dünyaitiraf.com

#özgürler 

13363.
sizde de öyle oluyor mu bilmem.maske takmak, bütün insanları maskeli görmek çok ağırıma gidiyor. çok onur kırıcı bir durum. ne kadar aciz olduğumuzu vurdu yüzümüze bu maske.
devamını gör...
13362.
bir mecburiyetten avm gezmek zorunda kaldim. cigerlerim dahi dezenfektan kokuyor, agzimda dezenfektan tadi var. ellerimin derisi soyulmaya yuz tuttu, isyanlarda. her magaza girisi ve cikisi ekstra ekstra dezenfektanlandim. ruyamda dezenfektan kokusu duyacagim. basim agriyor, atesim var. psikolojim dis koklerimi dahi agritacak kadar hassas su an. sahi ne uzun bir gundu tanrim. sicakligi bile ozledim...
devamını gör...
13361.
çok güzel hayaller kurdum. ama öyle güzeller ki bakmaya kıyamazsın. şu an tek bildiğim o hayallere tutunmak zorunda olduğum. kaybettiğim sandığım bazı şeylere hala sahip olabilme ihtimalim varmış. bu şeyleri kaybetmeme sebep olan unsurlar, şimdi bunları kazanabilmeme sebep olabilirmiş... ne tuhaf değil mi?

şimdilik çok ama çok sessizim, kimseye söylemiyorum. bu sefer izin vermeyeceğim çünkü. ve inanıyorum başardığımda her şeyden habersiz olanların karşısına, kazandiklarimla geçip "ce eeee!" diyeceğim. sonra şaşkın ifadelerine bakıp katıla katıla güleceğim. 20 yaşındayım ben be.. 20! ben ümit etmeyeyim de kim etsin?
devamını gör...
13360.
ilk kez anaokulundayken bir çocuktan hoşlanmıştım, sarı saçlıydı, yüz vermiyordu artist. ilkokul için yollarımız ayrıldı. o defter orada, masumiyet sayfalarında kapandı. amaan ben zaten çoktan ilkokul sınıf arkadaşımdan hoşlanmaya başlamıştım, bkz: ayran gönüllü mü ne.
o da esmer bir çocuktu. sarışın yüz vermeyince böyle deneyelim dedik. acayip hızlı koşar, ortadan ayırdığı simsiyah saçları o koşarken savrulurdu. kütüphanecilik kulübünü seçti diye o kulübe üye olmuştum.  yaz boyu okul açıldığında hava atayım diye onlarca kitap okumuştum. bu kulüpler bari bu işe yarasaydı dedik, yaramadı. 3.sınıfta o da gitti.
liseye kadar sakin  geçti, ergenlik halleri uğramadı pek. bir sarışın ve bir esmerden yoğurdu üfleyerek yemenin adabını öğrenmiştik ne de olsa. artık liseliydim. aşk meşk işleri küçük insanların işleri gibi gelmeye başladı, yanılgının güzelliğine bakar mısınız? ne ayran ne yoğurt. benim daha önemli işlerim vardı, nasılsa dünyayı kurtaracaktım. üniversitenin ilk iki yılı karambol, bırakın dünyayı kurtarmayı kendimi kurtaracak halim yoktu. son iki sene yalnızca okulu, okul arkadaşlarımı sevdim. böyle geçti.
okul bitti, ufaktan iş hayatı. biriyle tanıştım, bu sefer orta yolu buldum kumraldı, ilk görüşte falan değil; göre göre sevdim, izledim sevdim, bakmaya doyamadım sevdim, gülünce sevdim, kızınca sevdim. sonra uzun soluklu bir ilişkiden henüz çıktığını öğrendim. öyle ki ben çıktığından bile emin değildim. ağır geldi, kaldıramadım, uzun geceler boyu büyüttüğüm sevgiyi tek gecede bitirdim. bu duruma düştüğümüz için kendime kızdım, ona kırıldım. bir ihtimal vardı, ikimiz usulca bu ihtimali var ederken, bir anda yok ettik. farkındaydı biliyorum. hala farkındayız. bugün gitsem, bugün gelse olmaz diyorum ısrarla. güvenemedikten sonra, kendime o kadar kızdıktan sonra. sezen abla haklıymış "kendini kayırıyor her insan önce, bu yüzden aşka kıyar"
kendimi kayırdığıma kızabilirsiniz, ama bugün dönüp baktığımda ardımda bıraktığım en esaslı duruş olarak görüyorum. hayat neleri gösterir bilmiyorum, ama olması gerektiği zamanda olması gerektiği gibi durmanın haklı gururunu yaşayacağım her zaman. iyi halt ettin diyenlere saygılar...
neden mi itiraf, bilmeem. bana hissettirdikleri güzeldi, farklı bir "ben"i görmemi sağladı, yaşattıklarına sahip çıkmak, teşekkür etmek istedim sanırım, onun sayesinde sadece yaş değil yaşantı kontenjanından da olgunlaştım kabul etmem gerekir. günün geceye borcu filmini izlemiş miydiniz, onun finali tadında biraz; yüreğimde inceden hüzün ama çokça huzur bıraktığından.
devamını gör...
13359.
deli gibi uykumun olduğu gecelerin aşırı eğlence içermesi gibi bir durum var. o gece uyursam her şeyden mahrum kalıyorum ama uykusuzluğa gelemiyorum. bu ikilem beni üzüyor.
devamını gör...
13358.
2 sene önce temmuzun 5inde dedem vefat etmişti bugün yani temmuzun 4ünde dedemin kardeşi vefat etti. böyle hoş tevafukları çok seviyorum. Allah ikisini de rahmet etsin.
devamını gör...
13355.
şimdi ölünce seni gömüyorlar ya, sonra gün geliyor seni gömenleri de başkaları gömüyor. sonunda herkes bi çuval kokmuş ve tiksinti verici et parçası oluyor. ve buna rağmen insanoğlu kalpsizleşen ve gönülden uzaklaşan bir yaratık olmakta doludizgin ilerliyor.
devamını gör...
13353.
sinireyazdım deminden beri bir seyi iki basliga yazdim ikisi de forumsaldan sebep gizli cikiyor. oysa bir fikrimi paylasmak istemistim.

neyse demem o ki;

simya, harika bir kiz cocugu ismi olmaz miydi sizce de? bence oyle. sozlukcek kiz cocuklarina fazla duskunuz neden bilmiyorum. ve “simya” adinda minik bir kiz cocugu fikri dislerimi kamastiriyor... *

tinisi bile fazla buyulu sanki.
devamını gör...
13352.
kardeşim jelibon almış. uzun zamandır ağzıma vurmamıştım. şimdi o kadar çok yedim ki karnım ağrıdı. artık benim böyle şeyler yapmamam lazım ya* kaç yaşına geldim, akranlarım torun tombalak sahibi...
devamını gör...
13350.
o kadar tarih bilmemek ve sevmemek ki oturup sinirden ağlamak. her türlü saçmalığa hafızada yer vermek ama tarihle alakalı her şeyi unutmak.

bilinçsizce delireceğim.
devamını gör...
13349.
spor ve beslenmeye dair her türlü bilimsel, tecrubesel bilgiye sahibim. kronik hastalığı olmayan bir kişiyi çok kolay zayıflayıp forma sokabilecek master düzeyde bilgi ve birikimim var. bunu uygulayıp başarılı olduğum kişilerde oldu. yalnız gel gör ki, iş kendime geldiğinde hiçbirini uygulamiyorum. patates gibi oldum ve olmaya da devam ediyorum. cidden terzi kendi sokugunu dikmekte hiç de iyi değil.
devamını gör...
13348.
temasta bulunduğum personeli coronavirus şüphesi yüzünden karantinaya almışlar.. bu sıkıntılı ve stresli dönemi daha farklı şekilde tatlandıramazdım..
devamını gör...
13347.
ikokul-1. sınıfta iken, platonik hoşlandığım kızın kalemini çaldım. kalemini ararken dibime kadar sokulmuştu, ne güzel.

ortaokul-1. sınfta iken, platonik hoşlandığım kızın hırkasını sakladım. hırkasını bana epey yalvardıktan sonra verdim, güçlü bir histi.

lise-1. sınıfta iken, platonik hoşlandığım kızın eteğini kaldırdım. kamuya açıldığı için artık ne benimdi ne toprağın.

üniversite-1. sınıfta iken, hiçbir kızdan hoşlanmadım çünkü hepsi salak tiplerdi. ilerleme aşamalarını düşünüyorum da, iyi ki hoşlanmamışım...

not: karşılıksız hoşlana hoşlana az daha platon oluyormuşum ha, şimdi farkettim.
devamını gör...
13345.
kendimi yıkmaya devam ediyorum,kuyruğunu ısıran yılan gibi hissediyorum.

bakkala diye çıkıp bir daha hiç dönmemeyi hayal ediyorum, her akşam eve yürürken ayaklarım geri geri gidiyor.

toprağa domates diye ekilenin, yabani bir ot olarak büyümesinin verdiği hayal kırıklığını, kızgınlığı onların suratlarında yeniden görmeye.

korkak, aptal korkak

yitip gitmek ya da kaybolmak... insan bilmediği coğrafyalarda kaybolur. peki, ruhun kayboluşu nedendir?

insan olmaktan mütevellit bir tatminsizlik içerisindeyim kaç gündür, ondan sıyrılma mücadeleme ise daha ilk etapta yenik düşüyorum, beslenme ve boşaltıma olan ihtiyacım ile. niye insan oldum ki? dünyada milyarlarca yıldır süregiden bu döngüye daha önce hiç katılmamış herhangi bir maddeden yapılmış olmayı diliyorum, belki daha üstün insanlardan ya da basit bir form. mesela bir melek; yemeyen, içmeyen, sı*mayan, düşünmeyen ama onlar insana secde etti!!! değil mi ,belki yarı ömrümdeyim daha önünde secde edilecek tek bir insan bile tanımadım, önünde secde edilenini gördüm ama hal böyleyken insan nasıl üstün olabiliyor aziz kılınıyor diğer tüm varlıklara karşı, ben ne zaman idrake ereceğim? babam bugün mutsuzluğumun kaynağının mayamı reddetmekten kaynaklandığını, benim mayamın ise islam ile yoğrulduğunu iddia etti.
baba, baba ya yanlış dine inanıyorsak, her yere cami yapıp içinde namaz kılarak tanrıyı delirtiyor olabiliriz. slap

doğrudur belki, bir nevi beni onlar yoğurdu, istedikleri şekli tam olamayan hamurum ben, açım bir şeye ama neye aç olduğumu bilmiyorum, her şeye büyük bir hevesle koşuyor daha üçüncü gününde mideme fırından yeni çıkmış sıcak kek gibi oturtturuyorum.
duygu olabilirdi benden hem çok güzel ifa ederdim vazifemi, sevgi mesela yumuşacık, sıcacık, yoğun bir bulut şekline bürünür sarardım iki aşığı, ayaklarını yerden kesip uçurabilirdim onları gökyüzünde delice. yıldırım gibi bir kıskançlık olurdu benden iki eltiyi orta yerlerinden çatlatacak kadar güçlü yahut tümörlü hücre misali bir vesvese olurdum önce yavaş yavaş beyni kemiren sonra tüm vücudu sinsice saran. merhamet; olmaktan gurur duyardım o duyguyu, ulvi… bembeyaz dipdiri bir kadın memesinin ucundan, yavrusunun ağzına akan sütte bulabilirdiniz beni , ama ezeli ebedi hepsi muğlak bir canlı olmak bu hem zor çok ve ağır.

beni buralardan alıp götürür müsün? bu isteğimi gerçekleştirebilmek mümkün mü senin için? garip bir haldeyim, bu öyle bir hal ki; sessizce bir köşeye kıvrılmış cismimle ve dört nala dolu dizgin koşan aylaklığımla kendi filmimi izliyorum, ruhumu kaybettim. mücadelem yok, müdahalem yok, hedefim yok. yaşadığım dünyaların hiçbirine ait olamadım, bu yazgı bana ait değil, bir yanlışlık oldu belki de. peki nereye? biliyorum pek tabi , kalbin dolu, orada benim gibisine yer yok. o halde beni geçmişten ve gelecekten kopmuş bir zaman parçasına götür, zamanın sürekliliğinden kurtar, tüm korkuların kaynağı ‘’geleceği’’ unuttur bana.
sen doluyorsun beynime, oradan da kalbime. büyük boşluklar var sende bende, dolduramıyorum, hacmin büyük, sorum çok. gözlerin geliyor aklıma, saf bakıyorlar, tıpkı bir çocuğun kötülüğe değmemiş ışıl ışıl gözleri gibi kandırmaya müsait. arkasında bir kalleşlik arıyorum, yoo bu gözler kıskançlığı tatmış daha önce, elde etme hırsıyla yanıyor, beğenilme takdir edilme arzusu var diye ikna ediyorum kendimi zorla, niye öyle inanmak istiyorum bilmiyorum, bir taraftan da saf ve yumuşacık bir kalbin olduğunu hissediyor kalbini göğsünden çıkarıp ellerimin arasına almak istiyorum. çok sıradan yaşamımın kokuşmuş bayağılığından dolayı acı çekiyorum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar