#sanat  #sözlük 

bilmediğim, yeni gördüğüm, benim gibi amatör fotoğrafçılardan saklanması gereken başlık.
devamını gör...
yeni makine ve lensimle ilk denemem. hakkını helal et güzel kız, çok acil bir işim çıktığı için senden helallik de alamadım:

http://www.cogitosozluk.net...

edit: bu entry ağır derecede ironi içerir.

edit 2: neden bu kadar eksiliyorsunuz lan, başkasının fotoğrafını mı çalmışım sanki?

edit 3: haftanın en kötülenen entrysi olması sebebiyle zorunlu açıklama: http://www.cogitosozluk.net...
devamını gör...
yazarların yükleme sonrasında aşağıdaki bilgileri eklemesi çok yararlı olabilir.

exif bilgileri

kamera :
odak uzaklığı :
enstantane :
diyafram :
iso/film :
devamını gör...
bütün ispanyol mimarisine damgasını vurmuş, müslümanlar'ın en estetik yapıtı el hamra'da çekilmiş fotoğraflardır.

http://www.cogitosozluk.net/tk/tk.php?q=79ggf4

http://www.cogitosozluk.net/tk/tk.php?q=hxaa0g *

http://www.cogitosozluk.net/tk/tk.php?q=eos786

http://www.cogitosozluk.net/tk/tk.php?q=hh4h7a

http://www.cogitosozluk.net/tk/tk.php?q=l55781

http://www.cogitosozluk.net/tk/tk.php?q=34o5fs

*
devamını gör...
nepal gezi rehberi dünya'nın çatısında..


bucket list'de yer alıp en sonunda ziyaret etmek nasip olan garip ülke. geçen hafta 6 gün boyunca dağ, bayır, şehir, kasaba derken ayak numarası büyüttük dünya'nın çatısının altında. bayram öncesinde kral tv sms servisi ile zaman geçirmeyi planladık ama caydık ne hikmetse bana da pek çekici gelmemişti zaten.

iş bu sebeple önce oradayken gündelik olarak günlüğe yazıp, ardından buraya aktarmak istedim gözlemlediklerimi ve kadraja aldıklarımı..

nepal dünya fakirlik sıralamasında güney asya'da yer almasına rağmen , fakirlikte ve eğitimsizlikte afrika ile kapışabilecek düzeyde. bu denli yeşil bir coğrafya, himalayalar ve evereset'e sahipken bu denli bilinçsiz turizm politikası ders kitaplarında okutulmalı. başarızlığın anahtarı eğitimsizlik , dünya'nın neresine giderseniz gidin bu böyle. evet ispanya güney kıyıları'da aşırı zengin değil hatta aylık geliri türkiye'den daha kötü olan yerler var mesela cadiz'in köylerinde ama insanlar da en azından yaşadıkları çevreyi adam etme , evinin önünü yıkama bir alışkanlık olmuş. lama dan hallice kadın erkek yere tükürmek genetik kodlamanın yarısı neredeyse.




budizm sadece ruhları değil beyinleri de yıkamış , bir nevi toplu meditasyon altında fakir geldik fakir gideceğiz hissiyatıyla harcanmış yaşamların toplamı nepal! başkent katmandu ülkenin neredeyse tam ortasında. zaten şili ile birlikte en trajikomik ülke şeklinde bu ikisi açık ara kapışır. ülkenin kuzeyi çin ve hindistan tarafından konumlanmış durumda. zaten sınıra gerek yok. dünya'da ki en yüksek 10 dağın 7 tanesine ev sahipliği yapan bir ülkeden bahsediyoruz..


başkent kathmandu havalimanı'na inerken ana pistte koşturan tavukları görünce zaten anladım ki enfes bir yere geldim. türkiye'nin herhangi bir otogarı daha teknolojiktir diyeceğim ama çoğu insan buna inanmıyor. vize denilen husus bir kağıt parçası neden geldin , nereye gideceksin beyanın kafi. asıl mesele aşılar!



tifo , malera , hepatit a ve b aşıları olmadan ülkeye gitmek resmen intihar komandoluğundan farksız. tabi kolda bıraktığı hafif ağrı sizinle dolaşanlardan. lakin unutulmasın o bölge de neredeyse her ülke de benzer hastalıklar olduğu için bir kere bunları olmak sizi bir nebze koruyacaktır. keza sri lanka , hindistan ve endonezya gibi sivrisineklerin kol gezdiği alanlar da bu tarz tehlikeler son derece mevcut. özellikle şehir içinde yaşanan kirlilikten dolayı su ile bulaşan hastalıklar ani kilo vermeye , ateşe ve uzun süreli halsizliğe sebep oluyor ki rabbim düşmanımın başına vermesin der insan evladı!


hava limanından çıktıktan sonra ne vereyim abime tadında ki taksiciler ile şehir içine gitmek istanbul'da büyümüş bizim gibi haytalar için bulunmaz fırsat. ülke de iki araba var suzuki ve tata! diğerleri aşırı zengin işi şaka değil , suzuki dediğim dünya'nın en küçük arabası olabilir ve fiyatı türkiye'de satılan golf fiyatında! heyhat dedim içimden..

kaos nedir sorusuna cevabı buldum en sonunda! şehir de korna sesi garip ezgili bir melodi susmayacağını bildiğin halde insan umut ediyor işte. yolda yürüyen yayalar ile binlerce motosikletin mozaiği nasıl şekillenmiş akıl almıyor belli bir zaman diliminde. sonra alışınca ben de yürüceğim deyip atılıyorsun yola! yanından geçen onlarca araç ve mobilet sen den bir parça oluyor , olması da lazım zaten yaya geçidi gören insan kör öldü!



binalar sanki yapımını durdurmuş toki'den haber bekliyor. boyalar yerler de esif bir koku var gökyüzünde! mumlar sarmış tavanları , ölüler diyarının mordor'u! lanetlenmiş insan yok ama yaşamına renk katmayı 3 günlük taze su buldum diyenlerden olmamak zor işte! sesler geliyor duvar arkalarından, el işçiliği peydah olmuş zaten nerede makina ile üretim adam aylık 110 dolara geçim derdinde! sokaklar da bildiğin kafa yapıcı haşhaş satıcıları var, o kadar normalleşmiş ki zaten öyle bir yaşam da survivor izlemene de gerek yok herkes beyninde bir acun var! turistler şuradan kurtulalım da artık kuzeye dağlara 5400 metreye trekking'e gidelim diyor. pazarlıklar bitmeyen pazarlıklar para birimi rupee şöyle söylemek lazım 1 ytl = 44 rupee siz düşünün gerisini..

ülke de binlerce tanrı var , sayısını bilmediğim manastır ve dini mabed! en önemlileri bodnath stupa - swayambhunath - kopan manastırı ve the crematoria denilen ölülerin yakıldığı mekan. detayları elden geldiğince resimlerle anlatacağım.. bir yerden sonra insan yeter diyor! uyutulmak ne zor iş! içimden rabbim hidayet ver şunlara diye çok dua ettim!

kaldığım hotel standart düzeyindeydi zaten öyle bir ülke de olması gereken de o fazlası olduğunda ülkeyi anlamak zorlaşıyor mesela jeneratör olmayacak hotel'de olsa her akşam ülke de 3 saat elektriklerin kesildiğini anlayamazdım. tabi o vakit diliminde sözlüğe nasıl girdin azizim diyenlere wifi şifresi peşinde heder oldum demek güzel geliyordu! nepal123 şifresi can'dır.


dünya'dan toplaşıp gelen onlarca farklı ülke insanı var. kahvaltılar da ne hikayeler var dedim her defasında! adam kanada'da doktor cebinden para ödeyip köylerdeki hastalara bedava bakmak için gelmiş sırtında çantası var gerisi hikaye.. kongo'da 3 yıl kalmış ingiliz bir doktor vardı artık gına gelmiş batı'nın yalanları söyleniyordu filistin meselesine çayını doldururken yürü be mirim dedim hevesle! - - - #106367">#106367



sokaklar da ölmüş farelere rastladım yanında mutlu mutlu yemek hazırlayan bir kadın vardı , uyumak kurtuluş orada hayalden ucuz ne var dünya'da? sinekler memleketin en büyük kargo taşıyıcıları zaten konmadıkları delik , konmadıkları nane yok! pazarlar rengarenk keşke tadabilsem dedim sırtımda 20 kilo yükle! neyse Allah'tan şişe su var yoksa işimiz iş! sıcak yok ama nem var.. en az 13 litre su kaybetmediysem ne olayım diyorum ama ayna karşısında değişen tek şey ten rengi! amele yanağından hallice olmuşum o kollar zaten yanacak kaçışın yok filiz akın!



bir mekan buldum garden of dreams diye. içerisi fena sayılmaz yeşillik lakin yemekleri leziz işte ikinci gün ölmeyince dedim tamam eve dönerken yine sana uğrayacağım lakin istikamet himalayalar..

uzun bir yolculuğa önce taksi ile çıktık beni ve orada tanıştığım 2 kişiyle, sabahın 7'sinde dağ başının yamaçlara kadar bıraktılar , onlarla 14 km yürüdükten sonra ben bhorle - yarsa tarafında ayrıldım. öğlene doğru bir köy de 2 saat dinletikten sonra yoluma devam ettim. rafting alanına vardıktan sonra 22 km'yi su üzerinde geçip geceyi geçireceğim hagu bagmati alanına vardım. yükseklik 2400 metre civarında olmasına rağmen sıcaklığın düşmemesi acı vericiydi. zaten ilk yaşadığım ciddi ayak burkulması bu bölge de oldu! çantaya koyduğum lasonil ile haşr edip yola acı içinde devam ettik vesselam. akşamı 2000 nüfüslü dağın yamacında kervan geçmez bir alanda yağmur eşliğinde geçirdim onlarca şimşek düştü , litrelerce yağmur boşandı. tabi yürüyüş yapılacak alanlar da çamur deryası! sabah uyandığımda ne bir toz vardı muhitte ne de bir insan evladı.. insanın düşüneceği çok zaman oldu! bu arada kaşmir işleyen ablalar cidden çok yetenekli. kaşmir'in anavatanı burası dediklerinde burun kıvırmadım. bildiğin yünleri süt kuzusu kokuyordu..



hava zaten istanbul gibi! güvenmeyeceksin daha doğrusu bağlanmayacaksın öyle körüne körüne, bir an ter boşalır bazen ise rüzgardan tip mecal kayar son tahvilde.. şükürler olsun nezle olmadık ya o keşmekeşte! ilk zaman dilimini bitirip, bir gece yolculuğuyla hint kokulu otobüsler de kathmandu'ya geri döndüm. suya hasret kalmanın verdiği hissiyatla duşta amonyak döksem yeriydi vesselam. ben bu denli maden işçisi kıvamına gelebileceğimi düşünmezdim.. yüz, göz , eller çamur içinde. çanta da günlük abdest için taşıma su var ama arkadaşım o yük 10 km sonra sırt da sevdiğim erkek beni taşımalı moduna girdiği için yoruyordu haliyle.. ertesi sabah sabah namazı sonrası şu dini mabedleri görelim diyerek yola çıktık elde su şisesi , pusula ve bir adet bim poşetim yine vardı! en büyük mabetlerinde yaklaşık 4 saat falan geçirdim krematoryum işte. bir eleman ile tanıştım annesi isviçreli babası budist, bu da zamanında gelmiş buralara turistlere rehberlik yapıyor. çocuğu kafalayınca hadi gel diyerek dolaştırdı sağ olsun.



adam budizm'i yutmuş yalamış paketlemiş o denli birikimliydi. hintliler ile aralarında ki farkları anlattı. önce bir ölüyü nehir de yıkamaya şahit oldum, zaten kendisinin yakılışında da yer aldım bir şekilde. gandhi ve jimmy handrix fırlamasının mağalarının olduğu yerler de durup bu adamların neyin kafasını yaşadıklarını merak ettim. lakin cevabsız sorularla yaşamayı seviyoruz bir şekilde. arkasından kan donduran insan yakma! rabbim felaketler veriyorsa bunlar yüzünden işte. kadının her yanında meyveler dizili, üzerinde zeytinyağı bocalandı arkasından 3 tur dönüp ateşlediler ince ince kadını. ağzında barut var sen anla işte psikopatlığı! aynı anda 6 kişi yakılıyor o nehir kenarında. yanmış et kokusu normal mi gelir mi herkese bilmem ama zaten az yemek yiğen bedenim hayata küstü istemese de..



ertesi gün 3800 metreye çıkmak için nagarkot istikametine yola çıktım. yağmur zaten aralıksız yağmaya devam ediyordu. tepelere çıktıkca aniden bastıran sis ile rabbim ben ne yapacağım şimdi dediğim anlar çok olmuştur yalan yok! nagarkot'da hotele yerleştikten sonra yerel halkı tanımak ve fotoğraf çekimlerine devam etmek için 3-4 saat aylaklık yaptım. okullarına gittim, sınıfta öğrenciler ile resimler çekildim, gerçekten garip bir deneyim. bizim ülke kötü durumda diğenlere diyeceğim onlarca unsur var artık! çocuklar dünya'dan muaf zaten içimden büyüyünce ne yaparsın sen burada deyip elden bir şey gelmeden yola devam etmek güzel bir his değil! onlarca hotel var , onlarca da hipi moteli herkes kendi derdinde. kimisi sadece resim çekmeye gelmiş , kimisi umarsız kilometrelerce yürüyüşe kimi ruh hastaları da balayına! dedim kedi canını senin..





düşünceler bulutunda baya bir bayır aşağı inip, kendi kendime türkü çağırırken 11 çocuğu olan bir adama rastladım. anlıyorum ama konuşamıyorum diyenlerden. adama ne desem kısa ve öz cevaplar veriyordu lakin kendini sorsan oralı olmayan bir abi. sağ olsun kendi el emeği tarlasında mariauna'ları görünce dedim ben gideyim!

akşam dinletti sonrası sabah 4 te toplam 39 km'lik parkura yola koyuldum. önce sis ile mücadele edip , patika yollardan ormanın derinliklerinde aralıksız 3 saat yürüyüş arkasından kahvaltı arası ve 3 saatlik daha bir tur sonrası dinlentiğe çekildim. kaygan bir kayanın azizliğine uğrayıp çantanın üstünde yuvarlanarak 1.5 metreden aşağı düşmem sonrası bu sefer de ikinci ayağı zedeledik.



dedim yorgunlul baş gösterdi çadıra çekilme zamanı! zaten şu notların çoğu o sessiz yürüyüşte canlandı beyinde! nasip işte base camp 2 denilen everest'in inanılmaz manzarasına ramak kalmıştı o yolun sonunda. lakin mesefa uzun ayrı bir zaman , ayrı bir çaba ve enerji lazım ona. trekking'de azıcık delilik olacak lakin asıl mesele kondisyon başladık bakalım çalışmalara. ama işte orada en az 155 km'lik bir mesafe ona bile yetiyor güzelliği 8455 metrenin yüksekliği! saatlerce izledim bulutlar kapatasıya dek! biraz hüzün vardı lakin dedim elbet geleceğim bir dahakine ve lakin dibinden bakacağım 5650 metreden..

sağ sağlım döndük işte aslı bahaneli eve elde binlerce resim ayıklanacak hikayeler ve anlatılmayı bekleyen daha onlarca olay. başınızı ağrıttım mirlerim kalın..

selametle!
devamını gör...
yüzde 90 ı kırık link olan paylaşımlardır şu sözlük şu link işini bir türlü halledemedi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar