dünyaitiraf.com

#özgürler 

3261.
ağlasam rahatlarım aslında. ama ağlayacak sebep bulamıyorum. gülsem de rahatlarım aslında ama gülecek de sebep bulamıyorum. muğlakta kaldım resmen. yarına kadar bu psikolojiden kurtulamazsam pazar günkü sınavıma hazır olamayacağım. bu arada evet namussuz said pazar günü sınav yapıp hafta içi üç gün tatil vermiş. Allahım bu asistanlar neden geri zekalı ve embesil oluyorlar. cidden onun pigme suratını ezip at dişlerini eline veresim var. şiddet doluyum ona, hiç ders işlemeyen ısı transferi hocasına ve sınav sorularını hazırlattığı sonuçlarını okuttuğu eski asistanına.
devamını gör...
3263.
gene rezil oldum sözlük.

komşu kızı geldi bugün. kapıyı açtım elinde kadayıfıyla kahve içelim mi dedi. sen gel bu sefer dedim evde kimse yok. kız afalladı tabi. ben geldim zaten dedi.bendeki kafaya bakar mısın kız elinde tabağıyla gelmiş bizde oturalım diyorum. neyse oturdu konuşuyoduk ben kahve yapayım dedim kalktım.ara ki kahve bulacaksın. yook kalmamış. su koydum bende.geldim yanına dedim türk kahvesi kalmamış nescafe içelim dedim mahçup mahçup.kızın da türk kahvesi içesi vardı demek ki dur bizden alayım geleyim dedi.ikinci bi rezillik.allah'tan kahvem çok güzel oldu da ordan aldık notu.gene fal baktı bana.hayır günah olduğunu biliyorum ama rencide olur diye diyemiyorum.bardağı besmeleyle çevirmem tam bir fiyaskoydu.çarpılmadığım için şanslıyım.

öyle işte sözlük. seviyorum bu kızı.haftasonu çağırdı yine.gidicem mecbur.
devamını gör...
3264.
bu itirafı yapıp yapmamak arasında çok kararsız kaldım. ama yapacağım. sanki beni nerde göreceksinizzz . *

bigün ablamla bi mesele hakkında tartışıyoruz. konuyu hatırlıyamıyorum ama dini bi mesele idi. sonra ablam çok kesin yargılı bi cümle kullandı. bende alaycı alaycı ''kim demiş kızım kim demiiişşş'' dedim. o da tam olarak şöyle ''şehadet getir salak ayet bu'' o an ki yüz ifademi görmeniz lazım tabi. bi tövbe estağfurullah ve akabinde kelime-i şahadetler. çok kötüydü yaa.

neyse işte böylede patavatsızım sanırım. Allah'ım sen affet.
devamını gör...
3265.
telefonumda yapamadığım bir ayarı 8 yaşındaki yeğenim yaptı. bi de getirdi "al şule hala, yaptım bi daha bu kadar kurcalama" diyerek geri verdi. bu utancı nasıl kaldıracağımı bilemiyorum kogito. şu anda bu satırları, kapısını kilitlediğim odamda ağlayarak yazıyorum. sanırım 1 hafta dışarı çıkamayacağım.
devamını gör...
3266.
entry girerken bir şeyie dikkat çekmek isteyip de gizli bakınız verdiğimde eğer öyle bir başlık yoksa ve gizli bakınız kırmızı görünüyorsa çok mutlu oluyorum. ve o gizli bakınızın başlığını açmaya hiç uğraşmıyorum. çümkü benim istediğim o gizli bakınızın kırmızı olması.
*
devamını gör...
3267.
o kadar entry kastıktan sonra entrynin sonuna yıldız verip gayri ihtiyari olarak yıldızın sonunda noktalama işareti kullandıktan sonra, moderatörün birinin gelip de yıldızın içinde noktalama işareti kullanmak formata aykırıdır açıklamasını yapıp tanımımı silmesine ayar oluyorum. hayır sileceğine gel bi uyar demi yani ne bu emeğe saygısızlık. şu sorunun cevabını da merak ediyorum ayrıca: peki birader/bacım, yıldızın içinde gülücük yaparken noktalama işaretleri kullanılmıyor mu; o zaman neden o tanım silinmiyor? *
devamını gör...
3268.
buradan türk hava yolları call center çalışanlarına sesleniyorum. itirafım size. bugün sizlerin kulaklarını oldukça çınlatan benim. topunuzun bilgisini ve yapacağı işi seveyim!
devamını gör...
3269.
buradan türk hava yolları call center çalışanlarına sesleniyorum. itirafım size. bugün sizlerin kulaklarını oldukça çınlatan benim. topunuzun bilgisini ve yapacağı işi seveyim!
devamını gör...
3270.
çocukken kitaplarla aram pek yoktu. çok zor bir şey gibi gelirdi bana kitap okumak. üniversite okumak için bursa'ya geldim. okumadım gerçi ama 6 sene kaldım bursa'da. bunun ilk iki senesi yine 'kitapsız' zamanlardı benim için. sonra olaylar olaylar. insan insanlar çarpıştı. altta kalanın canı cehennemeydi. canımız çok cehennemlik oldu. büyümeliydik. bir gün dönüp geçmişime baktım ve aslında çok 'cahil' olduğumu anladım. çevrede nasıl gösterildiğim önemli değildi, kendimce baktığımda cahildim. çözüm basitti. kitap okumalıydım. bu kez yapabilirdim. başladım okumaya. genelde siyasi şeyler ilgimi çekiyordu, yeni çıkanları hiç ihmal etmezdim. tarih kitaplarıyla da aram fena sayılmazdı. öğrenci olmama rağmen maddi imkanlarım fena değildi. istediğim kitabı alabiliyordum. ailem de zaten durumdan memnundu ve maddi destekten geri durmuyorlardı. epey zaman okudum, tarzımı hiç değiştirmeden. parasız zamanlarım başlamıştı. yine de kitaba verecek para buluyordum. bayramda hâlâ harçlık alabiliyordum. bursa'da setbaşında kütüphane vardır, bursa'nın göbeğinde. bir yıllık üye olunca, 15 gün içinde geri iade etme şartıyla, aynı anda üç kitap alabilirsin. oraya da üye oldum. edebi anlamda epey kitap olsa da, benim ilgi alanıma giren konularda kısıtlı bir kütüphaneydi orası. raflarda olan kitapları hepten ezberlemiştim, işe yarar bulduklarımı da okumuştum. bir gün gezerken gözüme bir kitap ilişti. minima moralia. adorno yazarıydı. frankurt okulu falan diyordu. aldım. arkadaşımın lojmanı vardı ve kendisi pek uğramazdı. normalde 3 kişiydik ve diğer arkadaş da uğramıyordu artık. tek kalıyordum, gecekondumsu, 70'ler türkiye'sinden bir ev. iki katlı ama alt kat girişi ön taraftan, bizim giriş arkadan. akşamları genellikle kitap okuyarak geçiyordu vaktim. minima moralia'yı da bu evde okumaya başladım. kitap korkunçtu ve her kitabı elime aldığımda altını çizecek bir yer olur diye kulağımın üstünde bulundurduğum kalem sıkça aşağı iniyordu. çizilmesi gereken çok yer vardı. sarsıcıydı, bir o kadar da ağır. hemen hemen anlıyor sayılırdım. bu kitabı aldığım üç kitap arasında en sona mı bıraktım hatırlamıyorum ama kitabın iade tarihi yaklaşmıştı. çizdiğim yerleri kaydetmeliydim bilgisayara. bir kısmını kaydettim de. fakat önemli bir kısım çizdiğimle kaldı sadece. kitap da gitti kütüphaneye. ben de gittim bursa'dan. bir daha uğramayacaktım. kitap bazı şeyleri değiştirmişti hayatımda. artık güncel siyasi kitaplar ve tarih kitapları arka planda kalmalıydı. yerini düşünce, fikir kitapları almalıydı. batılı düşünür, filozof, kuramcı vs listesi çıkardım kendime. geneli 20. yy'da yaşamış olanlardan. baudrillard, foucault, bauman, zizek, canetti, sontag bu şekilde girdi hayatıma, daha da girmeyi bekleyenlerle birlikte. aslında daha çok başındayım yolun, biraz ağır da geliyordu bana bu kitaplar. ama en azından bundan sonra ne tarz ya da kimleri okuyacağımı biliyordum. sıcak bursa yazı, lojman, tekim, minima moralia, çay, kitap, kitap, kitap... böyle başladı her şey. insan insanlar çarpışmaya devam ediyor, altta kalanın canı cehenneme olmaya da. yine de kitaplar iyidir!
devamını gör...
3271.
mail kutucuğunda kuzey kutbunu koruduğum için greenpeace bana teşekkür etmiş. halbuse kuzey kutbunu korumak istemiş felan değilim, kuzey kutbu umrumda değil. sanırım biri benim yerime kutbu korumaya kalkmış ve adımı da yazmış.

yani kuzey kutbunu koruma listesinde adım var, benim de yeni haberim oldu. güneylilerin bir oyunu mu bu, yoksa kaderimin bana bir oyunu mu bu?
devamını gör...
3272.
kardesim her sene istinasiz takdir belgesi getiriyor.. onun adina cok seviniyorum tabi ki.. ama onun yasindaki karnem aklima geldikce uzuluyorum da.. benim karnemde ikiler ücler ucusurken kardesiminkinin hep bes ve dort olmasi utandiriyor resmen.. evet bu bir karne gunu bunalimi.. yazik la bana..
devamını gör...
3273.
ortaokulda ve lisede istisnasız her sene takdir veya tesekkür belgesi aldım. ama bu durum öyle normal bir hale gelmişti ki kimse umursamazdı. kuzenim derslerinde iyi degildi ve bir kere teşekkür aldı diye kutlamalardır, hediyelerdir gırla gitti. itiraf ediyorum uyuz olmuştum o zaman!
devamını gör...
3274.
anneme göre televizyondaki her genç erkek oyuncu benimki. valla ben hiç bişey demiyorum kendi kendine hepsini benimki ilan etti. dün pamir pekin bugün çağatay ulusoy. yarınki kim olacak merak içerisindeyim.
devamını gör...
3275.
geçen gün hayatımda ilk kez otobüste kapıdan inemeyen vatandaş için kaptana "inecek var" diye bağıranlar kervanına katıldım. hatta katıldım demeyeyim, kervan bendim.
niçin yaptığımı ise hiç bilmiyorum. normalde sessiz kalırdım öyle durumlarda.
o an bir hayli dalmıştım ve çok sinirlendiğim bir durumu tasavvur ediyordum. otobüs durunca yaşlı ve bastonlu bir teyze inemedi, otobüs de devam etti.
1-2 kişi söylenecek gibiyken tamamen doğaçlama bir şekilde orta kapı civarlarından "inecek var!" diye bağırdım. sonrasında 1-2 kişinin dönüp bana baktığını hisseder gibi oldum.
ve bağrışımın biraz sert olduğunu fark ettim. kafamdan geçenlerin acısını farkında olmadan oradan çıkarmışım demek ki. *
devamını gör...
3276.
arkadaşımın bi kaplumbağası var ona sinir oluyorum sözlük.ya kaplumbağa dediğin bön bön bakar dokununca da kabuğuna kaçar.bu öyle değil vahşi resmen saldırıyo insana.tabi intikamım kötü olduğu taşın üstüde ters bir şekilde beyblade gibi dakikalarca dönünce aklı başına geldi.ayrıca saçma ötesi bi adı var... hayvan severler hiç laf söylemesin bende hayvan severim ama bu resmen canavardı.
devamını gör...
3280.
cem yılmaz'ın gösterisini çok da terbiyesiz bulmadım. tamam ahlaka mugayir noktalar vardı ama, abartılan kadar değil. bence o kadar, abartılan kadar harika mükemmel de değil. cem yılmaz tadında. o kadar. komik güldük evet.
artık ne beklediysem.
celal ile ceren'nin artı 14 , cem yılmazın artı 7 olduğuna dikkat çekiyorum. kimse o film çok terbiyesiz vs demedi. garip.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar