devletin rejimine ve kurucusuna düşman olmak

muhalif olmanın ötesinde bir mevzudur.
kabul edilemeyen tek yanı ise, en azından benim için, düşmanlık olgusunun “ifade özgürlüğü” olarak değerlendirilmesinin siyasi iktidara göre değişkenlik göstermesi. bir hakkın yorumu elbette zaman içinde değer yargılarına göre değişkenlik gösterebilir. ancak bu tamamen hakimin yapacağı sosyolojik tespitin bir sonucu olmalı. yargı bağımsızlığı, iktidardan iktidara tavır değiştirmekle mümkün olmaz.
devamını gör...
devlet rejimi ve kurucu kadroları öyle bir hal alır ki, sana düşman olmaktan başka yol bırakmaz.
8 eylül 930’da izmir ödemiş’in gölcük yaylasında "benim fikrim, kanaatim şudur ki, bu memleketin kendisi türk’tür. öz türk olmayanların türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır " diyen genç cumhuriyetin adalet bakanı mahmut esat bozkurt'un yaptığı nedir...
devamını gör...
(bkz: barkın'a o konuda ben de çok kırgınım)

türkiye özelinde çok yanlıştır. çünkü devletin kurucusu dinibütün bir adamdır. din kültürü kitabında okudunuz hepiniz. ayrıca iş aş haydar baş büyüğümüzün bildirdiği üzere 7 yaşında hafız olmuş, 10 yaşında kuran'ı tersten okuyacak yetkinliğe ulaşmıştır. bu sonuncusu olmayabilir belki emin değilim.

e daha ne istiyonuz köftehorlar?
devamını gör...
devletine,rejimine ve kurucusuna göre değişiklik gösteren eylemdir.

mesela ben de sovyetler birliği ve kurucusu lenin'e ve sosyalist rejime ayrı ayrı düşmanım.

ama kast edilen türkiye özelindeyse,bu düşmanlık bakterilerin domestos'a duyduğu düşmanlıkla aynıdır.ortadoğu'yu lağıma çeviren islamcılık,kürtçülük,kul tipi monarşizm,ruhban kökenli oligarşi ve klan-aşiret feodalizmi gibi ne kadar ortadoğu vebası varsa hepsini istiklal mahkemeleri yoluyla sterilize ve yeni rejim yoluyla kontamine ettiği için bunlara düşmanlık duymaları doğal.

işin muhteşem tarafı kurucu kadrolar,tahkir edilmek pahasına hatta en yandaş kesimleri bile zaman zaman isyan ettirmek pahasına demokrasi vesilesiyle bu sisteme bir nevi kilitlemiştir.günümüzdeki gibi bu düşman unsurlar palazlanıp yeniden kontrolü ele aldıklarında kendi liyakatsizlikleri ve cehaletleri ile en steril en kansız şekilde kendi kendilerini bitirmekteler,onlar kirlendikçe düşmanlıkları ve cüretleri artmakta,bu cüretler sonucunda yapılan her pislikte de kurucu kadrolar ve sistemin önemi bir kat daha iyi anlaşılmakta.

bu rejimi yok edip kurucularını tahkir edebilmek adına el ele veren geçmişin tüm unsurları.tarikatçiler,kürtçüler,dış merkezli 150'lik liboşlar gibi bütün unsurların toplanıp toplanıp o trenden "fabrika ayarı" türküsü söyleyerek inmeleri tam da bunun göstergesidir.özellikle son yıllarda ayyuka çıkan rezillikleri adeta rejimin ve kurucu fikriyatın pr çalışması niteliğinde.

o yüzden bırakınız düşman düşmanlığını etsin.kuduran kudursun.tarih gölgelere kurşun sıkan magandaları değil,devletler kuran büyük komutanları yazar.
devamını gör...
vaktiyle mustafa kemal atatürk'ün yaptığı şeydir; kendisini müthiş bir subay olarak yetiştiren sisteme başkaldırmış, gizlice planladığı şeyleri farklı yansıtarak kendisine yardım etmek üzere etrafında topladığı kimselerin yoluna baş koyduğu rejimi ilga etmiş, devletin kurucusuna ve onun soyundan süregelen hanedan üyelerine yönelik ağır ifadeler kullanmıştır.

(bkz: objektivite)
devamını gör...
doğal bir seleksiyondur. devrimler kendi evlatlarını yer. bunu iran devriminde de görebiliriz. yıllarca şah zulmu ile boğuşan iran halkı, humeyni yi camlarda pencerelerde sokaklarda karşılamış ama sonrasında kendi kurdukları, kucakladıkları rejime düşman olmuşlardır.
olağan bir durumdur. her dem sisteme başkaldıran, kuruculara düşman olan birileri olacaktır.
devamını gör...
(bkz: devrimcilik)

tüm devrimcilerin ortak özelliğidir. zaten devrimdeki amaç mevcut iktidarı değiştirmek değil midir? ama nasıl oluyorsa bizim ülkedeki devrimciler atatürkçü de olduklarını iddia ediyorlar. aslında iddia değil de kalkan olarak kullanmak da diyebiliriz.
devamını gör...
hiç bir insan kusursuz olmadığından olabilecek durumdur. bir de herkes ile aynı görüşten olmak zorunda değiliz özellikle de birisi sizin dinimizin kitabına yave yani kuş dışkısı diyorsa.
devamını gör...
başlığı görünce sanırım çoğumuzun aklına aynı isim geliyor. evet mustafa kemal’den bahsediyorum. o’nun hakkında konuşmak her zaman netameli bir konu oldu çünkü seveni kadar sevmeyeni de var. ayrıca 5816 nolu bir de kanun var ortada.
şahsen sıkıntının şuradan çıktığını sanıyorum: mustafa kemal’in kurtuluş savaşımız sırasında gösterdiği dirayet ve büyük çaba her türlü takdirin ötesinde. düşman temizlenip sıra ülkeyi yönetmeye gelince yaptıkları ise halka rağmen halk için zorla yapılan hamleler. çoğu da halkın kutsalına ilişen, onu rencide etmiş. mesela, islam’ın eğitim kurumlarının * kaldırılması, tekke ve dergahların kapatılması, ezanın ve kuranın yerine başka birşeyin ikame edilmeye çalışılması, islam’ın yazısının kaldırılması... vs. tepki gösterenler bu 2. kısım icraatlar için tepki gösteriyor. bize ilkokuldayken “mevcut alfabemiz kalkınmaya engeldi, çağdaş medeniyetlere yetişmek için değiştirmek zorundaydık” diye öğretildi. halbuki günümüzde japonya ve israil gibi ülkelerin hiçbiri latin alfabesi kullanmıyor, rusya kril alfabesi kullanıyor askeri teknolojisi çok ileride, çin kanji alfabesi kullanıyor dünyanın 2. büyük ekonomisi. büyüyünce bize öğretilenin yanlış olduğunu görüyoruz. bunun gibi daha çok mesele var ki mustafa kemal tartışmaya açık hale geliyor.
devamını gör...
şu anda akplilere de sorsak devletin değil devrime, yerinden bile kımıldatılmaması hatta yüce reisin desteklenmesi lazım. uzun süreli iktidarda kalmak risklidir. en iyi lider bile zamanla açık vermeye, yorulmaya ve göze güzel gelmemeye başlar. abdülhamid han da 33 yıllık bir iktidar yaşadı. kimse onun hakkında iyi bir lider ya da han değildir diyemez ama her yaptığı doğru idi de denilemez. abdülhamid han da birçok doğrunun yanında hata yaptı, başbuğ atatürk de. tayyip erdoğan? one minute'a kadar çok iyiydi Allah için, bozdular çocuğu.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar