dilini anlamadığı müziğe müptela ergen modeli

anlayanlar anlaşılıyorda, tek kelimesini bile anlamadığı yabancı müzikte ciltler dolusu kitap yazacak bilgiye sahip olanları anlamıyorum gerçekten.
devamını gör...
onu o dile yaklaştıracağını düşünür, zira o dile ilgisi vardır..
yoksa zırtapozluktur.

eksiyi yeyince düşünüp akla gelen edit: müzik de hoşa gidebilir tabi, neden olmasın.!
devamını gör...
müziğin gözyaşı gibi evrensel oluşundan kaynaklı, böyle bir etkileşim içine giren ergen. indila seven herkes fransızca bilmiyor mesela. hint muziklerini seven insanlar hintçe öğrenmek zorunda değil, kpop hayranlarının korece bilmek zorunda olmadıkları gibi.
devamını gör...
sucuk agaci'nin da içinde bulunduğu ergen modelidir. ahenk hoş ise sesi anlamaya gerek yoktur. yanlış bir kıyas olabilir ama dilini bilmediğin kur'an-ı kerim'in insana huzur vermesi gibi.
devamını gör...
insanlığın manevi değerleri her yeni nesilde azalıyor, insanın içi boşalıyor. şarkılar eskiden sırf ses olsun diye söylenmezdi. bir anlamı, duygusu, anlattığı bir hikayesi vardı. şimdi her şey gibi bu da günlük tüketim malzemesi haline geldi. bir de bununla övünüyorlar sanki çok marifetmiş gibi. neye dönüştüğünüzden haberiniz bile yok.
devamını gör...
elinin altında türlü türlü internet denen meret varken, halen daha dinlediği şarkının ne anlattığını bilmiyorsa, dümdüz su katılmamış cahil insan modelidir (ergen lafını sevmiyorum).

ya bak dili bilmezsin, her dili bilmen mümkün de değil ve dilini bilmediğin bir şarkıyı dinleyemezsin diye yasak da yok, zira sanat evrenseldir, ama be güzel kardeşim beğendiğin şarkıda ne anlatılıyormuş bir açıp oku, o da kâfi! inan bak!

sorsam ne anlatıyor diye, "ek, kök..." der, ama ölümüne fan(!)
a benim canım ya!
devamını gör...
ne zamandan beridir kalbe tesir eden durumlar için dil bilmeye ihtiyaç duyduk?

şaşırtıcı. ergene bağlamak ifadesi de büyük tezat. insanı etkileyen durum/nesne/his vs. ile körü körüne bağnazlık mefhumlarını evvela ayırt etmek lazım ki başlık bu yönü ile hata içeriyor.

iptilâ olunan mânâ dolu duyguların başımızın üstünde yeri var. insanı körelten, gerileten, bulanıklaştıran duygu ve düşüncelerden Allah’a sığınırız.

demem o ki, bir ifadeyi ortaya koyarken kelime seçimimiz mühim, neyi nasıl kast ediyoruz; malesef bu, yazı dili ile anlaşılmıyor konuşma dilinde olduğu kadar. bu yüzden kelimeler, aktarılmak istenen düşünceleri tam 12’den vurmalıdır ki yazar ne demek istiyor, okuyucu anlayabilsin diye.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar