3 gundur sim city adli bir oyuna takildim. oyle bir sardi ki, anlatamam. hatta sozlugu unuttum o kadar yani dusun. bence bi deneyin, fena sariyor.
devamını gör...
sabahtan beri esimle temizlik yapiyoruz. salona farkli bir hava katalim esyalarin yerini degistirelim dedik. nereden dedik, agzimizdan burnumuzdan geldi, iki tane ufak bebe var evde ne maceraya giriyonuz di mi? neyse esim once duvardaki raflarin agirlik skalasini denemek icin guc uyguladi, Allahin ayisi haliyle onlari kirdi tekrar monte etmek zorunda kaldi. duvara tablo asmak icin 3 adet civiyi fazla hizli vurarak duvarin icine gocurdu. tv unitesi yamuldu falan. guya evin havasi degissin dedik hasarimiz cok buyuk yani. birazdan afada haber vermeyi dusunuyorum. yardim edin laan.
devamını gör...
şu türkiyenin hollanda karşısında 2-0 önde olduğu mübarek dakikalarda öğrenci bilgi sistemine girip üstten ders alıyım rahat ederim yıl içinde diyerekten aldığım derslerin sonuçlarına bakmama ne gerek vardı ki? ortalaması 3.50lardan ayrılmayan ben son 6 aydır efsunlanmısım gibi ne kadar çok çalışsam da sonuçlar hiç de iç açıcı değil.tamam kaldığım falan yok ama o kadaaaar çalışmaya böyle olması.ilkokulda 95 alıp da ağlayan kızlara benzedim resmen.
her işte var bir hayır elbette.her niye böyle oluyor dediğimde ardından hayırlısı demeyi içten bir şekilde öğrenmeliyim artık.yoksa kafamı sabahtan akşama ders çalıstığım odanın duvarına falan çarpasım geliyor.
devamını gör...
yarın çanakkale'ye gidiyorum. hemde sadece 1 imza için.
bu akademisyenler yüzünden idealist olucam.
devamını gör...
bu sözlük sanaldan da öteymiş.. o 2 yazar* kısa bir süre ara verdi belki sözlüğe ama çok dokundu be.. yada su sıra çok duygusalom bilemedim.. haklarında hayırlısı olsun su kısa süre de çabuk bitsin inşallah..
devamını gör...
sözlükte okumadığım iki üç başlıktan birisi bu.
devamını gör...
tam bir yıl olmuş. halbuki 07.09.2014 dün bile değil bugün gibi aklımda.
devamını gör...
fazlasıyla ifşa içerdiği için yazarların karizmasının istikrarı açısından okunmayası.
devamını gör...
bu ara ne doğru düzgün sosyal medya'ya bakasım ne tv açasım gelmiyor. bu kadar çok acı varken, neden bu kadar çok acı var?

şehit haberlerini duydukça ruhen ölüyoruz hepimiz yavaş yavaş. insanları yaşayan ölüşer haline getirdiler. keşke bizde ölsek de temizlense dünya tümden.

insanların acılarını o kadar iyi anlıyorum ki, iki üç ay sonra kendi erkek kardeşimi askere yolcu edicez kime ve neye güvenerek yapacaz bunu bilmiyorum. neyin savaşını veriyor bu insanlar, ne için ölüyor? bu gerçekten bir vatan kavgası mı yoksa altında çok farklı şaibelerimi var? gencecik evlatların ailesine düşürdüğünüz bu yangınların hesabını nasıl ödeyeceksiniz bakalım.

bu tip olaylar üzerinden cemaat, hükümet türk kürt kapışması yapmanız ise ekstra saçma ve itici. siz neyi tartışıyorsunuz ki lan? insan evladı ölmüş... kimse sizin olaylar üzerinden tartışmalarınızı çekemeyecek kadar hassas şu an. duyarlılık zor bir meziyet biliyorum lakin vurdumduymazlığın bu kadar kolay kazanıldığını bilmiyordum.
devamını gör...
bir kaosa doğru adım adım ilerlediğimin habercisi biliyorum, annemin az önceki telefonun ucundaki sesi.
hiçbir "nerdesin sen?" anneminki kadar endişelendirmiyor beni. çünkü başka hiçbirinin ardında babamın varlığı ve yankısı yok.
dünya yansa umrumda değil eve varana kadar geçecek şu kısa süre içinde. sonrası küçük kıyamet.
tam da orhan babanın kulağıma fısıldadığı gibi.. "bıktım artık yaşamaktan! çekmekle biter mi bu hayat yolu, bu yalnızlık, bu dertler?"

edayt: umduğumu bulamadım.
devamını gör...
u ve y nin bu başlığa yazdığı tanımı gördükten sonra merak ettim acaba bu başlığa hiç yazdım mı diye ama çok üşendim 8783 tane tanıma tek tek bakmaya hafızam beni yamultmuyorsa bu ilk. aslında bu da acı bişey 8784 tanımlı bir başlıkta tek tanımım var.

ek itiraf: arama butonuna inanamak: 2 tanımda benden bahsedilmiş hemen buldu sağolsun arama butonu, 3 tane de ben itiraf yazmışım hatta biri geçen ay! b12 eksikliği olmalı bende.
*
devamını gör...
sen hiç anaaa ben şu ana kadar dışarıdan görüldüğü gibi bir insan değilmişim bambaşkaymışım dedin mi sözlük ? ben dedim sözlük. beni sev sözlük. bana çay ver. benimle konuş sözlük cüğüm.
devamını gör...
tatsız olan günlerimize yeni tatsızlıklar ekleniyor her geçen gün.
zerre umudum inancım kalmadı iyi günlere.

gitmek de çare değil kalmak da.
mecburen yaşayacağız işte. hepsi bu.
devamını gör...
şimdilerde dağıldım iyice. dışarıya çok belli etmiyorum. gündelik hayata bir şekilde devam ediyorum. insanların yanında gülebiliyorum. kimse ne olduğunun farkında değil. dışarıdan bakan keyfi yerinde diye düşünüyordur. buradan bakınca her şey gri tonlarında.

anlatmak da istemiyorum hiçbir şeyi ama yazmak rahatlatıyor. kafamı bu şekilde dağıtabiliyorum ancak. yazmasam içimdekileri dökecek başka bir davranış bilmiyorum ben.

ortam karışık. ülke yangın yeri öyle diyor haberler. hayırlısı demekten başka içimden bir şey gelmiyor. artık politik söylemler de ilgimi çekmiyor. insanların söylediği şeyler ilgimi çekmiyor o yüzden bu hayata karşı ilgisizlik.

- nasılsın
- iyiyim?
- sen nasılsın
- aynı..
- hadi görüşürüz.

hiç iyi değilim. içim de taşlaşan bir benlikten başka hiç bir şey yok. anlam veremiyordum önceden. şimdi anlam vermeye çalışmıyorum. insanların çelişkilerini görmekten bıktım artık. o yüzden görmemek daha iyi geliyor.

evet sen çok güzel çıkmışsın, gerçekten de haberin yok fotoğrafının çekildiğinden ve buna rağmen çok güzel çıkmışsın. çok güzelsin.

evet sen de çok duyarlısın. 20 yaşında hayatı çözdüğün için çok yücesin. hemen bir kabile bul ve sana tapınmaya başlasınlar geç kalma.

evet sen de çok zekisin. çok çok zekisin. eminim yaşamış bütün zekalar keşke biz de onun gibi olsak diye hayıflanıyorlardır şu an.

ulan nasıl bir dünya bu be. herkes -mış gibi yaşıyor ama kimse ben neden niçin nasıl böyle yapıyorum demiyor. sadece kendi hayatına devam ediyor. çevresinde kümeleşmiş insanlar olsun kendini beğensin övsün istiyor. bunu başarabilmek için ilk önce kendisi gidip birisinin etrafındaki kümenin bir parçası oluyor. sıra kendine gelsin diye bekliyor.

ama herkes hayatına kaldığı yerden devam ediyor. bir şeyleri yapamıyor beceremiyor ama ben yapamıyorum beceremiyorum demiyor istemiyor diyor tercih etmedim diyor. böyle böyle değerli kılıyor hayatını.

en büyük zaafım olayları olduğu gibi kabul etmemek. bir yerlerde yanlış giden şeyleri görünce içimden hemen ona salça olmak geçiyor. aksini düşünemiyorum. hemen müdahil olmalıyım diyen bir gen var bende. sürekli etrafındaki genlere fısıldıyor. "salça ol salça ol salça ol" hayatımı yaktı. yandım.

şimdilerde bakıyorum herkes duyarlı. duyarlı olmak moda. herkes de bu trendi takip ediyor. adalet diye bir şey yok ama. yozlaşmış bir vicdanın olduğu yerde adalet olabilir mi? ancak edebiyat olur. boş laf olur. şiir yazarsın. lay lay lom. ötesi değil. aksiyon almak adına gerekli fikri zemin nasıl oluşur böyle kaypak düşüncelerle anlaması güç

insanlar ölmesin diyor. hangi insanlar. ölenler. kim onlar açık konuş. "barış gelsin". insanlar en kötüyü bile kınayamıyor ya da kınadığını söyleyemiyor. nasıl bir iki yüzlülük varsa artık nasıl bir menfaat dünyası ise bu. herkes politik doğruları konuşuyor. ulan yemin ediyorum bu gerizekalıları gördükçe hayatı mikroskopa koyup incelemek istiyorum nasıl bir gariplik var belki görürüm o şekilde.

herkes bir şeyleri eleştiriyor. ama kendisi de bir şekilde o eleştirdiği şeylerin bir parçası aslında. genelde bencilliği eleştirenlere bak bakalım. kendi bencilliğini yaşayamadığı için eleştiriyor başka benleri. ya da hayat kötü edebiyatı yapanlara bak. kesin bir menfaati gerçekleşmiyor da o şekilde edebiyat yapıyor. aşk diyenin aşkı zelil etmesi. iyilik diyenin iyiden nasibi almamış olması kronik rahatsızlık olarak her yerde var.

sıkılıyorum artık bu düşüncelerden. dünyanın bir akıllısı ben mi kaldım bunlara kafa yoruyorum. sonuçta bunları aç bırakıp önlerine iki tabak yemek atsan herkes birbirini kılıçtan geçirir. öyle bir dünya bu. herkes önce kendini düşünüyor. işin özeti de bu aslında.

hani o önder dedikleri adamların arkasında menfaat peşinde koşanlar. iki kuruş fazla kazanayım diye takla üstüne takla atanlar genelde ulvi değerler adına ne varsa ağızlarına sakız etmişler. bakıyorsun hayata gelmekten başka bir başarısı olmayanlar bir şeyler yapanları eleştiriyor.

yemin ediyorum menfaat dışında bir ilişki kuran insan görmüyorum son günlerde etrafımda. ya da şu an hayata baktığım gözlükler hep hayatın bu tarafını gösteriyor bana. bir bakıma da iyi oluyor aslında.

uzun süredir iyiliğin insanın dışında var olduğuna inandım. iyiliğin orada bir yerlerde olduğuna inanmak istedim. yoksa bu yozlaşmış düşüncelerin insanlığı daha da tüketeceğine inandım hep. ama yanıldım. iyilik diye bir şey yok. menfaat var ben var.

şimdilerde aklım yeni yeni yerine geliyor. bunca zaman neden kendimi olağan dışı şeylere inandırmaya çalıştım bilmiyorum. bir tür zayıflık olsa gerek. hani çabaladığın zaman hırslı oluyorsun ya. o yüzden bıraktım galiba çabalamayı. ama aynı insanların daha sonradan tembel bu diyecekleri aklıma gelmedi. tag heuer saat takıp mütevazilikten bahseden insanlardan yoruldum artık. mütevaziliğini bile gösteriş nesnesi haline getirmeye çalışan aptalların da canı cehenneme.

tutarlı olmak benim kendimi inandırdığım boş hayallerden biri. kimse de tutarlılık adına en ufak bir kırıntı yok. tutarlı olmak demek her zaman limit sonsuza giderken geçmişinle yüzleşmek demek çünkü. ve kimse geçmişi ile yüzleşmek istemiyor. geçmişini gömmek istiyor. çünkü yeni bir geleceği bu şekilde inşa edebileceğine inanmış.

bu zamana kadar uğruna emek verdiğim her şey çar çur oldu. ciddi anlamda bütün varlığımı verdiğim son şey de elimden uçtu gitti. yerine yenisi gelmeyecek. bir şeyleri de aldı götürdü giderken insafsız. ortada kalıyor insan.

şimdi gerçekleri kabul etme ve oyunu kurallara göre oynama zamanı. hayatta her zaman bir dönüm noktası oluyormuş demek ki. bir şekilde hayatta kalmak adına prensipleri bir kenara koyma vakti ve gerçekten içindeki sırtlanı ortaya çıkarmak vakti bu şekilde geliyormuş demek ki. şimdi oynayacağım oyun bu. bakalım alışmak ne kadar zamanımı alacak.
devamını gör...
sözlüğe ilk geldiğim zamanlarda dürt butonunun facebook'taki ile aynı işlevi gördüğü zannedip yanlışlıkla tıklamayayım diye baya bir gerginlik yaşıyordum.

bir de stajyer olduğumda, whatsapp grubundan dolayı kamarakileri/ yöneticileri rehbere kaydederken derviche moderne'i yagmurun golgesi olarak kaydetmişim. listeye bakarken fark ettim tabi yağmur yazıyor ama bıyıklı bir kişi....**
devamını gör...
buraya uzunca bir şeyler yazmayı planlamıştım. ama yedinci cümleyi bitirdiğimde vazgeçip sildim hepsini. saat on ikiyi geçmeden dengem neden bozuldu bu kadar bilmiyorum. aslında biliyorum. beni biraz dinlese anlaşıcaz, onu da biliyorum. benziyoruz çünkü. sonrası yok ama. sonrası benim başıma dert.
bir de "beni neden sevmedin?" ne kadar hazin bir cümle ya. sanki su dolu bir bardaktım da siyah boya damlattılar içime. neyse, siyah boya ister misin biraz? gökkuşağının katili olalım mı? olmayalım mı? e canın sağolsun madem.
devamını gör...
kullanıcı adının görülüp görülmemesinin aktif yazar olmakla alakalı olduğunu bugün zeyneb* ve mervoskiden öğrendim. halbuki ben siteye güncelleme geldi sanmıştım.*
devamını gör...
21 yaşındayım ve biraz once hamile elsa giydir oyunu oynadım.
devamını gör...
bugün sözlüğe kur yaptım. yani yapmışım. siri gibi soğuk bir sesle "ben senin bildiğin sözlüklerden değilim voiinnkk" dedi bana. kaynak kodları tepesine çıkmış. canım ya. olsun ben seviyorum yine de *
devamını gör...
hani bi şeyi çokça tüketirsin de sonra dönüp bakasın gelmez. benim için bu başlık öyle. ortaokul zamanında yediğim ülker luna çikolatanın bi süre sonra gördüğümde fenalık getirmesi gibi. garip. buraya gelir gelmez çok yazdığımdan şimdilerde amann amann kalsın diyorum.. eskileri de bulup uçursam pek iyi olacak.
devamını gör...
iki gündür annemi punduna getirip çocukları ona bırakıp dışarı çıkıyoruz. geziyoruz sandınız di mi? ı ıh ne gezmesi, ev dekorasyonu yapalım dedik, önce salondan başlayalım falan. ulan böyle bir yorgunluk modeli yok. yürümekten oraya buraya gitmekten ayaklarım davul gibi şişti, üstüne basamıyorum. az kaldı her şeyden vazgeçecem, ulan nasıl bir işe giriştik. geberiyom vallah billah.

keşke ben ev de çocuklarla ilgilenseydim de biri benim yerime yapsaydı. çocuk bakmak daha kolay lan. bol bol yol yapanlara ve yorulmayanlara sesleniyorum. terket burayı kardeşim.
devamını gör...
ben sessizliğe inanıyorum. ansızın sizi yakalayan acı ile değişmek, acım sayesinde hayatımın eskisi gibi olmaması da yaşamın sürprizlerinden biri değil mi?
devamını gör...
ışığından ne hayır gördük ki
etmesin üstüme gölge gölgeeeğ gölllgeğğğ

evet, malesef bu şarkıyı bir de iğrenç sesimle büyük bir keyifle söylüyorum... şşş sessizz.
şişman pia demet akalın mı dinliyo gizli gizli... gölge kısmına nefesimi yetiremiyorumm.

*
devamını gör...
el yazım bir değişik, diğer kızlarınkine benzemiyor. özene bezene, iri harflerle, ben burdayım diyen bir yazı değil. sanki laf sokan bir yazı, bana değil öbür tarafa bakın, veyahut, gülünecek bir şey yok, diyen bir yazı. ya da bazen, hayat çok güzel gülüp eğleniyorsunuz ama, onun da bir sonu var, diyen bir yazı. okunup okunmaması değişiyor, ama yazımın garipliği değişmiyor. eskiden böyle değildi, o da benimle birlikte değişti. böyle ne kadar garip bir insan olduğumu bağırıyor resmen. karakter analizine girip ön yargılara boğulmak istemiyorum, ama bu durum beni kara kara düşündürmüyor değil.
devamını gör...
canım sıkılınca arabeks rap videoları açıp o videolardaki ilginç tiplemeleri izlerim, sonra komşular duyuyomu ki diye evhamlanırım.
devamını gör...
istiklal marşının "sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak o be-nim milletimin" dizilerinin bestesi gereği " en son ocak o be" diye okunan kısmını üçüncü sınıftaki müzik dersine kadar artık kimlerden duyduysam cokobeli diye saçmalayarak okumuştum.kitabın ilk sayfasını açıp 10 kıta boyunca bu kelimeyi aramama rağmen bulamazdım da bir türlü.bir de sabahları cokobeli diyince aklıma gelen tüm gün aklımdan çıkmayan çokokrem var ki en fenası da oydu.
8 yaşındayken hayat bazen çok zor olabiliyormuş cidden.
devamını gör...
adeta siyasete kadam basmıyor. ya bu yüzden takip etmek istemiyorum ya da aykip etmek istemediğim için kafam basmıyor bilmiyorum. parti genel başkanlarını*, başbakanı, cumhurbaşkanını,istanbul ve ankara büyükşehir belediye başkanını, kartal belediye başkanını bir de bi sebepten çok fazla gündemde olan birkaç bakanı * biliyorum sadece.
devamını gör...
müslüm gürses dinliyosun, aşk acısı çekiyosun sanıyolar. halt etmişsiniz, hiç mi acı görmediniz ?
oysa kısacık bir tını yetiyo can yakmaya. kastımız var kendimize, elimizde değil belki de.
itiraf buralarda biyerlerde olucaktı, yolda susturdum belki de. çok üzülüyorum ulan, kahroluyorum. ama sırıtıyorum çook mutluyum sanıyolar. ben ikiyüzlü ya da riyakar değilim bee, göremiyolar üzüldüğümü. gösteremiyorum belki de. neyse gideyim ben.
devamını gör...
bugün okulda alt tarafı iki kişiyle tanıştım, ikisinin de adını unuttum.
devamını gör...
boyaci olunmaz boyaci dogulur arkadasim. tam bir irgat gibiyim 2 gundur. geceleri ruyamda matkaplar, boya rulolari, fircalar, spatulalar goruyorum.
devamını gör...
anne ve babamın aşk mektuplarını okudum. pişman değilim. hatta iyi ki okumuşum. babam sıkı şairmiş.
devamını gör...
evin her yeri her yerde. tüm odalar noktasına, virgülüne kadar birbirine girdi. planım çocukları uyutup eve girişmek. sanırım hiç uyumadan bir gün geçireceğim, üstelik yarın akşam yemeğe misafirim var. hayat ne güzel de mi ya, yağmurlar başladı falan. ben kendi kafama edeyim ki nereden bulaştım iki çocuklan bu işlere onu bilmiyorum.

ama bir taraftanda bir ikizler burcu kadını gerçeği var. bir şeyi değiştirmezsem o ortamda mutsuz oluyorum. en azından şu an mutluyum ama fena yorgunum, çelişkiler içinde kaybolmadan yere dökülen boya lekelerini kazımam lazım. çok iş var çok.

arka fonda artillery çalar ve die antwoord düşüncelere dalar.
devamını gör...
başımı çevirsem görüyorum seni, elimi uzatsam değerim yüzüne,parmaklarına,kalbine. o kadar yakınsın. avazım çıktığı kadar bağırıyorum, duymuyorsun.o kadar uzaksın. gözlerinde boğuluyorum her göz göze gelişimizde. gözlerimle bağırıyorum, tütünümle bağırıyorum sana.. ama duymuyorsun...
sadece gel. sarılmana, konuşmana, ağlamana gerek yok. hiç ağlama zaten. gözlerimin içine bak yalnız. ağzımı açmama gerek kalmayacak o zaman. sen de yorma dudaklarını..
bak. bir an gözlerini kaçırsan anlarım ben seni. kalkıp gidebilirim o an. seni senle bırakıp, hayalini alıp da giderim. bütün sabahları,bütün gün doğumlarını sana bırakıp gecelerle giderim. ben yürürüm yol alabildiğine. ciğerim daralır,ayaklarım kanar,dudaklarım kurur. bunlar önemli değil de kalbim yoruldu sana.
devamını gör...
cinli başlıkları canlandırıp coşalım istedim. gördüğüm başlıklar sonucu içim ürperdi korkudan uyuyamıyorum. itirafın yolunu zor buldum. ilahi söyleyelim mi?
devamını gör...
ergen zamanlarımda tv'de bazen bir reklam klibi dönerdi (o zamanlarda böyle müzik kanalları vs olmadığı için şarkı kliplerini nadiren izleyebilirdik.) bu reklam kliplerinde muhakkak güzel hareketli bir yabancı şarkı ve hoplayan zıplayan kızlı erkekli gençler olurdu. ve benim de kanım delice kaynardı; bir an önce genç adam olmak, o mutlu dünyaya adım atmak isterdim. babama elimde su getirirken o klibin yaşamına eşlik etmemek için kendimi zor tutardım; delice dans etmek ve onlardan olmak.

derken aradan bu kadar sene daha geçti. halen aynı klip dönüyor; yine genç kızlar erkekler güzel müzikler eşliğinde hopluyor zıplıyor. ama hepsi yalanmış. dışarıda öyle bir hayatı hiçbir zaman görmedim. gerçi bir ara içinden geçtim ama kısa süreliydi herşey gibi. zaten o günlerde de diş macunu ile traş olur, traş macunu ile de diş fırçalardım.

gençler... bu dünyanın kürek mahkumları. onlar bu güzel müzikler eşliğinde bütün güç ve kuvvetleriyle küreklere asılmasalar dünya denen bu gemi belki hiç ilerlemezdi. bu iş dünyanın yararına olmakla beraber, ebedi gençlik te mümkün olmadığından, işe yaramaz olduklarında bir gün gemiden bir çöp gibi atıldıklarında anlayacaklar o klibin çoktan bittiğini; ya da hiç var olmadığını.
devamını gör...
hayatımın ilk bölümünde kendimi göstermeye çalıştım; dünyanın efendisi olmaya; şampiyon bir dövüşçü ya da büyük bir stratejist olmak gibi. neye el attıysam en büyüğü olmak istedim. fakat her rüzgarda farklı bir dalda buldum kendimi; yine de oradan filizlenmek istedim. fakat bir gün dünyanın dışında budum kendimi. önce kendimi sonra dünyayı anlamaya çalıştım; toplumu, ülkeyi, sistemi... siyasetten felsefeye, edebiyattan güncele kadar bütün denizlere girdim çıktım. ki halen de bırakmadım bu işin peşini.

peki anlayabildim mi? kısmen. çokça da anlatamaya çabaladım. fakat bir sineği bile ikna edemedim doğrularıma. bunu anladığımda dilimi de kaybettim.
devamını gör...
insan yapayalnızdır; fakat içindeki kalabalıkla yaşadığından yalnız olmadığını sanır.
devamını gör...
binbir emekle organize ettiğimiz zirveyeye gidemem ihtimalim beni çok üzüyor.
devamını gör...
az önce bir bardak çayı döktüm yanlışlıkla. resmen içim acıyor, bu nasıl tarifsiz bir acıdır. hala aklımda o bir bardak çay. sonrasında içtiğim çay teselli etmedi beni.


o çayın arkasından şu nakarat dolandı dilime :


göğsüm daralıyor , yüreğim kanıyor
olmasaydı sonumuz böyle
devamını gör...
az önce özene bezene hazırladığım tanımım daha doğrusu başlığım beklenmedik sunucu hatası nedeniynen silindi sözlük! aslında hep işimi sağlama alırdım* ama bu sefer cahil kaldım tanımların rengine kandım, elimden uçtu gitti! yeminlen gözüm döndü çatacak yer arıyorum! daha da açmam o başlığı!
devamını gör...
kültür gelenek diyince aklına beşik kertmesi ve berdel gelen,"doğu dizisi" gelen ülkesindeki herhangi başka bir insana saygı duymayan birisi varsa buna cehalet şahittir ben değilim sözlük. öpüyorum sözlük.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar