dünyaitiraf.com

#özgürler 

2883.
hep madamdarlandi nin gazına geliyorum. hayın olalım anamın evladı deyince dayanamıyorum. hayın oluyorum. aslında içimde de var demek ki biraz hayınlık.

imza: r.s.
devamını gör...
2884.
aslında özel hayatını çok zor paylaşan bir insanım ama (durun ilk itirafım parantez içi olsun,yalancıyım: her duyguyu, olayı paylaşmazsam şişerim) *bugün nickaltımı damar şarkılara boğan tecrübem şudur:

ıssız kadınmışım ben meğer. bağlanmaktan tırs tırs korktuğum bir arkadaşla görüşmeyi şu şekilde sonlandırabilen bi malım:

-ya şimdi ben sana aşık olursam çok fena *ıçarım, görüşmeyelim bidaha bence.

*
devamını gör...
2885.
birkaç gün önce hayatımın en şanssız, en enteresan ve en rezil günlerinden birini yaşadım. başıma gelenler pişmiş tavuğun başına gelmez.

kasımpaşa'da bankadan para çekip karaköy'e müşteriye götürmem ve kendisiyle çeşitli ödeme planlarını konuşmam gerekiyordu. 5-10 dakikalığına arabayı yola bıraktım. bankada işimi halledip döndüğümde araba yoktu. çekmiş insanfsızlar. onlarla uğraşamayacak kadar vaktim dardı. dolapdere'ye gidip amcaoğlundan arabayı vermesini rica ettim, sağolsun kırmadı. karaköy'e mütşeriye gittim. kat otoparkının keşmekeşine hiç bulaşmadan tophane'ye doğru giden yolda sote bir yere bıraktım. müşteriye gittiğimde biraz beklememi söyledi sekreter, telefonu meşgul olduğundan ötürü ulaşamıyormuş kendisine. sonra ulaştı kendisine. arabasının üsküdar'da çekildiğini ve işlerini karşıda halledeceğini söylemiş. boş yere gelmiş olduk yani. sinirim had safhadaydı. 15-20 dakika sonra çıktım arabanın olduğu yere gittim. araba yoktu. onu da çekmişler. * sinirden gülüyordum valla.

neyse araba işini falan hallettim güç bela. akşam bir arkadaş vesilesiyle yazacağı tez üzerine benden malumat ve fikir almak isteyen sinema bölümü öğrencisi bir hanımla buluşacaktım. bu kez arabayı falan boşverdim. atladım otobüse gittim. buluştuk, sohbet ettik vs. kendisi taksim'e gideceğinden ötürü tarlabaşı'nda onu bırakıp oradan kasımpaşa'ya geçebileceğimi söyledim. mecidiyeköy'de murat muhallebicisinin önünde taksi beklemeye başladık. inanılmaz bir yağmur yağıyor, bardak boşanırcasına. onda şemsiye yoktu, haliyle onu koruyayım derken şemsiye büyük olmadığı için yağmuru yiyordum. derken taksi geldi. arka kapıyı açıp taksiye bindirdim. sonra ön kapıyı açıp binecektim. şemsiyeyi kapatmayı denedim, kapanmadı. iki üç dakika uğraştım, kapanmadı meret. mekanizma mı dondu soğuktan nedir. acayip rezil haldeydim. utana sıkıla arka kapıyı açıp açık şekilde şemsiyeyi onun yanına koydum. eve gelene kadar yaşadığım ızdırabı kelimelerle anlatamam. ne rezil andı arkadaş. kim beddua etmişse sağlam etmiş. bu nasıl ceza lan! tez yazdıracağız derken kendimiz tez konusu olduk. *
devamını gör...
2887.
canım çok sıkkın. pederle yine kavga ettim. bir kere de arasa, evladım nasılsın dese, ama yok. ille canımı sıkmak için mazeret bulacak. calaut!
devamını gör...
2888.
bu dünyanın, efsununu düşŸünüyorum. elimize bizi oyalamak için verilmişŸ mühimmatların, gerçeğŸi görmemizi nasıl da engellediğŸini, bu dünyanın büyüsüne her geçen gün nasıl da kandığımızı görüyorum. görüyorum da ne fayda! yarın öbürgün deyip, ruhumu kandırmaktan başŸka, hiçbir halta da yaramadığŸını biliyorum. ne demişŸler '' rahmanı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset'' neyime güveniyorum? ne kadar yaşŸayacağŸımı biliyor muyum da, her şŸeyi bu kadar erteliyorum. ne demişŸ yüce mevlana ''bir şŸey yapmak istiyorsan hemen şŸimdi yap!'' ne de güzel söylemişŸ. ertelenmeye gelmiyor hiçbir şŸey. bu dünyanın haline kanmak yalnızlığŸını unutturuyor insana... öyle bir an geliyor ki, ''meğŸer ben yalnızmışŸım bilemedim'' diyorsunuz. oysa rahmanı dost edinmek varken kendine.....
itirafım mı? hiçliğŸimi unutuyorum çoğu zaman kendime kızgınım. ama işŸte sitem ne çare!
devamını gör...
2890.
bazı şeyler var. o bazı şeyleri anlatamadığım için, diğer bazı şeyler borsada düşüşe geçiyor öyle birşeylerdi işte çıkaramadım şimdi.
devamını gör...
2891.
çok üzgünüm ki tüm dişlerimi didik etmekten ötürü ağzım kabuk bağladı. gerdire gerdire kendi haline bırakınca kabuk oldu ağız. diş hekimlerini severim özellikle kıvırcık saçlılarını lakin yarınki doktorun nasıl olacağını nerden bilebilirim? bi tane dişimde böyle dibinde minicik beyaz gibi bişey var sanırım diş taşı olabilir. sanırım diş etlerim çekiliyor. sanırım tüm dişlerim dökülcek. çok korkuyorum lan sözlük. sabahtan beri ağzıma bakmaktan mahvoldu ya dudaklarım. valla dişimde bişey var. bi tane dişim pasta yiyince sızlıyo. tatlı bişey yiyince yani. o dişim dibinde diş taşı olduğunu düşündüğüm dişim. geçen seferde doktor bebek gibi dişin var yürü git dedi koydu popoma tekmeyi ama o iki sene önceydi ama o zamanda bişey vardı dişimde. ama şimdi sızlıyo. yarın kesinlikle popoma tekme koydurmayacağımdır. hiç bir zaman koca dişli porselen tabak olamam ben. benim ağzıma gitmez, gidene gider. ama benim dişim bebek dişi küçüklüğümden beri. sanırım sabaha kadar ağzıma bakıcam şimdi.
dil bilgisine de öyle konmaz böyle konur.
öperler.
devamını gör...
2893.
işe gidiyordum ki karşıma çıkan kızın teklif edipte popomu tavan yaptıracağı aklımın ucundan dahi geçmezdi.insan bi hoş oluyo be.
şöyle montu yakalarından tutup kafayı içine çekerek - şeyy ! ne desem bilemedim bak şimdi deyip bi an umutlandırmak , sonrasında müsait bi zamanda konuşsak şuan işe gitmeyelim diyerek kendini ağırdan sattıktan sonra kızın seke seke gittiğini ardına dönüp izlemek.ulan 30 yıldır biz ettik biraz da siz edin deyip cevabı geciktirmek,- istemese hayır derdi diye kızı farklı düşüncelere salmak.onun hayal kurduğunu hayal edip yatağa gerile gerile yatmak ..
seni düşünen birilerinin olduğunu bilerek omuzları kasarak yürümek.sen bunları okurken böyle bir şeyin olmadığını yazının sonunda okuduğunda yüzünü görmeyi istemek bir itirafı okumak kadar kişiye haz vermese de yazması çizmesi bambaşka olur.
devamını gör...
2894.
sözlük farkındaysan tanımlarımın son cümlelerini yazarken çok zorlanıyorum hep. nereden farkında olacan bendeki de laf. * hani hep böyle bir bitirememe, son ve vurucu cümleyi kuramama sorunları falan... halbuysam bilirsin iki dakikada destanlar döktürürüm. neyse konumuz o değil. konumuz şu: paper yazarken de aynı şeyi yaşıyorum ben ya la. sayfalarca döktürüyorum, sona geldiğimde tık yok. kurdun mu bağlantıyı? itiraf kısmı ise şu: yahu ben böyle derin psikolojik durum ilişkilendirmeleri yapıyorken ne işim var benim fizikte? bölüm derslerimden çok hss'leri seviyorum resmen. mutsuzum yani, sanki.
devamını gör...
2895.
http://cogi.tk'ye tıkladığımda neden sol frame yenileniyor, anlayamıyorum.
eklembik: şu itirafı eksilemek için epey hazımsız olmak lazım. sana ne be kardeşim, sözlüğüm yazılım işlerinden sorumlu olan kişisi misin?
devamını gör...
2896.
http://cogi.tk'ye tıkladığımda neden sol frame yenileniyor, anlayamıyorum.
eklembik: şu itirafı eksilemek için epey hazımsız olmak lazım. sana ne be kardeşim, sözlüğüm yazılım işlerinden sorumlu olan kişisi misin?
devamını gör...
2898.
tanımları yazar temelli okuyordum* itirafları da öyle okuyorum. ne uğraşacam yoksa. çok saçma bir itiraf ise veya itiraf değil de günlük gibi yazma ise eksisini veriyorum kişinin. hatta çok sık mı tekrarlıyor bunu, o zaman bir kaç tane başka tanımına da eksi verebiliyorum, üşenmezsem, bazen. böyle işler güçler işte.
devamını gör...
2899.
her akşam kafamı yastığa koyduğumda, sabahında gözlerimi bir kez daha açamayacağımı düşünüyorum bir şekilde. neden ya da nasıl düşündüğümü bilmiyorum ama böyle bir his var içimde. fakat sonra herkesin - ki öyle bir şey yok- uzun yıllar yaşadığını düşünüyorum, düşünmesine düşünüyorum da her insanın ölecek yaşta olduğu sözünü aklıma getirimce de tuhaflaşıyorum. ölümden korkmamam gerektiğini biliyorum fakat sabahında gözlerimi açamadığımda ailemi arayarak ya da herhangi bir şekilde söylenecek 'çocuğunuz öldü' sözünden sonra ailemin nasıl bir duygu yaşayacaklarını düşününce içim cız ediyor. bazen ailemden önce ölmek istediğim oluyor, aslında ruhumdaki o odunsu insanlık yüzünden belki de ailemi kaybettiğimde üzülemeyeceğimi düşünüyorum, insanların yüzüme bakarken ağlamadığımı görünce bu nasıl bir insan ki ailesi öldü üzülmüyor demelerinden çekiniyorum da.

iki arada bir derede kalıyorum. ne kendimi ne de ailemi istiyorum böyle bir durumu yaşamasını. ne istediğimi belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğim.

hele o kız kardeşimi hiç ama hiç düşünmek bile istemiyorum. (bkz: engelli bir kardeşe sahip olmak) o her görmeye gittiğimde beni görünce yüzünde gördüğüm o gülücüklerin bir gün hiç olmayacağını düşünmek bile deli ediyor. her ne kadar ara sıra kızsam da yaptıklarına, onsuz da yapamam.

her ne kadar böyle düşünsem de kız kardeşimin, ailemden sonra bana kalması durumunda ne yapacağımı hiçbir zaman düşünmedim, düşünemedim.

erkek başıma, bir engelli kız kardeşe nasıl bakarım hiç bilmiyorum.

nasıl bir istek bilmiyorum fakat herhalde istediğim şey şu olacak, öleceksek hep beraber ölelim, hiçbirimiz, birbirimizin ardından üzülmeyelim. gideceksek eğer bir sonsuzluğa, inanaşım da o yönde hep beraber gidelim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar