dünyaitiraf.com

#özgürler 

2123.
2 sene önce mezun olan bir arkadaşım presentable duruşu sebebiyle bir kanalda haber spikerliği yapıyordu. ulan bizi unuttu "skiper bey patladı" falan derken sabah mesaj atmış.

"alırsan bir selamım var!"

beni haber bültenine çıkarmak istiyormuş.

dünyanın en muhteşem insanını tanıtacaklarmış falan filan.

kibarca "olmaz" dedim.

çok üzüldü...

ben de üzüldüm tabi ki.
devamını gör...
2124.
eskiden insanlar şiir seviyormuş. sevdiceğinin ellerini avuçlarına alıp gözlerinin içine bakıp en derin şiirlerini okurlarmış. maalesef artık bulunamayan erkekler bunlar. fosilleşmeden önce ikinci bir türü dünyaya bırakmak akıllarına gelmemiş ne acı. şiir sevmiyorlar ve ben üzülüyorum. itiraf bu evet.
devamını gör...
2125.
cemal süreya "kim istemez mutlu olmayı, ama mutsuzluğa da var mısın?" der sevda sözlerinde. ben yalnızca mutsuzluğa varım sanırım. evet varım ya.
devamını gör...
2126.
kendime not mu desem, itirafım mı desem, hey genç size bu öğüdüm dinleyin azcık mı desem öyle karmaşık, öyle bulamaç bişey. demem o ki nick dediğin şey öyle o an çalıştığın sınav ne ise onu almak şeklinde olmuyormuş, olmamalıymış şimdi anladım. değişmiyor da meret! misal şimdi gidip başka bir sözlükten kpdstime! diye nick almıyorsam hep bu yüzdendir, çünkü neymiş 1 musibet 1000 nasihatten iyiymiş. yani atalarımız yine haklı çıktılar. vay arkadaş hakkaten bu atalar da ne görmüş ne geçirmişlermiş ya.
devamını gör...
2127.
teyzemin oğlu beni çok sinirlendirdi.bende bi şey yapmamak için evden çıktıhttp://m.bi baktım ayakkabıları kapının önünde bana el sallıyor. tuttum gübreliğe doğru fırlattım.pişman mıyım? asla.ergen dua etsin ki onu fırlatmadım.
devamını gör...
2128.
başarılı insanları çok kıskanıyorum. hele benim yaşıtım olan başarılı insanları daha çok kıskanıyorum. hele benden küçük olup da benden daha başarılı insanları kıskanırken geberip gideceğim ve korkarım bu tembellikle bu kıskançlık beni yiyip bitirecek.
devamını gör...
2129.
başarılı insanları çok kıskanıyorum. hele benim yaşıtım olan başarılı insanları daha çok kıskanıyorum. hele benden küçük olup da benden daha başarılı insanları kıskanırken geberip gideceğim ve korkarım bu tembellikle bu kıskançlık beni yiyip bitirecek.
devamını gör...
2132.
la sözlük biri çok pis eksilemeye başladı beni. taramalı gibi.çat çat veriyor eksileri. çok zoruma gitti. bir taneyi falan eksilese eyvallah dicem de yok yani sırayla başladı. gidiom la uyumaya olmaz böle şey darlandım
devamını gör...
2133.
her biri başkasına doğum gününde hediye edilmek üzere 4 bölümden oluşan bir roman yazıyordum.

tek kopyası malum şahısta olan bu eserim ayrılınca tek bir sinir anıyla yakıldı.

o zamandan beri yazamadım tek bir satır.

bana gelsin:halil sezai-olsun..
devamını gör...
2135.
arkadaşlarım teker teker evleniyor. istersem bende evlenebilirim tabi. ama ben bunun için erken olduğunu düşünüyorum. o halde neden arkadaşlarım evleniyor. aynı yaştayız. onlar mı sorunlu yoksa ben mi bilmiyorum.
devamını gör...
2137.
korkularım var sözlük benim.hep böyle kalacağım sanki.çocuk gibi görünen, hayatı ve insanları sallamayan, vurdumduymaz.öğretmen olabileceğimden bile şüpheliyim ben.ben takmazsam kim takar la beni.
devamını gör...
2138.
cumartesi adananın bir ilçesinde düğüne gittim. adamlar aynı şu inci swf de ki adamlar/kadınlar varya öyle swf ler ordakiler gibi oynuyordu. sanırım o swf leri orda çektiler. lan bende çekiyim atarım bi tane diye düşündüm ama geri vazgeçtim.
devamını gör...
2139.
güzel başlayan fakat sonu kötü biten bir hafta sonu geçirdim. kabus gibiydi..... yakın bir dostumun ısrarlarına dayanamayıp pazar günü görüşmek için sözleştik. çocukluk arkadaşımdır kendisi. yıllar önce üniye hazırlanırken, bir kıza aşık oldu. ve yıllar sonra iş güç sahibi olunca evlendiler. ben o kızı, ilk gördüğümde de sevmemiştim. sonraki görüşlerimde de sevmedim. hislerime hep güvenmişimdir. şimdiye kadar beni hiç yanıltmadı. * bunun kıskançlıkla bir ilgisi yoktu. kızda beni iten bir şeyler vardı. arkadaşımı üzeceğinden emindim. neyse pazar günü görüştük. her şey güzel başladı. sakin sakin oturuyoruz. sohbet muhabbet konuşuyoruz eskilerden yenilerden falan işte. kız birden farklı bir moda girdi. konuyla alakasız bir soru yöneltti eşine. eşi de cevaplamak istemedi. saçma sapan bir soruydu. bunun üzerine kız kendini kaybetti. sesindeki bas oranı gittikçe artmaya ve surat ifadesi agresif bir hal almaya başladı. o an '' noluyoruz ya'' diye şaşkın gözlerle kızı izlemeye başladım. sessizliğimi bozmaya niyetim yoktu. ama içimden........ * tartışmanın dozu giderek artmaya başladı. arkadaşımın yüzüne baktım. o an ne kadar mutsuz olduğunu gördüm. birden kıza dönüp '' bunu evde tartışsanız! cidden gerildim'' dedim. o ise yüzüme baktı ve hiç umursamadan eşine dönüp saçma sapan konuşmalarına devam etti. içimden neler geçti o an ve kendimi nasıl tuttum hiç bilmiyorum. sinirle ayağa kalkıp tuvalete gideceğimi söyledim. o an eve dönmek vardı ama yapamadım. işlerin iyice karışmasını istemedim. her neyse mekanın içinde bekliyorum. problemlerini halletsinler diye. birden arkadaşım yanıma geldi. '' özür dilerim turpentine, böyle olsun istemiyordum. artık ne yapacağımı bilmiyorum. ben bu dünyanın en mutsuz adamıyım'' dedi. ne diyeceğimi bilemedim. '' üzülme benim açımdan sorun yok. siz iyi olun önemli olan o'' dedim. masaya geçtik. zerre iştahım kalmasa da önümdeki balığı tırtıklamaya başladım. kız ise kendine bir küçük rakı açtırmış fondip yapıyor. o an nasıl bir haltın içinde olduğumu anladım. gözlerimdeki şaşkınlık ifadesinin yerini endişe ve korku almaya başladı. tam gitmek için izin almaya hazırlanıyordum ki, kız '' beni hiç sevmedin dimi turpentine ? '' sorusuyla irkildim. işin içine bir de içki karışmış kafayı da tütsülemişti. ne desem laf değil şimdi. diye düşünürken işi vurdum yalana napim. '' aaa olur mu! saçmalama lütfen bunu da nereden çıkardın. yok öyle bir şey'' gibi cümleler kurmaya başladım. bir an önce kendimden uzaklaştırmaya çalışıyordum kendisini. başarılı olamadım. kızın duru yoktu. kayışı koparmıştı bir kere. üstüme oynamaya başladı. sakin olmak için elimden gelen her şeyi yapıyordum. masanın altından bacaklarımı gören biri nasıl bir durumun içinde olduğumu hemen anlardı. her neyse bir süre hiç ses etmedim. kız devam etti. ve işte o muhteşem an. cipralexler de bir yere kadar. açtım ağzımı yumdum gözümü. çok sert cümleler kurdum. o an kızın gözlerindeki öfke yerini korkuya bırakmıştı. sonra aldım çantamı bir hışımla arkadaşımdan müsaade isteyerek mekanı terk ettim. itiraf mı ? o an söyleyememiştim. içimde kalmasın. evet ''seni hiç sevmiyorum.''
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar