dünyaitiraf.com

#sözlük dışı/forum 

4551.
doktora bitmezse sebebi ansızın kendimi sözlükte bulmam olacak. hangi ara buraya girdigimi bile bilmiyorum. beni böyle havalarda sözlük yazarı olmak mahvetti.
devamını gör...
4552.
beyin bedava....

ya sözlük. saf ben kalktım yanımdaki saate baktım ve gördüğüm saat 8.20 . apar topar kalktım ama bir yandan telefonun alarmına söyleniyorum bir yandan arkadaşıma.
az önce kendime geldim ve saat daha 7.30 .

bu tanım ağır gripten ölmek üzere olan erkenden kalkmış zavallı sulu sepken tarafından yazılmıştır.
tamamen hazırlanmıştı hatta pardüsesini giyecekti ama heyhat...
devamını gör...
4555.
tadelle çikolatası ben küçükken bir reklam kampanyası başlatmıştı. reklamda tadellelerden bilmem kaç kişiye oyuncak, bilmem kaç kişiye akülü araba, bilmem kaç kişiye bisiklet çıkacağı şeklindeydi. ama bunun için çikolatanın ambalajında yazılı olan kodu göndermek gerekiyormuş.

ben ise o oyuncakları direk çikolatanın içine koyduklarını sanmıştım. çocuk aklı işte. bir de çikolatayı ısırdığımda içinden çıkacak oyuncak dişimi kırmasın diye dikkatlice yiyordum. tabii o tadellenin içinden hiçbir zaman bir şey çıkmadı. bu bilinçaltıma nasıl işlemişse hala tadelle yerken dikkatle yerim.
devamını gör...
4556.
cogito mizahı diye bir ekolden bahsediyoruz.
ilk 2 yıldan bu yana sözlükte bu ekole az çok katkı yapanlardan birisi olduğumu düşünüyorum. ancak bazı mizahi başlıklarıma denk geliyorum arada. gereksiz zorlama, ironi olsun diye fazlaca kasmışlık. özellikle kişilerle ilgili olanlar. yok harun yahya nın elinden tutup darwin'in karşısına çıkarmak falan.
önce bunları nasıl yazdığıma sonra da o zamanlardaki vaktimin genişliğine şaşırıyorum. bu farkındalığın sebebi yazarlıkta terakkiyattır deyip ontolojik şerhe bağlayarak yine lehime oynayabilirim ama bu tam da öyle değil. ergenlikte saça sakala şekile yapılan gereksiz müdahaleler, mübalağalar gibi. bir zaman sonra abukluğunu fark etmek.
yine de böyle dandik her yazımla ,başlığımla karşılaştığımda elim sil butonuna gitse de birkaç saniye sonra "onlar benim çocuklarııım ! dokundurtmam onlara" diye titreyerek kükreyen münir özkul hasisliği kaplıyor içimi.
devamını gör...
4558.
evde kalmış kızlara çok yüklenildiğini fark ettim sözlük. hani vardır ya bir ayşen gruda tiplemesi, ben ona artık hak verdim. * ben daha çok gencim cümleleriyle insan kendini böyle şeylerden uzak tutmaya çalışsa da etraftakiler evlenmeye başladıkça, kafa bi yerden sonra otomatikmen evliliğe çalışmaya başlıyor. o güne kadar gezmiş tozmuş, tek istediği azıcık eğlenmek olan kızların, evlilik telaşıyla çeyiz düzmeye başladığını görünce makus talihi anlıyorsun. bu biraz her sofistike başlayan düğünün de ankaralı namık ile bitmesine benziyor. ne bileyim sözlük, prison break izlerken telefonuma şöyle bir mesaj geliyor: " düğünü hidiv kasrında istiyoruz, inşallah olur, dua et :)))))" böyle prison break bi boş gelmeye başlıyor bu mesajdan sonra. insan kendini hop gönüldensevenler.com'da buluveriyor.* zaten prison break'te de michael scofield ile sara tancredi evlendi. vay arkadaş! insanlar gerçekten de evleniyor.
devamını gör...
4559.
kurban derisi başlıgını gördüm, şimdi aklıma geldi. evvel zaman içinde kalbur saman içinde * hani teravih namazına diye evden cıkıp, sahile kacılan çaglar işte. neyse ben ve benim emsal bir arkadasım şimdi hala arkadasım, o zaman ki suç ortagım işte. bizim aileler bir öküzün 7 ortagının 2 si idik. neyse kurban bayramı sabahı kurban kesildi, deri tuzlandı camiye verilmek üzre thk dan saklanıcak. biz camiye götürürüz hemen bekletmiyelim dedik aldık deriyi koyduk el arabasına, kankamla ben. tabi derinin para ettigini biliyoruz, camiden yakın olan bir de kasap vardı. bi soralım dedik neyse girdik sorduk adam actı deriyi kesigi az falan filan ölctü bicti simdi hatırlamıyom ama iyi bi fiyat verdi. tabi ki deriyi sattık. o gün bugündür iki yakamız bir araya gelmiyo lan.

not: ne çok işte demişim yaw. *
devamını gör...
4561.
cogito yazarlarının genel kültür düzeyinin dini bilgilerle sınırlı olduğunu düşünmeye başladım sözlük.sıkıldım.. bi de koca bulmaya geldiğini tahmin ettiğim bir iki yazarın her entrysinde dişi olduğunu kapalı olduğunu falan milletin gözüne gözüne sokmasından bana sinir geldi be sözlük.. anladık bayansın.anladık bekarsın. anladık kapalısın. bari özelliklerini liste halinde yaz da ona göre sana birilerini bulup şu kendini anlatan entrylerinden kurtulalım.ekşide bile yok bunlar yaw.
devamını gör...
4562.
eskiden kadınlar evde gün yapardı; şimdi dışarıda yapılıyor.
apartmandakilerle tanışma/kaynaşma gününü bir konakta başlatacağız bugün.
haftaya da okuldaki arkadaşlarla yapılacak.
insan dışarıda ne kadar samimi olabilir ki?
gitsen bir türlü, gitmesen bin laf.
devamını gör...
4563.
en sevmediğim programın uzaktan eğitim kursuna başladım. sevmiyorum bunu ya, sevmiyorum. geçen sene bırakmıştım, şimdi bakıtm aynı hoca anlatıyor. sevmiyorum arkadaşım sevmiyorum. sırf basit sakil firmalarda işe başlayacağım için öğreniyorum bunu. işe yarar bir şirket bu programı kullanıyorsa Allah belasını versin zaten.
devamını gör...
4565.
kısır, yalancı dolma. iki lezzetli yemek. ama isimleri bir tuhaf. bilmem belki bana öyle geliyor. ikisinin de lezzetli olmasının dışındaki tek ortak nokta, etin malzeme olarak bu yemeklerde yer almayışı.
demek ki diyorum, et olmayınca kısır, yalancı oluyor yemekler. öyleyse diyorum et, doğurganlık katıyor, sahicileştiriyor yemekleri. sanki can katıyor.
ülkeme bakıyorum, ülkem her bağlamda kısır, belki yalancı. yolu, şantiyesi, bilgisayarı, metrosu, sanatı, edebiyatı var. ama bir şey eksik?
çetin altan ikide bir, gevrek güler ve sathımızdan bir kaşif çıkmadığına vurgu yapar. doğru söze ne denir ki, hakikat; kısır ve yalancıyız adeta.
sanatkarımız, sanatçımız, mimarımız, evet siyaset adamımız hep bir cemaatin insanı; tümel değil; tikel, tekil.
yemek gibi otantik sanki; kısır, yalancı dolma, komagene.
ruhumuzda can yok. ideoloji, kattığıyla kaskatı yapmış adeta. ne sevincimiz, ne üzüntümüz, ne umudumuz; evrensel değil hatta biz değil.
mizahımız? koyunlar gülseydi; tıpkı bize benzerdi. biz ise meleyemiyoruz, kurt misali ısıramıyoruz bile. bir eksiğimiz var. kısırız, yalancı dolma bir kaderde ortaklaşmışız galiba.
devamını gör...
4568.
ben namım yürüsün diye o çok çok çok güzel adama pas vermedim ama arkadaşım haklı, o iki hafta sonra hatırlamaz ama ben iki ay sonra da hatırlarım, muhtemelen.
ühü. *
devamını gör...
4569.
sabah ise giderken, her zaman ki bekledigim yerde taksi bekledim. bir taksici geldi nihayet bos, normalde durak taksisi olmayan taksiye pek binmem ama gec kalmistim... neyse bindim taksiye adam donup donup bana bakiyor, nerden taniyorum ben bunu dercesine... laaaan bizim gizz taniyamadim ya la seni dedi tum kabaligiyla. kafami hic oynatmadan gozlerimi devirerek baktim adama, ben sizi taniyamadim dedim. balcilarin mehmet ben dedi. kimdi ki o dedim, basladi anlatmaya... tanidim evet ama ucuz hamilesi gibi gobegi dokulen saclari engel oldu ilkin tanimama. lisedeyken ne guzel cocuktu oysa... hayat dedim icimden... degistigini hic.belli etmeden...

ama o ne yapti?!, bizim giz sende yaslanmissin be dedi yine tum kabaligiyla! enistem mi cokertti seni dedi tum umarsizligiyla ahahah yok yahu dedim dislerimin arasindan gulerek.

itiraf ne mi, bozuldum cok uzuldum, bu lafi duymak moralimi bozdu. yasli degilim ben tamam mi sensin yasli! ben sana dedim mi gobeginde ayri bi ulke mi yasiyor diye, gobegini kessek afrika doyar diye, hele kel kalan basindan hic sozetmedim ben.

yaslanmisim hadi ordan. hih. peh!
devamını gör...
4570.
işe geç geldim. kapıdan geçerken hızlı yürüdüm ki kapıdaki lavuk ispiyonlamasın. dışarda işi varmış sansın. yerse tabi.
devamını gör...
4572.
kendi düşen ağlamaz hem de bal gibi ağlar. erkekliğine laf söyletmemek için o anlık orada ağlanmaz. yalnız kalınca hemde nasıl ağlanılır. bildiğiniz gibi değil dostlar, acıyor işte. iki göz yaşı geçirir.
devamını gör...
4573.
bazıları isteyerek gidiyor. arkadaşlarım evlenip ister istemez gidiyor. yeni tanıştığım insanlar bile hep bi yere gidiyor. bazen durağa geliyorum ve otobüs beni beklemeden gidiyor. metrobüste yanıma oturan insanlar hep benden önce iniyor. sözlük, kalmaktan nefret ediyorum, gidemiyorum da. "insan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim, gidemiyorum."
devamını gör...
4575.
yıllar yıllar önce, üniversitede, gecenin bir yarısı dondurucu soğukta * kampüsün önünde otobüs beklerken, üşüdüğümü görüp bana '' atkımı verebilirim, beremi de verebilirim'' diyen çocuğa çok kaba davrandım. uzun yıllarda kendisiyle dalga geçtim. pardon ya !
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar