çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu

--- alıntı ---
Gerçek ile Hayal Arasındaki Güç Kavgası
Hüseyin SERDAR

İsmet Özel’in tüfenk şiiri şöyle başlar:

'' çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu.''

Kanımca, bu satırdan ''neden'' kelimesi ile başlayan üç tane soru çıkarılabilir.

1. Neden e harfine yaslanıp uyuyan çocuktur?
2. Neden çocuğun kendisine yaslanıp uyuduğu şey e harfidir?
3.Neden çocuk e harfine yaslanıp uyumaktadır?

Bizim kendisine hayranlıkla baktığımız olgun insan teması bu şiirde yerini çocuğa bırakmıştır; yani, kendisine hayranlık duyulan olgun insan değil, çocuktur. Şairin çocuğu, bizim olgun insanımıza galebe çalmaktadır. Çocuk için dünya, harflerden örülü, güven içinde, olgun insanın dünyasında varolan tehlikelerden uzak kalabileceği bir sığınaktır. Çocuk, harflerin dünyasında huzur içinde yaşamaktadır. Olgun insan ise, sürekli tüfenklere sığınmak ihtiyacını hissetmektedir. Olgun insanın herhangi bir tehlikenin her an vuku bulabileceği ihtimaline karşı daima alarm halinde olması ile çocuğun olgun insan tarafından '' ilgisizlik '' olarak yaftalanacağı harfe yaslanmış uykulu hali kıyas yapılması için yan yana konulmuştur.
İngiliz Romantik dönem şairlerinden william blake de buna benzer bir ayrımı '' songs of ınnocence '' ile '' Songs of Experience '' adlı şiirlerinde gözetmeye çalışır. '' songs of ınnocence'' başlığı altında yeralan şiirlerinde çocuklara özgü neşe ön plandayken, '' songs of experience '' adını taşıyan şiirlerinde olgun, gün görmüş ve geçirmiş insanlara özgü kasvet hali göze çarpmaktadır. '' the lamb '' şiiri ile '' the tyger '' şiiri birbirinin karşıtıdır ve bu karşıtlık güçlü olmak ile güçsüz olmak arasındaki ayrıma da göndermede bulunmaktadır.
Gerçek güçlüdür, hayal ise zayıf. Gerçek büyüktür, hayal ise küçük. Gerçeği kabul eden ve hayatında hayale değil de gerçeğe yer verenler güçlü olmaklarıyla ne kadar övünseler (!) azdır. Öte yandan, hayali kabul edip hayatında gerçeğe değil de hayale yer verenler de ne kadar hayıflansalar (!) azdır.
Romantiklerin ulaşılması imkansız hedefler belirlemeleri onları --Prof. Dr. Naci Bostancı’nın ifadesini kullanacak olursak-- ''iflah olmaz'' kılmıştır. Romantik insanlar pra(gma)tik değillerdir ve romantik oldukları sürece de pra(gma)tik olamazlar. Daha doğrusu pra(gma)tik olmaya yanaşmazlar. Hayatın sadece basit matematik işlemlerime dair bilgi ile temel okuma-yazma becelerini gerektirecek kadar pratik olması, başkaları ne düşünürse düşünsün, bir romantik için yaşamın sahteliğini gösteren bir delilden öteye geçemez.
Romantik olmayı seçen, aynı zamanda iflah olmamayı da seçmiş demektir. Tüfenklerine yaslanıp uyuyan insanların çoğunlukta olduğu bir dünyada harflere yaslanarak uyumak modern hayatın dini kurallarına göre haram da olsa er yada geç tüfenk ile harf arasında bir seçim yapmakla yüzleşmemiz gerekiyor. Güçlü olmayı seçeceksek, tüfenkten yana olmamız gerekecek. Hayal kurmayı seçeceksek, harften yana olmamız gerekecek.

08.04.2008
İDEAL DÜŞÜNCE
Düşünceye Açılan Pencere
www.idealdusunce.com
--- alıntı ---

http://www.idealdusunce.com...
devamını gör...
ne güzeldir "e" harfine yaslanıp uyumak.
ne güzel söylemiştir ismet özel.

çocuksundur,canın isterse y harfinin elinden tutup gezmeye gidersin.
devamını gör...
birçok anlamı vardır ya da şair sadece öylesine seçmiş olabilir. ama bana göre alfabede bir tek e harfi içe doğru kıvrılmış bir harftir. burada şekili, görüneni temsil eder. ve insan içe doğru kıvrıldıkça çocukluğa döner. ana rahmindeki gibi rahat, çocuklukta böyle kıvrılarak ve bir yerlere yaslanarak uyur.
devamını gör...
insan seslerine yaslanışa hazırlayan dize.

o insan sesleri ona yalanı da gerçeği de, iyiyi de kötüyü de, güzeli de çirkini de, doğruyu da yanlışı da öğretecek.
devamını gör...
3 ay önce yeniden abla olmam üzerine kadrolu bir bakıcı olurken 'e' harfi idrak havuzumda dalgalanmalara neden olmaya başlamıştı, tabi bunda ismet özelin dizelerinin de payı var, ben e'nin muhitinde gezinirken.. güven adıgüzel'in bu yazısı ile karşılaşmam ne güzel oldu.

--- alıntı ---
ismet özel’in “tüfenk” isimli muhteşem şiiri şöyle açılır: “çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu.” bir çocuk için sırtını dayayabileceği yegane harftir e. bu şiirsel söyleyişle anadolu topraklarının en tanıdık ezgilerinden sayılan ninnilerin şahı; ‘’e bebeğim e e e’ melodisine de oldukça güzel bir atıfla uykunun en naif yerine şairane bir dokunuş yapılmıştır.

çocuk e harfine yaslanıp uyur, çünkü harfler ve kelimeler büyülüdür, doğal olarak onları yan yana dizmenin hünerine müellif olmanın da çok sancılı bir tarafı vardır. yazanlar bunu bilir, metinlerle derinlikli bir ilişki kuran okurlar da bilir elbette. kelimelerin o görkemli hallerine ulaşmadan önceki durakları olan harflerin ruhlarına intisap edebilmenin sancısıyla dertlenmek mümkündür. zaten bu ortaklık hemdertliğin kapısına götürüp bırakır insanı, içeriye girmenin sızısı dakalbimize aittir.

tek tek harfler hakkında düşünmenin ve bu minval üzerine ruhunu vererek konuşabilmenin çok zarif bir estetiği olduğu söylenir. harfler dilin en küçük yapı taşı olarak resimlerden işaretlere geçişin sembolüdür çünkü. her harf kendisine özel bir hikâyeyi sırtında taşır. dünyanın tüm alfabelerindeki harfler için böyledir bu. tibet, arap, yunan, kiril, latin, çin, tay, ibrani, japon veya gürcü alfabelerinde de her harfin ayrı bir ‘değer’i vardır. samuel mors’un telgrafa olan ilgisi sonucunda 1835 yılında bulduğu mors alfabesi de dâhildir buna.

yazının doğuşuyla birlikte kültür tarihindeki yerini alan modern alfabe, çivi yazıları ve hiyeroglifler sonrasında modern alfabe’nin kurucusu olan fenikeliler eliyle tüm akdeniz havzasına yayılmıştır. latin, arap ve yunan alfabelerinin kaynağı da bir yanıyla burasıdır. türklerin orhun alfabesiyle başlayan harf ve sembol macerasının dramatik bir finalle yani latin alfabesi devrimiyle sonuçlanmış olması başka bir yazının konusudur. bu kekemelik devrimi üzerine de önümüzdeki haftalarda müstakil bir yazı yayınlayacağım.

her harf kendisine özel bir hikâyeyi sırtında taşır. latin alfabesinin altıncı sırasını işgal eden ‘e’ harfi yaklaşık 5 bin yıl önce yaşamış sümerlerin alfabelerinde yer alan ‘he’ harfine karşılık gelmektedir. mısır hiyerogliflerinden yola çıkarak kendi alfabelerini oluşturan sümerler, hiyerogliflerde gördükleri neşeli-eğlenen adam figürünü alfabelerindeki ‘e’ harfinin sembolü olarak kullanmışlar. e harfinin temel çıkış hikâyesinin beş bin yıllık bir neşeli adam figürüne dayanması, bende her zaman sıcak ve samimi bir izlenim uyandıran bu harfe karşı olan duygularımı pekiştirmekle kalmamış, sırtımı dayayıp uyuyabileceğim bir harf sahibi olduğum için de ayrıca derinden mutlu etmiştir ruhumu.

e harfi, söz’ün ve sanat’ın sesiymiş gibi geliyor kulağıma, öyle duyuyorum çoğu zaman onu. harflerin gizemleri sözlüğünde ‘e’ harfi maddesinde şunlar yazıyor mesela; isminizin ilk harfi e ise bu size zihin gücü ve kültür zenginliği verir. e harfi insana müzisyenlik ve konuşma yeteneği kazandırır. e harfi isminizin içinde geçiyorsa; söz ile ifade edilen tüm meslek dallarında başarılı olursunuz. isminizde birden fazla e harfi varsa; bütün sanat dallarında ve tüm alanlarda başarılı ve aranan kimseler olursunuz.

e harfi senin zihninde neleri çağrıştırıyor, sence e harfi kimdir sorusunu yönelttiğim bir arkadaşımın;‘’e harfi bence işinde, gücünde, dürüst bir marangozdur’’ şeklindeki yanıtını da hiç yadırgamamıştım mesela. e harfi bana her zaman efendi, zarif ve güvenilir bir bilgeyi hatırlatıyor. zihnimde karşıladığı alanyalnızca bununla sınırlı değil elbette ama e harfinde, ünlü olmasına rağmen buna aldırmayan sessiz bir harf samimiyeti sezinliyorum. ‘e’ isminde bir edebiyat dergisi ve yine aynı dergiye ait bir de yayınevi vardı hatırladığım kadarıyla, boris vian kitapları basan. şimdi e dergisi deyince, dijital bir kavramsallık canlanıyor zihinlerde.

fransız edebiyatçı georges perec’in 1969 yılında yayınlanan la disparition (kayboluş) adlı romanını hiç e harfi kullanmadan yazmış olması, yüzyılın en ilginç edebiyat olaylarından birisi olarak anılıyor ve bu klasmandaki yerini hala koruyor. perec’in 370 bin 430 harf kullandığı ‘kayboluş’ romanında hiç ‘e’ harfi yok. çevirilerinde de yok üstelik. yazar’ın ‘e’ harfini protesto etmesi, fransızcanın en çok kullanılan sesli harfi olan “e”yi kullanmadan da roman yazılabileceğini göstermek istemesi mevzusu değildir tabi. yazar tarafından resmi olarak doğrulanmasa da perec’in “e” harfini kullanmamasının gerekçesi; hayatında çok büyük travmalara ve yıkımlara yol açmış olan yahudi soykırımı meselesidir.

perec bu soykırımı eleştirmek için yazdığı romanda ‘e’ harfine bir insan topluluğunu ya da tek bir insanın varlığını kodlamıştır. bir yokoluşun hiç kimse tarafından umursanmayışına ve ölümlerin-katliamların uğursuz trajikliğine vurgu yapmak istemiştir romanıyla. ilginçtir, kitap yayınlandığında ne eleştirmenler ne de okurlar bu ‘e’ hafi protestosunu fark etmemiştir. e harfinin yokluğu pek kimseyi ilgilendirmemiş,yokluğu bile fark edilmeyen bir harf olmuştur bu romanda e harfi, tam 370 bin 430 kez fark edilmemiştir üstelik. perec’in protestosu amacına ulaşmıştır. en çok gözümüzün önünde olanı fark etmeyiz bazen. varlığına alışmak yokluğunu fark etmeme’ye dönüşüyorsa yara daha da derinleşiyor. perec’in e harfi kocaman bir mezar taşı gibi duruyor kayboluş romanının içinde. 370 bin 430 kez fark edilmemiş bir mezar taşı olarak hem de.

anneler çocuklarını e harfiyle büyütürler.

eğer uslu bir çocuk olursanız; ‘e’ harfine yaslanıp uyuyabilirsiniz.

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar