dünyaitiraf.com

#özgürler 

1982.
sadece kendim olmaya ve kendim gibi insanlarla bir arada kalmaya çalışıyorum. ve bu çabamın "herkesin kendim gibi olmasını istemem" şeklinde algılanması kalbimi kırıyor, yıpratıyor beni.
devamını gör...
1983.
evet, o gülünce, tatlı bir kelam söyleyince mutlu oluyorum. ama ben mutlu olmak adına üçüncü bir kişiyi mutsuz edemem, hakka giremem. itiraf ediyorum ki 2 hafta bu işe kafa yordum, sonunda kendimi feda ettim. öyle uzaktan durduğu gibi kolay değilmiş mutluluğunu feda etmek.
devamını gör...
1985.
birinin nick altına bi şeyler yazasım varda yazmıyorum. neyse şimdi ben yazacam silecekler o yazacak bi şey olmayacak sonra ben sinirlenecem. neyse zaten modlardan 3 üne gıcığım onlar beni ben onları sevmiyorum öyle işte.
devamını gör...
1986.
sevdiğim kızdan ayrılma eşiğine geldim. youtube'den mega yapıları açıp, malezyadaki petronas kulelerinin inşaatını izledim. iyi geldi bee.
devamını gör...
1987.
kötü gözlem yeteneği ve çıtası düşük farkındalık eşiği yüzünden masum insanları tek kalemde fütursuzca harcayabilen ve bunu yaparken de herhangi bir şey hissetmemeyi başarabilen insanlar için üzülüyorum.
elimden bir şey gelse de yardım etsem diyorum ama odunun yontulmamışlığı kronik düzeyde olunca bazen, yapacak pek bir şey kalmıyor.
devamını gör...
1988.
serde bir serçelik varmış demek. büyük büyük laflar, entelektüel göz süzüşler falan hikaye. serde bir serçelik var. bir avuca sığabilirlik.
devamını gör...
1991.
kaynamamış suya makarna atacak kadar dikkat sorunu yaşıyorum. neler olacağı hakkında hiç bir fikrim yok.

banyodaki lavabonun gider hortumu patlamış.

banyo paspası ıslanmış.

kültablam ağzına kadar dolu. her nefeste birazda filtrenin acımsı tadını çekiyorum.

komidinin çekmecesini kırdım.

makarna yemekten evdeki ekmekler bayatlıyor.

ayaklarım üşüyor.

saçlarım dökülüyor.

gözlerim küçüldü.

sigaram bitmek üzere ve yenisini almak çok zahmetli.

falan filan.

her şey çok güzel. iyi.
devamını gör...
1992.
kendimi kendisinden daha iri bir çocuk tarafından salıncağın arkasından dizleriyle bastırılarak indirilmeye çalışan küçük bir çocuk gibi hissediyorum.

olaylara kayıtsız kalabilip soğukkanlılığımı korumak ile benden daha iri o çocuktan dayak yeme korkusunu bastırmak arasındaki ince çizgideyim. çocukluk işte. heh.

böyle kalın tipleri mahallemize geldiği zaman döverdim çocukken.

ama benim mahallemde park yoktu. ve başka bir mahallenin parkındaki benden iri çocuğa artistlik yapmak iyi bir fikir değil.

sanırım kendi mahallemde kalıp büyümeliyim.

büyüdüğümü inkar ede ede.

"bir erkeğe yakışmıyor böyle olmak dostum !"

iç sesim de böyle diyor.

sahi bu nedir böyle ?
devamını gör...
1993.
kardeşim gözlüğünü çarşıda kaybetti ve bana yine "hep senin yüzünden " dedi.

her şeyi benden bilen bir kardeşim var.
devamını gör...
1996.
artık bu başlığa yazılan itiraflar pek tırt. itiraf olmaktan gayrı her şey. biri çıksın ben öldürdüm falan desin ya da ne bilim ben aslında kenyalıyım desin. ne bu böyle ergen günlüğünden inciler. pehh..
devamını gör...
1999.
neden hep koyu renk giyiyorsun biraz canlı renkler giy diyenlere sinir oluyorum... zevk var beğenme var.. sen pembe giyiyorsun sarı giyiyorsun diye ben bir şey söylüyor muyum hiç?
devamını gör...
2000.
son 1 haftadır o kadar çok sigara içtim ki bay morris'in tahtını elinden alabilirim.

rivayete göre sigara dumanıyla 7 halka çıkarıp halkaların içinden sigarasını fırlatarak geçirene philip morris servetini bağışlıyormuş.

bekle beni morris !!!

* * *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar