dünyaitiraf.com

#özgürler 

3221.
insanların dertlerinin onları yiyip bitirdiğini görünce üzülüyorum. ben çok güçlü olmasaydım şimdi tımarhane adasındaki bir mağara hücresinde rüzgarın sesiyle iyileşmeye çalışan prangalı bir deli olurdum.
devamını gör...
3223.
kek'dir yaşpastadır, kurabiyedir o tür tatlı şeyleri çok seviyorum. nasip kısmet olurda evlenirsem evleneceğim kadında bunları güzel yapması şartını arayacağım. kalbime giden yol midemden geçiyor dostlarım.
devamını gör...
3224.
sabahları, yataktan çıkmamak için bulduğum en son bahane bir süre tavanı seyretmek. ''düşüncelerin en güzel haliymiş bu ya'' diye kendi kendimi gaza getiriyorum. böyle bir 20 dakikayı hiç edebiliyorum.
devamını gör...
3226.
kendimi yenemiyorum, aslında kendimle barışık bir insanım. en son yılla önce küsmüştük sonra barıştık. iyi birisiyimdir.ancak bazı kurallarım var, kendimin koymadığı kendi kurallarım. onları aşamıyorum bu yüzden bir arkadaşımla 3 yıldır küsüm. 3 yıldır barışmaya çalışıyor . barışmak istiyorum aslında ancak barışmıyorum. ölsem barışmam. hiç bir şeyde olmadı aslında. sadece küstüm mü barışamıyorum. sanırım geçimsiz biriyim. geçimli çatılı fiiller aklıma geldi. edilgen çatılı da vardı, içine etgen çatılı da vardı. içine etken olmayın sonra düzelmiyor çünkü. ben düzeltebilecek biri değilim. ısrar olunca daha beter kaçıyorum sanırım. ölene kadar gider bence.
devamını gör...
3227.
beni normal biriymişim gibi görenler var. sözlerimin anlamak istedikleri bölümünü anlayıp gerisini anlamak istemeyenler. keşke beni yap hepten anlasalar ya hiç anlamasalar.
devamını gör...
3230.
tam da şuanda annem beni anneanneme şikayet ediyor telefonda. ''yemek yemiyor sonra hastayım diyor. zorla yemek yedirmeye çalışıyorum.''

hayır sanki duymuyorum. bilerek yapıyor bencee.

ayrıca nezle olmamın yemek yemememle ne alakası var ya.
devamını gör...
3231.
ayrıca bi lütfü beyimiz var Allah versin. iki lafından biri o. çok iyi doktormuşta,herkes onu övüyormuşta. çok umrumdaydı zaten. aah annem aahh

edit: yanlış anlaşılmış mesajım yaa. mide doktoru kendisi. tedavi maksatlı yani. tövbe estağfurullah

editeyn: mide doktoru yazmışım ya ağlicaamm. dahiliyeci işte *

hep annemin suçu. o öyle diyor. *
devamını gör...
3236.
babama akşam işten geldiğinde hoşgeldin demek gibi bi huyum yok,kapıyı ben açmadığım sürece tabi. böyle zamanlarda babam rutin olarak yanıma gelir ve ''ay ay ay kızım işten gelmiş,hoşgeldin kuzuum'' der ve yanağımdan öper. hemen hemen her gün yaşıyoruz bunu. bi arada sabahları elinde bi bardak suyla uyandırmaya gelip ''şimdi suyun kaldırma kuvvetinden yararlanacağız'' diyordu.

bu adam şımartıyor hep benii. keşke bende ona karşı böyle davranabilsem.
devamını gör...
3237.
- eşim, ona çiçek almadığım için sürekli bana laf söylüyor. ama bence insanın sevdiceğine çiçek hediye etmesi kadar saçma birşey olamaz. "al, bunları senin için öldürdüm" mü diyeyim yani. veya "bunları gördüğümde çok güzel olduklarını düşündüm; hemen sen aklıma geldin ve hepsini kopartıp öldürdüm." evet, daha da abartalım: "henüz daha ölmediler. istersen suya koy ve yavaş yavaş ölmelerini izle"...
canlı çiçek hediye edilmesine karşıyım!! canlı çiçeklerin kitap aralarında hatıra olsun diye kurutulmalarına karşıyım!!
ha şimdi soracaksın "eşine saksıda çiçek hediye ettin mi hiç?" diye. aile içi işlerimize karışma...

- toplum içinde su içerken çömelen ve üç yudumda içen kişi benim gözümde tam olmuştur.

- erkeklerin saçları alakasız zamanlarda çok güzel şekil alıyor. ama iyi olması gerektiği zaman yırtınsak da şekil veremiyoruz.

- aptal biri ile aynı işte çalışmaktan daha kötüsü aptal birinin emrinde çalışmak.

- sözlükteki yazarların birbirini sevmemesi, düşman olması çok enteresan. günümüz toplumunun yansıması gibisinden saçma muhabbetlere girmeyeceğim ama gerçekten öyle. kendi fikrini beyan eden birini sevmiyoruz. yetmiyor subjektif fikrini eksi oy vererek kötülüyoruz. yetmiyor hıncımızı alamayıp seri eksiliyoruz. yetmedi mi özel mesajlarla, nick altlarında birbirimize giriyoruz. lan arkadaş daha adamı tanımıyosun bile!! ...troller ayrı ama bak. troll zaten bu yola girerken göze almış herşeyi.

- "eve gider gitmez yatacağım" cümlesini sarfettiğim hergün, gece 12 den sonra bitiyor. büyük konuşmamak lazım.

- şimdiden emeklilik hayalleri kurmaya başladım. daha önümde çok uzun zaman olmasına rağmen. bazen elime yüklü paralar geçse de çalışmak zorunda kalmasam diye hayaller kuruyorum.

- gemilerin tepesinde dönen radar gibin aletin aslında tv anteni olduğunu öğrendiğimde yıkılmıştım. bir buton varmış ona basınca dönüyormuş anten, kanalı bulunca bırakıyorsun butonu. düşündükçe çıldıracak gibi oluyorum. çocukkene o aygıtla ilgili ne hayaller kurmuştum halbusi, uzay gemisi alet edevatı gibiydi benim için. sonuç tırt...

- askerdeyken ilçe jandarma komutanı dikti karşısına. önce "öğretmen var mı aranızda" diye sordu; 6 kişilik kısa dönem asker ekibimizden ses çıkmayınca "yeteneği olan var mı" dedi. amacı komutan çocuklarının işine yarayacak asker bulmak. ben de atladım "kısa film çekiyorum" dedim. ortamda kısa bir south park sessizliği oldu. ve komutan sorusunu yineledi "başka?" hayır senin neyine lan atlıyosun lapin gibi. ama işin en acısı tezkereme 15 gün kala komutanın beni çağırıp subaylar gecesinde kameramanlık yaptırmasıydı. ben kaşındım..

- plan yaparken buçuk veya saat başı şeklinde kendimi ayarlıyorum. zaten kim misal 11:52'de veya 16:38'da bi işe başlar ki. başlarsa manyaktır

- "azalarak sevmek" diye birşey var türk insanında. zaten alıştırmışlar bizleri; ilişkilerde önce aşk, sonra sevgi, sonra saygı falan safsatalarına.

- sözlükte sevdiğim, anlaştığım, düzenli sanal ortamlarda görüştüğüm kişiler var. fekat bu insanların nick altlarına yazamıyorum bir türlü. mesajla söylüyorum ne diyeceksem. nick altı özürlüsüyüm anlıyacağın. ama nick altıma yazılması pek bi hoşuma gidiyor..

- yeni nesil belli şeylerin tadına varamadı resmen. ev telefonundan arkadaşını arayıp, pastane, kafe veya bulunduğun yerin merkezinde bulunan belirli yerlerde buluşmak için sözleşmeyi ve biri gecikirse saatlerce beklemek zorunda kalmayı mesela. kimsede cep telefonu yok ki anasını satiim. bir de dönem ödevi olayı var. google mış, ödev sitesiymiş ne gezer. gidecen devlet kütüphanesine arayacan ki bulasın. yazı da hangi akla hizmetse çizgisiz kağıda el yazısı olacak ödevde!! bir de hoca ödevin içeriğinden çok el yazısının güzelliğine not vermez mi.. akrabalardan kızları ayarlayıp parayla yazdırırdık, hey gidi.

- kahve köpüklü olsun diye püpetle fincanın içine üfüren çaycılar olduğunu öğrendiğim günden beri dışarıda türk kahvesi içmiyorum.

- herkes en az bir adet "çaktırmadan bak" dediğinde davar gibi arkasına dönüp bakan arkadaşa sahiptir...

- hepimiz kağıttan yaptığımız uçağın kanat uçlarını kıvırınca daha hızlı gideceğine inandık.

- ben iyi alıştım böyle uzun itiraflara...
devamını gör...
3239.
30 dolar verip yarım saatte yazacağım kodu , sırf daha çok hoşuma gidiyor, zevk alıyorum diye terminal ortamında vim de yazıyorum. ofisteki herkesin bi ide si en kötü adam gibi bi gui li bitext editoru var.

adamlar kodun ilk harfini yazıyo gerisini editor koyuyo. biz hala ..
devamını gör...
3240.
benim bir sorunum var sözlük. para harcayamıyorum. bu konuda kısıtlanmıyorum da...yani deli gibi alışveriş yapsam eşimin hiçbirşey demeyeceğini biliyorum. aslında ihtiyacım olan şeyler oluyor ama ne bileyim kıyamıyorum. ne kadar beğenirsem beğeneyeyim dükkandan eli boş çıkıyorum. işin garibi birilerine hediye alıyorsam rahatım ama sorun kendime almakta. bütün sülale, dostlar benim bu durumumla alakalı dalga geçerler hep. bu sebeple bazen gaza gelip eşime "enayilik yapmıcam, görürsün sen bak nasıl harcıyacağım bundan sonra" derim ama eşim sırıtır sadece, öyle olmayacağını bilerek.

şimdiii bu durumumun sebebini söylemek istiyorum; çoğu kişi bilmez. 16-17 yaşlarında yani şu kıpır kıpır dönemlerde, hani en çok kıyafete para verilen, dostlarla gezilip, eğlenilen dönemler... dükkanımız iflas etti. babam da almanya da işci. dükkanın başında başkası duruyor ismi lazım değil. bitirdi mahfetti bizleri, borç batağına soktu. öyle ki, senelerce bir sürü borç çıktı, öde öde bitmedi hiç. o sıralar acayip sıktık hepimiz kendimizi, idare ettik, herşeyden, yiyeceklerden, zevklerden kıstık. çok ayrıntısına girmeyeceğim ama en basit şeyler bile lükstü bizim için. ben kendi adıma söylersem: doğru dürüst harçlığım olmazdı. mesela arkadaşlarım 5 lira alıyorsa ben 1 lira alırdım. dedem verirdi harçlığımızı. o 1 lira yetmezdi haliyle tekrar harçlık istediğimde yerin dibine sokardı. okula kaç kere ağlayarak gitmişimdir bu sebeple. babamın artık yanımıza gelmesi için dua ederdim. dostlarla takılırken ben hiç ısmarlayan olamadım en çok bunun ezikliğini yaşardım. çok şükür rabbim bana sahip çıkacak dostlar lutfetti bu kötü zamanımda. kıyafet desen ablamlar sağolsun onların küçülmüşleri ihya ediyordu. arada da bayramdan bayrama annem şartları zorlar uygun birşeyler alırdı bize. başkaları gibi marka takıntım olmadı, olamadı. ama hiçbir zaman isyan etmedim ne rabbime ne aileme. sabrettim ve çok şükür o kötü dönemleri atlattık.

şimdilerde durumumuz çok güzel maşallah. ama hiç unutmam; yeni evliyken eşimle alışverişe gittiğimizde aylık yaptığımız için alışveriş arabası dolardı ve ben çok utanırdım, sıkılırdım. sanki alamayanlar bize bakıyor diye düşünüyordum. her eve dönüşümüzde bu konuda eşimle tartışırdık. çünkü bir türlü içim rahat olmuyordu. o da bir gün eşimin bana patlamasıyla son buldu.*

velhasıl o cıvıl cıvıl zamanlarımda idare etmeyi öğrendim. bu sebeple üstüme yapıştı kaldı bu durum. herşeyin kıymetini daha iyi biliyorum. boş harcamalardan sakınıyorum. o günlerde yaşadıklarımı asla unutmam.. rabbim kimselere darlık vermesin...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar