konu: bir medeniyetin gelişmesi için en önemli unsur

medeniyetler de insanlar gibidir, kiminin uzun kiminin kısa olmak üzere bir ömrü mutlaka vardır.
fakat bazı medeniyetlerin gelişim süreci bakımından, tarihsel düzlemde oluşturacağı tesir bakımından fark yarattıkları görülür.
bugün halen grek tanrılarının, roma rakamlarının, uzakdoğu dövüş sanatlarının varlıklarını sürdürmesi ve toplumları etkilemesi buna örnek olabilir en basitinden.

peki sizce bir medeniyeti farklı kılan, onu diğerlerinden daha üst noktaya taşıyan nedir? sanat alanındaki başarı mı, felsefi yeterlilik mi, entelektüel birikim mi, kültürel çeşitlilik mi, refah düzeyi mi? yoksa bunların dışında bir etken madde mi?
devamını gör...
tarih tekerrürden ibarettir ve bir müslüman ısırıldığı delikten ikinci defa ısırılmaz * sözleri, bize bu bağlamda ışık tutuyor.
medeniyetlerin gelişmesi, tarihine bağı, bu ölçüde çıkardığı dersler ve geleceğe yönelik yatırımları ile mümkündür. hata payı azalan millet, risk almaktan korkmaz ve girişimlerle açık olur.

(bkz: eğitim şart)
devamını gör...
medeniyet her ne kadar kendi içerisinde irili ufaklı farklı unsurlar taşısa da onu oluşturan ve yıllar boyu bu birikime kavuşturan ana yapı deneyimlerin bir nesle aktarılmasıdır. yazının icadından süre gelen alışkanlıklardan tutunda medeniyetlerin coğrafi koşullarına kadar onları biçimlendiren her şey aslında onun özütü olmuştur.

anadolu medeniyeti yıllar boyu savaşlar ile boğuşmuş , bu sebepten dolayı askeri alanda ki gelişim onu ayakta tutan fiziksel birikimleri direkt olarak ön plana çıkarmıştır. lakin savaşların biraz daha sakin geçtiği kuzey enlemler de ise insanların medeniyete yaklaşımı ve gelişimi coğrafi şartlarla kendi çapında yaşamaya devam ettirmiştir.

fransa, düşünce kavminde kendi içinde beyin muhaberesi verirken şu an ki hollanda topraklarında yaşayan insanlar ise selleri engellemek için ilmi birikimlerini bu alana taşımışlardır. skolastik düşünce yapısının şekillendiği ve helen uygarlığının izlerinin dört nala koşturduğu yunan-italya çizgisinde ise orta çağ'dan kalma düşünce yapısı özgürlükler diyarı olarak adledilen bir coğrafya da çok farklı alanlarda medeniyete katkı sağlamıştır.

fransa'dan dünyaya yayılan burjuvazı eğer medeni alanda bir gelişimse - onun yıkımı da iktidarı mutlak bir biçimde koşulsuz bir egemenlik kurmasına olanak verdirmeyen düşünce yapısının ta kendisidir. milliyetçilik akımı ile başlayan medeniyeti yeniden yapılandırma hayali neyin birikimidir işte buna bakmak lazım gelir.feodal yapının ve monarşinin kaçınılmaz sonucu olan sosyo ekonomik sınırlamaların kaldırılması- diğer yandan işçi sınıfının ingiltere de ayaklanması ve buna benzer onlarca özel durum ve data..

düşünmeye iten unsur nedir?

acılarımızın derinliği mi , yoksa onlardan aldığımız dersler mi? bugün japonya'nın kafasına iki tane atom bombası düşmesi mi onları daha medeni yaptı yoksa aile ve kültür bağlarına derinliklerimi onları en iyilerden bir tanesi haline getirdi. japonların bir iş felsefesine yaklaşımı neden çok saygılı? ve neden bir iş toplantısında açık ve netler karşı tarafa . almanlar neden saat 08:00 de buluşalım dediklerinde direk oradalar ve biz her defasında işi son ana bırakıp nasıl oluyor da dünya ortalamasında bu kadar plansızken yine de en zengin 20 ülke arasındayız.

genlerin bu unsurlar arasında yeri çok özel. kanaat olarak bunun izahı belki bu - lakin eğitimin ezberci olmasından mütevellit zaten düşünmeye yönelik argümanlar ne yazık ki çok sınırlı. sorgulamayan bir toplum yerinde saymaya mahkumdur. işte bu yüzden medeniyeti oluşturan ana unsur araştırmaya meyil ve düşünceye saygıdan geçer.

devamını gör...
türk milleti -islam medeniyeti diye niye bas bas bağırıyoruz?milletten medeniyet olmaz da ondan.medeniyet belli bir zaman ve mekan boyutunda tüm değer yargılarının cisimleştirilmiş halidir.işte bu anlamda bir türk medeniyeti olmaz ve olamaz ama türk milletini içinde barındıran bir islam medeniyeti olur.

medeni zaten kelime anlamı ile de "en üst" demektir. "medeni cesaret" kavramı da buradan gelir.işte en üst cesaretimizi kullanabileceğimiz değerlerden bir medeniyet oluşhttp://ur.ve bu oluşan kavramın içinde de her şey en üst şekli ile temsil edilir.temsil edilmek zorundadır zira içinde "en üst" şeyler yoksa o medeniyet değil sefaliyettir.kısaca itliktir.hiçliktir.
devamını gör...
ne zaman ki bir millet tabularını yıkıp ; aynı anda yeniliklere açık olmakla yozlaşma arasındaki o ince çizginin farkına varır.. işte o zaman bir gelişmeden bahsedebiliriz..
devamını gör...
demet akalın'la hilal cebeci'yi elele tutuşturup kadıköy sahilindeki balona bindirip uzak diyarlara salmak. nereye düşecekleri umrumuzda olmamalı ama. tabi bizim rahatsız basınımız farklı bir balona atlayarak peşlerinde eveet sevgili seyirciler demet akalın ve hilal cebeci gördüğünüz üzere balonda neşeli bir parti hazırlığında türünde magazin haberlerini bulma çabasında olacaktır. neyse, problem değil, bi taşla iki kuş vurmuş, magazin basınından da kurtulmuş oluruz. sonrasında sağlıklı bir şekilde medeniyetimizi kurabiliriz.

giriş bölümündeki seviyesizliği bir kenara bırakırsak günümüzde medeniyeti geliştirmek için en önemli unsur toplu iletişim organları. televizyonundan internetine kadar son 10 yıldaki değişimleri bir gözünüzün önüne getirirseniz kültür denen kavramın nasıl paramparça edildiğini görürsünüz. buruşuk kırışık bişiy çıkıyor ortaya, araştırmayan, düşünmeyen, üretmeyen ve miras bırakmaya niyeti olmayan, belki de medeniyetin kelime anlamından bihaber nesiller. hilal cebeci denen medya oyuncağından milyonların haberinin olduğu fakat osmanlı mimarisinde batı ve doğunun sentezi ile ilgili çalışmaların sadece birkaç kişinin ilgisini çekebildiği bir ortamda medeniyetin konuşulması adına bir umut kalmıyor insanın içinde.

medeniyet dediğin açmaksa bedeni diye söze giren mehmet akif'in yazdığı şiirin üzerinden geçen yüz yıla yakın zaman esasında medeniyet konusunda bir yol kat edip edemediğimizi az çok gösteriyor. belki de farklı bir medeniyet kuruyoruz şu an. ucu gökyüzüne değil, toprağın diplerine bakan.

medeniyetin oluşması için tek bir unsur asla yeterli değildir. unsurlar bir araya gelir ve birbirini tetikler. refah düzeyi yüksek toplumlarda maslow piramidi'nin son basamağı olan kendini gerçekleştirme adımına geçiş yapılmıştır ve haliyle sanat, felsefe alanlarında farklı çalışmalar yapılma, kültürel gökkuşağına bir fırça daha vurma imkanı kazanılmıştır. varolan ve bilinenden farklı bir felsefik düşünceyi savunmak yeni bir sanat akımını oluşturur. sürrealist salvador dali'yle ilgili kelime esprilerini hatırlayın.

o değil de uzun yazmaya çalışınca fazla gaza gelip konudan sapıyorum. neyse, medeniyeti geliştiren unsur yoktur unsurlar bütünü vardır. bir takım çalışması sonucu ortaya çıkar yani medeniyet. öyle demet akalın ve hilal cebeci'nin el ele tutuşup bebek'te üç beş tur atmasına benzemez.
devamını gör...
öncelikle böyle bir sorunun tek bir yanıtı olabileceğine pek inanmıyorum. ancak, dini olmayan bir medeniyet de gelişebileceği için buna din değil mesela zihniyet diye yanıt vermek istiyorum. dini olan kişi ve toplumların tasvip etmediği bir nicelik veya nitelikte olsa dahi gelişebilir. her şeyden evvel zihniyet. zihniyet parayla inşa edilemez, salt eğitim ile aşılanamaz ancak toplumdaki bir çok dinamiğin birlikte, yıllar içinde, nesilden nesile etki etmesiyle oluşturduğu bir "yan-kültür havuzudur". işte bana sorarsanız orman sakinleri, zihniyet olmadan hiç bir şey olamaz; örnek olarak ülkemiz cumhuriyet kurulduğundan beri ve belki de osmanlı'nın son zamanlarından beri son derece zihniyet yoksunudur.
devamını gör...
hedef

osmanlıda var olupta bizde olmayan şey cihan hakimiyeti duygusu.bu duygu günümüz türkiyesinde basit gündelik çıkarlar uğruna büyük resmi görmeyi engelleyen bir durumdur.bizde aslında atalarımız gibi dünyada kurallar koyan, oturduğu koltuğu dolduran, gittiği yerde itibar gören,ileri görüşlü, güçlü kuvvetli düşmanlarının yüreğine korku salan,ancak hz. ömer gibi çocuğun kuşa eziyet ettiğini görüp de çocuğun eline para sıkıştırıp kuşuda özgürlüğüne kavuşturacak kadar ruhunda ızdırap duyan ve de toplumun başına gelen her türlü felaketi kendinden bilen bir düşüncede olmadığımızdan dolayıdır.
devamını gör...
(dünya üzerinde binlerce yıldır varlığını sürdüren medeniyetlerle ilgili yapacağımız değerlendirmeleri türk medeniyetinin gelişim süreci ve aksaklıkların muhasebesine girmeden ya da gözardı ederek yapmak mümkün değil. yunan, hint ya da çin medeniyetinden yola çıkarak yapılacak yorumlarda dahi kendi medeniyetimizin sorgulamasından bize kalanların etkisinden çıkamayız. bu topraklarda yaşıyoruz ve tarihini unutan ya da teknolojik gelişmelerin gerisinde kalmış bir millet olduğumuz için "tarihini unutan ya da teknolojik, bilimsel gelişmeleri yakalayamamış toplumlar ve paralelinde medeniyetler ilerleyemeyecektir." yorumlarından öteye gidememe sorunu çıkıyor karşımıza.)

kanımca bir medeniyeti ayakta tutan en önemli unsur hakikatle donanımlı insandır.
(endop'da aynı örneği vermiş) bugün japon medeniyeti ya da japon ulusuna ait milli şuur türk medeniyetinden üstün durumdaysa bu japon genç nesillere aşılanan öz değerlerin ne olduğu ve oluşan milli karakterle ilgili. japonya'da hiroşima felaketini görmeden ya da etkilerini öğrenmeden büyüyen japon bir çocuk görmek zordur. iş ahlakı onlar için entrika ve tembellik üzerine işlemez. bilimin ışığını çalışma azimleriyle birleştirip hayatlarını sürekli üretim üzerine kurarlar. insan değerlidir. sağlığını tehlikeye düşürdü diye bir vatandaşın milyar dolarlık şirkete tazminat davası açıp hayatını kurtaracak bir tazminat alabilmesi doğaldır.
bizler hastanede yanlış yapılan bir iğneden dolayı sakat kalan bebeğe devlet olarak "yapacak bir şey yok" cevabı verdiğimiz ve insana değer atfetmediğimiz müddetçe medeniyet dediğimiz şey sönmeye yüz tutmuş bir balon gibi oradan oraya savrulacaktır ki savruluyoruz da.
insanı değersizleştirdiğimiz ve değer vermediğimiz müddetçe, sevgisiz, saygısız, adalet kavramından soyutlanmış, öz değerlerini bilmeyen, bilimden uzak ve tamamen ataletle yoğrulmuş bireyin taşıdığı mefhum kültürden öteye gidemeyip bir medeniyet bile olamayacak tarihin kültür mezarlıkları içerisindeki yerini alacaktır.
devamını gör...
bu münazara hadiselerinde topa hiç girmedim. ama bu sefer tutamadım kendimi. benim tabii ki. bir medeniyette ben varsam gelişir. unsur ve düstur budur. faydalanılsın benden. zihinsel manada yani. hocam mana iyi de xp düşük.
devamını gör...
başında israil gibi bir düşmanının olmaması:

30 senedir pkk'yı kullanıp türkiye ile savaşan israil, gelişimin önüne set çekmek için her şeyi yapıyor.
devamını gör...
bir medeniyetin gelişebilmesi için o medeniyet mensuplarının vicdan sahibi olmaları en büyük şarttır. sonrası eğitimli insanlar şarttır. cahilliğe yer yoktur bir medeniyetin gelişmesi aşamasında. ve eğitimle kazanılmış cahilliğe hiç yer yoktur. zordur bir medeniyet inşa etmek hasılı kelam.
devamını gör...
(bkz: muasır medeniyetler seviyesine ramak kala tekerin patlaması) * *

efendim bunun için medeniyetten ne anlamalıyız öncelikle. medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar mıdır, yoksa refah ve aydınlığın timsali midir?

bizi, her türlü manevi olgunluğa yoğuramayacak bir ilerleme çabası, yerinde saysın. sonuçta temelde hep insan vardır. ve insanın temelinde de ruh. nihayeti medeniyet denilen şey insanların ellerinde taşınacaktır . dolaysıyla insanları eğitemeyen, islah edemeyen, ruhuna hitab edemeyen, kamil insan seviyesine çıkaramayan hiç bir olgu olumlu sonuç vermez. kazanımı da olmaz. o yüzden insanı işlemektir birinci vazife.

bir diğer alternatif için; "parası neyse verilir" var bir de. bu da günümüz sanrısı olarak karşımızda.
(bkz: para)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar