aldığım ilk gerçek yenilgi hayattan vazgeçmeme neden oldu. öncesinde sahip olduğum yaşama enerjisi sıfırlandı. artık tutkularım yok. yaptığım her şeyi sırf birileri ne yapıyorsun diye sorduğunda verecek cevabım olsun diye yapıyorum.

bu dünyada gerçek anlamda hiçbir şey yapmak yahut olmak istemiyorum sanırım. doğdum, büyüdüm ve heba oldum. yazık.
devamını gör...
aslan dedeciğim başlığından buraya gelmemin sebebi dedelerimi görememiş olmanın verdiği hüzün sanırım.. ikisi de ben doğmadan çok önce vefat etmiş.. bu özlemimi babamda gideririm, ak sakallarını severim diye hayal ederdim; onu da saçı sakalı beyazlayamadan kaybettim.. takdir-i ilahi..

üniversite yıllarında kendime bir dede buldum..öyle hoş sohbet ve sevimliydi ki.. arkadaşlarımla gider, onu bulur oturur muhabbet ederdik.. bulgaristan göçmeni eski bir imamdı.. anlattıkları o denli ilgimizi çekerdi ki.. ezanın yasaklanması, kur'an-ı kerimi gömerek saklamak zorunda kalmaları.. çokça muhabbetimiz oldu.. bu muhabbetlerimizde 90 yaşındaki mustafa dedemiz bizim kahraman dedemizdi..

bir kaç zaman göremedik onu camide.. meğer hastalanmış.. ziyarete gidelim dedik.. bir huzur evinde kalıyormuş. oraya gittik. içeri girdiğimizde o yaşlı insanların tavırları, yüzleri apayrı bir konu.. sanki 40 yıldır bekledikleri gelmiş gibiydiler..

danışmadan odasını sorduk.. 2 kişi aynı odadaymış. odaya çıktık. mustafa dedemin gözleri parladı. ilk sözü "oooo.. kızlarım gelmiş" oldu.. nasıl bir karşılamaydı anlatamam ki..

sonra söylediği bana daha çok dokunmuştu;"kızım pencereyi açın isterseniz" öyle utanarak söyledi ki.. o soğuk havada bu sözü söylemesinin tek bir sebebi vardı; odadaki kesif idrar kokusu.. "dedem üşürsünüz" desem de fazla ısrar etmedim.. o utanmıştı..

eve geldiğimizde ağlamıştık.. bir kaç defa daha gittik.. mustafa dedem bir daha camiye gelemedi.. kısa süre sonra da vefat etti..

o hali hiç aklımdan gitmez.. o güzel sohbetlerimizin ışığı yanında mahçup bir kırmızı olarak parlar.. aslan dedeciğim mekânın cennet olsun..

devamını gör...
evden çıktığımda 'acaba giyinmiş miydim lan?' diyerek kendini süzen bi insanım. septik miyim neyim. bunu her sabah yapıyorum, evet.
devamını gör...
ceylan'dan antep'in hamamlarını dinlerken, cool, yabancı müzik dinleyen arkadaşıma yakalandım...bana bir gülümsedi ve geçti gitti...
devamını gör...
ne yazacağımı şaşırdım lan artık. geyik yapsak iki dalga geçsek hemen cık cık ayıp oluyo sesleri, kızlı başlıklara yazsak evlilik manyağı oluyo, siyasi yazınca birbirimizi kırıyoruz oluyo, kitap yazsak bırak lan bu entel ayaklarını oluyo, nabalım olm siz söyleyin. ya da ben buldum en iyisi kafayı dinlemek!
devamını gör...
kendi kendime söz vermiştim ama dayanamadım! yine sözümü tutamadım. 2 gün önce ailece gittiğimiz piknik dönüşünde çöpün kenarında ölmek üzere olan yaklaşık 3 haftalık bir kedi gördüm. ilk başta ölü sandım, sonra elime aldım baktım yaşıyor. etrafa sorduk annesi, kardeşleri var mı diye, yokmuş. başka bir yerden biri getirip bırakmış üstelik mahallede beslediğimiz bir köpek var o da saldırmış çocuklar elinden zor almış falan. bir görseniz bir lokmacık bir şey. onu o halde bıraksam gece uyku uyuyamazdım. aldım hemen güzelce yıkadık, yedi içti bir güzel uyudu. ertesi gün vete gittik 400gr kilosu, düşünebiliyor musunuz? yine yenildim kendime işin özü, ev artık kedi evine dönecek böyle giderse. ama şuna karşı koyulur mu allasen?




edit: bakın o çocuk koca bir prens oldu.

devamını gör...
hayatımda hiç kendi adımla bir sosyal medya hesabı açmadım. anonim isimdeki hesaplarımda dahi sürekli bir şey ekleyip sildim.

misal twitter, bir twit atıyorum sonra beğenmeyip siliyorum. halbuki hiçbir sataşma yok tamamen kişisel. tamamen anonim bir şekilde iç dökme. 6 yıllık anonim hesabımda şuan dahi 7 twit var diyecektim demin onları da sildim.

misal ınstagram, bir fotoğraf atıyorum. kendimin de değil bir çiçek fotoğrafı ekliyorum, sonra beğenmeyip siliyorum. 2 senelik anonim hesabım yine aynı şekilde.

whatsapp, hiçbir zaman "hey there..." dışında daha mantıklı bir hakkında yazısı bulamadım.

insanlar gibi olabilmek isterdim. sanırım istikrarsızlık var. çok şaşırıyorum binlerce twit atılan hesapları, yüzlerce fotoğraf olan ınstagram hesaplarını görünce.

sosyal medyayla sözlükler dışında hiçbir alakam olmasa da çok şaşırıyorum bu konuda. ve kıskanıyorum o hesapları. binlerce twit atmışlar kaliteli kalitesiz demeden. ve binlerce insan takip ediyor. ki hayatımda bunu hiç umursamaz görünsem de cidden çok başarılı buluyorum bu insanları.
devamını gör...
bu sabah tuhaf bir şey oldu...
marmaray'ın yenikapı istasyonundan çıktım. yolun karşısına geçip alt geçitin oradaki duraktan otobüse binip iş yerine gidecektim. tam alt geçitin karanlık kısmına gelince bir bey amcanın ''ulan şerefsiz'' diyerek arkasına dönmesiyle ortada bir yan kesicilik durumu olduğunu farkettim. amcanın bol ve geniş kumaş pantolonunun arka cebinden cüzdanı kapan kapüşonlu genç, adam aniden dönünce savrulup elindeki cüzdanı düşürdü. cüzdan bir iki metre yanında yerdeydi, o an ya cüzdana uzanıp yakalanma riskini alacaktı ya da kaçacaktı ve kaçmayı tercih etti. zaten ne olduysa o an oldu; sanırım cüzdanı çalınmak istenen amcayla babamı özdeşleştirmiş olmalıyım ki refleks olarak kaçan çocuğun peşinden koşmuş bulundum. çiroz tipli, sevimsiz ve atik yapılı normal bir kapkaççıydı alt tarafı. niyetim 10-15 metre içerisinde yakınlaşabilirsem bir çelme takmak veya arkadan tekme atıp düşürmekti. fakat üzerimde parka, parkamın cebinde telefon-anahtarlık-cüzdan olduğu için sanırım hemen yakalayamadım. fark kapanmadığı gibi hırsızın az ileride sağ taraftaki sokağa girmesiyle bir an duraksadım, aklım başıma geldi herhalde ki beş-on saniye nefeslenip geri döndüm. işin garibi döndüğümde bahsi geçen mağdur amca orada bile değildi, kaldı ki bir ''allah razı olsun delikanlı'' falan desin. insan aklına her an sahip çıkmalı, aklıyla hareket etmeli, aklının ekseninden ayrılmamalı...
devamını gör...
--- alıntı ---

komşunun internet bağlantısını kullanmam gerekebiliyor ve o bağlantı arıza verdiğinde modeme restart atamadığım için adamların elektrik şalterini kapatıp açıyorum.

--- alıntı ---
devamını gör...
10 yaşındaydım. ankaraya yeni taşınmıştık, annemin memleketteki evde, kapısını sürekli kilitli tuttuğu misafir odamız, yer sıkıntısından dolayı oturma odamız haline gelmişti. en güzelinden koltuklarımız vardı yeşil çiçekli, taçları bir harikaydı. ama hep, annem bu ahşapların arasındaki tozları nasıl temizliyor diye geçirirdim içimden..
vitrinimiz vardı 2 tane. bir tanesinde abimin ilmihalleri, risaleleri, sıra sıra dizilmiş tefsir kitapları vardı. diğerinde ise babamın gittiği şehirlerden getirdiği el yapımı porselen kahve takımları, cam işlemeli tabaklar, kristal şekerlik ve sair misafir takımları dururdu. annem sürekli tembihlerdi : "bu dolabın kapaklarıyla oynama, içindekiler çok değerli şeyler".
o zamanlar bir para biriktirme merakıdır gidiyordu bende. paramı biriktirip kendime hiç sahip olamadığım sindi bebeklerden alacaktım. annemin bez bebekleriyle oynamaktan sıkılmıştım zira.. babamın her hafta verdiği 5 milyon harçlığı biriktiriyordum. paramı annemin o çok değerli porselen kahve takımının sütlüğünün içinde saklıyordum. kumbaraya ayrı para vermek istemiyordum çünkü..
bir gün;
babam haftalığımı vermişti yine.. ve sindi için son paraydı bu. artık parayı toplamıştım. 5 milyonu kapar kapmaz soluğu vitrinin yanında aldım. paramı içine koyup yarın sabah erkenden gidip sarı saçlı ve elbisesi mavi olan sindiyi alacaktım oyuncakçıdan..
vitrinin kapağını açtım. sütlüğü çektim. ama elim titredi.. sütlük yere düştü. paralarım ortalığa saçıldı. sütlük paramparça oldu..
çok korkmuştum. anneme ne diyecektim. görse beni öldürürdü. Allahtan yakınlarda kimsecikler yoktu. hemen delilleri karartmalı, olay mahallini terketmeliydim. ortalığa saçılan paralarımı birbir topladım. sütlüğün kırılan parçalarını da yandaki kanepenin arkasına sakladım. ve oradan uzaklaştım.
10 gün sonra annem kanepenin arkasını temizlemek için çektiğinde kırıkları gördü ve çığlığı bastı. hiç oralı olmadım. kendiliğinden düştü sandı.
ama şimdi.. 2011 yılında, ve 28 yaşındayken ben, ve artık çocuk değilken, ve mutlu da değilken eskisi gibi.
itiraf ediyorum anne, babamın antepten getirdiği el işlemesi porselen kahve takımının sütlüğünü ben kırdım.
beni affet
devamını gör...
bu bayram yalnızdım. ailemin yanına gitmedim. gitmeyişimin temel sebebi olmasa bile büyük bir etken annemin gelişi oldu. ondan kaçtım. şu an herkes farkında. onun gittiği günün akşamı gelerek ilan etmiş oldum bir nevi. konuşurken reddetsem de gerçek bu. ve insanlar beni anlayışla karşılıyor. üzücü ama bu da gerçek.

yarın ve yarını takip eden muhtemelen bir hafta boyunca babamın tarafının düzenlediği gece yahut sabah etkinlikleri var. hepsine katılmam bekleniyor ama bundan rahatsızlık duyuyorum. annemden kaçmışken onların her şeyine katılmam doğru olmaz gibi görünüyor, içime sinmiyor. yine de bunu söyleyecebileceğim, derdimi anlatacağım kimse yok... çünkü annemle aramın bozukluğunu bilmemeliler. çünkü onlar baba tarafı, annemse ters yönde ve annemle aramın bozukluğu onların annem hakkında atıp tuttuklarını büyük oranda doğrular kendi kafalarında. buna gerek yok. annem sonuçta. berbat bir anne oluşu tescillenmiş de olsa anne.

boşanmış bir ailenin çocuğu olmak zor sözlük. denge kurman gerekiyor. iki taraf da fırsat buldukça birbirine sövüyor ama onlar için artık yabancıyken ikisi de senin ailen. bu arada kalmak meselesi yorucu. küçükken de zordu hala zor. büyüdüğümde bunun kolaylaşacağına dair bir inancım vardı boşa çıktı baya üzgünüm bu nedenden ötürü. ne yapmalıyım bilmiyorum. kaçmak istiyorum, kaçacak yerim kalmadı. yaz aylarını sevmemek için bir neden daha.

aile kurumunu sevmemek için de bir neden daha
devamını gör...
annemin yaşlandığını şu son 3 haftada daha çok anladım.

ve, evet, çok ağlayasım var. onu ve babamı kaybetmekten korkuyorum.
devamını gör...
çirkinim lan.

düzeltme: çirkin değilmişim tipsizmişim erkek olanlar tipsiz kızlar çirkin oluyormuş.

not: artılayanlar sizi bulacam olum.
devamını gör...
itirafımdır.

sözlük ben var ya öyle böyle değil çok rahat bir insanım. cidden. mesela haftaya vizelerim başlıyor. ben daha hiç bir konuya başlamadım. sonra 20 sayfalık çevirim var, yapmadım. bir arkadaşa yardım edeceğime dair söz verdim ama yok olacak gibi değil. sonra son zamanlarda..
öyle işte. niye buraya yazdığımın sebeb-i hikmeti ise;
(bkz: dua)
devamını gör...
eşimle instagrama bakarken bir fotoğraf gördük yaşlı bir amca karısının mezarı başında yatıyor. açıklamaya da şey yazmışlar “o yalnız uyuyamaz korkar diyerek her gün karısının mezarı başında uyuyan adam”
eşimde dedi ki “aha ben temsili” ben de hiç sanmıyorum dedim. diyor ki görürsün...
temenniye bak len!
devamını gör...
dün 29 yaşıma girdim. hiçbir şey başarmış olmadan koskoca 29 yıl geçirdim. ne sevilen bir evlat olabildim, ne doğru düzgün bir sevgili, ne de iyi bir kul. neresinden tutarsan elinde kalan bir yaşam. kursağımda kalmış onlarca sevince , ruhumu sömüren acılara baktım hiç ders almamışım. ne acı.
devamını gör...
az önce bozuk süt içtim.sabaha çıkmazsam buraya yazıyorum ki sebebi geç de olsa bilinsin
devamını gör...
başka sözlüklerde de var bu başlıktan. %99'u itiraf olamayacak beni daha iyi tanıyına dair ipuçları veren yazıları barındırır. yalnız kaldığımda burnumu karıştırırım düzeyinde itiraf bile zor bulunur. en fazla çocukken mahmut amca'nın ayakkabısının yerini değiştirmiştim tadında itiraf bulabilirsiniz.

edit: kendimi muaf tutmuyorum.
devamını gör...
çok sayın cogito sözlük,
burada yeniyim ve birçok şeyi bilmiyorum. daha yazar olduğum ilk gün iki nokta parantez kullandığım için uyarıldım. bir gariplik olduğunu anlamıştım zaten, benden başka kullanana rastlamamıştım çünkü. mesela bunları doğru başlığın altına yazıp yazmadığımı da bilmiyorum. henüz başlık açmayı da bilmiyorum zaten. dün bir başlığın altında rastgele butonunun ne işe yaradığını okudum da öyle kullanmaya başladım. şimdilik uzaktan takip ediyorum zaten, pek katılımda bulunmuyorum. ama bence yalnız değilimdir, herkes yaşamış olabilir bunları.sonra mesela, şu sol frame dedikleri yerde kendi adımı görücem diye bir ürperti geliyor ara sıra. en az bir hafta süreyle uzaklaştırılma olayı fena göz dağı veriyormuş. sanırım bu sebeple yazdıklarımı tekrar tekrar okuyorum acaba yamuk bişey yazmış olabilir miyim diye. genel olarak sevdim burayı. sürekli siyasi şeylerden bahsedilmesi biraz hoş değil. ama düşünce özgürlüğü işte. bir de saçma sapan şeylere eksi verenler var. ne anladın da sanki eksiledin diyesi geliyor insanın. neyse.
he, iki gün önce de hiç dostunuz yok yazısına takılmıştım mesela. kurcalarken kendi kendimi arkadaş olarak eklemişim. baya güldüm halime. sana senden başka dost yok kızım diye geyiğe sarıyordum ki tam kendime geldim. el alışkanlığı mesela, gülücük koyasım geldi şimdi. bazen bi hevesle hadi bişeyler yazayım diyorum sonra vazgeçiyorum. alışmam gerek biraz daha sanırım. burayı kullanırım artık heralde sıkılınca. böyle uzun uzun yazmak sözlüğün raconunda var mı mesela onu da bilmiyorum. herkes okumuyordur uzun diye zaten heralde. böyle düşününce fena fikir sayılmaz uzun yazmak. o kadar çok aynı kelimeleri tekrar edip o kadar çok anlatım bozukluğu yapmışım ki, bu kendime saygısızlıktır normalde. ama düzeltmicem. kalsın böyle. şimdilik hoşçakal cogitoitiraf. yine gelicem.
devamını gör...
pilotluk sınavını geçer de pilot eğitimine hak kazanırsam, sözlüğün yüzde 49’luk kısmını bazı yazarlara belli kaideler çerçevesinde vereceğim. söz...

“ben uçarsam dünya uçar!”
devamını gör...
her şey qualitytime isimli uygulamayı indirmemle başladı, efenim uygulamanın amacı gün içinde ne kadar süre telefon kullandığınızı hesaplamak.
ilk gün 6 saat kullandığım yazıyordu dedim herhalde bugün biraz aşırıya kaçmışım, zaten o sürenin bir kısmında telefondan film izlemiştim, neyse sonra bu lanet uygulama gerçekleri yüzüme fırlatmaya başladı, günlük kullanım sürem 6 saatten aşağı düşmüyordu, kendime bir çeki düzen vermem gerekiyordu artık, işte sonra uygulamayı sildim.
devamını gör...
bir yazar var artık tutamam sözlükte. gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar. hiç anlatamadım, hiç anlamadılar. herkes neden düşman, herkes neden düşman. unuttuk hepsini, nuhun nefesini. gelme yanıma sen başkasın ben başka. bir yazar var artık tutamam sözlükte. gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar. hiç anlatamadım, hiç anlamadılar. bak bu son perde oyun yok bundan sonra. ışık yok hiç bir şey yok, yok, yok, yok. bir yazar var. bir yazar var artık tutamam sözlükte.
devamını gör...
bugüne(yaklaşık 2 ay öncesine) kadar sözlüğe yazdığım her bir tanım iskoçya'da kullanılan bir interaktif sözlükten kopi pest idü. tek bir yazardan besleniyordum. iskoç asıllı, bayrampaşa'da büyümüş bir genç. o yüzden istanbul'u ve insanımızı iyi biliyordu ve iskoçya'daki bu sözlükte çokça türklerden, türklerin davranışlarından bahsediyordu. haliyle yazdıklarını buraya taşımakta zorlanmıyordum.

tanımlarını kopyaladığım jr jr william wallace oraya yazmayı bıraktı, uzun süredir göremiyorum. haliyle benim elimde de buraya yazacak bir şey bulunmuyordu. sanıyorum william wallace hayattayken iskoç bozkırlarında bir vitamin olan bu arkadaşımız sözlük kariyerini sona erdirdi. benim de şaaşaaalı kariyerim sona erdi doğal olarak. cogito sözlük seni üzmek istemezdim ama gerçek bu ne yazık ki.

artık sadece eternal sanşayn of dı spotlıs mayn başlığına "çok ii film." minvalinde tırt yazılar yazabilecek kapasitedeyim. hof.
devamını gör...
iki gündür evin içinde saunaya girmiş gibi ter içinde oturup duruyoruz. dışarısı serin olmasına rağmen öldük öldük dirildik...

bugün artık canımıza tak etti ya bu ev niye sıcak diye hanımla münazara yaptık...

o esnada peteklere elimi değdirdim bir de ne hissedeyim petekler almış başını gidiyor... kombinin ana kartı arıza yapmış bütün petekler cayır cayır yanıyor...

resmen iki gündür eziyet yaşıyoruz...

işte bu da böyle bir itiraf.
devamını gör...
nasıl olduğunu anlamadım ama eşime evlilik teklifini ben yaptım bundan 6 yıl önce.
nasıl bir punduna getirdi bilmiyorum ama pişman değilim.
yine olsa yine ben yapardım heralde.
hep erkek tarafı yapcak değil ya.

ilk defa bir eksi oy editi yapacağım; bak kardeşim, can kardeşim, sen güzel bir kardeşe benziyorsun. aş artık bunları, sakin. *
devamını gör...
sözlüğe ısınmak istiyorum, çok istiyorum ama olmuyor da olmuyor. şeriatçılar, diktatör yalakaları, "belki ortaokul terk olabilirim ama siyasette en doğru nedir ben bilirim çünkü babamdan öğrendim" kafasında embesiller (ay çok uygunsuz oldu içerik, ne yapacağız şimdi?) sözlükteki her başlığa dadanmış durumdalar. yazmak istiyorum yazasım gelmiyor. buradan çıktıktan sonra facebook'da 16 yaşındaki kızlara yavşayacak iki çocuk babası ama sorsan dünyanın en müslüman müslümanı adamlara entry yazmak gelmiyor içimden. "ağaçlar çiçekler güzeldir" yazsam sözlüğün trollü, cehapelisi diye yaftalanacakmışım gibi hissediyorum.

istatistiğe vursak belki durum bu değildir, belki azınlık değilimdir ama sözlüğün şu sıralar hissettirdiği şey bu. bence "güzelli müzelli gazetemsi gibi bi şeyler mi yapsak" bunu tartışana kadar sözlük ortamı nasıl daha nezih bir yere dönüştürülebilir bu tartışılmalı. ayıp bir şeyleri sansürlemek bir ortamı nezih yapmaya yetseydi japonların konusuz videoları dünya'nın en nezih ürünleri olurdu. biraz sert eleştirdiysem kusura bakmayın; sözlüğü sevmeyi gerçekten istiyorum.
devamını gör...
bir arkadaşım var, tam bir soyunuk (küfür yasakmış). soyunuğun önde gideni. hayattan soğuttu beni. bir insan troll olur ama bu kadar da olmamalı.

kahve makinesine para atıyorum mocha içmek için. tam mocha'yı seçeceğim herif koşarak gelip şekersiz süt'e basıyor.

kantinde oturuyoruz durup dururken bağırarak "maviotostopcu acaba neden mileti kesiyorsun, ayıp değil mi? hayır kesiyorsun tamam da bana neden gösteriyorsun ayıplı yerlerini sayın maviotostopçu?" şeklinde anırıyor.

derste sessizlik olduğunda "mavi sessiz olur musun hocayı duyamıyorum" diyor. cık cık yapıyor.

bir hocanın ismiyle sahte mail alıp, bana istanbul'a biletim olduğu güne ek ders konulduğunda dair e-posta atıyor.

daha sayardım da şu an "o öyle değil yanlış o, öyle olmaz" diyip ekranıma rastgele basmaya çalışıyor. burada kesiyor o yüzden.

soyunuk çocuğu.
devamını gör...
çocukluğumun travmasını anlatacağım size.

babamların ders grubu toplanmış, rutin ders işlenmiş ve çay faslına geçilmişti. amcalardan biri bana dönüp, " anarşist damat, hadi oğlum bize ilahi söyle" dedi. aklıma gelen ilk dizeyi çığırmaya başladım:

-sevdim seni mabadıma...

sonrasını hatırlamıyorum.
devamını gör...
aralık ayına girdik hâlâ bu soğuğa direnip hayatta kalmayı başaran sinekler var. uykumun içine etseler de saygı duymaya başladım.
devamını gör...
"kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" dan yola çıkarak bugün ağırından 3 cümleyi ortaya attım. olaydan sonra kızım dediğim kişi yarım saat ağlamış! senin yaptığın da yanlıştı ama asıl eşekliği yapan diğeriydi niye ağlıyorsun yahu? gelin olacak kişi de kızı teselli etmiş. sonra gittim bir de ben teselli ettim, amacım seni kırmak değildi falan fıstık dedim ama kızın gözler kıpkırmızı olmuş.. yaptığım yapacağım kavgaya tüküreyim! öğrenemedim şu kavga işini bir türlü.
devamını gör...
geçen gün oyuncaklarımın arasında bir plastik örümcek buldum , ulan iş yerinde birilerini korkuturum diye cebime koydum. sonra unutmuşum meret iki gün cebimde gezmiş. iş yerinde lavaboya girerken denk geldi çıkardım çeşmenin kenarına koydum içimden de düşünüyorum çıkınca kime saldırayım diye. neyse helada unuttum örümceği oraya koyduğumu çıkar çıkmaz kocaman pislik örümcek gözüme takılmasın mı ulan bir çığlık bir kaçış resmen kapıyı çerçevesinden sökerek çıktım. tabii kazdığım kuyuya kendim düşerek iyi bir kıssadan hisse yaşamış oldum.
devamını gör...
annem 10 yaşıma kadar namazların sadece farzlarını kıldırıyordu. 11. yaşıma girdikten sonra sünnetleri de kıldırmaya başladı. ilk vitir-vacip namazında 3. rekatta secdeye gitmeyeceğimizi öğrendikten sonra aklıma bir fikir geldi. dedim ki onca rekat eğilip kalkıyorum. madem böyle bir güzellik var o zaman her rekatı 3 e düşüreyim. 3. rekatta tekrar tekbir alayım dedim. anneme yakalanmadan bir süre öyle kıldım.allaağhım, bi gün babam beni yakaladı akşama kadar azarladı sonra gitti bu çocuğu niye takip etmiyosun diye anneme kızdı.tabi anneciğim de bana * oooo ne aksiyonlu akşamdı öyle.*
devamını gör...
ne yalan söyleyeyim müthiş bir inançla bu ortama girmiş olsam da; ilk zamanlar pek başarıl olamayacağını düşünüyordum cogito sözlük'ün. kendi çapımızda eğlendiğimiz, çalıp söylediğimiz bir izbe cafe gibiydi şahsım adına. ama yine de tanım üstüne tanım yazıyordum. önüme gelene tekme sallıyordum. umutsuzdum yine de. sonra 'bende mi bir şeyler var acep? önyargı mı yoksa?' düşüncesine kapılıp duruldum ve duranlığı seçtim. hem böylece daha iyi şekilde izleyebildim serencamı. bu analiz ve geride duruş bakışı olduğu gibi bakıştan doğan görüşü de farklı kıldı. cogito sözlük'ün çizgisini devam ettirdiği ve sapmadığı müddetçe çok büyük bir bilgi/muhabbet kütüphanesi olacağını düşünüyorum Allah'ın izniyle. olmasa da can sağolsun. cogito sözlük gider farabi sözlük gelir. *

sözlük kurulalı kısa süre olmasına rağmen şimdilik intibası budur fakirin.

Allah ayaklarımızı sabit kılsın vesselam.
devamını gör...
selamun aleykum
ıtiraf başlığı altında veda etmiştim.
ıtiraf başlığın altında hosbuldum diyeyim.
sözlükcüm artık 21 yaşındayım. buraya veda ettiğimden 20 kilo azım.
ne görünüşüm eskisi gibi ne de ben.
buralardan gittikten sonra çok daha mutlu bi insan oldum. şükürler olsun ki hayatımda herşey güzel gitti. yüklerimden) kurtuldum.
Allah sabredenlerle beraber.
Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.

devamını gör...
evimizde "bizim evin dili ve edebiyatı" denilen ve evden olmayan kimselerin anlamakta hayli güçlük çektiği bir iletişim tarzı var.

- çamaşır ve bulaşık makinelerin adı bizim evde hanım kız. annemin makineye "elin ne yavaş be hanım kız" dediğini duyduğumda aha yine başladılar diyorum.
- babam "katile bak bakalım atmış mi?" dese, yüzüne mal mal bakılmaz, "tamam baba çayı demiyorum" denilir.
- annem "şunu vınlat" dediğinde çorbayı blendırdan geçir demek oluyor.
- bizim evde sinekliğin adı pat pat. dolayısıyla biz evde sinekleri öldürmüyoruz, patlatıyoruz.*
- babam tuvalette biraz uzun süre kaldığında annem kapıya gidip "makamı uzun süredir işgal ediyorsun beyfendi, sırası gelenlerin önünü açalım" diyor.* aslında bundan iyi karikatür olurmuş.
devamını gör...
salya sümük aşık olmak istiyorum sonra da buna pişman olmak istiyorum cogi...
devamını gör...
bir yazar var, önceden çok iyi konuşurduk. sonra arkamdan çok afedersiniz soyunuk mu demiş, çıplak mı demiş ne. başta inanmadım tabii. sonra yazışmaları gösterdiler. resmen "zengin süppe"den girmiş, "sırf dünyanın en yakışıklı erkeği diye kendini bir şey sanıyor"dan çıkmış. yetenekliliğime ve dahiliğime de değinmiş hakaretlerinde ama ağzımı çok bozmak istemiyorum şimdi.

neyse işte selamı sabahı kestim ben de tabi doğal olarak. aslında muhabbetin asla kesilmesini istemeyeceğim birisiydi kendisi ama hayat işte. ne getireceği belli olmuyor.
devamını gör...
ışten ayrılmaktan vazgeçtim sözlük. bugün patronla konuştum, dedim benim tatili 2 güne çıkarın, 5 gün çalışayım. sabahları da 1 saat erken gelip akşam 1 saat erken çıkayım. iki seçeneğimi de kabul etti. planım sosyalleşebilmek. umarım buna rağmen tatil günlerimi yatarak geçirmem çünkü mutsuzluğum ve yorgunluğum kronikleşti resmen. artık insan görmek, insan sevmek ve mutlu olmak istiyorum.
devamını gör...
bugün ilk kez bir bayandan laf yedim. olay şöyle vuku buldu, yanımda eşim ve 2 çocuğumla parkta oturuyordum, bu bayanlardan birinin tam omuzunun üstüne kuş pisledi, ister istemez gözüm hep kuş pisliğine takılıyordu, bunlara bir şey de diyemiyordum. sonra önümden geçerken bu bayan, "terbiye önemli şey doğrusu" dedi, hanımım ne olduğunu anlamadı, sanırım onları kestiğimi düşündüler. pişmanım, keşke omuzuna kuşun pislediğini söyleseydim.
devamını gör...
yaşım 12, 13 iken dedemin cebinden o uyurken para çalar atari oynardım. adam bir kere bile gelip bir şey söylemedi yüzüme. en fazla yaptığı giysileri başka yere koymak oldu. ben de akıllandım kısa bir süre sonra kestim bu salak davranışı. ama o adamın naifligi çıkmadı aklımdan. sessiz sedasız, bana çok büyük bir ders verdi.
devamını gör...
gerçek hayatta ne işe yarar bilmem ama anneannem ile dedem beşik kertmesi imiş. büyüdüklerinde de birbirlerini beğenince evlenmişler seçenekli ilerliyor bizde next diyebiliyorsun.*

edit: dedemin aşk hayatı çok ilgi gördü buradan o zaman devam ediyorum. bu tanım 30 artı alsın dedemin babası ile annesinin tanışma hikayesini de anlatırım.**
devamını gör...
fazla samimiyet tez ayrılık getirir. unuttum bunu yine.
devamını gör...
dün akşam hanım aradı, mesai bitimine yarım saat kala, 4 ay önce sokaktan aldığım yavru kedimiz camdan aşağı düşmüş.
böyle var ya, başımdan aşağı kaynar sular döküldü. eve nasıl gittim anlatamam.

hayvanı bi gördüm abi, arka ayaklar sürünüyor yerde. dedim fena bir şey var dur bakalım.

apar topar veterinere gittik. röntgen çekildi, omurga kırık. tam ortasından kopmuş yani, düzelmesi mümkün değil.

hayatımda hiçbir zaman bu kadar kötü hissetmedim ben.

haksız yere cezaevine bile girdim, bu kadar koymadı bana.

felç kalacak yavrum, sebebi ben oldum, belki bıraksam sokakta daha iyi bir hayatı olacaktı, en azından felç kalmayacaktı.

babamın ölümüne bile ağlamadım ben, dün ağlamaktan harap oldum.

kendime gelemiyorum, saatlerdir sözlükte saçma sapan yazıp kafam dağılsın diye bekliyorum, olmuyor, vicdan azabım gölgemi aştı çoktan.

çok acı çekiyor lan yavrum.
devamını gör...
bir zamanlar benim burda liseden bi arkadaşım vardı. benden görüp baya sevmişti sözlüğü. hatta bazı yazarlara hayran olmuştu. "abi nası yazıyolar ya" falan diyordu sürekli. sonra kaydoldu. bakir cezve mahlasıyla. amacı "bakır cezve" olmaktı aslında. sonra bu adamla "bâkir cezve yani hiç kahve pişirilmemiş cezve ehehe" falan diye dalga geçtiniz. adam sözlüğü bıraktı.

vebali sizin üzerinize. derviche bu hikayeyi duysa size maddi manevi tazminat davası açar "hevesli yazarımı sözlüğe küstürdüler" diye.
zalımsınız.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar