deniz gezmiş

6 mayis 1972'de yaşam hakkı elinden alınan ,son sözü: "yaşasın tam bağımsız türkiye!"olan vatansever genç.
devamını gör...
sahil kıyılarında dolaşmış veyahut deniz aşırı seyehatler yapmış kimse için kullanılan niteleme sıfatı.

(not:ilk entry uçtuğundan başlık bana kalmış lakin çokta güzel ve yüzeysel suya sabuna dokunmadan tanımlamışım)
devamını gör...
radikallikte tavan yapmış ve aynı zihniyetlerce putlaştırılmış ademoğlu. işin garibi yıllar sora öğrendiklerimiz bize gösteriyorki, garibanı o hep karşı olduğu emperyalistler maşa olarak kullanmış o da pek sazanmış bu yeme gelmiş malesef. genç yaşında asılması doğru değil tabi. yazık olmuş ne diyelim.
devamını gör...
terörist faaliyetlere katıldığı için tutuklanıp idam edilen 68 kuşağı temsilcisi şahsiyet.
devamını gör...
bir büyük devrimcidir. dar ağacındaki üç fidandan biridir. yaşasaydı çok daha farklı bir türkiye de yaşıyor olacaktık. daha mutlu ve daha eşit.
devamını gör...
romantik ve temiz kalpli bir maceracı, talihsizliği devrimler çağında doğmuş olmasındandır. giriştiği onca silahlı eyleme rağmen bir tek kişiyi bile öldürmemiştir, tabi kendinden başka...
devamını gör...
bu tür başlıklar,karşıt sivilceli bebelerin orgazm alanı olmamalı. deniz gezmiş'in canı alınmıştır. tanrı'nın bile onaylamadığı can alma 'hayat hakkı' ömrünün sonuna kadar kullandırılmalıydı.asıldığında 24 yaşındaydı.oksimoron olan durum.kemalist devrimci etiketiyle nam salmış bu erzurumlu kara yağız çocuğun ortada menderes bile yokken 60 darbesi sonrasıyken.dünya'da serpilip gelişen 'çiçek çocukları' düşünceleriyle müthiş ters söylem ve eylemleri mevcut. şöyle ki; 'tam bağımsız türkiye' derken aşırı devletçi.özgürlük derken insan özgürlüğünden mi devlet özgürlüğünden mi? tarafı belli olan kişiye '68 kuşağı' sembolü muamelesi çekmenin manası yok.bugüne kıyasla 'ulusalcı' yaşasaydı işçi partili ve ergenekon yapılanmasında yerini alabilirdi. dünyadaki 68 kuşağı rüzgarı deniz gezmiş ve arkadaşlarının tam tersi 'insan odaklı' bir özgürlük hareketiydi.
devamını gör...
esas olarak ülkedeki sol partiler tarafından piyon olarak kullanılmış anarşist. bir üstü için;
(bkz: mahir çayan)
devamını gör...
solcu ve sosyalist geçinen ama darağacında bile kemalizmi savunan sözde komühttp://nist.ne zaman adı geçse can yücelin şu dizeleri aklıma gelir:
tüm salakilerin ve solakilerin dönüp dolaştığı yer kemalizmin dükkanıdır.
ergenekon iddianamesinde adı nasıl geçmedi hayret ettim.mahir çayanın adı vardı ama
devamını gör...
türkiyenin bağımsız olmadıgı,emperyalist devletlerin uşağı olduğu ve kurtarılım tam bağımsız türkiyenin kurulması gerekğini savunan insan sever, dürüst idealleri uygunu gözünü kırpmadan ölmüş gençliğinin güzel günlerini kafe köşelerin vakit öldürmek yerine insanlara yadım ederek geçirmis (bkz: varto depremi) güzel insan,önder
devamını gör...
yapmaya çalıştığı devrimin arkasına gerçek dindarların gücünü alamadığı için muvaffak olamamıştır.
devamını gör...
kendisine şehit diyenler vardır ki, işte o güruh yüzünden neredeyse bir dinin peygamberi olarak anılacaktır.

şehit falan değildir arkadaşım. şehit dediğin Allah yolunda, sınır boyunda ölen askerlerdir, sivillerdir. ee deniz gezmiş Allah yazan bir bayrak alıp, sokaklarda islamı yaymak için polise ateş açmadığına göre gayet saçmadır bu söylem.
(bkz: şimdi dağılın)
devamını gör...
aslen erzurumludur.ülkedeki sivrilerin büyük bir kısmının da erzurumlu olması da ayrı bir başlıkta incelensin.evet buradan yetkililere duyuruyorum.( haluk kırcı, eşber yağmurdereli, şener eruygur, cemalettin kaplan, cemal gürsel,deniz gezmiş, fahrettin aslan, bir çırpıda aklıma gelenler, umarım yanılmıyorumdur.)
devamını gör...
son sözleri eksik yazılan devrimci. yaşasın bağımsız türkiye'den sonrasını yazmayanlara ithafen;

yaşasın tam bağımsız türkiye! yaşasın marksizm-leninizm yüce ideolojisi! yaşasın türk ve kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm. (daha da gidiyorsa da ben bilmem)
devamını gör...
yaşasaydı acaba ergenekonun neresinde olurdu,deniz kemalist miydi,sosyalist miydi diye hala düşünmeme sebep olmuş eğer her ikisi de ise nasıl bir terminoloji denizinde boğulduğumuza şaşırdığım yurdum insanı.

devamını gör...
üzülerek söylüyorum ki , türk gençliğinin son dönemde moda malzemesinden başka bir şey olmayı becerememiş insan..kendini solcu ilan kesim de ; sakal bırakır , sırtta deniz gezmiş parkası , ağızlarda çav bella , tişört che. ne lan bu. sirke çevirdiniz memleketi.

vatan için iyilik yada kötülüklerde bulunmuşta olsa en büyük devrimci mustafa kemal atatürk'tür. deniz'i , che'yi karıştırmayın. kendinize sadece atatürk'ü model alınız. adamı ayar etmeyin.

ki , deniz gezmiş'in kim olduğunu bilmeyen şahıslar ; çıkmışlar meydanlara : teeek yol devriim , yaşasın tam bağımsız türkiye , deniz gezmişş , yehhhu '' diye bilmem nerelerini yırtıyorlar.. *
devamını gör...
halkı devrime teşvik edip, sonra halkın bankasını soyan kişi.
devamını gör...
inandığı dava uğruna ölmüş insandır onu kötüleyen kişilerin
o durumda olsalar salya sümük ağlayacakları gerçeğini kabullenmemesi ise ayrı bir başlık konusudur.
devamını gör...
efendim kendisinin ne bir rekat namaz kıldığı ne de bir camiden çıkarken görülmüşlüğü vardır. dolayısı ile bizden değildir. Allah bildiği gibi yapsındır. ruslar üzülsün biz değil.
devamını gör...
yeni ortaya çıkan bilgilere göre ellerine askerler tarafından tutturulan kimi bombaları sağa sola atan bir kişidir. bombaları askerlerin verdiğinden haberi var mıdır, yok mudur bilinmez. lakin o dönemin ve hala var olan bazı sol grupların askeri yanlarına alarak darbe peşinde koştuğu bir vakıadır...
devamını gör...
idam sırasında imamın yanlarına gelip nasihat vermesini istememiştir. fakat rodrigonun gitar konçertosunu da bulamadıgından mahsun şekilde ayrılmıstır ki bu da zor olmustur. celladın sehpayı kısa ayarlaması ve urganı çift baglaması azrailin inişini zorlaştırmış fakat mezkurun gunahlarının bir nebze cıkmasına vesile olmustur kanısındayım.
devamını gör...
gariban bir anadolu genci. şu an kendisini savunan bazı kişileri görse kemikleri sızlar.
devamını gör...
komünist idealleri olan ve ülküsü uğruna ölmüş bi adam. en çok da kemalist geçinenlerin bu adamı savunmasına gülüyorum.
devamını gör...
deniz gezmiş gercegı!

yazan: birol cevızoglu


son günlerde bir moda tüm türkiye'yi sardı. bu modanın adi "deniz
gezmiş" modasıdır. herkes elinden geldiğince atatürk'ün kurduğu
türkiye cumhuriyeti devletini yıkarak onun yerine kan ve gözyaşı demek
olan marksist-leninist bir düzen olan komünizmi getirmeye cali şan
deniz gezmiş ve arkadaşlarını aklama peşindedir. üzerinde o kadar
konuşuluyor ki hangisi gerçek hangisi yalan anlamak imkânsız. kimine
göre
eline hiç silah almamış (!), kimine göre romantik ve isyankâr bir
devrimci, kimine göre türkiye'nin "che guevera"si, kimine göre ise
profesyonel bir ihtilalci...


işin içine son günlerde yazılan kitaplar ve bir de dizi film girince
"denizlerin" suçsuzluğu, boşuna asıldıkları, mahkeme heyetinin bile
üzüldüğü, aslında mahkeme heyetine karşı biraz efendi davransalar idam
edilmeyecekleri gerçeği (!) birer birer ortaya çıktı!


ibrişim kuşağı kadar meşhur olmasa da 68 kuşağı ve o donem
yaşananların 40.yılı münasebetiyle özel tartışma programları
hazırlanmış, "denizlerin" ağabeyi, arkadaşları vs. televizyonlarda boy
göstererek bu kampanyadaki yerlerini aldılar. yapılan gri
propagandadan etkilenen bazı "ülkücü" liderler bile kendilerini kolay
kolay çıkarılmadıkları televizyon ekranlarında bulmuş ve "denizleri"
aklama yarışına istemeden (!) ve farkında olmadan katılmışlardır.


bunun arkası "denizlere" iade-i itibar isteklerine kadar gider de
kimsenin haberi olmaz. dahası bu 68 kuşağının yaptığı her şey kutsanır
haberiniz olsun. belki ruhi kilickiran, yusuf ımamoglu, dursun onkuzu,
süleyman özmen ve diğer şehitlerimizin katilleri bile aklanır...


aslında bu yazıyı yazmayacaktım. zaten bu kişiler ve bu donem hakkında
yeri gelince yazıyorum. fakat özellikle gençler arasında bu kişiler
hakkında bir "yanlış" anlaşılma olduğunu gördüm. dahası bu "yanlış"
anlaşılmadan ne yazık ki "ülkücüler" de nasibini almıştı. bazı
ülkücüler "denizleri" savunmaya başlamıştı bile. üstelik "bizi de
kullandılar, onları da..." diyerek...


sanki o dönemlerde büyük atatürk'ün de dediği gibi "türklük âleminin
en büyük düşmanı komünizm" değildi...


bu donemin en meşhur ismi hiç şüphesiz deniz geçmiş'tir. deniz gezmiş
aslen rizelidir. sülalesi yıllar önce erzurum'a göçmüş, deniz gezmiş
ise babasının işi gereği bulundukları ayan'da (ankara) doğmuştur. lise
yıllarında marksist-leninist fikirlerle tanışır ve bu fikirlerin
yılmaz savunucusu olur. o yıllarda söylemeye başladığı "yaşasın
marksizm-leninizm" sloganını ölürken bile ağzından düşürmemiştir.
deniz gezmiş 1969 yılında filistin'deki el fetih gerilla kamplarına
gider.
burası bir izcilik kampı değildi. burada adam öldürme,
yaralama, sabotaj, suikast, bomba yapımı gibi korkunç şeyler
öğretiliyordu. tıpkı pkk kamplarında öğretilenler gibi ...deniz gezmiş
de iyi bir öğrenci idi. hatta türkiye'ye
dönünce bu konuda eğitmenlik bile yapmıştı.


"denizler" filistin'de eğitim görüp türkiye'ye gelmişler ve bugün
pkk'nın yaptığı gibi kanlı terör faaliyetleri yürütmek istemişlerdir.
deniz gezmiş filistin'den türkiye'ye döndükten sonra oltu'yu kendisine
us
olarak seçmiş ve diğer terörist arkadaşlarıyla burada kandırdıkları
gençlere terör dersi vermiştir. hem teorik hem de pratik eğitim alan
deniz
gezmiş gerilla kamplarında öğrendiği adam öldürme, sabotaj,
suikast ve diğer terör çeşitlerini odtü arazisi içinde arkadaşlarına
da
öğretmiştir.


beynelmilel komünizmin etkisinde kalarak kandırılan deniz gezmiş ve
arkadaşları türkiye cumhuriyeti devletine olan isyanlarını "türkiye
amerikan emperyalizminin sermaye, askerã® kontrol ve kısmen işgali
altındadır"[1] sözleriyle dile getiriyorlardı. siyasal iktidarı ele
geçirmek için "politikleşmiş askerã® güç" kullanılması taraftarı olan
bu
grup ayni zamanda, türkiye'deki bütün olumsuzlukların sorumlusu olan
siyasal iktidarlara karşı legal ve demokratik yollarla mücadele
yolunun
kapandığını iddia ederek silaha sarılmışlardır.


deniz gezmiş ve arkadaşları, uğruna öldükleri marksist-leninist düzeni
kurmak için silahlı profesyonellerden oluşan bir örgüte ihtiyaç
duymaktaydılar. bu işi kendisi gibi filistin el-fetih gerillâ
kamplarında eğitim gören yusuf aslan, sinan cemil, alparslan ozdogan,
hüseyin inan, cihan alptekin, ömer ayna, nahif töre tarafından kurulan
thko yapacaktır. thko diğer marksist-leninist ihtilâlci sol
örgütlerden
farklı olarak, bir lider belirlememiş, liderin terörist
eylemler esnasında kendiliğinden ortaya çıkmasını benimsemiştir.
kararların ortaklaşa alınmasını ve ortaklaşa uygulanması esasini kabul
etmiştir. şehir ve kir eşkıyalığını ayni anda benimseyerek bir arada
yürüten thko'nun şehirlerde banka soyma, fidye istemek için adam
kaçırma gibi eylemleri "deniz gezmiş tarafından planlanıyordu." [2]
deniz
gezmiş tarafından planlanan bu hırsızlık olaylarından elde
edilecek paralar nurhak dağları başta olmak üzere kırsaldaki eşkıyaya
gönderilecekti.
"denizlerin" en takdir (!) edilen özellikleri "emperyalizme" (!) karşı
olmalarıdır(!). abd emperyalizmine düşman ancak marksizm-leninizm,
sosyalizm ve komünizme (rus ve çin emperyalizmine) dost olmak,
emperyalizme düşman olmak anlamına gelmez. deniz gezmiş lise
yıllarından sonra bir an bile olsun ağzından düşürmediği "kahrolsun
abd
emperyalizmi" sloganını "ne abd, ne rusya, ne çin, her şey
milliyetçi türkiye için" sloganı ile taçlandırılabilirdi. fakat bunu
yapmayarak "yaşasın marksizm-leninizm, yaşasın türk ve kurt
halklarının kardeşliği..." diyerek son nefeslerini verdiler. oysa o
donemin en acımasız emperyalist devletleri abd'yle birlikte rusya ve
çin'den başkası değildi.
"türk ve kurt halklarının" kardeşliğinden dem vuran ve aslında belki
debugünkü bölücülerin temel sloganı sayılan sözleri söyleyen, abd
emperyalizmi altında inim inim inlediğini iddia ettiği vietnam, küba,
kore, kamboçya vs. için ağıtlar yakıp, rusya ve çin'i görmezden
gelenler böyle yaparak emperyalizme düşman olunmayacağını
bilmeliydiler. eğer buğun kahraman yapılmaya çalışılan "denizler" o
yıllarda insanlık tarihinin gördüğü en barbar, en vahşi, en korkunç,
en
kanlı, en hayvansal vs. rejimi altında katledilen "esir türkleri" de
savunabilseydi, işte belki o zaman "denizler" için anti emperyalist
düşüncelerin yılmaz savunucularıydı denilebilirdi. komünizm altında
can
çekişen azerbaycan, kirim, kazak, kırgız, özbek ve tüm asya
türkleri ile ırak ve suriye gibi güdümlü ülkelerdeki türk varlığı
ağızlara alınmazken, ülkücüler bunları dile getiriyor ve "denizler"
tarafından "faşistlikle" suçlanıyorlardı. çin esareti altında "çin
işkencelerinin" en ölümcülleriyle tanışan uygur türkleri yok
sayılırken, sincan özerk bölgesi değil "doğu türkistan" dediğimizde
yine
bu kesim tarafından saldırılara uğruyorduk.


hadi bütün bunları gecelim, oralar uzak, "denizlerin" siyasi ufku
oraları anlamaya yetmezdi diyelim. peki, deniz gezmiş ve
arkadaşlarının en önemli eylemlerinden biri olarak kabul edilen ve 30
ekim
1968'de samsun'dan başlatılan "2.milli kurtuluş savaşı" adli
yürüyüşte meydana gelenlere ne diyeceğiz? samsun'da atatürk anıtına
çelenk
konulması ile başlayan bu yürüyüş 10 kasım'da anıtkabir'de sona
erecekti.
yürüyüş güzergâhı olarak atatürk'ün kurtuluş savaşında
izlediği yol seçilmişti. yürüyüşe 22 öğrenci ile 2 işçi katılıyordu.


yürüyüş planlandığı gibi başlamıştı. eylemciler hiçbir problemle
karşılaşmadan havza'ya kadar gelmişlerdi. ancak havza'da dinlenmek
için
verdikleri molada aralarında bir tartışma çıkıyordu. "yürüyüşün geri
kalan
kısmında türk bayrağı ile mi yoksa bayraksız mi devam
edileceği" konusunda çıkan tartışmada anti emperyalist (!), türkiye
sevdalısı (!), atatürkçü (!) deniz geçmiş'in dediği olmuş ve türk
bayrağı yürüyüşten çıkarılmıştı. [3]
işte size bir "asker kaçağı" [4] da olan anti emperyalist deniz
gezmiş!


emperyalizme karşı kazandığımız hürriyetimizin sembolü olan
bayrağımıza bile tahammülü yok!


deniz geçmiş'in türk bayrağına karşı takındığı tavır yürüyüşçülerden
bir
kaçının tepki olarak yürüyüşü terk etmesine neden olmuş ancak
yürüyüş buna rağmen devam etmiştir. bazı yazarlar bu konuda ayrıntıya
girmeden (belki de bu bayrak hazımsızlarını korumak ve deşifre etmemek
için) "yürüyüşü düzenleyen örgütler arasında anlaşmazlıklar çıktı" [5]
diyerek olayı örtbas etmişlerdir. "denizlerin" bayrağımıza karşı
takındıkları bu çirkin tutumu dile getirenler, bunları aklamaya
çalışanlarca tepkiyle karşılanmış, reddedilmiştir. hatta bazıları o
yürüyüşte deniz geçmiş'in türk bayrağı ile çekilmiş fotoğrafları
olduğunu iddia etmiştir. eğer bu doğruysa büyük bir ihtimalle
yürüyüşün havza'ya kadar olan kısmında çekilmiştir.


deniz gezmiş ve arkadaşları kaçınılmaz sonlarına doğru hızla yol
alırken onları ipe goturecek eylemlerden birini de dava
arkadaşlarından mahir cayan ve ekibi gerçekleştiriyordu. emperyalizme
(sadece abd emperyalizmine) düşman deniz gezmiş ve arkadaşlarının iş
bankası emek (ankara) şubesini soymaları thkp-c ve mahir cayan'a ilham
kaynağı olmuştur. bundan cesaret ve ilham alan mahir cayan ve
arkadaşları da hemen bir çalışma yaparak soyabilecekleri korumasız bir
banka aramaya koyulurlar. aranan banka ziraat bankası kucukesat
(ankara) şubesi idi. yapılan plan gereği bu soygunu mahir cayan, ulaş
bardakçı, hüseyin cevahir ve özellikle huda arikan'dan oluşan terör
grubu
gerçekleştirecekti. bu soygunda deniz geçmiş'e benzemesi sebebi ile
özellikle huda arakan yer almıştır. soygun saatini unutan (!) mahir
cayan'in katılmadığı bu eylem başarıyla tamamlanmış ve ertesi günkü
gazetelere soyguncuların kimlikleri (!) acık seçik yansımıştı. banka
görevlilerinin ifadelerine göre vezneden parayı alan uzun boylu
kişinin
deniz gezmiş olduğu iddia ediliyordu.


böylece gazetelere yansıdığı kadarıyla soygun deniz gezmiş ve
arkadaşlarının üzerine kalıyordu. bu soygundan sonra üzerlerindeki
baskıyı
azaltmak ve dikkatleri başka tarafa çekmek isteyen mahir cayan ve ona
bağlı olan terör grubu bu amacına ulaşmış ve boyu poşu deniz geçmiş'e
benzeyen huda arakan sayesinde bu soygunu deniz gezmiş ve
arkadaşlarının
yaptığına herkes inanmıştı. böylece bir devrimci (!) yaptığı
hırsızlığı
bir başka devrimcinin (!) üzerine atarak
arkadaşının ipe bir adim daha yaklaşmasına sebep oluyorlardı. bu durum
her
iki taraf için de kotu bir durumdur. yapan ve başkasının üzerine atan
grup
yani cayan ve arkadaşları, yaptıkları eylemleri sahiplenecek
cesaretten
yoksun kişilerdir. deniz gezmiş ve arkadaşları ise
yapmadıkları eylemleri sahiplenerek sahte kahramanlık elde
etmişlerdir. ancak mahir cayan ve çetesinin deniz geçmiş'in idam
edilmesine katkı sağladığı bir gerçektir. yıllardır devleti ve başka
odakları bu idamlarla ilgili olarak sürekli suçlayan ve baskı altında
tutan çevreler artık çok sevdikleri (!) deniz gezmiş, yusuf aslan ve
hüseyin inan'ın katillerini mahir cayan ve çetesi içinde
aramalıdırlar. bu konuda necmettin hacieminoglu bakin neler söylüyor:


"ulaştırma bakanı seyri ozturk ı.u. fen fakültesinde bir konuşma
yaparken deniz gezmiş ve arkadaşları tarafından yuhalanır ve hakaret
edilir. olay mahkemeye intikal eder. ancak bu çocuklar beraat eder.
suç
işlenen yer üniversite, suç işleyenler de öğrenci olduğu için
üniversite idaresinin ceza vermesi gerekirdi. o da olmadı. aksine bir
kişim öğretim üyesi ve basın mensubu deniz geçmiş'i alkışladı.


daha sonra, i. ü. hukuk fakültesi dekanı orhan aldikacti'ya makamında
tabanca çeken deniz gezmiş polisler tarafından suçüstü yakalanmasına
rağmen mahkemede beraat ettirildi. böylece deniz gazete sütunlarındaki
şöhretli yerini alıyor, bazı öğretim üyeleri ondan denizciğim diye
bahsediyorlardı.


bir başka sefer deniz, yıldız'da dürbünlü tüfekle yakalandı. fakat bu
suçtan da ceza almadan kurtuldu.


ankara'da odtü'de karargâh kurdu. rektör erdal ile senli benli arkadaş
oldu... artık yüksek tirajlı gazetelerde boy boy fotoğrafları
çıkıyordu...
sosyete kadınları ona âşık olmaya başlamıştı. binlerce insan deniz
gezmiş
bu gece de bizim evde saklansa diye iç geçiriyordu. nitekim arandığı
zamanlarda geceleri ünlülerin evinde kalıyordu. bir kişim 12 martta
tutuklanan nice profesör, politikacı, artist ve subay deniz'i devletin
güçlerine karşı aylarca saklamıştı...


şimdi anlaşıldı mi deniz'in katilleri."[6]


deniz gezmiş o donemde kendisine gösterilen sahte sevgi ile coşuyor,
coştukça şımarıyor ve fevri hareket ediyordu. marksist-leninist
ideolojinin tek sözcüsü gibiydi. kendisi gibi öne çıkanlardan hiç
hoşlanmıyordu. bunlar arasında tıkko'nun kurucusu ibrahim kaypak kaya
da
bulunuyordu. deniz gezmiş ile ibrahim kaypakkaya arasında yaşanan ve
bu
iki gruba bağlı militanların birbirlerinden nefret etmelerine de neden
olan bu olay şöyle gelişmişti.


ibrahim kaypak kaya, çapa yüksek öğretmen okulunda meydana gelen bir
olay
nedeniyle tutuklanarak sağmalcılar cezaevine konur. deniz gezmiş de
ayni
cezaevinde tutukludur. deniz, öğrenci hareketleri nedeniyle cezaevine
gelen gençlerle sabahları spor, akşamları ise teorik eğitim
yapmaktadır.
deniz 1.91 boyunda, ibo ise ondan daha küçüktür. ibrahim kaypakkaya
fikirlerini belirtir. fikirlerini belirttiği için karşı taraf
rahatsızlıkla karşılar ve uyarı yapar. uyarılara aldırmaz ve bir kaç
kez
ayni şekilde fikirlerini belirtir. vural yildirimoglu, ibo'nun yanına
gelerek, "bak bunlar dev gibi, bunlarla tartışma. eşit
değilsiniz", der. devamında deniz ile ibrahim, "sosyal emperyalizm
konusunda tartışmaya girer. deniz, "sosyalizme soldan ihanet
ediyorsunuz", der. ibo, "sosyal emperyalizmi sosyalizm olarak
gösterenlerdir sosyalizme asil ihanet edenler", deyince, deniz,
sinirlenip ibo'ya bir yumruk atar.


bir başka olay ise deniz gezmiş ve perinçek grubu arasında yaşanır.
olay 5
haziran 1970'de meydana gelir. da yandaşlarının yayım ve
tutumlarından hoşlanmayan deniz gezmiş, pda'nin istanbul'daki bürosunu
basarak "devrimci şiddet" uygular. bunun üzerine da bir bildiri
yayımlayarak deniz gezmiş ve arkadaşlarını ağır bir dille eleştirir:


"demokratik güçlerin birbirine karşı zor kullanmasını hiçbir gerekçe
ile
doğru göremeyiz. halk içindeki çelişmeleri zorbalıkla çözmeye
çabalamak devrimci bir davranış olamaz. hele bu yolda kullanılan kaba
kuvveti 'devrimci şiddet' olarak nitelemek, devrimci şiddet kavramını
yozlaştırmak ve ona işçi sınıfı düşmanlarının istediği anlamı vermek
olur."


deniz gezmiş ve arkadaşları ile doğu perinçek ve arkadaşları
arasındaki bu husumet "denizlerin" idamlarına kadar sürer. hatta
"denizleri" kurtarmak ve idamı engellemek için tüm örgütler seferber
olurken doğu perinçek ve arkadaşları idamları umursamaz tavırlarla 23
mart
1971 tarihinde "yusuf aslan ve deniz gezmiş arkadaşlara acık
mektup" yazarak onların yaptıklarının ne kadar kotu olduğunu kamuoyuna
duyuruyordu. acık mektupta "(...) halkla sağlam devrimci bağları
olmayan, halk içinde erimeyen bir grup insan, ne kadar çok ve modern
silahlara sahip olursa olsun, ne kadar kişisel kahramanlık vasıfları
taşırsa taşısın devrim yolunda ilerleyemez. devrimci gençliğin içinde
ve
önünde yiğitçe savaştınız, halkımıza hizmet ettiniz. bütün
devrimciler gibi, hatalar yaptınız. son birkaç ay yaptığınız işler
ise,
büyük hatalar taşımaktadır" denilerek yoğun bir eleştiri
yağmuruna tutulmuşlardır.


yazılacak daha çok şey var...


bir devir anlatılırken yanlı davranışlardan kaçınmalı ve gerçekçi
olunmaya gayret edilmelidir. hele hele bunu yaparken "ülkücüleri"
karalamak ve "yaşasın marksizm-leninizm" diye son nefesini verenleri
anti emperyalist ilan etmek akıllara ziyandır. bu donemin ülkücü
mücadelesi film olursa eminim ki birçok kahraman çıkacaktır. ama kimse
"denizlerden" bir kahraman çıkarmaya kalkmasın...


çünkü değiller!
devamını gör...
- 31 ağustos 1966'da istanbul - taksim'de, çorum'dan istanbul'a kadar yürüyen adamlarıyla birlikte ayaklanma başlattı ve ortalığı birbirine kattı. bu kargaşada çok vatandaş yaralandı.

- 19 ocak 1967'de o zamanki bir öğrenci yurdunun devir edilmesi sırasında adamlarıyla birlikte ayaklanma yaptı ve yine çok sayıda vatandaş yaralandı.

- 12 haziran 1968'de istanbul üniversitesini adamlarıyla birlikte işgal edip pek çok öğrenciyi öldürdü.

- 7 mart 1968'de istanbul üniversitesi'nde yapılan aiesec genel kurul toplantısında adamlarıyla birlikte salonu savaş alanına çevirdi.

- 16 mart 1969'da karşıt görüşlü bir göğrenci hareketinin istanbul'da bir miting yapması üzerine adamlarıyla birlikte bu miting yapan öğrencilere saldırdı...

- 31 mayıs 1969'da istanbul üniversitesi'ni adamlarıyla birlikte işgal etti. bu işgal sırasında polisle girdikleri çatışmada yaralandı.

- üniversitede yapılan bir aramada dürbünlü tüfekle (suikast tüfeği, bu tüfek türü kesinlikle savunma amaçlı kullanılamaz.) yakalandı.

- 11 ocak 1971'de adamlarıyla birlikte iş bankası, ankara - emek şubesini soydu.

bunların yanısıra bu çapulcu vatan haini bir dönem türkiye'den kaçıp, filistin'deki kamplarda eğitim görerek geri türkiye'ye gelmiştir.

nihayet 6 mayıs 1972'de ankara merkez kapalı cezaevinde idam edildi. idam sehpasına götürülürken ayakkabılarının askerlere kesinlikle bırakılmamasını özellikle istemiştir.
devamını gör...
bu vatanın askerini polisini öldürmüş vatan haini, evet evet vatan haini!
devamını gör...
vatan hainliği asker polis öldürmesinden değil sırf öyle olmak istediğinden ileri gelen, gayreti ve sesini durumasından başka hiçbir çabası beş para etmeyen...
devamını gör...
ne 12 haziran 1968'de istanbul üniversitesini adamlarıyla birlikte işgal edip pek çok öğrenciyi öldürmüştür, ne de bu ülkenin polisini öldürmüştür. kaldı ki bir insanın bir insanın öldürmesi onun hemen idam edilmesi hakkını verir mi, o da tartışma konusudur. çok kısa süren bir dava süreci sonunda idam edildi. 16 kasım 1971'de yakalandı 6 mayıs 1972'de idam edildi.

son sözleri söyledir.. (thko davası savunma, sonuç bölümü)

" türkiye'nin kalkınması ve halkın kurtuluşu amerikan emperyalizminin yurttan atılmasına bağlıdır. bağımsızlığımızı kazanmadan kalkınmak mümkün değildir. mümkündür diyenler ya bilmeden söylüyorlardır veya çıkarları gereği yalan söylüyorlardır.

işte bunun içindir ki, önümüzdeki sorun amerikan emperyalizmini kovmak için mücadeledir. ve bu mücadeleyi başaracak tek kuvvet vardır o da; amerikan ortağı, patron, ağa, tefeci ve bezirganlar dışında kalan ve ezilen tüm türkiye halkıdır.

emperyalizm bunu çok iyi bildiği için ve başına birçok defalar bela geldiği için, yoksul ülkelerdeki en ufak bir kıpırdanmadan nem kapar. bir kuduz köpek ateşten nasıl kaçarsa, amerika'da bağımsızlık için mücadele edenlerden öyle kaçar. bunun için de ne pahasına olursa olsun bağımsızlık mücadelelerini daha zayıfken ezmek yok etmek ve esaret tahtını devam ettirmek ister.

bizler amerikan emperyalizmine karşı mücadeleyi ilk şart gördüğümüz, bu işin de mutlaka silahla kazanılacağına inandığımız için silaha sarıldık ve mücadele ediyoruz. tek amacımız budur, bunun için nurhak dağlarında mücadeleye başladık. yoksa, sayın savcının dediği gibi anayasa’yı ortadan kaldırmak için değil... bu arada sırası gelmişken, iddia makamındaki kişiye birkaç sözümüz var:

sayın savcı,
1. amerikan emperyalizmi gayrı millidir.
2. ona ortaklık edenler ulusumuza ihanet etmişlerdir.
3. emperyalizme karşı mücadele suç değildir, silahlı mücadele ise anayasayı ihlal değildir.
4. gayri milli olan emperyalizm ve ortaklarının sömürüsü, anayasaya aykırıdır.
buna göre iki şey var:
1. eğer belli bir hata sonucu, iddianame ve mütalaayı hazırladınızsa, dikkatli olunuz; idamını istediğiniz kişiler kasaplık koyun değildir ve siz savcısınız...
2. yok eğer yaptığınızın bilincinde iseniz: yolunuz açık olsun."
devamını gör...
denizin ve arkadaşlarının yaptıklarını hukuku gerekçe göstererek yaparsanız adınız devlet, deniz ve arkadaşları olarak yaparsanız adınız terörist ve anarşist olur.iyi düşünün öyle değil mi dostlar?
devamını gör...
iddanamede geçen keza azmedilen hükümleri kabul etmiyorum...
ben silahımı halka orduya karşı kullanmadım. ancak vatan hainlerine karşı kullanmak vasıtasıyla taşıdım. ne halka ne orduya kullandığım şekilde beyanda bulunmadım...
öteden beri arzetmiş olduğum gibi bu ülkede anayasayı en çok savunanlar bizleriz. anayasayı ihlal edenlerse ortadadır...
iddia makamı bizim vermekte olduğumuz bağımsızlık savaşına karşıdır...
türkiyeâ’nin bağımsızlığından başka hiçbir şey istemedik. ve hayatımızı bu yola koyduk. varlığımız türkiye halkına armağan ettik. bunun aksini iddia edenler vatan hainidir...
otuz beş milyon kare vatan toprakları işgal altındayken bizim milli birliği bozmakla suçlammamız gülünçtür... mustafa kemal sağ olsaydı bugün çok şaşırırdı...
hareketimiz tamamen anayasal bir harekettir. anayasanın başlangıç ilkesinde bulunan ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık. bu sebeple anayasal bir davranışta bulunduk...
türkiyeâ’nin bağımsızlığından baska bir şey istemedim. ve bu sebeple amerikan emperyalistlerine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdim. bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün...
ve ben yirmi dört yaşındayken kendimi türkiyeâ’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum!...

"deniz gezmiş / thko davası savunmasından"




devamını gör...
cemaat liderleri, mafya babaları, ülkücü reisleri gibi adamları olmadı hiç olsa olsa aynı davaya başkoymuş milyonlarca yoldaşı vardı.
devamını gör...
16 mart 1971 salı günü sivas'ın gemerek ilçesinde teslim ourken de polise teslim olmayı reddetmiş " ben bir zamanlar emperyalizme karşı en büyük savaşlardan birini vermiş türk ordusuna teslim olurum" demiştir nitekim de jandarmaya teslim olmuştur.
devamını gör...
bolivya dağları ile anadolu bozkırını ayırt edecek muhakemeye, dine ve dile temas etmeyen her ideolojinin kadük kalacağını görecek ferasete, kırıkkale kırması ile devrim olmayacağını anlayacak muhayyile kabiliyetine sahip olmayan, yazık olmuş, asılmış bir garip ademoğludur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar