dert anlatanın kendisinin dert olması

önce can kulağıyla dinlersin. sonra sadece kulakla dinlersin. sonra film kopar. bazı filmlerde maşukun, aşkından habersiz konuşan erkeğin karşısındaki kızda sesin gidip görüntünün kalması gibidir.

konu dert anlatmaktan çıkmış geyiğe sarmıştır. arada bir "evet, hımm, öyle mi, bak yaa! vay anasını!" gibi onay nidalarının yerini zamanla sadece jest ve mimiklerle onay alır. konuşanın hiçbir söylediğini duymazsın en sonunda. iki tarafta iki farklı dünyalardadır artık. konuşan dinleyene küfretse bile onaylanacak kıvamdadır yani.
devamını gör...
derdini dinlemeyi deet olarak gördüğünüz birinin yanında dost sıfatıyla bulunmak o kişiye yapabileceğiniz haksızlıkların belkide en büyüğüdür. güven çin vazosu gibidir.
devamını gör...
dert anlatan kişinin derman bulmak, nasihat almak üzere değil haklılığını pekiştirmek , kendini tatmin etmek gibi bir psikoloji ile konuştuğu takdirde işkenceye dönüşen bir durumdur
muhtemelen herkesin başına gelebilecek ufak tefek durumlar üzerinde konuşulur, meselenin işkence haline gelmesi lafın dönüp dolaşıp aynı yere gelmesinden kaynaklanır
zaten konuşulan mesele çok önemli, hayati mevzular olsa ve derdi dinleyen kişide ortalama bir kütükte bulunduğu kadar insaniyet bulunduğu takdirde dert değil derman olacak mevzudur
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar