doğrudan uzak tutmak mıdır peki yapılması gereken?
çizgi filmler çocukları kitap okumaktan uzaklaştırır mı, hayal dünyasını kısıtlar mı?


falan filan şeklinde nice sorular bulabiliriz, asıl mesele bunlara cevap bulabilmektir...
devamını gör...
cedric in chen e olan aşkı yüzünden ilkokul bebelerinin o yaşta aşk düşündükleri bir gerçek.
hemen hemen her çizgi filmde bir aşk konusu işleniyor artık.
tek başına bırakılarak izlettirilmemeli bence.
haa bir de en son , 5 yaşındaki yeğenim tsubasaya aşığım diyordu.
devamını gör...
geçmişte kendini pokemon, örümcek adam sanıp pencereden atlayan çocukların haberlerini okuduk. hayali kahramanların olduğu çizgi filmler, gerçek hayatla bağlantısını kesiyor çocuğun. ilerde problem oluşturabiliyor.

hem eğlendirirken, hem öğretici çizgi filmler olmalı. türk çizgi film yapımcıları, bu konuya ağırlık verdiler gayet de iyi oldu. aslında daha bir ayrıntıya girerek, gelenek göreneklerimizi de anlatsalar güzel olacak. pepee bu konuda başarılı. en azından yöresel türkülerimizi, halk oyunlarımızı öğretiyorlar.

çocuğun kendisi zamanla karar veriyor, hangi çizgi filmi izleyeceğine. callio, pepee, leliko izleyen bir çocuk zamanla scooby doo, jetgiller, taş devrine geçiş yapıyor kendiliğinden.

çizgi filmler çocuğun yetiştirilmesi adına çok önemli, bence sınırlı bir izleme hakkı olmalı. çocuk sussun diyerek izlettiğimiz çizgi filmler, bize yol su elektrik olarak geri dönecektir. maalesef.

devamını gör...
eski çizgi filmlerde verilmiş subliminal mesajlara rağmen çok da feci bi nesil olmadığımız ortada aslında. çoğunu hâlâ izlerim. ama şimdiki çocukların izlediği çizgi filmler konuşmalarından tutun da davranışlarına kadar o kadar etkileyici oluyor ki... bizim zamanımızdaki çizgi filmlerin genellikle konuşma içermemesi de güzel bir şeymiş bence. düşünsene sylvester ve tweety'de arada bir büyükanne konuşuyordu sadece, o yetiyordu. şimdikiler direkt o karakterler gibi konuşuyor. bi winx var mesela, evlerden ırak.
her şeyde olduğu gibi bu konuda da velinin bilinci ve denetimi çok önemli muhtemelen. çocuğu ekran karşısına bırakıp "nasıl olsa izleyip duruyor" diye düşünüyorsa ve ne izlediğine, ne kadar izlediğine dikkat etmiyorsa muhtemelen olumlu etkisi olmayacaktır çocuk sağlığı üzerinde. hangi çizgi filmi izleyeceğini belirlemesi için annelerin-babaların da evvelden bi alan taraması yapmaları kesinlikle gerekli diye düşünüyorum.
devamını gör...
küçük bir şey söyleyip çekileceğim. kayu denilen bir çizgi dizi hala yayınlanıyor mu bilmiyorum ama yayınlandığı dönemde çocuklar üzerinde büyük bir etki oluşturmuştu. oyuncakları tişörtleri falan da satılmaya başlandı. kapitalizmin dibini çizgi filmlerde de gördük. herneyse söyleyeceğim şey bu değildi.

kayu bir gün vazo kırıyor ve gidip annesine "anneciğim vazoyu kırdım özür dilerim şimdi ne yapamalıyım?" diye soruyor. ["elinin körünü yap kayu"]
gerçekte bir çocuk evdeki vazoyu kırarsa saklanmalıdır, korkmalıdır. neden kayu gibi yetişsin ki bu çocuklar. vazo mu kırdı? korkudan çözüm bulur çocuk dediğin.

robot gibi çocuklar yetişiyor bu tür çizgi filmleri izlediklerinde. çocuk dediğin yaramazlık yapar, kırar, döker, duvarları boyar. çocuğu engellemek ve zekası gelişen çocuğun kendini herşeyden uzak tutuyor olması çocukların fıtratlarına aykırı bir durumdur. "duvarı boyamamalıyım çünkü duvar boyamak kötü birşeydir." neden kötü ki duvar boyamak???

bizim zamanımızda televizyonda büyüklerimiz ne izlerse onu izlerdik. malkoçoğlu ile büyüdük ama bakın gerizekalı olmadık.
neymiş efendim "aman çocuğum kayu izledi de şimdi pek uslu duruyor"
baygın balık gibi bakar o çocuk büyüyünce. dediydi dersiniz.

bazı aileler çocukları çizgi film izlerken yaramazlık yapmadığı için televizyonun tüm kontrolünü çocuğa bırakıyor. şimdi bir de çizgi film kanalları var sabahtan akşama kadar öküzün trene baktığı gibi izleseler bıkmazlar ki bunlar daha çocuk. sadece eğlenmeye çalışıyorlar.

ben bir televizyon kanalında çalışıyorum yıllardır evimde televizyon yok. televizyon olan yerde mu-hab-bet olmuyor. hiç masal anlatılmamış çocuklar yetişiyor.

yetişkinlerin de sağlığına etkisi çok büyük. çocuk yetiştirmek çocuğu televizyon karşısında hipnoz etmekle olmuyor. anneler babalar bir tane masal ezberlemiyor çocuğuma anlatırım diye. uykusuz kalacağından korkuyor çocuk ağlarsa. sokağa çıkarsa üstü kirlenir diyor yıkamaya üşeniyor. oturtuyor televizyon karşısına. sonra o çocuk büyüdüğünde doktor olsa ne olur.

ulan biz günde 5 kere üzerimizi değiştirirdik çocukken ve 3 tane pantolonu olurdu en zenginimizin. çamaşır makinası da yoktu. evlerin içinde çeşmeler yoktu. böyle çizgifilmler de yoktu.

velhasıl-ı kelam
"sabah kuşağında tsubasa izler akşama kadar maç yapardık.
akşama kadar tsubasa izleyen çocuklar topa vurmayı bilmez."
devamını gör...
önce çizgi film nedir karar verelim, çocuklar için üretilmiş, onların bilişsel sosyal fiziksel ruhsal vs bilmemkaç türlü gelişimleri dikkate alınarak hazırlanan animasyonlardan mı bahsediyoruz? her animasyon çocuklar için değildir, zira hentai de bir animasyon türü.
yetişkinler için olanlarını bir kenera bırakırsak çizgi filmler çocuklar için eğlendiricidir, eğiticidir. aşırıya kaçmamak kaydıyla. çocukların dil gelişimleri ve sosyal gelişimlerine zarar verecek boyutta olmamalı.
devamını gör...
yavuz bahadıroğlu torununu kucağına almış,heycanlı heycanlı çocuğun anlayabileceği bir dille osmanlı'dan bahsetmiş en sonunda sözleri bitince torunu şöyle bir cümle kurmuş ''ama pokemon osmanlıyı döver dede!''
yavuz bahadıroğlu ''ne kadar uğraştıysam nafile torunu ikna edemedim hem de tarihçi olmama rağmen ''diyor.

şimdi siz kendi çocuklarınızın algı yönetimini ne olduğu belirsiz bir sisteme teslim ederseniz bu cehaletten başka bir şey olmaz!
ister yerli yapım olsun ister yabancı anneden babadan başkası çocuğun algılarına dokunmamalı,
bunun için çaba sarf edilmeli elden geldiğince,tabi ki zor bir nokta ama bile bile de bu yönetim tutup başkalarına teslim ediliyor ise gerçekten de o ebeveynler anne ya da baba değil,annecik ve babacıktır.

çocuğa kısa süreli dahi olsa izletilmesine karşıyım çünkü bu keyfin tadını alan çocuk artık defalarca isteyecektir ve anne kesinlikle bir noktadan sonra buna boyun eğecektir,

bunun yerine hayal dünyasını geliştirmek adına kitap daha makul bir çözüm,
çocuk tuvaletteyken bile peşinden yüksek sesle şiirler ve kitaplardan ufak alıntılar okumalı,
çocuğun kulağının güzel şeylere alışması için,kitabı edebiyatı sevebilmesi için...

gündüz vakitlerinde çocukla sadece parkta vakit geçirmek yerine uzun yürüyüşler yapılıp bol bol sohbet edilmeli,kaliteli vakit geçirmeli,
çocuğun soru sormasına her seferinde müsaade edilmeli onun hayalini geliştirecek cevaplar verilmeli,bu cevaplar bize saçma dahi gelse!

şimdi ev hanımlarını,çalışan hanımları düşünüyorum evet yazdıklarımı uygulamanız pek mümkün gibi görünmüyor,ütopik duruyor dimi!
ama çocuklarımız dünyaya bir kere geliyor ve emanet olarak!
o emanete hakkıyla sahip çıkmak ve cenneti gerçekten hak etmek istiyor isek bunları yapmalı,
elimizden geldiğince dikkatli ve uyanık olmalıyız,

''biz de izledik gerizekalı olmadık,aklımız başımızda'' diyenler var aramızda valla sizi bilmem ama ben toparlanabilmek için çok çabaladım,yaşıtlarımdan da gerideyim bir çok nokta da,toparladıysam da kesinlikle bir mücize yani.*

bir de sosyal kurumlarda şöyle bir durumda söz konusu maalesef : ( #1009072 )





devamını gör...
cocukları tv bagımlısı ettikleri icin zararlı olduğunu düsünüyorum.
anneler de sırf cocuklar ortalıkta dolaşıp yaramazlık yapmasınlar diye sürekli cizgi film izlettiriyorlar.
sonra ne mi oluyor cocuk, cizgi film karakterlerini rol-model olarak almaya baslıyor. o cizgi film sanki gercekmis gibi davraniyor.
cocuk daha soyut dusunmeye baslamadigi icin onların kurgu oldugunu dusunemiyor.
ebeveyne zararı var mı? ee tabii ki var sonucta evlat onların. cocuga verdikleri her zarar onlara donuyor bir sekilde.
devamını gör...
''televizyona bakan bir çocuğun yüzü beni korkutuyor. daha doğrusu, küçük ya da büyük, televizyona bakan herkesin yüzü beni korkutuyor; totemin karşısında hareketsiz, pasif, ama çocuklarda beni daha çok etkiliyor. yarı açık ağız, hipnotize gözler: onunla konuştuğunda seni duymuyor; dokunduğunda fark etmiyor. trans halinde, uyumuyor ama uyanık da değil; seri olarak, üretilmiş heyecanları tüketiyor."
eduardo galeano
devamını gör...
çizgi filmleri bilmem ama bir çizgi film çeşidi olan animeler 22 yaşında olan benim bile psikolojimi bazen darmadağın ediyor.bırakın çocuklara ne yapar.pokemon adlı shounen dizi de zamanın da çok çocuğun psikolojisini bozmuştu.animeler kesinlikle küçük çocuklara izletilmemeli ama uzman pedagoglar eşliğinde hazırlanmış çizgi filmler (peppe cailu teletubies) çocuklara yararlı olabilir tabiki de.
devamını gör...
büyük patlamadan * sonra yeryüzündeki madde ve antimadde miktarının eşit olarak dağıldığı kabul ediliyor.ve anti maddeden oluşan galaksilerin varlığı da teorik olarak kabul ediliyor.hatta dini inanışlardaki şeytan, melek v.s varlıkların da bu anlamda anti madde olarak varlıkları mümkün olabilir deniyor.

şu yazdığım entry bile bir enerji ve içinde bir mesaj yüklü.ve yeryüzündeki her bir nesne de böyle. enerjik ve canlı.ve en yönlendirilebilir , şekil verilebilir nesne ise su.ve insan yaratılışı itibarı ile dörtte üçü su.hafiften biraz konu dışına çıkarak bir şey daha belirtmek istiyorum.kar tanelerinin hiç biri birbirine benzemez bilirsiniz. bu kar tanesinin birini gerekli koşullarda alıp su haline getirdiğinizde ve tekrar dondurduğunuzda aynen eski kar tanesin olduğu şekle bürünüyor.yani su asla kendini unutmuyor.hatırlıyor ve kendi şekline bürünüyor.

şincik; çocuk doğduktan 6 ay sonra sadece dinleyerek konuşmayı öğreniyor.ve bundan sonra ne verilirse aynen alıyor.çingene çocukları aşı olmuyor ama sonuçta aşı da bir mikrop olduğu için onalrın çocukalrı mikrobu doğal yoldan alıyorlar ve ölmüyorlar.evet çizgi filmler de birer mikroptur. ve çocuğun her mikrobu en rahat şekilde alabildiği zamanlardır o yaşlar.ve verilen her tür mikrop mesajı alarak , tüm dünyada oluşturulmak istenen global insan tipine olanak sağlamaktadır.

elleme cısss seyretme çüşşşş diyerek uzak tutunuz çocuklarınızı bu büyüden.
devamını gör...
bizim zamanımızda voltron vardı. birliği beraberliği falan öğretiyordu. bir elin nesi var misali 5 aslanın dayanışması ile kötü robot yenmeleri ve her bölüm yenmeleri güzeldi. basit ama etkili bir mesajı vardı. şimdi çizgi film olarak ne var bilemiyorum ama animasyon olayında çok büyük ilerlemeler katedildi. bu kuşak belki digital dünya açısından zengin bir çağda doğdu ama onlarda bizim gibi tahta kılıç alıp sokağa çıkıp kötü robot öldürmeceli voltronculuk oynamayacaklar. anadoluyu saymazsak avm cocuk parkurları buna izin vermiyor.
devamını gör...
caillou mesela tam bir şımarık. bizim çocukların bu yüzden daha da şımardıklarını düşünüyorum açıkçası. bence yasaklansın, yerine anne baba ne derse o olur tarzı çizgi filmler getirilsin. yetişkinler üzerinde bi gözlemde bulunmadım ama beni ne kadar sinirlendirse de acaba şimdi napıcak bu şımarık dedirterek izlettiriyor. her türlü kötü bu çocuk.
devamını gör...
çocuk çizgi filmi külli bir gerçeklik gibi algılıyor. birçok yetişkin ise hiç ciddiye almıyor.
halbuki ikisinin tam da ortasında, değerlendirilirse, muazzam bir iletim kaynağı duruyor. ikisi de olması gerekenin dışında, farklı uçlarda.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar