yanlış tahmin. sünnet olan bol giyinmektir. cübbesi, fistanı, şalvarı kültüre bağlı. sarık ise geçmiş peygamberlere de ait bir sünnet, sadece peygamberimize has değil.

gerçi şimdi düşününce etekler diz altı olursa tesettüre uygun oluyor.*
devamını gör...
sarık daha da yerel. kum fırtınasında yüzü gözü sarmaya yarıyor. söyler misiniz kuran'da tek bir yerde tavsiye ediliyor mu? bazıları bu yöresel kıyafetlerden bazılarını islam'ın bir rüknü olarak görüyor. hatta tarikatçı olmayan, giyim olarak biraz daha modern takılan diğer bazı cemaatler de -mesela- sakalı haktan görüyorlar. ''sarık cübbe yöresel ya da tarihsel ama sakal sünnet'' gözüyle bakıyorlar. hiç birisi kuran'ın vazettiği şeyler değil. bununla beraber sakal fıtri olarak erkeğe uygun. cübbe din görevlisinde iyi durur. ağırlık katar. ancak hiç birisi öyle sünnetti cennetti olayı değila.
devamını gör...
isteyen istediğini giysin demek lazımdır. sarık ve cüppe ile daha bir mümin olduğunu zannetmek de yanlıştır. sarık ve cübbe giymiyorum ben daha bir müminim demek de yanlıştır. asırlardır bir geleneğin takipçisi olanları rahat bırakmak en güzelidir. gelenekten beslenmeyenleri de...
devamını gör...
sarık cübbe giyenlerin çoğunluğu zaten bunu islam'ın bir rüknü olarak giymiyorlar. yani tesettür yanı hariç, ama tesettürü başka kıyafetle de sağlayabilirsiniz. burada mesele idolünü, sevdiği birini taklid etmek. küçümsenecek bir durum değil. kişinin sevdiği kişiye benzemesi kadar tabii bir şey var mı? yani yeri gelir sevdiğin bir sanatçı renkli çorap giyiyor diye onu giymek istersin, ya da annen mavi seviyor diye yanına giderken mavi tişörtünü giyersin. burdaki niyetin de onun sevgisine hürmeten onun şahsından yaşayışından bir parça katmak olabileceğini düşünüyorum.
devamını gör...
sünnet olan bol giyinmektir farz olan setr-i avrettir. siz farza uyun sünnete uyanlara laf etmeyin mübah olanlara zaten mümkünse karışmayın. herkesin hayatına kimse karışamaz.
devamını gör...
peygamber iskoçya'ya gelseydi etek giyecek olması ifadesine hep gülmüşümdür. çünkü bu ifade bana şunu söylüyor gibi geliyor. Allah peygamberini yanlışlıkla arabistana gönderdi. aslında iskoçya'ya gönderecekti ama cebrail a.s yolunu şaşırdı arabistan'a indi.

oysa Allah c.c. ayetinde bilerek ve isteyerek hatta özellikle peygamberi arap coğrafyasında kitabı da onun dili olan arapça'da indirdiğini söylüyor.

şimdi gel gelelim. bütün bu çıkarımların doğru olduğunu kabul edelim. şahsen eğer Allah c.c. iskoçlara son dini indirseydi ve onlara kılık ve kıyafetleri için bir uyarıda bulunmasaydı evet ben sırf Allah c.c sevdiği kulunun iskoç olarak gelmiş olmasından dolayı ona dosdoğru inanıp o eteği giyerdim. ben o eteğı giyerdim de bu başlığı açanlar o zaman şöyle bir başlık açarlardı.

(bkz: etekli giyinip gayda çalanların peygamber arabistan'a gelseydi entari giyecek olmaları)

yani işin aslın bu tipler öyle bir ihtimalde dahi aynı mantığı güdecekler di veya şöyle olsaydı peygamber fransızlara gelseydi, şunu söyleyeceklerdi.

(bkz: pantolon ve ceket giyenlerin peygamber afrikaya gelseydi bir şey giymeyecek olmaları)

neyse bunu uzatır da uzatırım, sanırım söylemek istediğim mantık hatasını hepiniz anlamışsınızdır.

not: mantıktan bir kural, varsayımla öncül üretilmez... o yüzden bu başlık en başından hatalıdır.
devamını gör...
örnek alınacak, model olacak kişinin fikirlerine veya anlattıklarına bakılır onlar eyleme dökülür.

"sünnet" adı altında peygamberin cüppe, sarık, şalvar giymesini; misvak veya deve kullanmasını örnek almak üstüne bir de "sevap puanı" beklemek cehaletin ta kendisidir.

burada sünnet olan peygamberin yaşadığı yer ve zamana göre eylemidir. mesela işte avret yerlerimi örtecek giysi, güneşten korunacak bir şey giymek; ağız sağlığına önem vermek, uzun yol için vasıta kullanmak diyebiliriz.

yani şimdi niye deveye binmek sünnettir deyip arabayı bırakıp deveye binmiyor?

velhasıl sünnet diye peygamberin şekline şemaline, giydiğinde ve kullandığına bakanların, yüceltenlerin durumu başlıktaki gibi olurdu.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar