dororo

--- alıntı ---

hikaye, muromachi dönemi'nde 1470'lerdeki onin ve bunmei savaşı'nın sonrasındaki bir dönemi anlatmaktadır. hikaye, noto yarımadası'nın hokuriku bölgesi'nde geçmektedir. 48 adet vücut parçasından yoksun olan, sahte bir beden ile vücudunda eksik olan vücut parçalarını geri almak için 48 canavarı yok eden ana karakter hyakkimaru'yu anlatmaktadır.

--- alıntı ---
izlemek için
devamını gör...
muhteşem bir anime. evladını refah ve mutluluk icin seytanlara pazarlayan bir baba ve kendinden çalınanı tekrardan kazanmaya çalışan genç. yanlarında çıtı piti bir dororo. eski usul kılıçlı animelerden. bazen lanet süper güçlü ucuk kaçık animelerden bıkanlar icin hoş bir tat. 20 bölüm geldi şimdilik hee hafta gelmeye devam ediyor.
devamını gör...
24 bölümden oluşan çok güzel bir anime. orijinal hikayelerden hoşlanan yazarlara tavsiye ediyorum. 24 haftadır pazartesi akşamlarımı şenlendirdikleri için -gerçi pek neşeli bi anime falan da sayılmaz ama olsun- dororo ve hyakkimaru'ya teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...
2007 yapımı olan dororo filminden bahsetmeyeceğim. ocak 2019 da yayınlanmayan başlayan bir animeden bahsedeceğim. anime sevmeyenleri şuradan dışarı alalım. * anime ve manga altkültürünün babası osamu tezuka senseinin 1967 tarihli manga eseridir. 50 yıl sonra daha da karanlık ve modern olarak uyarlanan bu animenin 24 bölümden oluşacağını biliyoruz, ben çok sevdim bu animeyi yayınlandığı günden beri merakla izliyorum.
konusu da şöyle, japonya'da savaşan devletler dönemidir. bir samuray olan daigo kamigetsu, ülkeyi hakimiyeti altına almak için 48 şeytanla bir antlaşma yapar. şeytanlar, karşılığında daigo'nun henüz doğmamış olan bebeğinin vücudunu alır. doğduğunda nehre atılan bebek, tesadüfen bir bilge tarafından bulunur ve bilgenin yaptığı protez tedavi ile geçici organlara sahip olur. her şeytan öldürüşünde vücudunun belirli kısımlarını geri kazanan hyakkimaru, şeytan avı yolculuğunda dönemin en büyük hırsızı olduğu söylenen bir yetimle, dororo ile karşılaşır. --! spoiler !--

en sevdiğim kısım ise, hyakkimaru'nun şeytanları öldürüp hislerini, organlarını ve uzuvlarını kazandıkça zayıflaması. insaniyetin zayıflığı da bu işte.

--! spoiler !--
devamını gör...
son zamanlarda izlediğim en güzel animelerden. her bölüm böğrüme kocaman bir taş oturuyor ama olsun hayat her zaman insana neşe vermiyor.
devamını gör...
hükümdar bir baba tarafından halkının refahı için iblislerle anlaşma yapıp bedenini elinden aldığı çocuğunun tekrar bedenine kavuşması için iblislerle yaptığı mücadeleyi anlatan animedir. normalde çok fazla anime izleyen biri değilim genelde de çabuk sıkılırım fakat bu anime farklıydı gerçekten. her bölümünün ayrı bir hikayeyi içinde barındırmasıyla gayet sürükleyici bir anime oldu benim için.

--! spoiler !--

hyakkimaru ile dororo’nun bir vesileyle tanışıp dost ve yol arkadaşı olmalarıyla başlıyor anime. hyakkimaru’nun iblisleri yenip vücudunu tekrar alana kadar da bu dostlukları devam ediyor ama sonra saçma bir şekilde yol arkadaşlıkları son buluyor ve dororo ile hyakkimaru ayrılıyorlar. burası şahsen beni gıcık etti. çünkü hyakkimaru’nun bedenini almasıyla artık yeni bir dünyanın kurulması gerekiyor. en azından dororo’nun sözünü ettiği o paraları alıp hyakkimaru ile birlikte yeni bir dünya düzeni kurdukları bir dünyayı gösterebilirdi senaristler. ama onlar öyle yapmayıp saçma bir şekilde ayırdılar bu ikiliyi.

animenin genel konusunu da ben osmanlılardaki kardeş katli meselesine benzettim. bizde nasıl ki kardeş katlini savunanlar, halkın refahı ve mutluluğu için tahtta bir kişinin geçmesi gerektiğini aksi takdirde yıllarca süren taht kavgalarında devletin zayıf düşeceği ve dışardan saldırılara açık hale gelip halkın kırılacağından bahsediyorlar ve bunun da yegane çözümünü kardeş katlinde görüyorlarsa bu animede de hükümdar, halkının refahı ve mutluluğu için oğlu hyakkimaru’nun bedenini iblislerle anlaşma yaparak iblislere veriyor ve sonrasında refah ve huzur dolu yıllar başlıyor. tabii bu refah ve huzur dolu yıllar hyakkimaru’nun iblisleri teker teker yenip bedenini geri kazanmasıyla bozulmaya başlıyor. işte burada insan, vicdanı ile mantığı arasında kalıyor. vicdanımızın sesini dinlediğimizde masum bir çocuğun acıları üzerinden bir refah imparatorluğunun kurulmaması gerektiğini ve hyakkimaru’nun bedenini geri almasının doğru olduğunu söylüyor bize. mantığımız ise “tek bir kişi yüzünden binlerce insanın heba olmasına değer mi?” sorusunu sordurtuyor. burada gerçekten insan bir ikilemde kalıyor. ben bu ikilemde vicdanımın daha ağır bastığını söyleyerek oyumu hyakkimaru’nun davasından yana kullanıyorum tabii ki. *

--! spoiler !--
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.