çocuğun her istediğini almak

bu konuda kendimden bir örnek vermek istiyorum.

çocukken öyle varlık içinde yaşamadık ama elhamdülillah annem ve babam ellerinden geleni yaparlardı ve bunu hissettirirlerdi. biz de biraderle imkan dahilinde olan şeyler isterdik ve bu yazılı olmayan anlaşma ile yaşayıp giderdik.

bir milyoncuların yeni yeni moda olduğu zamanlarda kendimi dükkana atıp boş boş bakınmaya bayılırdım. onca seçenek arasında, onca keyifli ve çekici oyuncak arasında o kadar saçma bir oyuncak beğenmiştim ki anlatamam. ufak bir mekanizma, bileğinize bağlıyorsunuz. düğmesi var. basınca kapak açılıyor ve içinden dönerek uçan bir halka çıkıyor. bu oyuncak beni benden almıştı. adeta büyülenmiştim. koşarak bizim dükkana gittim, babam çıkışta bakarız dedi. heyecanla bekledim.

akşam saati dükkanı kapatıp eve giderken annem babam ben milyoncuya girdik ve ben bu teknoloji harikası über kaliteli oyuncağı babama gösterdim. babam hiç şaşmayan tepkisiyle "bu ne lan" dedi. coşkuyla anlattım ama bir görün. zannedersiniz oyuncak beni uzaya gönderiyor. çok geçmeden annem burun kıvırdı, babam "oğlum sabahtan akşama kadar dışardasın. iki güne bunu kaybedersin" dedi. ısrarla istedim ama almadı. resmen hayatımın ilk tribini atarak dükkandan çıktım. hayatın ne kadar acımasız olduğunu falan düşünüyordum. ne kadar zalim bir ailem vardı.

sonraki gün aileme surat asmaya devam ettim. ve sonraki gün de... zaman aktı gitti ve ben oyuncağı artık istememeye başladım. elde edemediğinden olsa gerek ki "harbiden ben bu oyuncakla dışarda oynasam mahalledeki piçler bunu tarımar eder. evde olsam nereye uçuracağım" diye kendimi avuttum durdum. hep bir ukde olarak içimde kalan o oyuncağın anısıdır bu. artık anlıyorum ki o bir liralık oyuncağın alınmamasının bir sebebi vardı. ailem sadece bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. ömrüm boyunca nefsim bir şeyler isteyecek ve ben ömrüm boyunca onu dizginlemek için uğraşacaktım. almam gereken ders buydu ve ben dersimi aldım. siz de ufaklara bu tarz dersler vermekten çekinmeyin. alacakları ders, o an istedikleri bir oyuncak veya şekerlemeden çok daha kıymetli olacaktır.
devamını gör...
çocuk henüz emzirme döneminde her istediğini almayı öğrenir. meme isteyen annesi reddettiğinde ağlamaya başlar. ilk tepkisi budur işte. insan olarak biz hep istemeye daha fazlasını elde etmeye meyyaliz. gerek çocukluk gerekse yaşlılıkta. ancak dikkat ederseniz en fazla çocukluk ve yaşlılıkta bunlar tavan seviyesindedir. eğer çocuk minik yaşlarda dizginlenmezse sonra daha önünü alamazsın. mesele fiyatı ya da niteliği değildir. mesele her zaman çocuğun her istediğini elde edemeyecek olduğunu henüz hayatın ilk basamaklarında öğrenmesidir. eğer bu şekilde olmazsa noluyor? uyuşturucu ile hayattan kaçmaya çalışmak, üniversiteyi bitince işsiz güçsüz kalıp asalak gibi ailenin sırtına binmek, evlendiğinde kadını kendi malıymış gibi görmek (veya kızlar da erkekleri kendi malları gibi görür çoğu yerde), küçük bir kurumda bile bir ünvan alsa dünyayı satın almış edasınca kibirlenmek... örnekler artar ama sonuç da sebep de az çok bellidir. yılanın başını küçükken ezeceksin diye boşuna dememişler. dur lan bu ağır oldu ağaç yaşken eğilir diyelim.
devamını gör...
şu dünyada bir çocuğa yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri. istemenin sonu yok derler. gerçekten yok. bugün bir sakızla başlayıp uzay mekiğine kadar gider insan arzusu. bir de her şeye sahip olmanın bir anlamı da yok. düşünün her şeyiniz var. yat, kat, uzay mekiği... yatta yattınız, katta kaldınız, uzaya çıktınız; sonra? sıkılacaksınız. o da yetmeyecek. ayrıca ya tükenecek ya da öleceksiniz. ölünce ne olacak. tutup da her şeyinizle gömemeyiz ki sizi canım.

haydi misal piyanonuzu çok seviyorsunuz, onunla gömülmeyi vasiyet ettiniz, gömdük. eee öteki tarafta resital mi vereceksiniz? öteki tarafın olduğu bile bir açıdan muallak, cansız bir nesnenin öteki tarafa gidebilme ihtimali hangi dinin yada inanç sisteminin hangi inanışında var? kırk tas su döküp, tanrıya yalvarsanız da onlar burada siz orada bir süre sonra. bu nedenle her şeye sahip olma fikrinin hiç bir akla mantığa sığar durumu yok.
devamını gör...
günümüz ebeveyn davranışı.

şöyleki okulda gezi yapacakken belirli bir kontenjan koyarak hakeden öğrencileri götürüyorum. secmediğim öğrencilerin velileri elli kez arayarak "benim çocuğum o geziye gitmek istiyor o yüzden gidecek, parası neyse yollayacağım." diyor.
bu tavirdaki veliden, öğrenciden, bu sözlere maruz kalan öğretmenden ne beklersiniz?
devamını gör...
doyumsuzluk, tatminsizlik oluşturur.
cebimde para olduğu halde, maaşıma üç gün kala, çocuk için eve eli boş giderim.
alışverişe gidince bir şey almışsa ikincisini de isterse öncekini bırakacağını bilir ve de sadece bir şey alınarak eve dönülür.
devamını gör...
her yapmam diyenin istemsizce düştüğü tuzak. her ne kadar içi cız etse de insan biraz bu konuda hassasiyet göstermeli. doyumsuz bir insan yetiştirmek ileride daha büyük bir sorun demektir zira. akabinde bu tarz eğitimlerin metodik şekilleride var, ve çok kolaylar. inşallah bizlerde bu tuzağa düşmeyiz.
devamını gör...
almazsanız büyünce kendisi alır. pisiknet istedim almadılar; ama sonra ben aldım. top istedim. almadılar, gittim mikasa ft 5 toprak saha topu aldım. insan hedeflerine er ya da geç ulaşıyor.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar