demokrat parti

vatanın ihtiyacı olan parti.
13 senedir durum ortada.
siyasal islamcısı denendi bütün versiyonlarıyla.
ırkçılar zaten mecliste.
halkçılar zaten gedikli.

şimdi dünün siyasal islamcılarını, dünün demokrasi küfürdür diyenleri "biz demokratız, demokratların devamıyız" diyerek demokratların mirasını yiyorlar çakmalar.

ama bu millet bir gün anlayacak üzerinde oynan oyunları. üzerine 3 defa askeri darbe yapılan bu misyon, inşaallah insanlar uyanacak ve tekrar bu hürriyetçi demokratlara destek olacaklar.

görüyoruz şimdikileri. ellerindeki medya ile ata'larıyla barışıyorlar. bunlar mücahitlerdi...o değil de milleti de barıştırıyorlar ata'larıyla.

vay arkadaş.
not: ben tanımlarımda yeri geldikçe demokratlardan bahsederken, bana gülündüğünü, küçük görüldüğümü, bu adam kafayı yemiş, hangi dünyada, hangi rüyalarda denildiğini hissediyorum.

ben bediüzzamanı ahir zamanın müceddini biliyorum.. öyle itikad ediyorum. görüşlerinde isabetini de en iyi müfessir olan zaman bana ispat ediyor ve bediüzzamanın tespit ettiği hakikatlere muhtaç oluyorlar. inanmasalar bile bediüzzamanı sui istimal etmek zorunda kalıyorlar...

bediüzzaman diyor ki "hürriyetçi demokratlar" inşaallah ayasofyayı açacaklar.(bunlar da diyor ki ayasofya gündemimizde yok, sözüm ona bir kısım nurcular da bu başımızdakilere bediüzzamanın demokrat dedikleri bunlar... bunlara oy vermemiz lazım diyorlar, aldanıyorlar ve aldatıyorlar. bunlar değilmiydi demokrasi küfür rejimidir diyenler. bunlar değilmiydi zamanında demokratları destekleyenleri küfürle itham edenler. bu çakmalar ne zamandan beri demokrat oldular)... icraatleri de orada.

bediüzzaman der ki "şahs-ı manevi hakim olacak". bunlar diyor ki reis. tek adam. osmanlının devamı. padişah... bekleyin siz. başımıza bela bulalım dua edin!

yine bediüzzaman diyor ki 35 senedir siyasete bakmadım. 35 sene sonra adnan menderes gibi zatların hatırı için bir kaç dakika baktım. 35 sene sonra eskinin ahrarları uyandı.dirildiler.

şu an mecliste ahrarlar yok. demokratlar yok. pek de bakmam zaten.(demokrat noktadan bakarım) ve beklerim. 35 sene daha geçer... tekrar dirilir.

ben uhuddaki okçuyum kardeş. yerimi terketmemem söylendi. acele etmem kardeş ben. devlet ganimeti için terketmem kalemi... siz cemaatler doluşun devlet kapısına. kapın bürokrasiyi...parayla daha iyi hizmet edersiniz... makamları alın kendinize...

nurcular demokratlara nokta-i istinaddır diye yazdı bediüzzaman. siyasal islamcılara değil. gömlek değiştirdim demokrat oldum diyenlere değil. ben senin süslü sözlerine kanamam. başkası kansın. kananlar şimdi ne haldeler görüyoruz memleketimizi(gerçi güllük gülistanlık değil mi)....

hürriyet...adalet...meşveret... demokrasi...hak...hukuk...şu an başımızdaki sözüm ona dindarlar bunları getirdiler bize...

alkışlayalım.
tabi kalkacak eliniz varsa!.

not: uhuddaki okçuyum'daki teşbihi anlamayan zevat-ı muhteremler. sözümüz zaten size değildir kıymetli kardeşim. siz şu an kendi vazifenize bakınız. yazdığımız cümlelerde vuracak yer bulamayınca kaşınız üstü nev'inden bu teşbihi sallayın üstümüze. yazımızı okuyanlar bunun bir teşbih olduğunu görür zaten. yazdığıma gelen tepkiler de ben demiştim dedirtiyor bana. eee 10 sene sonra görüşürüz kardeşler...
devamını gör...
uhuddaki okçu olduğunu iddia edenlerin partisi. hayırdır sen de mi peygamberden twit almaya başladın?

edit: hasa efendimizi kasdetmiyorum. paralelcilerin anlayisini kastediyorum. onlarin peygamberi farkli.
devamını gör...
istanbul'un tarihi dokusuna en çok zarar vermiş, şehrin tarihi kimliğini harap etmiş partidir. yol geçirmek, meydan açmak vb. gibi sebeplerle, osmanlı ve bizans döneminde inşa edilmiş pek çok yapıyı ve sanat eserini tahrip ya da imha etmişlerdir demokrat partili belediyeler.
devamını gör...
demokrat parti'nin iktidar yıllarında en büyük hatası, seçim sistemini değiştirmemiş olması olmuştur. demokrat partili liderler, bu seçim sistemden ötürü, chp'yi eleştirmişlerse de, kendi iktidar dönemlerinde, kendi işlerine yaradığı için, kendileri de bu sistemi değiştirmemişlerdir. 14 mayıs 1950 seçimlerinde % 52 ve 2 mayıs 1954 seçimlerinde % 57 ile iktidara gelmiş olmaları, siyaset sosyolojisinden uzaklaşmalarına yol açmıştır. meclisteki en güçlü parti olarak girdikleri 27 ekim 1957 seçimlerinde % 48 oy almışlardır. muhalefet, oyların % 52'sini almasına rağmen, seçim sisteminden ötürü iktidar demokrat partide kalmıştır. çoğunluk sistemine güvenmeleri, çoğulculuğun adını bile anmamaları, toplumla partinin, o ilk yıllarda olan bağını zayıflatmıştır. nispi sistem dahilinde % 52 ile koalisyon hükümeti ile çoğunluğu ve iktidarı elinde tutması gerekirken muhalefette kalanlar, aldıkları oy oranı ile ters orantılı olarak mecliste temsil edilmişlerdir. demokrat partinin azalan gücüne rağmen, artan baskısı, muhaliflerin istihbarat güçlerine takip ettirilmesi, miting ve toplantılarının engellenmesi, siyasi ve toplumsal gerilimi tırmandırmıştır.

1957 seçimleri öncesinde demokrat parti, seçim sistemini değiştirebilmiş olsaydı, kanımca yine iktidarda olacaktı. ama meclisteki dağılımın daha adilane olması sayesinde, iktidar sarhoşluğundan da uyanacaktı. % 48'le 4.372.621 oy alan bir partinin 424 sandalyeye sahip olmasının, % 52 ile 4.755.797 kişinin oyunu alan muhalefetin 186 sandalye ile temsil ediliyor olmasındaki çelişkiyi ve bu çelişkinin tetikleyeceklerini maalesef görememiştir. elbette daha önceki dönemlerde chp'de böyle yapmıştı. 1945'te yarım puan farkla seçimi kazanırken, mecliste 450 vekil fazla kazanmıştı. yani enikonu belli olan, seçim sistemindeki çarpıklıktı. demokrat parti, 1950 seçimlerinden önce bu çarpıklığı söylemlerinin içine katarak propaganda sürecinde kullanmıştı. ama iktidara gelince, buna nimet gibi sarılmıştı. oysa 50'lerin dünyasında konjonktür de değişmişti ve kendisine uyum istiyordu. chp'nin tek parti olması hasebi ve savaşlarla geçen yüzyılın ilk yarısın sağladığı baskıcı anlayış kolaylığı ile uyguladıklarını uygulamak, "çok partili sistem"de mümkün değildi. çok partili bir sistemi isteyenler, bunu en önce bilirdi. ama olamadı. sanırım basiretin bağlanması böyle birşey.

oy oranları üzerinden giderek siyasi meşruiyeti açıklamak, tarihin tüm dönemlerinde sağlıksız bir seçim, sakat bir gerekçe olmuştur. chp tek parti olduğu yıllarda % 90'ları hep aşmıştır. ama onun aldığı bu oranlar, iktidarının meşruiyetini değil, seçim sisteminin yetersizliğini ya da "adaleti"ni gösterir. yönetimleri meşru kılan, aldığı oy değil, hakkaniyet, adalet gibi kavramlara yaptığı vurgu, bunları bireyin yada toplumun hayatına nasıl yansıttığıdır. machiavelli ile rosseau'nun yöneten erkin meşruiyetini açıklarken sundukları doneler birbirinden farklıdır. demokrat parti seçim kazanmış bir parti olarak, seçim kazanmış bir chp'den farklı değildi. chp'nin tüm halkı mahrum ettiği haklardan, özgürlüklerden, halkın bir kesimini istifade ettirmesi demokrat partiyi daha özgürlükçü bir parti yapmadı. özgürlük, tüm bireylere eşit ölçüde dağıtılmadığı ve tanınmadığı sürece, ülkeyi oluşturan unsurlardan bir kısmının refah içinde olması, siyaset namına olsa da, hak namına kabul edilebilir değildir.

maalesef, sosyal vakaları rakamlarla ifade etmeye bayıldığımız için, toptancı bir yapıya bürünmüşüz. adnan menderes ve dava arkadaşlarına yapılan en büyük haksızlık işte burada. onun idamının haksızlığını, rakamlarla ifade etmekte. "mecliste sandalyelerin 2/3'ü ondaydı, halk onu seçmişti" diyerek, onun idamının haksızlığını, aslında milli iradenin asıldığını iddia etmek, çok saçma, tutarsız, "ucu karşı tarafa açık" ve menderes ve o dönem idam edilenlere haksızlık. avrupa'nın restorasyon sürecinde ivme kazandığı, entegrasyona gittiği, hukuka, özgürlük ve bireye sık sık atıfta bulunarak yeni bir dil kazandırdığı 1960'lar dünyasında, menderes'e ve demokrat parti'ye yapılanları, bu dille değil de, sayıların diliyle açıklamak, tamamen sakat bir yaklaşımdır. bu dil vatandaşa değil, demokrat parti davası üzerinden nemalanmak isteyen siyasilere yakışır. çünkü bunun sonu yoktur. sosyal bilimlerde rakamlar, her zaman temsil ettikleri gerçekleri göstermezler. hatta bazen gerçekleri değiştirirler.
devamını gör...
siz parcalanan, un ufak olan bir imparatorluktan iyi kötü bir cumhuriyet kurmuşsunuz. vatandaşa ileri medeniyet, modern bir toplum oluşturma vaadleriyle gelmişsiniz bunu yapan-yapmaya çalışan ve ülkeyi ileriye taşıyan bir parti ve arkasındaki kitlesel gücü yokedip sindirmişsiniz. mesele bir kaç kişinin asılması veya bir partinin kapatılması meselesi değildir. her üçüncü dünya ülkelerinin tarih ve talihinde bu tür vakalar olmuştur. neden bin yıllık müslüman türk tarihi açısından kavşak noktası diyoruz. nasılki malazgirt türkün bekası açısından önemli müspet bir eşik, istanbulun fethi hakeza önemli bir kavşak ise 1960 darbeside aynı şekilde menfi anlamda bir eşiktir. bu darbe ile birlikte ortasınıflaşan-şehirleşen çevrenin beli kırılmıştır. bu kırılmalar tekrar bir darbe geleneği oluşturacak ve sürekli gerisin geriye atılan bir pacavra olacaksın. çünkü demokrat parti türkiyeyi ileri atacak değişim ve dönüşümler oluşturuyordu. türkiyeyi ileriye taşıyacak unsurda bu gelenektir zaten, sağcı,demokarat, muhafazakar toplum kesimi. nitekim öyle olmuşsun. bütün bir sünya savaşlarda kırılırken, çevrendeki ülkeler iç savaşlarla telef olurken sen bir devlet olarak yüz senede nasıl olurda ekonomik, demokratik ve siyasal sıçramalar yapamazsın. sebebi işte bu derbadeir. bu darbe ile birlikte resmen türkiye büyük güçlerin sığıntısı haline getirtilmiştir. hala milli şeref, milli duygu, milli onur demektesin. farkındaysen eğer her zaman bu söylemler snei geriletiyor.

bunun sonu derkenki kaygın eğerki modern katmanlar ve laik kesim ise : demokrat partinin şeriat getireceği ise vallahul azim demokrat parti modernizmin ve laikliğin garantisi hatta taşıyıcıdır. mesele ne modernliktir, ne irtica, ne laiklik. bütün mesele sarayı kimin elde tutatacğı veya ele geçireceğidir. işler bu toparklarda böyle döner. bu yöntemle hareket etmeyenler gider. nitekim dp saraylı olmadığı için gitmiştir.

türklük üzerinden gidersek eğer: (milli onur ve kahramanlık ya hani) 300 milyon türkü tanımaszın, dibindeki suriye ve ırak türkmenlerini bilmezsin, iran türkleri varmı yok nerdedir. bir kıbrıs tutturmuşsun gidersin. kıbrıs türkleri seni sevmediği halde her seni senin milli gelirinin yüzde beşini cuka eder. kıbrısı asla senin olmuyacağını bile bile kahramanlıklara soyunursun. keşke kahramanlık yapsan ama bu tür söylemlerle sağ gösterip sol vurursun. vurduğunda genelde halkın ve vatandaşın olur.
sen menderesi dış güçlerin güdümünde hareket eden biri olma propagandasıyla asarsan ve meşruiyetini buradan devşirisen gercek ve sokak tarihi şunu sana der sende dış güçlerin istek ve talepleriyle örtüşen bir darbe yaptın onların arzularını besledin der. nitekim türkiyeyi çok partili sisteme geçişe zorlayan abd olmuştur. ve birsürü örnek. marşal yardımları olmasaydı. neyse........
devamını gör...
demokratik açıdan ele aldığımızda neredeyse chf'yi aratan parti.

bakıni, sayıyorum:

1. ''devr-i sabık yaratmayacağız'' demesi o ki evvelki tüm hukuksuzluklar sineye çekilecek. bildiğin yardım yataklık bu be... haksızlığa karşı susan dilsiz şeytanlardan mı mürekkep yoksa demokrat parti?!

2. amerika'ya müdana için kore'de yüzlerce askeri ölüme sevk etmek...

3. amerikan hibelerinden yararlanmak gayesiyle periyodik olarak blok komünist tevkifatı yapmak...

4. basın hürriyeti ihlallerinde hiç boş urmamış maaşallah demirkıratlarımız... en az 60-65 basın ihlali (tutuklama, yayın durdurma, toplatma, gazete taban fiyatlarını yükseltme gibi) kaydedilmiş.

5. tahkikat komisyonu ve komisyon selahiyet kanunu ile muhalif her unsuru yıldırmak... muhalefsiz demokrasi (?)...

6. hükümet güdümündeki vatan cephesi ile muhalefeti sindirmek...

7. atatürk'ü koruma kanunu...

8. meşru kürt siyasetini yıldırmak maksadıyla envai hukuksuzluk planları icra etmek... (bkz: kırkdokuzlar davası) (bkz: musa anter)

9. 6-7 eylül olaylarına göz yummak ve içten içe desteklemek...

10. ad komisyonu kurarak kökeni/kökleri ötelere uzanan yer isimlerini değiştirme operasyonları... en az türk dil kurumunun öztürkçü kaygılarla türkçenin içine etmesi kadar beter! (bkz: adını unutan ülke)

11. ve o meşhur istanbul istimlakı. mayıs 1956'da yasal start verilir. bu kapsamda onca tarihi mekan kundaklanır veya hükümetçe gasp edilir.

12.
---alıntı---
1954 seçimlerinde osman bölükbaşı'yı tekrar milletvekili seçtiği için kırşehir ilçe yapıldı (adnan menderes konuyla ilgili mecliste 'türkiye'nin hiçbir vilayetinde yüzde 3'ten fazla oy almayan bir partiye mensup milletvekilini iki seçimde de seçen kırşehir'in, bir içtimai ve siyasi bünye itibariyle anormallik göstermekte olduğunu inkár etmek mümkün değildir, evet biz açık konuşuruz' şeklinde konuşmuş ve osman bölükbaşı da cevaben; ''vilayeti kaldırdınız, bizi de kaldırın da zulmünüz tamam olsun'' demiştir. ayrıca ismet inönü'nün seçim bölgesi malatya ikiye bölünüp adıyaman vilayeti kuruldu.
---alıntı---
is it enough?!

devamını gör...
''ey büyük atatürk, seni sevmek milli bir ibadettir'' diyen adam (celal bayar) tarafından kurulduğu halde, halen karşıdevrimci olduğu kanıtlanmaya çalışılan parti. bir de muhafazakarlar bu partiyi cilalamazlar mı, en çok o zaman sinirden tırnaklarımı yerim.
devamını gör...
kapatılması ve başkanının idam edilmesi bin yıllık türk tarihine vurulmuş en büyük darbedir. nasıl bir dezenfarmosyundurki halkın yüzde 60 ının desteğini almış bir parti üç beş kıytıırk paşa dahi olmayan subay tarafından alaşağı edilmiş bir hükümet darbesine destekler ve övgüler düzülür.

(bkz: diktatör seviciliği)
devamını gör...
13.
12 haziran 2011 seçimlerine haydar baş'ın lideri olduğu bağımsız türkiye partisi ile birlikte girme kararı almış partidir..

haydar baş'ın, demokrat parti lideri namık kemal zeybek'in çağrısına olumlu yanıt vermesiyle demokrat parti çatısı altında seçime birlikte gireceklerini açıklamışlardır..

http://www.sabah.com.tr/gundem/2011/04/11/btp-secime-dp-ile-birlikte-giriyor#
devamını gör...
7 ocak 1946'da kurulan ve dört yıl sonra yapılan seçimlerde (14 mayıs 1950) 27 yıllık tek parti dönemini sona erdiren, türkiye cumhuriyeti'nde ilk defa serbest seçimle iktidarı kazanan parti.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar