düello

bir onu mücadelesi içinde olan iki kişŸinin birbirine meydan okumasından sonra yapılan kurallı ve silahlı dövüşŸtür.
devamını gör...
özdemir asaf şiiri.

her tomurcuk, bir çiçeğin uykusuna
her çiçek, bir yemişin kuşkusuna
her yemiş, bir böceğin korkusuna
uykusuzca, kuşkusuzca, korkusuzca yürür.
devamını gör...
tanrı önünde haklının yenilmeyeceğine duyulan inancın kuvvetiyle düello bir yargı aracı olarak kabul görmüş.şimdilerde dünyada yasal olan tek ülke paraguay.ölümüne giderim diyen karagözlerin bir uçak bileti ile şanslarını denemeleri mümkün imiş.şartları var tabi: bir hakem,iki şahit gerekli bir de teklemeyen pistol can simidi niyetine ve cesedim şık olsun kabilinden en cillopundan kılık kıyafet zorunluluğu.
devamını gör...
ilk çağ'da savaştan önce ya da savaş sırasında teke tek çarpışmalar yapılırdı. kabileler arasındaki anlaşmazlıkların çözüm yolu da bu tür dövüşlerdi. bu uygulama orta çağ'da avrupa'ya giderek biçim değiştirdi. 10.-12. yüzyıllarda yalnızca özgür insanlar düello yapabiliyordu.
devamını gör...
şimdilerde olduğu gibi tv lerde yapılmazdı, düello halk önünde yapılırdı. düelloyu kaybeden ölmemişse, bu yolla suçu kanıtlanmış sayıldığı için cezalandırılırdı. düellonun bu biçimi fransa'da 1547'de yasaklanırken, ingiltere'de 1819'a kadar sürdü. düello bundan sonra soylular arasında onur sorunlarını çözmek için başvurulan bir yöntem oldu. onurunun zedelendiğine inanan kişi, kendisine hakaret eden kişiyle düello teklif ederek onurunu kurtaracağına inanırdı.
devamını gör...
genelde kılıç ya da tabanca kullanılırdı. tanıklar düellonun yapılacağı alanın enini boyunu ölçer ve silahları denetlerdi. düellocular kılıçla dövüşüyorlarsa, bunun belirlenmiş alan içinde gerçekleşmesi gerekirdi. düello için silah saptanmışsa, düelloya tutuşan kişiler tanıkların saptamış olduğu uzaklıktaki işaretli yerlerden ateş ederlerdi. eğer çok ağır bir suçlama söz konusu değilse, karşılıklı birer el ateşle ya da hafif bir yaralanmayla düello sona ererdi. ağır bir suçlamada ise, düello ölümle ya da ağır yaralanmayla sonuçlanacak biçimde gerçekleşirdi. tanıkların da birbirleriyle dövüştüğü dönemler de olmuştur.
devamını gör...
yenilirsem yenilirim, ne çıkar yenilmekten
seninle çarpışmak kişiliğimi pekiştirir benim
ayak bileklerime kadar bu deredeyim işte
yerin yassı taşları tabanımın altında
alnımla birleşmekte güneşin raylarından
hışırtıyla geçen kartalların sesleri
unuttuğum bir bitkinin yaprakları gibi
göğsüme değerse kurşunların, ne çıkar

bilmem nişancılığı, tabanca kullanmadım
ama karşıma alıp seni horoz düşürmek de
seni vuramamak da yüreğimi pekiştirir benim
ölürsem güzel bir ölü olurum
saçlarıma yuva kurar bir anda kirpiler
kar, örtmeye kalkışır gök kuşağını
ve onurlu, yoksul böceklerin gazetecisi
ben gülümserken resmimi çeker


bu ülkü tamer'in düellosu



devamını gör...
bir düelloda
daha büyük bir şey vardır
ve daha acıdır bu
ölümden de ölüm korkusundan da

bakarsın dün en güvendiğin kişi
karşı tarafın şahidi olmuş
işte acıdır bu da
ölümden de korkusundan da

daha da acısı vardır ama
o da sevdiğin kadının
karşı tarafı ziyarte etmesidir
bu bir nezaket ziyareti de olsa
düello gerçekleşmemiş de olsa
acıdır bu
ondan da ondan da

daha da acısı
kılıcın elinde
alnında bir tutam güneş
kalakalıyorsun ortada

bu cemal süreya'nın düellosu
devamını gör...
bu da ece ayhan'ın kılıcı. düello az sonra!


ey serseriliğin denizleri! ey ahtapotları atılmışlar kıyıya mutsuzluğun! bir kraliçedir oğlum kanatlarını açmış. örtünür canfes. unutur gitgide yıkılmış babası büyücü. selanik’te geçirir kışı.

gelmiş bir kadınla konuşur. mısrâyım’den. yorgunluğu kusursuz bir at mor.
uyuya kalmış kayalıklarda. yükselir niçin bilinmez deniz. ey batık gemiler! ey sürgün karaltıları! ağlayan bir melez ben.

anlatılmaz bir kılıçtır kuşanmış taşırım belimde karaduygululuk.
devamını gör...
tesettür risale'sinde ''namus ile düello'' arasında ilginç bir bağ kurmuştur. avrupa'daki açıklık ve saçıklığın ancak düello sebebiyle fuhşiyata neden olamayacağını söylüyor:

''memleketimiz avrupa'ya kıyas edilmez. çünki orada düello gibi çok şiddetli vasıtalarla açık-saçıklık içinde namus bir derece muhafaza edilir. izzet-i nefis sahibi birisinin karısına pis nazarla bakan, boynuna kefenini takar, sonra bakar.''

*

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar