demokrasi için koyulması gereken net tavır

"beni şaşkına çeviren;diktatörlüklerden en çok çeken ve istibdat rejimlerinin baskıları altında kıvranan müslümanlardan bazılarının gerçek düşmanı olan diktatörlükle mücadele yerine demokrasi ili didiştiklerini görmektir. bu insanlar sanki şöyle demektedirler: ezilenler baskıya uğrayanlar biziz. ama fırsatının bulur ve iktidara gelirsek, biz de onları ezeceğiz(raşid el gannuşi-islami hareket üzerine 1994, s.92)

gannuşi'nin son cümlesi, birçok islam ülkesindeki laikçi-islamcı çatışmasının ana zembereğini oluşturuyor. bir çok islami hareketin demokrasi konusunda net tavrını belirlememesi laikçi kesimin, "bunlar demokratik yollarla iktidara gelirlerse, bir daha ayrılmazlar" şeklindeki vehmini güçlendirmiştir(dergi,köprü. sayı 63 yıl 1998)

gerçekten soralım: demokrasi biz iktidara gelene kadar mı yoksa her zaman mı?
devamını gör...
(bkz: demokrasi küfür rejimidir) de geç. ne düşünüyorsun ki. kafa patlatmana gerek yok. sloganı söyleyince hem de şekil duruyor. hem cümle şekil hem sen şekil oluyorsun. bir şey bildiğimizi de sanıyorlar. ya Allah bismillah Allahu ekber. zaten alnımız secdeden de kalkmıyor. hiç bir namazı kaçırmıyoruz. ya Allahhhh.

ne düşüneceksin ki zülüm zulüm deyip hak adalet deyip demokrasi isteyip sonra demokrasi yolu ile iktidara gelip demokrasinin bütün nimetlerinden faydalanıp kendi erklerini oluşturup zenginleştikten sonra yukarıdan bakan, biz hak ettik kardeşim devletin bütün nimetleri bizim ganimetimizdir diyenlere... kafa yormaya gerek yok. sorsan hz ömer'den adalet cümleleri dökülür. ancak hz ömerin üzerindeki elbisesinin hesabını soranlara karşı yaptığı tavrı -sahabe tavrını- siz yapsanız sorsanız- "bana hesap mı sormaya kalkıyorsun koskoca devlet reisine derler. devlet reisi demeden zaten etrafındakiler derler. sorsanız hz ömer islam düzeni kurmuş ama kendilerin ki ne ki? soramazsınız?

sıkıntı yok arkadaşlar. iyi ki ahiret var. belki burada fakir olanlar orada ne olacak? kimbilir gerçek zenginlik ahiret yurdu değil mi?
devamını gör...
istibdatla demokrasiyi iki kutup kabul edip bunlar dışında bi imkan görmemek de faşizan bir demokrasi seviciliği. demokrasi yunan polis'inin yönetim biçimi. polis, kendi içinde bir siyasi bütün olarak ele alınabilen bir toplumu ifade ediyor. temsilciler bugünküyle aynı temsili gerçekleştirmiyorlar. her şeyden önce partili demokrasi ve günümüzdeki demografi buna imkan vermemekte. haliyle birbirinden aşırı derecede ayrı düşünen/inanan toplulukların birbirine galip gelmeye çalışması olayına dönüşüyor demokrasi. çoğunluğun tahakkümüne dönüşüyor.

siz bunu engellemek için "ileri demokrasi" kavramını öne atıp, azınlığı koruyan birtakım hükümler getirebilirsiniz. ama en nihayetinde bazı "zararlı" toplulukları ve fikirleri uzaklaştırmanız gerekecek. örneğin anti-demokrat bir oluşum yüzde 30ları görse dahi siz bunu demokrasinin devamını sağlamak için baskılamak durumunda kalacaksınız. dolayısıyla demokrasi kendi içinde çelişecek. sırf bu çelişki bile demokrasinin en fazla bir kötünün iyisi olduğunu, ideal haline getirilecek bir rejim değil de amaç uğrunda kullanılacak bir araç olduğunu gösteriyor. kaldı ki bir müslüman için öyle şeyler vardır ki bunlar çoğunluğun vicdanına bırakılamaz. şu an bu ülkede yüzde 50+1 eşcinsel evliliğe evet dese biz buna eyvallah mı edeceğiz...

o zaman demokrasi, çoğunluk güvenilirken meşruiyetini koruyabilir. ilk dönem islamcıları "ümmetin şerde birleşmeyeceğine" dair hadis ve benzer anlamlara yorulabilecek nasları göstererek meşrutiyet ve cumhuriyeti sonuna kadar savunsalar da bunu döneme göre değerlendirmek lazım. onlar halkın ve dolayısıyla kendilerinin lafının hiç geçmediği bir yönetime karşı bu tezleri ortaya attılar.

halbuki atlanılan nokta çok bariz. elinizde yunan polis'i gibi bir politik beraberlik, yani hakiki bir "ümmet" yok. varsa buyrun sonuna kadar savunun. osmanlı son döneminde bile böyle homojen bir vatandaşlık yoktur. aksine gayrimüslimlerin ciddi varlığı ve temsili ilk dönem islamcılarının da başına bela açmıştır. müslüman milletler arasındaki kavimcilik ve aynı ırktan olanlar arasındaki siyasi/dini ayrılıklar da cabası...

şahsi görüşüm liberal düzenin demokrasisi ve kavramları yerine, anayasası serbestiyet üzerine değil, belli ahlaki, siyasi anlayış üzerine kurulmuş, kırmızı çizgileri olan, yasaması da kur'ânî hükümlere tabi kılınmış bir cumhuriyet ideal olarak savunulabilir ancak. özgürlüğü şimdiki dünyanın tanımına göre alırsak işimiz var demektir.
devamını gör...
burada doğru oturtulması gereken şey demokrasiden ne anladığımızdır. bazıları gibi sandıktan yüzde 51 çıktı istediğimizi yapabiliriz fikri demokrasiye zaten zıt. demokrasi zaten her istediğini yapabilmek de değil.

cumhuriyet ki, (haşiye: o zaman meşrutiyet; şimdi o kelime yerine cumhuriyet konulmuş.) adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir. on üç asır evvel şeriat-ı garrâ teessüs ettiğinden, ahkâmda avrupa’ya dilencilik etmek, din-i islâma büyük bir cinayettir. ve şimale müteveccihen namaz kılmak gibidir. kuvvet kanunda olmalı. yoksa, istibdat tevzi olunmuş olur.

adalet-meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten bahsediyoruz. yani aynı şey. demokrasi dediğimiz şeyi batıdan geldiğini zannettiğimiz için kötü algılıyoruz. aslında biz sahip çıkmadığimiz için bizim elimizden o tarafa kaçmış ya da sahip çıkmadığımız için çalmışlar diyebiliriz.

tebeddül-ü esma ile hakikat değişmez. dün meşrutiyet...bugün cumhuriyet demokrasi... her ne ise "adalet-meşveret-kanunda inhisar-ı kuvvet istemeye biz "şeriat isteriz diyebeliriz diğer taraf bunlar demokrasinin gereğidir diyebilir. aynı şey isteniyor çünki.

gerçek bir demokraside hür bir ortam olacağı için, müsbet ve menfi fikirler çarpışacağı için müsbet olan fikir hak olduğu zaman hak her zaman galip geleceği için... bırakın hür ortam olsun "insanda hakka karşı taraftarlık vardır" korktuğunuz %51 çok fena şeyler isterse ne olacak fikri eriyecektir. insanları zaten ahlaksızlığa iten en önemli saiklerden birisi bu istibdat ve baskı değil mi?

şahsen ben demokrasiyi bir ideoloji olarak devletin tepesinde yer alması için değil "fikrimi, yaşayışımı, hür bir şekilde ilan edip insanların en baştaki kişilere karşı dahi hür olarak fikirlerini beyan etmeleri vb şeyler için istiyorum. ahkamda esasat zaten azdır. teferruat şeyler de zaten meclisteki demokrasi ile çıkarılacak kanunlarla halledilir. bir tek adamın dediği olmaz. kuvvet kanunda olur. bunu istemenin kimseye zararı olmayacağı kanaatindeyim.

ayrıca baktığımızda demokrasisi gelişmiş ülkelerdeki faiz vb durumlara... ilginçtir bazı ülkelerinde eksi faiz olacak nerede ise. şimdi bu kişiler kuran faizi yasakladığı için şer'i bir emir olarak mı bunu yaptılar. bu noktada kuran hakikatini bizden daha iyi kavramışlar.

meşrutiyet diyelim, cumhuriyet diyelim, demokrasi diyelim...adı ne olursa olsun.

kötü bir şey değil be yaaaa*
devamını gör...
yüzde 50+1e güvenecek miyiz güvenmeyecek miyiz bugün demokrasi büyük ölçüde bu. bu öyle "olsun canım yolunu bulur" denecek bir şey değil. sonra devletimizin islami bir özgürlük anlayışı mı olacak yoksa bugünkü liberal "başkasına değdiğinde biter ancak" anlayışı mı... bunlar temelde birbirinden o kadar ayrı fikirler ki çıkardıkları sonuçlarda dahi nüanslarla hakk mı batıl mı anlaşılabilir.

söz gelimi bugün birtakım devletlerde faiz ekside. mesela japonya... peki faizsiz bir sistem mi var orada, hayır. mülk adil şekilde paylaşılıyor mu buna dair bir hüküm var mı, hayır. isterse 0.00001 olsun faizli bir sistem faizli bir sistemdir.

ben artık bu iskandinavlar bizden müslüman yaşıyor edebiyatına da pek prim vermiyorum. batılılar kendi liberal dünyalarında, bir güvenlik karantinası içinde serbestiyet yaşıyorlar. kriz anlarında onların da nasıl baskı rejimine döndüğünü görüyoruz. önceki tanımda da dedim, mesela anti demokratlığın bir serbestiyeti yok orada da. demek ki onlar da esasında bir ideolojik giysiye sahip. fakat bu giysi çok geniş, sadece 1 noktada alev alıp ateşten gömleğe dönüşüyor. o da kendini tehdit altında hissettiğinde.

halbuki bizim gömleğimiz bu kadar geniş olamaz. şu anki düzen de bakıldığında yalnızca sekülerlerin tam olarak inandıkları şekilde yaşamalarına izin verir. çünkü zaten pek az kırmızı çizgileri vardır. müslümanlar ise doğru bildiklerinden sürekli taviz verirler. bunu örneklendirmeye bile gerek yok.

ben ne ilk dönem islamcılarının ne şimdi demokratız diyen müslümanların demokrasinin tarihi serüvenini ve islami bir yaşayışla çelişebileceği noktaları iyi analiz ettiklerini sanmıyorum. bugün evrensel kabul edilen yukarıda bahsettiğim özgürlük tanımını siz hiç sorgulamadan, "özgürlükler..." diye cümleye başlarsanız geldiğiniz yere kendiniz bile şaşırırsınız. son derece ideolojik cümlelelerdir bunlar. o yüzden baskı rejimine karşı cumhuriyet savını anlıyorum, ama demokrasiyi idealize etmek, en azından müslümanca bir demokrasi tanımı yapmadan, içi boş bir eylem olur. bunlar zaten bizim malımızdı onlar geliştirdi savı da tartışmaya çok müsaittir. 4 halifeden sonra seçimli bir rejim yok islam aleminde. o dönemki seçim ve devletle bu dönemki seçimle gelen rejimler de inanılmaz farklı. keza meşveret gibi meşrutiyetin meşhur kavramlarının döneme bağlı olarak nasıl anlam değişikliğine uğradığı da ortada. meşveret 1400 yıldır aynı anlama gelmiyor.

böyle bir köke de gerek yok zaten demokrasi fıtrata dahil diyorsanız da benim aklıma henry david thoreau, carl schmitt gibi batının içinden eleştiriler geliyor işte mecburen. her konuda güveneceğimiz bir jjr genel irade'si yoksa, biz demokratız diyemeyiz. bu bir paket. bu paketin içinde sadece tek adamcılığı önlemek yok. bundan daha fazla bize uymayan serbestiyet, çarpık anlayış var. mesela "fitne" diye bir kavramımız var. bunu liberal demokraside hiçbir yere koyamazsınız. çünkü bu sistemler sadece kendilerine tehdit gördükleri bir hareketi bastırırlar. o kendi kendine yok olur fikri işte bir "genel irade" varsayımıdır ki batı'da da pek kabul gören bir iyimserlik değildir. bu yüzden bir ohal kurumu düzenlemişlerdir. vesaire vesaire... yağmurdan kaçarken doluya tutulmamak lazım.
devamını gör...
çok basit olan tavırdır. işte uygulaması çok zor geliyor bizim siyasilere. nedir bu kadar basit olan şey. hüsni zan ile iletişim kurabilmek. peki nedir zor olan? kazım karabekir gibi bir paşanın muhalif partisinin bile kapatılıp, neredeyse tüm parti üyelerini istiklal mahkemelerinden geçirilmesi garabeti. işte biz o zamandan sonra kutuplaştık. yani ülke kurulduktan 2 sene sonra kadar. bundan sonrası tufan zaten. ha şimdi çok mu berbat bir haldeyiz. tabi ki hayır. ekonomik olarak bizden daha iyi olan brezilya, meksika gibi ülkelere baktığımızda ne demek istediğimi anlayabiliriz. yani mevzu sadece ekonomik değil azizim.

asıl sorulması gereken soru ise, demokrasi dediğimiz rejimi, dünyada layıkıyla uygulayabilen bir devlet var mıdır?

ayrıca şu soruyu soralım. bırakın demokrasiyi şimdi? ülkemizde ki parti liderleri, ülkemizin ortak en büyük sorunu olan terör konusunda neden kolkola girip birlikte yürüyemiyorlar? ama iş lafa geldi mi, herkes vatansever, terör düşmanı. tut beni samimiyet diyorum ve tüm siyasetçilerimize kocaman bir yuh çekiyorum.
devamını gör...
"demokrasi riyakârlıktır" der adolf hitler kavgam'da. evet. maalesef özellikle birinci dünya savaşından itibaren demokrasi bir riyakarlık hâlini almıştır. bu yüzden de insanlar artık demokrasi için mücadeleyi de samimi görmüyor.

ülkemizi baz alacak olursak, bu ülkede milletvekili satın almayı tut, darbeyle demokrasi getirme çabalarına kadar her şey yapıldı bu ülkede. allasen demokrasi dediğimiz şey bu kadar ayaklar altındayken kim niçin demokrasi için savaş versin?

ve şu da var. demokrasi uğruna savaş sadece iktidarı indirmek için bir uğraş alanı olduğu için günümüzde demokrasi eylemlerine karşı çıkanlar da haklı olarak indirilenin yerini dolduramama riskini göz önünde bulunuyorlar.
devamını gör...
ahlakın yozlaştırılması ile ahlakı yozlaştıranları değil de ahlakı sorumlu tutacak ve kötüleyeceksek,"demokrasiyi olmadığı basitliğe indireyip yozlaştıranlardan dolayı demokrasiyi sorumlu tutalım. nasıl ki kötü olan ahlak değil ahlakı yozlaştırma eylemi, kötü olan demokrasi değil bunu yozlaştırıp sadece kendi menfaatine alet edenlerdir. ahlak yozlaştı diye ahlaka düşman mı olacağız? demokrasiyi iğdiş etmelerinden dolayı demokrasiyi sevmeyip düşman olacak değiliz.
devamını gör...
demokrasi küfür rejimidir, geçiniz. gayri müslime söz hakkı, yönetim imkanı veren rejim küfür rejimidir. bunun ötesi berisi mi var? neyini tartışıyorsunuz anlamadım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar