çocuktum.
astım tedavisi, kortizonlu ilaçlar... kocaman ve devamlı su tüketen bi bünye...
2000lerin başında rap camiasının fazlasıyla etkisinde kalmış olmanın getirisi.

zaman içerisinde tam bir alışkanlık hatta kimlik haline gelmiş olması nedeniyle vazgeçememe....
bu nickin oluşumu...
2000 senesinden beri kullanmaktayım elhamdülillah...
devamını gör...
ak sakallı dede geldi rüyama. dedi ki: "kızım senin adın meryem olsun". tamam dedim. ertesi gece tekrar geldi rüyama ve dedi ki; "kızım sen çok anaçsın, zaten yükselinin de yengeç, ilk adın anne olsun". ama dedim ki yabancılarda anne diye bir isim var ve anlamı bildiğimiz anne değil. "tamam olsun" dedi. "annemarie yaparız adını" dedi. kabul ettim. dede bu, başka bi şeye benzemeze hacı. dizine kadar sakalı vardı. tövbe bismillah. neden gavur ismi seçti anlayamadım ama. neyse efem bana von gabain soy adını da verdi. kendi soy adı imiş. meğer dede torununa düşünüyormuş uyanık tabi. efsûs'a anlattım rüyamı. onun da rüyasına gelmiş bu dede. tabi onu da diğer torununa düşünmüş bizim uyanık dede. böyle doğdu elti gibiydilerbaşlığı da.
devamını gör...
önce az sevdim, sonra az sevdiğime pişman oldum, sonra çok sevdim, eskiden bu kadar fazla sevmediğime pişman oldum. unutmamak istedim sevdiğimi. her gün hatırlamak adına babamı. evet babamıseviyorum yazmak istedim. aslında hiç sevmem ingilizceyi. *
devamını gör...
doğru hatırlıyorsam sene 97 galiba, o sıralar beyazıd meydanında ayakkabı boyacılığı yapardım. birgün beyazıd camii müezzinlerinden sevgili mehmet hocamın ayakkabılarını boyuyordum.allah razı olsun emeği çoktur üstümde. o sıralar meydan çok kalabalıktı her yerde zabıtalar kol geziyordu. herhalde zabıtanın birisinin gözünde mimlenmiş olucam ki gelip boya sandığımı hemen aldı. akabinde durumu beyazıd camii hocalarına bildirdim. sandığımı edirnekapıdaki depoya götürmüşler. ertesi gün almaya gittiğimde depoda birden fazla boyacı sandığı var. ulan bakıyorum benimkisi yok. neyse depoda bünyamin isminde yaşlı bir amca vardı sandığımı ona sordum. o da sağolsun sandığımı getirdi. aga baktım sandığın üstüne, birşeyler yazılmış. mehmet hocamın talimatından dolayı ayrı bir yere koymuşlar. karışmasın diye de hıyriye yazmışlar. sordum bünyamin amcaya hıyriye nedir? diye, meğersem depoda beslediği kedisinin ismiymiş.

(bkz: kedi canlı yazar)

devamını gör...
efendim şimdi bizim ağkadaş grubunda at esprileri oldukça yaygındır.. birbirimize itoğluit demeyiz mesela.. atoğluat deriz.. sonra bir gün düşünmeye başladığımızı farkettik.. siyasi konularda kültürel konularda konuşurken bulduk kendimizi.. sadece bizim girebileceğimiz bir grup açmıştık facebook'ta.. şehirler farklı olsa da muhabbeti oradan devam ettirebilmek adına.. gırgır-şamata yerine dönmüştü ama olsun.. o grubun adı sarhoş atlar zamanı'na nazire olarak düşünen atlar zamanı'ydı.. düşünen at düşünen at diye diye grup dağıldı bana da mahlas olarak kaldı..
devamını gör...
meksika sınırı'ndan yadigar "ruhyordamı". yanılmıyorsam tarık tufan kullanmıştı muhabbet esnasında.
insan bazen ellerini kullanır bir nesneyi algılamak, ne olduğunu anlamak için.
bazen de ruhuyla görür, ruhuyla anlar.
o yüzden duyduğum andan itibaren çok sevdiğim bu ifadeyi seçtim kendime mahlas olarak.
temenni gibi bir şey benimkisi.
devamını gör...
bana kalsa gayet normal ve sıradan biriyim. ama çevremdekiler, bilhassa yeni tanıştığım kimseler çok istisna ve olağan dışı bir kişilik sahibi olduğumu söylüyorlar. ilk kullanımı ise lisede ingilizce hocamdan gelmişti: "you have an exceptional personality."
devamını gör...
birgün yiğene alfabe çalıştırırken hiç boşuna sayma bu alfabe 29 harf vs vs. diye başlayan cumlemin orta kısmında beynimde oluşan duşuncelerin fikirlere yaptığı baskılar sonucu dilimden dökülmesiyle peydare olmuş bir mahlas'tır kendileri. saygılarımı sunarım kendisine... *
devamını gör...
bir gün annemarie ile ayşen gruda'nın bir filmini izliyoruz.
o mahlas kararını vermiş, zombie cranberries dinliyor bi yandan da "annemarie von gabain von bin annem ben" gibi anlamsız sözler söylüyor. filme odaklanmışım, hayretlerim şaşıyor tabi. neyse efendim tutturdu bana "sen de abla marie ol" diye. "ben abla olmam dedim". ne münasebet yani...

"aa olur mu ablasın ben de anne, aile sözlüğü gibi yazar çizeriz. abla ol sen "dedi. aslında ben mahlasımı "bana abla deme" alıcaktım lakin baktım bu acıyı ancak bir âh dindirir, afilli olsun diye efsus aldım. böyle.
devamını gör...
bir gün ormanda ağır ağır ilerliyorum.. elimde tüfek.. Allahım birde ne göreyim? neydi amca.. boyu 60 metre.. endoooo endooo..!!! işte aslan kadar aslan. çıkardım mahlası çat çat çat .. kofullarına ayırdımm.. eeee?
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar