doğu’da çocuk olmak

en az batıdaki kadar zor. garibanlık zaten zor şey. doğusu batısı fark etmiyor ülkemin. ama doğuda çocuk olmanın farklı zorlukları var.

emin olun buralarda doğan çocuklar pırlanta gibiler. henüz toplumsal bir bozulma meydana gelmediği için ve insanların geleneklerine daha bağlı olması sebebiyle çocuklar evvela saygıda kesinlikle kusur etmiyorlar. en zıpırı,en haylazı bile asla ama asla terbiyesizlik yapmaz mesela.
çoğu gariban çocuğu. zengin olanları çok az. gelirlerini hayvancılıktan ve yazın mevsimlik işlerden elde ediyorlar. birçoğu da yazın çalışıp ailesine destek oluyor. kışları da çobanlık yapıyorlar. çalışkanlar,birçoğumuzun yapamayacağı,yaparken zorlanacağı işlerde çalışıyorlar genellikle. yokluk içinde olmalarına rağmen okula gelmeye çalışıyorlar.

küçük şeylerle mutlu olabiliyorlar,birçok çocuk için alelade olan şeylerin ihtiyacını duyuyorlar ve sahip olduklarında yüzlerindeki tebessümü görmeniz lazım. bir kitap, bir ayakkabı,bir çantayla çok mutlu oluyorlar.

spora çok meraklılar mesela. kızlar atletizmde erkekler futbolda ve atletizmde yarışmalara katılıyorlar,başarılı olabiliyorlar. bilim fuarlarında görev almak için,şiir okumak için,bir etkinliğe katılmak için canla başla uğraşıp duruyorlar hep.

neyse şimdi kuyu efendi bunları niye anlatıyor diye belik merak da ediyorsunuz. evvela şunu söyleyeyim bu vatanın bütün evlatları bizim. bu çocuklar bizim geleceğimiz. bu çocuklara eğer bizler sahip çıkmazsak emin olun başka birileri gelip bunların beynine işlemeye çalışacak. biz en çok da bunun savaşını veriyoruz. bu çocuklara vatan ve bayrak sevgisini vermeye çalışıyoruz. bu çocuklar çanakkale şehitleri için yapılan törenlerde canı gönülden görevler alıyor. buraları ötelememek gerekiyor. eğer doğru düzgün bir şekilde yetiştirilir ve merhamet tohumları bu çocukların kalplerine atılırsa,bunlar ilerleyen yaşlarında kalemleriyle beyinleriyle,elleriyle,bilekleriyle bu ülkeye hizmet edeceklerdir.

biz umutluyuz. sizler de umutlu olun. çocukların beyinleri işlenmemiş hamur gibi. sizin ellerinizde şekillenecek bu beyinler. ve merhametli ellerin izleri bu beyinlere işlendiğinde bu izler silinmez. yapabilecekleri yanlışları da bu merhametle doğruya çevirebileceklerdir çocuklar.
devamını gör...
kaderi olsa gerek bu acılı coğrafyada doğan çocuklar ne olacağını ve nasıl yaşayacağını bilemeden acılı yüzlerle , acılı bakışlarla , acılı gülüşlerle hayal kırıklığı yaşayarak büyüdüler. bu topraklar üzerinde yarına dair bir gelecekleri olmadan.

hakettiği sevgiyi göremeyen o kadar çocuk var ki buralarda yaşayan herkes bilir. ama sevgiyle umutla bakan azalmış yerini artık yorgun gözler almış , hayal kırıklığı , yanlızlık ve korku kalmış bedenlerde. bu yüzden çocukların yaşamı sokaklarda ve tarlalarda yaralı bir kuş gibi sürüklenip gidiyor.

sanki hiç kimsenin içinden gelmiyor bu çocukların yaşamlarına bakmaya. ya konuşulanların dili farklı konuşuluyor ya da yüzleri farklı bakıyor. yaşama dair gönül gözüyle bu çocuklara bakabilsek tüm sorumluluklarımız sorumlu olmaktan çıkar.
devamını gör...
evet, doğusu batısı farketmese de doğunun bir köyünde çocuk olmak çok daha zor.. ancak işte çocuk olmak, zorluğun bile farkında olmamaya bir sebep.

yırtık bir kırmızı lastik pabuçla, boyundan büyük karların içinden geçip de gelmiş okuluna. en önde, sobanın hemen yanındaki sıraya öylece oturuvermiş. belki de öğretmeni tarafından özellikle oturtulmuş oraya. kızarmış burnu, iki yandan örülmüş saçı ve eksik ön dişleri ile kocaman gülümsüyor. bir topitopa tav olup uslu uslu sözümüzü dinliyor.

peki bundan yaklaşık beş yıl sonra, zorlukların biraz daha farkına vardıkça hala okuluna böyle şevkle gelecek mi, gelebilecek mi? bilmiyorum.
devamını gör...
ülkemiz sınırlarında; "çocuk" olmak, olmak hallerinin en berbat felaketlerine maruz kalmanın zaten neredeyse ilk şartı. doğu ve batı ayırdının sağlıksızlığı iki tarafın çocuklarının eğitim seviyesi mukayese edildiğinde kolayca anlaşılabilir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar