devlet bahçeli

#siyaset  #özgürler 

221.
bu gün, hükümet ile yargı arasındaki krizle ilgili suskunluğunu bozdu ve bu noktadan sonra erken çözümden başka önerecek bir yolun olmadığını belirtten mhp genel başkanı.



--- açıklama metni ---


son derece tehlikeli bir süreç

Türkiye, birlik, beraberlik ve bütünlüğünün farklılıklar ve kışkırtmalar ekseninde ağır tahribatlara maruz kaldığı bir dönemin bütün sancılarını yaşamaya başlamıştır.
Beka düzeyindeki bu tehdidin yanı sıra ve eşzamanlı olarak devletin işleyişi, anayasal düzenin devamlılığı ve demokratik rejimin geleceği üzerinde de son derece tehlikeli bir sürece girilmiş bulunmaktadır.

Ağır sorunlarla boğuşan Türkiye’de özellikle son yıllar içinde yaşanan vahim gelişmelerin neden olduğu güvensizlik ve gerginlik ortamı, toplumda endişe ve kuşkuların artmasına yol açmıştır.

Gelişmeler ve gidişat, bu süreçte rol alan aktörlerin, ucuz siyasi hesaplarını gerçekleştirme adına yalnızca siyasetin değil devletin ve demokrasinin temellerini de sarsacak çalkantılara kapı aralamak istediklerini ortaya koymaktadır.

Özellikle devletin temel kurumları arasındaki gerilimin su yüzüne çıktığı son dönemde, yasama, yürütme ve yargı arasındaki çatışmalar ile üniversiteler, ordu, medya, emniyet gibi vazgeçilmez kurumların içinde ve aralarında yaşadığı gerginlikler artık tam bir kutuplaşmaya doğru yönelmiştir.


fetret devrinin emareleri görünüyor

Ülkemiz, hayatın her alanında yaşanan cepheleşmenin sancıları altında, bin yıllık kardeşliğinin sorgulandığı, mülkün temeli olan adalete olan güvenin sarsıldığı, kurumların kargaşaya sürüklendiği, siyasetin kirlendiği, halkının ise yoksullaştığı gelişmelerle tam bir fetret devrinin emarelerini göstermeye başlamıştır.
Sorunsuz ve skandalsız bir güne hasret kalan aziz milletimiz, hırs, menfaat, ikbal ve rövanş hesaplarının çekim alanından çıkamayanların yol açtığı sonu olmayan çekişmelerden dolayı huzursuz, bezgin ve yorgun düşmüştür.

Bu yorgunluğun takatsiz bıraktığı toplumun, din, inanç ve etnik temel ile cumhuriyetin değerleri etrafında kamplara bölünmesinden sonra cepheleşme kamu kurumlarına da sirayet etmiştir.


hukuk devleti anlayışı zarar görecek

AKP iktidarının, tartışmalardan uzak tutulmaları gereken devlet organlarını birer birer karşısına alması ve buna da zemin oluşturup ortam hazırlaması çok tehlikeli bir sürece davetiye çıkarmıştır.

Erzurum’da süren bir soruşturma kapsamında Erzincan’da görevli bir savcının gözaltına alınıp tutuklanmasıyla devam eden hukuki gelişmelere, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla idari müdahalede bulunulması önümüzdeki dönemde önemli siyasi ve hukuki sonuçlar doğuracak gelişmeleri başlatmıştır.
Hukuken tartışmaya neden olan taraflar arasında haklılık ve yerindelik aramaksızın konuya baktığımızda bile hepimize lazım olan adalet duygusunun, herkesin güvenmek ve inanmak durumunda olduğu hukuk devleti anlayışının ağır zarar göreceği ve güven kaybedeceği açıktır.


akp'nin özürlü siyaset anlayışı

Bu gelişmeler, AKP zihniyetinin, devlet idaresi ile hükümet etme arasındaki farkı ayırt edemeyen özürlü siyaset algısının ve iktidarı kendinden olmayanlar üzerinde bir tehdit ve baskı aracı olarak kullanmak zanneden ilkel bir yönetim arayışının sonucudur.

Hükümet tarafından hukukun yıpratıldığı ve siyasileştiğine dair kopartılan fırtınanın yalnızca bir gurup hukuk adamının yetkilerinin alınmasına bağlanması ve konunun bu olaya indirgenmesi, geride kalan sürede yaşanan hukuki süreçlere müdahale niyetleriyle tutarsızdır.


teröristi aklayanların hukukun siyasileşmesinden rahatsız olması

Yakın zamanda PKK teröristlerini aklamak için düzmece mahkemelerle hukukun katledilmesine göz yumanların, “avukatıyım-savcısıyım” iddialarıyla devam eden davalara açık görüş beyan edenlerin adaletin siyasileştiğinden şikâyetçi olmaları abesle iştigaldir.

Son dönemlerde yürütme ile yargı arasında yetki aşımı ve çatışması ekseninde gelişen gerginlikler yaşanmıştır. Devletin üç temel fonksiyonu olan yasama, yürütme ve yargının görev ve yetkilerinin dengelenmesi ve bunların uyumlu bir şekilde icra edilmesi ülkemizin bekasında hayati önem taşımaktadır.

Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan demokratik parlamenter rejimlerde devlet kurumlarının birbiriyle kavga etmesi, birbirinden farklı görev icra eden hükümet ile bu kuruluşların arasındaki ihtilafların çatışmaya dönüşmesi tehlikeli bir durumdur.

Bu konuda, yasama ve yürütmenin yargıyı etki ve vesayet altına almaya çalışması ve görevine müdahalesi yanlıştır. Ancak yargının da yasama ve yürütmenin yetkilerini sorgulaması ve bu alana taşacak yorumlar getirmesi aynı derecede hatalı bir durumdur.

Bu gerginliklerin ve cepheleşmelerin ülkemizi nereye sürükleyeceği ve sonuçlarının ne olacağı üzerinde, başta AKP hükümeti olmak üzere bütün anayasal kurumların çok dikkatli muhasebe yapmaları son derece hayati ve kaçınılmaz hale gelmiştir.


Kuşkusuz ki Türkiye’de tıkanan toplumsal konuların açılması için Anayasa değişikliklerine ihtiyaç vardır ve yargı reformu da bu kapsamdadır. Ancak burada üzerinde durulması lazım gelen konu, bu değişikliklerin kimler tarafından yapılacağı ile zamanı ve ortamıyla ilgilidir.

Bugün geldiğimiz noktada, çatışmaya kadar varan gerilimlerden kurtulmanın yolu olarak anayasanın değiştirilmesi teklifi, meşruiyetini kaybetmiş iktidar partisi, yönetemez hale gelmiş hükümet ve yıpranmış siyasetin, milletin hakemliğine yeniden başvurmadan, millet desteğini tazelemeden çözümleyeceği bir husus değildir.


cumhur başkanı'nın maksadı

Bu teklifi gündeme taşıyan Sayın Cumhurbaşkanı’nın maksadının Anayasanın 104. maddesinin makamına verdiği görev olan “devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme” sorumluluğundan kaçarak, hükümetin bu konudaki niyetlerine ön alma çabası ve refakat etme arayışı olduğu anlaşılmaktadır.

Türkiye’nin tıkanmış sorunları ve çözüm inisiyatifi ‘hukuka uyduramadık o halde hukuku uyduralım’ diyen bir zihniyetin liyakatsiz kadrolarının tercihine teslim edilemeyecek kadar önemli, ciddi ve hayatidir.


türkiye'de 7-k tahribat zinciri

Partimiz toplumun ve devletin her yanını saran ve giderek derinleşen bu siyasi, sosyal, ahlaki ve ekonomik “bunalım ve buhran” halini “Kriz, Kargaşa, Kaos, Korku, Kutuplaşma, Kavga, ve Karanlık” dan oluşan “7-K”lı tahribat zinciri olarak tanımlamıştır.

Milliyetçi Hareket Partisi bugün bütün gerçeğiyle karşımıza çıkan bu tabloyu 26 Ocak 2010 tarihinde “Devlet Krizi” olarak adlandırmış ve Cumhurbaşkanı’nı o tarihte acilen göreve çağırmıştır.

Bu çağrımız, Anayasa uyarınca Milli Güvenlik Kurulunun olağanüstü toplamasını, kurulun yasal üyelerinin yanı sıra, görüşlerini almak üzere TBMM Başkanının, Yüksek Yargı Organlarının Başkanlarının, Emniyet ve İstihbarat teşkilatının yöneticilerinin de toplantıya katılması yönündedir.


tek yol seçim

Geçmişte koyduğumuz “Devlet Krizi” teşhisi ile yapılan tanımlar ve tekliflerin ne derece isabetli olduğu yaşanan son gelişmelerin ışığında daha iyi anlaşılmış ve kamuoyu tarafından kabul edilmiştir. Bu aşamada erken genel seçimden başka önerilecek hiçbir yol kalıcı ve köklü çözüm getirmeyecektir.Artık bu ağır sorunları ve gerilimi daha fazla taşıyamayacağı anlaşılan ülkemizde bunalımdan çıkış için tek çare bir an önce seçime gidilmesidir.


kaynak: http://www.ensonhaber.com/politika/256597/bahceli-tek-yol-secim.html
--- açıklama metni ---


devamını gör...
223.
seçimlerden sonra evinden 3 gün boyunca çıkmayan deniz baykal'ın kankası.
mhp'nin chp'den bir farkı mutlaka olurdu, gitgide o farkı ortadan kaldırdı. chp ile birleşseler fena olmaz.
devamını gör...
224.
milliyetçi akımın alemdarı ve nutuk atıcısıdır.
yanlız hitabet sanatı ve tok bir sese ve çekim gücü olan bir etkiye sahip olduğu söylenmeye çalışılsa buna kargaların güleceği pek tabiidir. zira konuşmasında her zaman kurmaylarının kendisine hazırladığı kağıtları okur ve hiddetli ve celali, kulağı yırtarcasına bir tepki sözkonusudur. bahse konu olan iş bu kişi balık hafızasına mı sahip bilinmez (?) iktidar partisine seçim otobüsünden ''urgan'' atıp kendince cenahına karşı bir şov yapmıştır. oysa bölücübaşı apo nun idamdan kurtulmasına vesile olan imzalardan biri zat-ı aliyelerine ait olmasıyla birlikte bölücübaşının kurtarıcısıdır.

aile kurumu baz alındığı vakit kahramanımız meclisin en yaşlı bekarlarından olduğu hatırlanmaktadır. lafı fazla uzatmadan kestirip atmak gerekirse...
aile yönetemeyen devlet yönetemez!
zira bunun ismi ''devlet'' dahi olsa..
devamını gör...
227.
--- alıntı ---
Biz milli görüş gömleğini çıkarttık diyenlerin bugün kalkıp terkettiklerinin maruz kaldığı demokrasi dışı baskılara meydan okumaları tam bir aldatma ve ikiyüzlülüktür
--- alıntı ---

demiş kendileri; anlıyoruz ki milli görüşçü çizgiden gelip ayrılmış kişiler 28 şubat'a karşı çıkmamalıdır, meydan okumamalıdır. bu mantıkla 28 şubat'ta hiç zarar görmemiş insanların da darbelere karşı olmaları iki yüzlülükten de öte bir şeydir. hayır bir de bu adamı ciddi ciddi dinliyorlar bir de alkışlıyorlar.
devamını gör...
232.
dikkat edilmiş ise eğer sürekli kapalı yerlerde yahut acık olsa bile rüzgar olmayan yerlerde konusma yapan büyük lider sebebimi olaki rüzgar esipte kağıt ucunca heycan 2009 dan 40 ı bulabilen bir lider oldugundan ötürüdür
devamını gör...
235.
konuşabiliyor olduğundan şüphe ettiğim, tuvalete gitme isteğini bile yakında yazıp sonra okuyarak ifade edeceğini düşündüğüm ayrıca matematik zekasının da beş yaşındaki bir çocuktan daha fazla olmadığını düşündüğüm biri.
devamını gör...
240.
üzerinde türk'e dair semboller taşımayan, sanki ülkücülüğe inat olsun diye oraya getirilmiş kişi.

bıyık, eski türklerde de, şimdiki ülkücülerde de anlamlı ve önemli. adamda bıyık yok. sakal yok, yüzü ustura ile kazınmış. evlilik yok, türk insanı ailesiz olmamalı. yani ben bu adamda örnek alınabilecek hiç bir şey göremiyorum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar