#özgürler 

cogito sözlük yazarlarının yaşadığı fakirlik ve gagribanlık anıları.

bir gün hiç unutmam zeytinburnu'nda oturuyorduk. fatih'te bir kursa gidiyorum. kursa giderken sadece otobüse gidiş dönüş parası vardı cebimde. arkadaşlarla otururken çay söyledik. aç karna çayı içtim. kurs bitti. çıkışta zeytinburnu'nda oturan başka bir arkadaş gel beraber gidelim dedi. ben de ona dedim ben bir yere uğrayacağım. gönderdim elemanı. sonra ben fatih'ten zeytinburnu'na yürüdüm. yolda cebimde az bir para kalmıştı. otobüse yetmiyordu karın da doyurmuyordu. ben de gittim halk ekmeği büfesinden halk ekmeği aldım. eleman poşete bile koymadı halk ekmeğini. öylece yedim. hey gidi günler hey.
devamını gör...
sene bilmem kaç çok eski değil. arkadaşlar geldi. oturduk eğlendik, dayı sıfatımın olması sebebiyle hesabı da bana kitlediler sonra okuldan uzaklaşıp gittiler. cebimde sadece 1 lira kaldı. yazıyla bir.

canım da deli gibi çay istiyor ama eve gidecek biletim de yok. 19 km yol yürünmez de.

can boğazdan gelir dedim ve çay aldım.

okulda işim bitti duraklara geldim. otobüs geldi biletim yok dedim bindim gittim eve.

daha farklı detaylar da var konuda ama onları zikretmek istemiyorum. * *
devamını gör...
12 yaşlarındaydım dershaneye yaşadığım ilçenin 23 km uzağındaki bir ilçede gidiyordum. hafta sonu gittiğim gibi hafta içi etütlere de gitmekteydim.

yine bir okul çıkışı otobüsüme bindim ve 20 dakikalık yolculuktan sonra dershaneye vardım. derslere girdim teneffüste bir şeyler atıştırdım ve geç bir saatte dershaneden çıktım. bizden bir üst sınıfları beklemek üzere otobüste koltuğuma kuruldum. 2 3 dakika sonra karnımın zil çaldığının farkına vardım. elimi cebime attım ki para suyunu çekmişti. o zamanlar simit eski paraya göre 600 bin liraydı. bende ise 250 bin lira vardı. belirli bir süre dayanmaya çalıştım lakin açlığa yenik düştüm. utana sıkıla kapanmakta olan fırına girdim. şansıma 1 2 simit kalmıştı. paramı çıkardım özür diledim ve simit verir misiniz dedim. Allah razı olsun ki fırıncı iyi bir amca çıktı ve simidi verdi ve sonra bir güzel karnımı doyurdum.

eve geldiğimde ise çantamın gözünde 20 milyon buldum ve salak kafama lanet okudum.
devamını gör...
2013 yazındayız. zoraki okul müdürlüğü görevini kakaladılar. ayın 21'i olmasına rağmen nasılsa tatildeyim deyip parayı da bitirmişim zaten. babamdan da istemeye çekiniyorum. neyse.
gidip gelmeye başladım yazın ortasında ilçeye. günlük on lira yol parası. eldeki para bitti bi on gün sonra. daha maaşı bırak, ek derse 10 gün var.

bir gün bir baktım cebimde 6 lira var. "hah" dedim, "eve kadar götürür bu beni, iki lira da cebimde kalır, artık mecburen babamdan isterim." gelen bi minibüse el ettim. o da diğer ilçeden geliyor, bizim ilçeden geçip şehre gidiyor. adam aldı beş lirayı, ben bekliyorum ki bir lira para üstü versin. meğer bunlar beş lira alıyorlarmış. hem de şehir içine girmeyip otogarda bırakıyorlarmış. kaldı mı cebimde bir lira para. otogardan eve giden minibüs 1,75 lira.
şehre vardık, otogarda indim, dedim bari kredi kartından çekeyim bi on lira. atm de arızalıydı!
"hadi zido" dedim, "tabana kuvvet yürü". o sırada da kız kardeşim aradı. babamlara belli etmemesini tembihleyip durumu söyledim. "salaklaşma ne yürümesi dur parkta ben seni alırım" dedi. parkın kenarında bi banka iliştim ezikçe. kardeşim indi bir yirmi dakika sonra minibüsten. kahkahalar atarak yanıma geldi. beni şefkatli kollarına alıp eve götürdü.
sonra babamdan para istedim tabii. zor bi süreçti.

bir diğerinde daha küçüktüm. beşinci sınıftaydım. dükkan sahibi dükkandan çıkarmıştı babamları. yeni bir dükkan açmaya çalışıyorduk. babam malzeme almak için bursa'ya gitmişti. annem dükkandaydı. ben de öğlenciydim o zaman, kıştı, "hani erken inerdi karanlık, hani yağmur yağardı inceden, hani okuldan işten dönerken, ışıklar yanardı evlerde" zamanları. hava karardıktan sonra okuldan çıkıp anneanneme gidiyordum. sonra da lisede okuyan ablam geliyordu, beni alıyordu eve gidiyorduk, annem sonra geliyordu.
anneannemin de o hafta balıkesir'deki dayımın yanına gitmesi ve benim de okul çıkışı ablam gelene kadar anneannemin bitişiğinde oturan babamın kuzeninde kalmam gerekti. kadının bana kötü davrandığı yoktu ama baba sülalemin genelinde olduğu gibi yapıca soğuk bir kadındı biraz. çocuk aklı, hissedip üzülmüşüm bunu. bir gün dedim ki kendime"girmicem bugün berrin ablanın evine, nasılsa ablam geliyor beklerim yarım saat sokakta." girmedim ama kış günü. hava buz gibi. önünde beklediğim apartmana biri girdi. ben de arkasından süzüldüm. apartmanın içindeki kaloriferde ellerimi ısıttım. ablamın da o gün geç gelesi tuttu. tam bir buçuk saat o kapının kapanmaması için elimden geleni yapıp bir çıkıp ablam geldi mi diye kontrol ettim, bir gidip ellerimi ısıttım. ama gururumu kırıp berrin ablanın kapısını çalmadım. *
zor günlerdi lakin hamdolsun geçti gitti...
devamını gör...
paran olmadığı için otobüse binememek veya eve kadar yürümek bir derece garibanlıktır da akbilinin boş olduğunu farkettiğin otobüste, paran da olmasına rağmen yolculardan akbil isteyip cüzzamlı muamelesi görmek kaç derece garibanlıktır?
devamını gör...
cebinde parası olmayan öğrenci için akbil güven verici müşfik bir baba gibidir.

fakat akbil aniden bitivermişse, okul ile ev arasındaki mesafenin yürünebilir olduğu uygulamalı olarak idrak edilir. edilmiştir.
devamını gör...
tabii ki öğrencilik zamanlarında olan anılardır.

bir gün cebimde 10 lira param var. babama 50 lira var diyorum. biliyorum ki kardeşim icin o ay biraz masraf edilmiş zor durumda kalmasınlar... iki gün o parayla okula gidip, öğle artı aksam yemeği yiyeceğim. babamı aradım ne yapıyorsunuz diye, yemek yapmaya üşendi annen lahmacun söyledik dedi...
icime oturdu sözlük, ben diş macunum bittiği icin 1 haftadır diş fırcalamıyordum, babamlar üşenmişler lahmacun söylemişler.
devamını gör...
ev kirasından sonra kalan 30 tl ile 1 ay geçinirdim.

tüm eşyam gazete üzerindeki yer yatağım, kitaplarım ve gitarımdı.

perde bile aylar sonra geldi.

ama beni ben yapan o yokluk zamanlarıydı.
devamını gör...
lise yıllarımda cebimde harçlığım ve yol param olmadığında cebime harçlık ve yol parası koyan öğretmenimle şimdi aynı okulda aynı derse beraber girip sınıfı iki grup yapıp ders anlatıyoruz.
devamını gör...
yani ben o kadar gariban degildim ama kasada hemen onumde bulunan yasli cift pek godamandi diye dusunuyorum.begendikkart kullandigim vakitlerden birinde onumde haylice alisveris yapan teyze ile amca posetlerini topladilar.kasiyer "efeeem begendikkartinizda biriken paranizla bu alisverisi ucretsiz yapabilirsiniz" dedi. ne kadar tuttu diye sordular.90 kusur liraymis.ugrasma karttan cek dediler.ben de meraklandim 4 yildir kayseri'nin kose bucak neresinde begendik varsa hepsinden ucer ikiser alisveris yapmisim.evet sozluk 4 yilin birikimi sadece 2 lira 60 kurustu.kasiyer "yalniz bu size yetmiyor" dedi."biliyuruz merak ettik Allah allaaah" diyebildim.bunun haricinde gezilerim esnasinda sık sık sokaklarda yatmisligim olmus idi evet.
devamını gör...
garibanlik derken neden acaba herkes maddi yoklugu algilamis.manevi cokuntu veya yikilma ve bu halin belli sure devami garibanlik degil midir. yani parasi vs kendine yetecek kadar olup evde oturup depresyona girmedi mi kimse. veya sirtindan vurulmadi mi en guvendikleri bir anda. veya sevdicegi terk etmedi mi...
devamını gör...
3 kişiydik, 20 liramız vardı ve öğle yemeği yememiz lazımdı.
biz de etrafa göz gezdirip bir türlü karar veremedik karambole bir seçim yaptık beğenmezsek çıkarız bakış açısıyla, beklentimiz ucuz ve temiz bir yerel lokanta,
ama girişte takım elbiseli çalışanların sizi karşıladığı restaurantlar vardır ya işte onlardan birinde bulduk kendimizi, bizi uygun masaya oturttular, birde menü vermeden sipariş aldılar ayak üstü.
bu saydıklarım gerçekleşirken biz bilinçsizleşmiştik. neye uğradığımızı şaşırdık,
kalkalım ya deli miyiz bi sebep belirtelim seçenekleriyle boğuşurken siparişler geldi,
önce bir güzel dua ettik, sonra dua etmeye devam ederek battı balık yan gider düşüncesiyle bari bulaşıkları yıkarken karnımız tok olsun deyip bir güzel yedik yemekleri,
sonra hesabı istedik, ne gelse beğenirsiniz,
hesap 18 lira,
yok artık tepkisi derin bir nefes birkaç saniyelik bir mutluluk
sonrası fişe bir baktık ki başkasının hesabıymış bize gelen,
ne yapsak ne etsek, kalktık kasaya dedik abi böyle böyle,
kasadaki adam bu bizim hatamız, siz size gelen hesabı ödeyin demez mi,
utanmasak göbek atacaktık o takım elbiseli çalışanlar karşısında.
işte dünyanın en mutlu garibanlık anısı.
devamını gör...
6'ncı sınıfa giderken bir mont almıştık. ailede pek bi maddi sıkıntı yoktu o zaman ama adettendir biraz daha büyük beden almak. çoçuğuz sonuçta, her gün biraz daha uzuyor boyumuz. neyse bu montu biraz uzun gelmesine rağmen seve seve giyiyodum. aradan 2 kış geçti liseye başlıcam, mont hala taş gibi. o ara babamın işler bozuldu, lise hayatım boyunca da öyle gitti zaten. "mont alayım oğlum" falan dese de durumu bildiğimden montum daha eskimedi falan diyodum. lise hayatım boyunca da aynı montu üstümden çıkarmadığım için beni görenler artık monttan tanıyor, ona selam verip muhabbet ediyolardı. Allah'ı var sağlam montmuş. neyse sonra bizimkiler işleri yoluna koydu da yeni mont aldım. şimdi her kış farklı. hey gidi heyy.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar