telefonu şarj etmek için serçe parmağımla desteklemem gerekiyor. ulan bu hayata sanki birilerini memnun etmek için gelmişim gibi be.
devamını gör...
kızım ben mahalle aralarındaki kahvelerde 50 kuruşa lekeli bardakta çay içiyorum. unut bizi, ben üzerim seni...
devamını gör...
doktora gittim üzerime aşırı bi ağırlık var dedim, 3-5 test yaptı ve vardığı sonuç: adamlığın...
devamını gör...
şimdi ben bunu dinliyorum ya sabah beri;



kesin bir yerlerde birileri üzülüyordur he. yoksa vallahi içimden gelmez dinlemek. tamam itiraf edeyim bari, o üzülen benim. ismail abi'yi, mecnun'u, yavuz'u o kadar çok özlüyorum ki. sabah kalkıp inerim belki diyorum kireçburnu'na, sarıyer'e doğru yürürüm, belki sahlde oturur laflarım biraz kendimle havadan sudan. ne çok ihtiyacım varmış kendime benim oysa ki.
devamını gör...
kalbim sürekli kırılıyor ya, insanlar bunu bilerek ya da bilmeyerek yapıyor belki bilmiyorum ama sürekli olduğu bir gerçek. belkide ben fazla alınganım diyorum bazen ama yok ya sadece biraz fazla hassasım o kadar. benim gösterdiğim saygı ve anlayışı ben göremediğimde istem dışı kendimi kötü hissediyorum. neden yani? ben yapabiliyorsam herkes bunu yapabilir. çok mu zor? bir şeyi yaparken, acaba bu insan bundan etkilenir mi? üzülür mü? diye düşünmek çok kolay ve ince bir davranış oysaki. bu nezaketi ve inceliği ne zaman görebileceğim acaba? o güne bir adak adasam belki daha cabuk olur, bilemedim şimdi.

halbuki ben hep derim, benden yana bir derdiniz varsa dökün içinizi, sövedebilirsiniz ama benim hassasiyetlerime bile bile saygısızlık etmeyin diye. ya ben bu hassasiyetimi bırakıp aynı şekilde karşılık vereceğim ya da buna artık müsamaha göstermeyeceğim. her ikiside olabilir. en azından bunu yapan kişiden daha az uzaklaşmış olurum.

çok umursanacak bir şey değil kimilerince bu tip durumlar, zaten bu konuda hassas olmayan bir insan bunu anlayabilemez. onun için sana karşı kolayca yapar ve üzerine çok düşünmez. hata olduğunu bilir ama hiç bir şey olmamış gibi davranır. ne ilginç di mi?

buradan söylüyorum bak, tam saatleri, kalbini kırdığınız insanlar varsa gidin hiç durmayın özür dileyin. affedilirseniz ne mutlu. yok edilmediyseniz, o zaman tüyü çoktan dikmişsiniz demektir.

bu parçada tüm kalbi kırıklara gelsin;

devamını gör...
bu ay geçsin toparlarız diye diye koca bir ömrü harap ettik be.
devamını gör...
seni seviyorum dediğinde aha dedim, rabbim huriyi peşin gönderdi.
devamını gör...
itirafımdır,birkaç gün içinde sonuçlar açıklanıp fırsat gelirse bana değer veren birini satacağım. ona ihanet edeceğim. kimse kusura bakmasın sağlık sektörünün ..., düzgün makale bulamıyorum ne yapayım. ayrıca yol uzun en az 600 tl tasarruf ederim ben. ama içim buruk işte, ne hayaller kurmuştuk, ayrıca dindar biri, bana kız bile bulacaktı. nasip. içim hep biraz buruk olacak, ama savunma sanayine girersem o burukluk geçer bence. ben büyüdükçe şerefsiz oldum rıza baba!
devamını gör...
size bomba havadislerim var ama hemen kızmak yok. biz biraz saf ve haşarı insanlarız sadece, kalbimiz temiz. şöyleki geçen gişede otururken bir kız geldi acelesi olduğunu söyledi ve işini halledip halledemeyeceğimi sordu. ben tabi güya kurallardan taviz vermem ya yok dedim sıra alıp bekleyeceksiniz. neyse işte kız geçti benim tam karşımdaki kolona sırtını verdi bir yandan cep telefonunu kurcalıyor bir yandan da bana çaktırmadan bakıyor. tam şeytana lanet ettim, bizim arkadaşlardan birinin kardeş şu havelede bir terslik mi var gibisinden enseme fısıltıyla karışık olum şu kız seni kesiyor bir saattir kunduz demesiyle şeytanla el ele kol kola vermem bir oldu. neyse işte deli gibi uğraşıyorum kızın sırası bende yansın, bir mevzu çıksın, kızın hallolması imkansız sorunlarını ben biricik kurtarıcısı çözsün hülyalarına dalıyorum. derken tat ta kızın sırası benim kankalarımın birinde yanıyor talihe sayıp sövüp telefona sarılıyorum. kızım diyorum ekmeğimi elimden aldın, tezgahımı bozdun, zabıta amiri misin gişe memuru musun? o da hemen akabinde tamam panpa sana gönderiyorum demez mi, ben şok, ben Allah seni bildiği gibi yapsın. ve kız benim gişeye yönelmiştir, bir geminin aylar sonra karaya yönelen filikalarının taşıdığı tayfalar gibi yüzünde coşkun bir gülümseme bana bakıyor, bana geliyor ve sonra benim önüm boşken yanımdaki gişeye geciyor. o gişede ölmeyi unutan yaşlı bir teyze var işte işlemini yaptığı adam kalp krizi geçiriyor, bir saattir iki elektirk faturasını alamamış ve kız o adamın arkasına geçiyor beni buraya yönlendirdiler diyor. ben bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünmek gafletinde bulunup isterseniz işleminizi yapabiliriz değince kız yüzüme bile bakmadan ben burada iyiyim demesin mi. ben o an kederden kendimi kaybedip kravatımı nokta vuruşlu yazıcının kağıt rulasuna kaptırmak suretiyle intihara kalkışıyorum. şaka yani suratımın pancar gibi kızarmasını saymazsak istifimi bozmuyorum. tabi kabus burada bitebilirdi ama bitmedi, çünkü benim eşşek kafalı arkadaşlarım var. kızı bana paslayan arkadaş zahmet edip kalkıp gelmiş eserini incelerken bir yandan da ya yarım saattir dibinizin düştüğü kız bu mu, bir şeye de benzese demesin mi. ben iptal, ben mavi ekran. kız bu standart hem cinsini çekememe tribini duyoyor elbette ve çatık kaşlarla işlemini bitirip uzaklaşıyor. sonra bir geyik tabi alıp gidiyor akşama kadar, nasıl tokatlandığımı baş müdür en son karısına yemekte anlatıyor falan.
devamını gör...
eski fotoğraflara bakiyorduk dün gece.. bütün sulale orada tabi.. neyse benim bir iki fotoğrafıma denk geldiler.. ulan bebeğim orada di mi insan yalandan da olsa demez mi ay ne güzel diye.. demedi.. ay ne kadar çirkinmişsin dedi.. hadi misafir tamam da sonra annem de dedi aynısını.. senin kızınım ya insan kızına der mi öyle..? hemde bebekken.. çok kınadım.. kesin başıma gelecek..
devamını gör...
survayvır izleyenlerle 9 yıl dalga geçtikten sonra bu sene ben de izledim.
insanlar yaşlandıkça, kendileri hareketsizleştikçe televizyonda hareket eden insanları izlemek istiyor galiba.
500 bin lira ödül kazanmak için 4 ay aç susuz( ki bence değil) gibi yorumlar yapar olduk.
yaşlanmışız.
buralar da çok değişmiş.
dostarım listemedeklerden hiç biri online değil.

not: all star şampiyonu= 500 bin liranın sahibi= turabi!
devamını gör...
ulan yemeğin içinde zaten 30 kilo et var sen kalk et suyu koy...
devamını gör...
otobüste yetersiz baaakiye düttürütü verince what are those videosu çekesim var ama ya o kadar çirkefleşemem ya da toplum buna hazır değil.
devamını gör...
''ablacım benim yazma yeteneğim yok ki gelip de boşuna kalabalık yapmayayım'' diyen almithara bir tanecik kardeşimdir. ben ikimizin yerine de yazarım.melek kardeşim...
devamını gör...
itiraf ediyorum istanbulu özledim. sahhaf dükkanında çalışmayı özledim. internet olmasaydı daha hızlı körelirdim.
devamını gör...
hanımla aynı sözlükte yazıyoruz ve o sözlüğün adı düşünceyle ilgili bişi. az önce mesaj yoluyla beni ifşa etmekle tehdit etti, ben de hodri meydan dedim. iyi halt yedim.
devamını gör...
annem 10 yaşıma kadar namazların sadece farzlarını kıldırıyordu. 11. yaşıma girdikten sonra sünnetleri de kıldırmaya başladı. ilk vitir-vacip namazında 3. rekatta secdeye gitmeyeceğimizi öğrendikten sonra aklıma bir fikir geldi. dedim ki onca rekat eğilip kalkıyorum. madem böyle bir güzellik var o zaman her rekatı 3 e düşüreyim. 3. rekatta tekrar tekbir alayım dedim. anneme yakalanmadan bir süre öyle kıldım.allaağhım, bi gün babam beni yakaladı akşama kadar azarladı sonra gitti bu çocuğu niye takip etmiyosun diye anneme kızdı.tabi anneciğim de bana * oooo ne aksiyonlu akşamdı öyle.*
devamını gör...
toplanın anlatıyorum.

senelerden 2010. tekirdağ namık kemal üniversitesi işletme bölümü son sınıftayım. son sınıf ama bitmiş artık okul 2 gün sonra dağılacağız o duruma gelmişiz. kyk yurdunda kalıyorum 2 yıldır. o dönemler depresyondayım baya psikiyatr'a gidip antidepresan falan kullanıyorum.* * sırf bu yüzden insanlarla çok fazla muhattap olmak zorunda kalmamak adına tatilde eve geldiğimde laptop aldım kendime. akşam üzeri yurdun mescidine çıkıp orada film falan izleyip vakit öldürüyorum.

o dönemler spartacus dizisi daha yeni başlamış, başrolünde daha sonra ölecek olan şuanda ismini hatırlayamadığım sarışın eleman oynuyor. ben de bu diziyi izliyorum. kulaklıklarımı takmışım cips de var yanımda. normalde mescidde benim gibi 3-4 kişi olur her akşam ama o akşam kesin sırf bana inat olsun diye kimseler yok. arada bir birkaç kişi girip çıkıyor.

neyse efendim bir kaç saattir kesintisiz izliyorum tek başıma diziyi ve barca ile manitasının tepişme sahnesi geldi. diziyi izleyenler bilirler; barca homoseksüel* * zenci bir gladyatör. manitası da ince yapılı bir adam*. tam bu ikisi birbirine yumulmuş mercimek fırında yapıyorken mescidin kapısı aniden açıldı ve içeri 1. sınıflardan olduğunu düşündüğüm 3 eleman girdi. o sırada refleksten midir nedendir bilmediğim bir sebepten laptopun kapağını kapatmak için elimi kapağa attım fakat kapatmadım.* sonra çocuklar önce ekrana baktılar, sonra birbirlerine baktılar, sonra da bana baktılar ve;

-pardon abi!!! diyerekten kapıyı çekip çıktılar....

o an zamanı ve mekanı silip attım. beynim resmen boşaldı. okyanusların en diplerindeki baskıyı iliklerime kadar hissettim. laptop'un da bana bi tarafıyla güldüğünü hissettim. duvarlar bile kahkaha atıyordu resmen. lan ne biçim bir yanlış anlaşılma şeklidir bu. böyle şey filmlerde bile olmaz.

sonra mezun olduk herkes evine dağıldı. olayda öylece kaldı. tabi bu lavuklar 1. sınıf olduklarından benden sonra da okula devam ettiler. sonra bu olay konuşuldu mu, o çocuklar da benim gibi bu anıyı hala hatırlıyor mu, bıraktığım itibarım ne hallere düştü hiç bilmiyorum.
ama yakın zamanda sosyal medyada bu arkadaşları bulup "vallahi yanlış anladınız" desem mi diye düşünmedim değil...

al sana itiraf...

devamını gör...
iddayı kaybettim ve 300 tl lik hesap ödemeye gidiyorum. vay keriz artısı alabilir miyim yolluk olsun.
devamını gör...
hani böyle sabahtan akşama kadar temizlik yapıp evi bak dök yala yaparsınız. oh bitti sonunda der bir çay bir sigara alır dinlenmek için oturursunuz. tam o sırada yerede gördüğünüz o kırıntı var ya, işte onu itinayla ya halının altına ya da koltuk arkasına atmanın zevkini varya size anlatamam. mütemadiyen yaptığım bir şey bir sonraki temizliğe saklıyorum.
devamını gör...
misafirin en cavcavlı olduğu, herkesin aynı anda konuşmasından mütevellit kaosun zirvesinde koşup tuvalete kitliyorum kendimi. orada huzur buluyorum. bu da böyle bi itirafımdır.
devamını gör...
babamın adını unuttum. bir süre hatırlamak için saçma sorular sorarak zaman kazanmaya çalıştım.
devamını gör...
alnıma 36 punto "beni siz delirttiniz ulan" yazdırıp erenköy ruh ve sinir hastalıkları hastahanesinde beyaz bir odada istiharete çekilmek istiyorum...
devamını gör...
bi ara uzunca bir dönem hayatımda kimse yoktu. sonrasında oldu ve birgün cafede otururken yalnızlığa nasıl alıştıysam kızı unutup çıkıp gitmiştim cafeden.
devamını gör...
beni bitirecekler matmazel. kendim ve kahyası beni bitirecekler. on beşinci günün şafağı ben hariç herkese hayırlı olabilir matmazel. vurun beni, atın denizlere ama taşa bağlayın, cesedimi bulamayıp kahırlarından zıkkıma başlasınlar. sen Allah rızası için horla, bir insan bu saatte ne diye uyanır, bir insan bu kadar ne zoruna salak olur?
devamını gör...
itiraf edip soylenecek cok şey kalmadı aslında. her şey ortada... her şey apaçık.
devamını gör...
itiraf edip soylenecek cok şey kalmadı aslında. her şey ortada... her şey apaçık.
devamını gör...
ulan sözlük yazarlarının başına gelen paranormal olaylar başlığını kim dirilttiyse iyi halt yedi.lan tek başımayım ne halt yiycem şimdi.
devamını gör...
çok sayın cogito sözlük,
burada yeniyim ve birçok şeyi bilmiyorum. daha yazar olduğum ilk gün iki nokta parantez kullandığım için uyarıldım. bir gariplik olduğunu anlamıştım zaten, benden başka kullanana rastlamamıştım çünkü. mesela bunları doğru başlığın altına yazıp yazmadığımı da bilmiyorum. henüz başlık açmayı da bilmiyorum zaten. dün bir başlığın altında rastgele butonunun ne işe yaradığını okudum da öyle kullanmaya başladım. şimdilik uzaktan takip ediyorum zaten, pek katılımda bulunmuyorum. ama bence yalnız değilimdir, herkes yaşamış olabilir bunları.sonra mesela, şu sol frame dedikleri yerde kendi adımı görücem diye bir ürperti geliyor ara sıra. en az bir hafta süreyle uzaklaştırılma olayı fena göz dağı veriyormuş. sanırım bu sebeple yazdıklarımı tekrar tekrar okuyorum acaba yamuk bişey yazmış olabilir miyim diye. genel olarak sevdim burayı. sürekli siyasi şeylerden bahsedilmesi biraz hoş değil. ama düşünce özgürlüğü işte. bir de saçma sapan şeylere eksi verenler var. ne anladın da sanki eksiledin diyesi geliyor insanın. neyse.
he, iki gün önce de hiç dostunuz yok yazısına takılmıştım mesela. kurcalarken kendi kendimi arkadaş olarak eklemişim. baya güldüm halime. sana senden başka dost yok kızım diye geyiğe sarıyordum ki tam kendime geldim. el alışkanlığı mesela, gülücük koyasım geldi şimdi. bazen bi hevesle hadi bişeyler yazayım diyorum sonra vazgeçiyorum. alışmam gerek biraz daha sanırım. burayı kullanırım artık heralde sıkılınca. böyle uzun uzun yazmak sözlüğün raconunda var mı mesela onu da bilmiyorum. herkes okumuyordur uzun diye zaten heralde. böyle düşününce fena fikir sayılmaz uzun yazmak. o kadar çok aynı kelimeleri tekrar edip o kadar çok anlatım bozukluğu yapmışım ki, bu kendime saygısızlıktır normalde. ama düzeltmicem. kalsın böyle. şimdilik hoşçakal cogitoitiraf. yine gelicem.
devamını gör...
ev de temizlik yapmadığım tek yer çocuk odası. evet, aslında tam tersi olmalı diye düşünüyor olabilirsiniz ama bizde öyle değil anam. çünkü benim tontikler, odalarında ne varsa evin farklı köşelerine itinayla dağıtıp odalarının il sınırları dışında her yerde oyuncak oynamaktan hoşlanıyorlar.

o kadar heveslendim oda yaptım, süsledim püsledim daha ayak basılmadı, öyle duruyor. yakında müze olarak kullanacağım, gişe yapıcam girişine, girmek isteyenden para alıcam. en son buna niyet ettim valla. hayır bazen kirlensin diye bunları odaya kilitliyorum 1 saat sonra açıyorum bakıyorum uyumuş oluyorlar her şey aynı duruyor. ama aynı şeyi farklı bir odaya yapayım var ya, komşular afad'a haber veriyor direk.
devamını gör...
bugün üşengeçlik kitabıma bir mihenk taşı daha kondurdum. evde giydiğim sortum baktım üzerime yapışmaya başladı kirinden pasından desenleri seçilmez oldu çıkarayım dedim şunu. çıkardım çıkarmasına ama dolabımda yaptığım bütün sondaj çalışmalarım neticesiz kaldı ve yerine giyebileceğim boxerdan hallice bir şey bulamadım. yani büsürü şortum var olmasına var da hepsi üstüste yığılmış küçük çöpten bir tepecik oluşturmuş. hani alıp makineye atacam ama hem zor geliyor hem de çekiniyorum metan patlaması falan olur alimallah annem mürvetimi görmeden dört kolluya binmek de var. işte tamda dımdızlak dolabın önünde dinelmişken aklıma o parlak fikir geldi aldım elime makası kışlık pijamalarımdan birini kesip şort yaptım. nasılım.. sonra da belediyeyi çağırdım gelin hayati tehlikem var falan dedim, yok başının çaresine bak biz canımızı sokakta bulmadık diye yanıt verdiler. iş başa düşünce zorda olsa kesin bir iradeyle bir hamlede şortları kaptığım gibi çamaşır makinesine tıktım. ikinci turu dönüyorum şimdi anca temizlenir pisliği.

bir de bu başlık altında itiraf falan yapılmıyor diye ağlamayın olum. daha ne yazalım.
devamını gör...
çocuklar sayesinde resmen çizgi film komasına girdim. günde yaklaşık 8-9 saat çizgi film izleniyor evde malum. artık farkında olmadan öyle bir alışmışım ki, farklı bir program izlerken niye çizgi film izlemiyoruz ki biz şu an diye kendimle cebelleşiyorum. geçen akşam eşim haber izlerken bir anlık krize girdim ve bi hışımla salona geldim;

-"çabuk planet çocuğu aç birazdan pepee başlayacak ne haberi be" diye daldım. psikologa gitmeyi tavsiye etti. her şeyi çok bilir zaten. hem ne var ki bunda?

hiç iyi değilim ya.


devamını gör...
kedimi balkona konan güvercini yaraladığı için dövdüm. yani dövdüm derken "kuşu niye yaraladın" diyerek bikaç kez hafiften vurdum. çünkü kuşa üzüldüm,vicdanım sızladı. şimdi kedim karşımda oturup üzgün üzgün bana bakıyo,her zamanki oyunundan oynamak için bikaç hamle yaptı yüz vermedim. oturup daha da surat asarak bana bakmaya devam etti arkamı döndüm. şimdi kapımın önünde arkası dönük oturuyo. daha çok vicdan azabı çekiyorum. gidip sevsem şımarır yine bi kuşa zarar verirse diye korkuyorum. Allah kahretmesin bazen çok gaddarım sanki.
devamını gör...
bugün facebookta şunları yazdım -bir kısmını alıntılıyorum-, buraya ekledim ama sonra sildim, belki gene silerim:

o gözde çocukların hep o kızları seçmesi ne tuhaf. her zaman böyle olur. o fakir ama onurlu kız bir köşede yalnızlığına terk edilir. o gözde çocuklar hep o çok laklak eden canlı kızlara sevdalanır. canlı kız ve gözde çocuğun birlikte gidişini kayan bir yıldız misali izler onurlu kız. tam böyle de olmayabilir. ama trene binen değil trenin arkasından bakan olur her zaman. hep bir gidiş vardır. hep bir bakakalma. ama o canlı kız hiçbir zaman, bir şiir yazmayacaktır çocuk için. şiiri ancak o çekingen kız çekingen ama hiçbir zaman tercih edilmeyen o kız yazar. belki de tam da şunun için: trenin arkasından baktığı için.
canlı kız gözde çocuğun ağlayarak yazdığı mektubu oda arkadaşlarıyla kahkaha içinde okur. bu kadar kısıtlı bir zaman içinde tükenir her şey. bunu da bi filmde görmemiştim ama bir yerde okumuştum. ama bu bir şeyi değiştirmez. o gözde çocuklar hep o kızlara sevdalanır.
devamını gör...
9 yasındaki yeğenim bile (8 de olabilir) "kız arkadasıyla" fotoğraf eklemis.
vay ben öleyim.
devamını gör...
hobilerim arasında yanlışlıkla fotoğraf beğenmek var.. en olmadık kişilerin fotoğraflarını gizlice profillerine baktığımda beğeniyorum.. istisnasız her seferinde bunu yapıyorum.. hayır bildirim gidiyor; rezil oluyorum sonra..

bonus itiraf; sırf bu yüzden cogito sözlük instagram hesabindan kimseye bakamiyorum.. biri begenir sonra geri alirsa anlayın ki o benim..
devamını gör...
bir keresinde sevdiğim hatunun sokağına seni seviyorum yazıp ateşe vermiştim, tam fimlerdeki gibi ateşin oraya bağdaş kurup oturacakken mahalle esnafı koşun lan mahalleyi kundaklıyolar diye bağırıp temiz bi dayak çekmişti bana.
devamını gör...
"ulan herkes mi aşık be!" diye isyan ettim az önce içimden. sahur sofrasında üstelik. tek başıma. yapayalnız. biçare. (dramatizasyon)
sonra saate baktım, üç dakika kalmış ezana. neyin tribindesin kızım dedim. bu süre zarfında iki bardak fazla su içebilirdin! benim de böyle dertlerim var işte. suyumu içtim, soframı topladım, namazı kılmayı bekliyorum. sonra da uyucam kısmetse. sözlük ayarımı bozdu kaç gündür uyumuyorum doğru düzgün. bunun için uyarılmamıştım üstelik. neyse, bugünkü itiraf kotamı da doldurmuş oldum. cümleten hayırlı geceler.

edit: dramatizasyon diye bir kelime var mı bilmiyorum. varsa konuyla alakalı mıdır acaba onu da bilmiyorum. yoksa da affedin.
devamını gör...
yine kendi kendimi arkadaş olarak eklemişim. nereye basıyorum da oluyo bilmiyom ki. garip miyim neyim..
devamını gör...
teyzemin yemeklerinin annemin yemeklerinden daha güzel olduğunu düşünyorum ama ben bunu asla anneme söyleyemem. düşünce özgürlüğünün fire verdiği noktalardan biridir annenin kalbinin kırılmaması gerekliliği.

anneme bazen bizim için vazgeçtikleri, yaptıkları için öyle aşırı saygı duyuyorum ki gözlerim doluyo. ve hakkının karşılığını veremezsek yandık diyorum, yandık. anne olmak bambaşka bir şey olmalı, bambaşka.
devamını gör...
yetişkin olduğumu farkettiğim birkaç saniye çok kötü oluyorum. sonra aklıma olumlu birkaç şey geliyor hemen geçiyor.
devamını gör...
dün apartman toplantısı yapıldı.
yönetici taşınıyor zira.

beni seçtiler sağolsunlar.
vatana millete ümmete hayırlı olur inşallah.
devamını gör...
akşama misafirim var ve ben boş boş ekrana bakıyorum çünkü malım. bir de toplum tarafından güzel bulunmayan, kıskanç yapılı genç ve güzel olduğum için tesettürlü olmalıyım. başka açıklamam olamaz çünkü yine malım. bu çay house düddürülerine bensiz giydirmemişsinizdir inşallaa. *

edit: tatliş bi arkaaş sizi buraya yönlendirmiş. çünkü o da mal. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar