didem madak

#edebiyat 

ne zaman kırılsa gidip bir dizeyi kıran güzide şŸaire..


ã‡alıkuşžu'nun z raporu


kedi ve kasımpatı kokuyor bütün sokaklar
dilinin dönmediğŸi duaları sayıklıyor
zeyniler köyünde ã‡alıkuşŸu şŸimdi artık zaman
yağŸmur yağŸıyor durmadan
ağŸlıyorum kaşŸarlanmışŸ bir masumiyet olarak
bir çılgının
kedilerin ruhlarımızı okuduğŸuna inandırmaya çalışŸan herkesi
bir elimde tabanca
bütün dualarım delik deşŸik.

başŸörtülü bir anne olarak bekliyorum ruhumun
şžark hizmetinden dönüşŸünü

mahalle kavgalarına karışŸmadan
kocaman bir kabakla boğŸuşŸuyorum bazen
doğŸruyor ve kızartıyorum onu
günler külkedisi, akşŸamları kömür yakıyoruz.
hikã¢yeme bir hayat yazmak istiyorum
pek inandırıcı olmayan
ruhuma ıhlamur yollamak istiyorum yün eldivenler
hikã¢yeme bir ölüm yazmak istiyorum
beni masalların ortasında bırakıp giden ruhuma
romantik radyo dinleyen o eski arkadaşŸıma
son bir kere daha limon ağŸaçlarından bahsetmek istiyorum
otobüs duraklarında yağŸmurlar bekliyor beni
yağŸmurla beraberliğŸimden doğŸan
birinci ve yüzbininci hayaletim
ucu ısırılmışŸ bir simidin acısını durmadan
o kadar çok, o kadar çok hissediyorum.
fareler yeraltından fırlatılan havai fişŸeklerdi
haberler getiriyorlardı, hep kötü haberler
akşŸamları günahkã¢r yazar kasalar kadar
z raporları kadar uzun şŸiirlerim
elinde bir paket çubuk krakerle geçmişŸim
o eski arkadaşŸım yıkanmışŸ midesiyle
iskambil kağŸıtları kusan, zarlar
maça kızı ve pis yedili sayesinde
kaç kere ölümle randevulaşŸtı.
plastik çiçeklerle ziyaretine geldi hayat
semt pazarından alınma hırkasıyla,
ayolu, yanisi bol konuşŸmalarıyla
her bastığŸında gıcırdayan tahtalarıyla
ã–yle çok sevdim, öyle çok sevdim
binlerce kapıcı karısından birinin ismiydi sanki kader.

delirdiğŸim altyazı şŸimdi bütün aynalarda
vazgeçtim sonunda hep tura gelen uğŸur paramdan.
hikã¢yem ucuz, romanım basmakalıp
pembe kağŸıtlar aldım
hayatıma bir ölüm yazacağŸım
bir ölüm, pek de inandırıcı olmayan
yazık hiçbir şŸair bir çiy tanesi kadar bile sızmadı kã¢ğŸıda
kayıp şŸiirlerim gül resimleridir şŸimdi.

yazık bir son mektup bile bırakmadan gitti
zeyniler köyünde ã‡alıkuşŸu şŸimdi artık zaman.









devamını gör...
kaç zamandan adlı şiirinin bir yerlerinde "keşke biraz illegal olsan ayla abla" demiş bir şair.

ilk iki kitabı: grapon kâğıtları, "ah"lar ağacı... pulbiber mahallesi adlı son kitabı arananlar listemdedir.

her şairin bir didem ablası,
her didem ablanın bir ayla ablası olması
caiz ve idealdir, diyesim gelir.

kaç zamandan

bu akşam ruhuma uygun,
mavi taftadan bir tuvalet giydim, ayla abla
sen de artık bir irmik helvası yaparsın
irmikler pembeleşince (sen de pembeleşirsin)
irmikler tane tane olunca (sen de dağılırsın köşe bucağa)
anlatacaklarını en rüküş kalbinle
anlat ayla abla
ben de göğsüme kırmızı bir gül takarım.
kaç zamandan beri saate bakıp bakıp saçlarını tarıyorsun
kaç zamandır şu hayata bir oldu bitti gözüyle bakıyorsun.
sanki aynalar sarkıyor bu kış yine gözlerinden
artık eve meyve de almıyorsun
pembe kristal bir likör takımı gibi
altı kadehinden birini hep boş tutuyorsun
sen sanki bir denizin dibinde bir balıkla öpüşüyorsun ayla abla.
hep bir mucizenin alt katında yaşıyorsun.
keşke yağmura biraz daha yakın dursan
kedilerin gıdılarına dokunsan
keşke biraz illegal olsan ayla abla.
hayatıma kahkül kessem,
cinayetler işlesem bana yakışır mı ayla abla?
devamını gör...
hayatını kaybetmiş şair. 3 yaşında da bir kız bırakmış geride. Allah rahmet eylesin.
devamını gör...
siì‡z aşk'tan n'anlarsiniz bayim?

çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
alt katında uyumayı bir ranzanın
üst katında çocukluğum...
kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
havı dökülmüş yerlerine yüzümün
büyük bir aşk yamadım
hayır
yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...
saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
aşk diyorsunuz ya
ben istemenin Allahını bilirim bayım!

çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
balkona yorgun çamaşırlar asmay
ki uçlarından çile damlardı.
güneşte nane kurutmayı
ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
iì‡nsan kaybolmayı ister mi?
ben işte istedim bayım.
uzaklara gittim
uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

süt içtim acım hafiflesin diye
çikolata yedim bir köşeye çekilip
zehrimi alsın diye
sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
iì‡lahiler öğrendim.
siz zehir nedir bilmezsiniz
zehir aşkı bilir oysa bayım!

ben işte miraç gecelerinde
bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
bir şiir aradım.
geçen üç yıl boyunca
yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
ülkem olmayan ülkemi
kayboluşumu aradım.
bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
bir ters bir yüz kazaklar ördüm
haroşa bir hayat bırakmak için.
bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

kimi gün öylesine yalnızdım
derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
annem
ki beyaz bir kadındır.
ölüsünü şiirle yıkadım.
bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
acının ortasında acısız olmayı,
kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
aşk diyorsunuz ya,
iì‡şte orda durun bayım
islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
kendimin ucunda
öyle ıslak,
öyle kötü kokan,
yırtık ve perişan.

siz aşkı ne bilirsiniz bayım
aşkı aşk bilir yalnız!
devamını gör...
ölümü türk şiiri'nde büyük bir kayıp olan şairimizdir. bir yıldız daha kaydı şiirimizden.
devamını gör...
didem madak da gitti.böyle güzel şiirleri de ardında bırakıp gitti kendisi. mekanı cennet olsun.
"muhabbet kuşumuz öldü
arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak
biliyorsun ölüm, mavi boş bir kafestir kimi zaman
acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur pollyanna"
devamını gör...
kadınlığın mısralarına öyle feminist ya da öyle ezik olmadan, iddiasız, olağan bir varlıkla iliştiği erken kaybettiğimiz şair
devamını gör...
1970 doğumlu, 2011 yitimli şair.

--- alıntı ---

dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.

--- alıntı ---
devamını gör...
mevta şaire. temmuz/2011 , ölüm nedeni; kolon kanseri.

'anlatarak bitiriyorum hayatımı
bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat
bir çiçek çizdim bu akşam avucuma
ismini her şey koydum
simli ojeler sürdüm yanlızlıktan sıkıldığımdan
müsveddesi gibi şimdi tırnaklarım
yıldızlı bir gecenin.''
devamını gör...
geçenlerde fayrap kurcalarkene merhume üzerine bir yazısını okuduydum galiba ömer yalçınova'nın, didem madak acıyla örülmüş şiyirleriyle kendisinden sonra gelecek kuşağa acıyı emanet etmiş, acıyla haşır neşir olmayı salık vermiş, hatta didem madak acıyı omuzlamış bir şayire olarak acı üzerinden lirik zırıltılar yazmayarak 'acı'nın da ciddi bir şey olduğunu ve 'acı'nın varoş, arabesk bir duygu olmadığını yüreğinin telinden döküldüğü belli olan her bir mısrasıyla bize göstermiştir.


ben ölürsem mutsuza iyi bak.
devamını gör...

--- alıntı ---

başımda rüzgar vardı
başımda uğultular…
kalbim usulca kıpırdardı
ve ses çıkarırdı dokununca
çan çiçeğiyle karıştırırdı onu belki
bir başkası olsa.
başımda rüzgar vardı,
yine esiyordum
hızla dönmeye başladı kalbim
rüzgargülüyle karıştırırdı onu belki
bir başkası olsa.
başımda uğultular…
fırtına çıktı sonra,
yaşadığını anladı kalbim,
böyle yaşanamaz derdi
bir başkası olsa.
bir zamanlar meydan okumak isterdim.
kaç meydanını okudum da bu hayatın.
yalnızca iki harfini öğrendim:
a
h!

--- alıntı ---

devamını gör...

--- alıntı ---

annem işte öyle bir kadındı
çocuklar gökyüzüne bakar sorardı:
ay dede orada ne yapıyor anne?
annem öldüğünde ay dede içimde
yüzlük bir ampul gibi parçalandı.
annem işte öyle bir kadındı
aşure getiren çocuklara,
teşekkür eder gibi yaşardı
öldüğünde gül resimli bir takvim yaprağıydı.
--- alıntı ---

pollyanna'ya mektuplar şiirindeki bu dizilerle anne özlemini derinlerde hissettirmiş gitmeseydi daha nice güzel şiirlerine tanıklık edecektik dediğimiz güzel şair.
devamını gör...
''...şair didem madak bir keresinde şöyle demişti: "ahlayıp oflayarak herhangi birinden daha çok acı çekiyor sandıkça kendimi, dervişlikten uzaklaşıyorum. kırılan kalbimizin hesabını tutmaktan sıkılıp, kırdığımız kalplerin hesabını tutmakta saklı belki dervişlik! (...)'' //haşmet babaoğlu'nun bugünki yazısından//
devamını gör...
"cennete gitmek isterdim otostopla,
cinnete kadardı tüm yollar oysa." diyor ağlayan kaya şiirinde.

mısralarıyla beni hüzne boğandır. anne-kız-kader üçgeninde bir köşeyi kapmış olması ise ne acı.
aynaya bakmak ve korkmak...

devamını gör...
“anlatarak bitiriyorum hayatımı
bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat
bir çiçek çizdim bu akşam avucuma
ismini her şey koydum
simli ojeler sürdüm yalnızlıktan sıkıldığımdan
müsveddesi gibi şimdi tırnaklarım
yıldızlı bir gecenin”
devamını gör...
hay!
keşke susmanın muhabbet kuşu olaydım.
ters pinokyo olmak istiyorum gepetto usta
kötülüklere boğulup
insanlıktan çıkmak istiyorum artık!
kafam karışık ama
yetişir!
bir beyaz balinanın karnında uyumak istiyorum artık.
camdan papuçlarım kırık
prens de bulamaz beni artık.
hayata söyleyin bundan sonra gitsin
anlamını masallarda arasın
hay!
ben sizin ruhunuza çiçek aşısı yapayım
da çiçekler açsın ruhunuz.
hadi alkışlayın!
biliyorum hala biraz safım.

keşfettim
küçük ruhlarınızdaki büyük amerika’yı
hadi alkışlayın!
bu sizin başarınız.
devamını gör...
"siz aşktan n`anlarsınız bayım"

"çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
alt katında uyumayı bir ranzanın
üst katında çocukluğum...
kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

Allah`la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
havı dökülmüş yerlerine yüzümün
büyük bir aşk yamadım
hayır
yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım.
saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
aşk diyorsunuz ya
ben istemenin Allahını bilirim bayım!

çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
balkona yorgun çamaşırlar asmayı
ki uçlarından çile damlardı.
güneşte nane kurutmayı
ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
insan kaybolmayı ister mi?
ben işte istedim bayım.
uzaklara gittim
uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!"
devamını gör...
"insan kaybolmayı ister mi?
ben işte istedim bayım.
uzaklara gittim
uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!"

içine kıvrılıp ölünesi mısralar yazarı.
devamını gör...
"sen hep gülerdin oysa;
gülüverirdin !
bir bakardım,eğilmiş su içiyor gamzelerinden kuşlar..!"

mısralarıyla kışa baharı giydirmiştir.daha ne yapsın.
devamını gör...
"olanlar oldu tanrım
bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!"
devamını gör...
şiirini ah'tan bir ağaca asan müntehir şair. güller uzun zamandır hiç konuşmuyor bu yüzden.

...
güçlü bir el silkeledi beni sonra
sanırım tanrı’nın eliydi.
sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan.
binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi,
çok şey görmüşüm gibi,
ve çok şey geçmiş gibi başımdan,
ah...dedim sonra
ah!

iç ses, diye söylendim
çocukken şöyle dua ederdim tanrı’ya:
tanrım bana hiç erimeyen,
kırmızı bir bonbon şekeri yolla.
eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
kardeşimle kendimize durmadan,
olmayan çayları,
olmayan fincanlardan içerdik.
olmayan kapıları açardık,
olmayan ziller çaldığında.
siyah papyonlu olurdu mutlaka
resim defterimizdeki damat.
yedi günde yarattığımız dünya
mutlu olurduk pastel koksa.

ve şimdi şöyle dua ediyorum tanrı’ya:
olanlar oldu tanrım
bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!

kaybolmak istemiştim bir zamanlar
kapının arkasında yokum demiştim
ve divanın altında da.
bulamazsınız ki artık beni,
hayatın ortasında.
kaybolmak istemiştim bir zamanlar
beni kimse bulamazdı
tanrı’nın arkasına saklansam.
o kocamandı, en kocamandı o.
bir kız çocuğunun hayalleri kadar.

bir zamanlar kendimi
bulunmaz hint kumaşı sanmıştım.
kaç metredir benim yokluğum?
benden daha çok var sanmıştım.
benim yokluğumdan dünyaya
bir elbise çıkar sanmıştım.
dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan
sonunda ben de alıştım.
ah...dedim sonra,
ah!

...

'ah'lar ağacı'
devamını gör...
"tanrım!
diyorum sadece.
başka bir şey diyemiyorum zaten o an.
iyi niyetli ve sevimli bir kızdan kalanlar
sallanıyor durmadan boş salıncaklarda
"üzgünüm" diyor.
bir mutluluk şiiri yazamam bu saatten sonra!"
devamını gör...
iyi şiirdi rahmetli.
az ve öz yaşayıp bitti.
geride bir çok "bayım" kaldı ardınca.
devamını gör...
kadın olmanın sağır eden uğultulu tepeleri. körlüğü kadınlığın. aşklığı ve yanmaklığı. kelimelerden acı icad eder.

devamını gör...
hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı pollyanna
çimento, demir, çamur...
duvarlarımı şiir ve türkü söyleyerek sıvardım.
en üst kattan düşerdim her gün
esmer bir işçi gibi dilini bilmediğim bir dünyaya
hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı pollyanna
sana ve mutluluğa yazılmış mektuplarıma
cevap beklediğim zamanlarda.

benim bir köyüm olmadı.
hiçbir şehir karlı sokaklarıyla bana
pazen gecelik giymiş bir anne gibi sarılmadı.
istanbul’u evlat edinsem
benimsemezdi nasıl olsa otuz yaşında bir anneyi
yüzyıllarca yaşamış bir çocuk olarak.
mütemmim cüz olamadım hiçbir aşka pollyanna
bir kitaba bir cüz olamadım.
yukarıdan aşağı, yedi harfli battal boy bir intiharı denedim.
hiçbir bulmacayı tamamlayamadım.
bir kediyi okşasam ellerim yumuşardı
biri okşasam bir yumuşardı.
bire “bir” olamadım.

(bkz: pollyanna ya son mektup)
devamını gör...
“hayatımla ve bir kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var. bütün bunlar yokmuş gibi davranıp kitabi şiirler yazamam. şiirlerim ütüsüz ve buruşuk gezdirdiğim ruhumun diyeti bence. bu yüzden hepsi benden parçalarla dolu. bu yüzden biraz ‘kadınsı’, durup dururken bağıran şiirler.”
devamını gör...
muhabbet kuşumuz öldü
arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak
biliyorsun ölüm, mavi boş bir kafestir kimi zaman
acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur polyanna..
devamını gör...
mevta şaire. temmuz/2011 , ölüm nedeni; kolon kanseri.
ardında bir eş ve küçük çocuk bırakmış. baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş; neylersin.

''çıksan o karanlık uykudan,
kilerde fazla güneşimiz kalmış mı bir baksan.
bütün serotonin geri alım inhibitörleri birleşseler
geri alamazlar çünkü,
hayra yorulmuş bir rüya kadar sevinen hayatı,
geri alamazlar bir avuç karınca kumunun huzurunu...''
devamını gör...
dokuz eylül hukuk mezunu şair.

hukukta hayır görmemiş ki şiiri seçmiş. zamanında şafii'nin yaptığının aksine...
devamını gör...
kısacık hayatına çok şiir sığdırmış doksanlı yılların büyülü şairi. şiirleri de kendisi gibi kadındır.

...sağlam bir halatla çekiyorum acıyı kendime doğru.
siyah iş günleri müdahale ediyor hayatıma
mor bir köşe yastığı gibi isyankar oturmak istiyorum,
ben oysa divanın en ucunda.
çorba pişirmek istiyorum,
sonra kalkıp ekmek kızartmak,
bıçağın ucuyla kazımak aşkı fazla kızardığında.
söyleyin ateşe,
ruhunu üflemesin benden gayrısına.
çiçek silindi bu sabah ellerimi yıkadığımda
“ellerim bomboş...”
kötü şiirlerden koru beni tanrım
amin!
devamını gör...
zenciler prensesi..
huzur içinde yatsın.


'zenciler prensesi olacağım.
hayat işte asıl o zaman başlayacak.'
pippi uzunçorap

çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
bilmiyorsunuz. darmadağın gövdemi
çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
karanlıkta oturuyorum. ışıkları yakmıyorum.
çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
bir yağsam pahalıya malolacağım.
ben bir bodrum kat kızıyım bayım
yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
fakat korkuyorum. birazdan da
kırküç numara ayakkabılarınızla
bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
bu iyi olmaz bayım!

'gün akşam oldu' diyorum
ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
cam kırıkları yiyorlar
rüyamda; bir kase dolusu suyun içinde
rengarenk yap-boz parçacıkları
anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
hayır,sanırım sabahı bekleyemem
bilmiyorum.
insanlar rüyalarım acilen anlatmalı.

ondört yaşındaydı ruhum bayım
bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
o ara içimde çiçeklerden oluşmuş
bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
sinemalarda da 'organzm gıcırtıları' oynuyordu.
kaçmaya çalıştım. olmadı.
bu nedenle, çiçekli şiiler yazmayı
ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.
neyse işte
ben her filmi hatırlarım
sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.
'sofı'nin tercihini' seyrederken çok ağlamıştım.
öpüşen guramilerle ilgili bir film yapsalar
onu da mutlaka hatırlardım.
insan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
bir 'eşya toplayıcısıyım' bayım.

büyük gemiler de yok artık bayım
büyük yelkenler de
büyük kağıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
işte az önce bir karabatak daldı suya
bir süredir de kayıp
dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
bir gül, bir güle derdi ki görse
yalan söylüyorum
güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.
devamını gör...
bayan şairlerin yüz akı şair. * bayan şair diyorum aklıma o geliyor. bayan şair...
devamını gör...
erken doğan, erken göçen, üstüne basa basa 'kadın!' şairdir.
devamını gör...
''inanma pencerelere bayım gece hepsi ayna oluyor'' dizesinin sahibi kadın şair.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar