eskiden güzel severdim ben. iyi severdim yani. sonra bir şey oldu gönlüm mü köreldi büyüdüm mü ne, zor sevmeye başladım hatta sevmemeye. bu her ne ise bu durumdan hoşnut değilim eski ben olabilmek de mümkün gözükmüyor. ne olacak şimdi başkan kaldık böyle.
bu saatler çok tehlikeli adama demeyecegi şeyi dedirtir aman dikkat.
devamını gör...
itiraf ediyorum ben bu başlıktan nefret ediyorum arkadaşlar.içinde yazılanlardan değil özenle okuyorum aslında. ama kendim bu başlığa yazmayı bi türlü beceremiyorum. doğru dürüst bişey yazamıyorum. yazsam da siliyorum. aslında doğru dürüst yazmadığım için silmem daha iyi oluyor herhalde.neyse bi tanım daha denemiş oldum bu başlığa belki kalır belki de yine kehanet gerçekleşir ve gün doğmadan silerim tanımı.
devamını gör...
sanırım buraya itiraf ediyoruz. çövdürmek gibi bişi aslında yani. bırakan gidiyo. e madem öyle, ben de katılayım kervana..

kendime çok kızıyorum. kavga ediyorum kendimle. araya girmesem ağzımı burnumu kırıcam o şekil yani. bazen iyi dellenip kafama levyeyle falan girişmek istiyorum, sonra çocuklarım geliyor aklıma, elimi diğer elimle geriye büküp alıyorum elimden levyeyi, fuzuli aksiyona lüzum yok genç! diye nasihat bile veriyorum. peki ya şimdi biz* neyiz?
devamını gör...
2005 eylül'de almaya başladığım ilk maaşım ile 2017 ocak'ta aldığım son maaşım arasındaki artış oranı %583.

emeği geçenlerden Allah razı olsun.
devamını gör...
cahil insanları görüp de söylemek istediğim fakat söylemediğim o kadar çok şey var ki. özellikle vatan-millet-siyaset üçgeninde. o kadaraptal şeyler görüyorum ki; adamlar açık açık ihanet içerisindeler, ya bilerek yapıyorlar ya da aptallar. konuşmak istiyorum ama çok sert bir üslubum olduğu için vazgeçiyorum. bu tür konularda sakin kalamıyorum. bu ülkenin düşmanlarının değirmenlerine su taşıyorlar bilerek veya bilmeyerek. düzeltmeye çalışan insanları da hainlikle suçluyorlar. diyorum ya; bu tür konularda sakin kalamadığım için nasıl yazacağımı bilemiyorum.

ya ben lan neyse bir şey demiyorum
devamını gör...
az önce 177 tl telefon faturası ödedim geldim.içime oturdu acımı kelimelere dökesim bile yok tamamen benim düşüncesizliğim bi servis gibi bişey ücretsiz zannediyordum ah bileydim neyse bu da bir itirafım işte şuan hayırlısı falan deyip acımla oturuyorum.
devamını gör...
bilek güreşi kurallarını bilmeyen (ve dahi siz de bilmiyorsanız) +120 kg'lik birisiyle güreşmeyin. adam bileğimin üstüne çıkacaktı hırstan . bilek güreşini yanlış anladı mübarek.
devamını gör...
1 yıl kadar uzun bir süre yoktum buralarda. döndüm. 1 hafta güzel insanlarla vakit geçirdim. şimdi tekrar gidiyorum görüşmek üzere. hepinizi çok seviyorum. birbirinizin kalplerini kırmayın. güzelce uyarın. sevin birbirinizi sevin. ben gelecek sene bu zamanlar ne olurum bilmiyorum ama inşallah Allah sizi istediğinizden de hayırlı yerlere götürür.
selametle
devamını gör...
bu yaşima kadar sadece bir kişi benim için akrostiş şiir yazdı. o şiiri aldığımda kaç yaşında olduğumu bile hatırlamıyorum. şiirin sanatsal değeri ise tartışılır.
devamını gör...
saat sabahın 5 i ben başımı hala belaya sokabiliyorum. nasıl?
ben ne ara bu kadar mal beyinli olabildim?
devamını gör...
hayalini kurduğum hayat,
herkesin düşlediği,
oması için dua ettiği, acı çektiği,
beklediği, yalvardığı aşk.

bilinmeyene akan ırmak gibi,
sonsuzluğa açılan bir kapı gibi,
gizem dolu biraz da kronolojik.

egoma açtığım savaşın komutanı,
damarlarımda gezinen kan damlası,
vücudumu ayakta tutan şey, kalbim.

kendi kabuğunun hükümdarı, al!
emrindedir tüm yengeçler,
bağır, hisset.

david lynch kadar karışık kafa senaryosu,
bir son var ama kesik, tamamlanmamış.
gör, anla diye çırpınan kağıt parçası,
durma! dök harfleri kelimelere, cümlelere.

duyuyor musun? hiçliğin sesi bu.
varoluşun yegane anlamı.
tutunulan tek dal, alınan her nefes.
sahi sigara içenler bilmez nefes.

sinir sistemimi kontrol et beynim,
organlarımı yalnız bırakma.
beyincik ağlıyor.
ihtiyacım var sana anlasana.

müziklere anlam katmam gerek,
bunu tek başıma yapamam.
yanımda kal, bir sigara içeyim.
sonra çek fişimi.

aşkımın bana ithafen yazdığı ve hayatında yazdığı ilk şiir denemesi. buraya yazdığımı bilse kafamı kırar. itirafımsa hayatımda ilk defa biri benim için şiir yazdı ve ben çok mutlu oldum laan.
devamını gör...
yıllar sonra itirafımdır.

sene 2005. memurluğa atanmamın ilk senesi. üniversite yeni bitmiş, 4 yıllık ciddi olduğunu sandığım birlikteliğim son bulmuş şekilde, gurbet ellerde takılıyorum iş ev arası. tam o sıkıcı zamanlar içerisinde beyaz gelincik diye bir diziye takıldım. bizim adana'da çekiliyor. işte o dizide ceyhan diye bir kız vardı. dizinin esas oğlanının güzel kız kardeşi. diziyi izlerken bu kız çıktığında daha başka izlediğimi farkettim. gel zaman git zaman bir arkadaş ortamında anlattım mevzuyu. dizide adana'da çekiliyor ya belki bununla karşılaşırım gibi hayaller kuruyorum. bir arkadaş msn'den mesaj attı. kardeşim senin hatunun (benim hatun nerden oluyorsa) hotmail adresini buldum diyerek yazdı bu adresi. tabi hemen bu adrese güzel bir mail attım. sizden hoşlanıyorum, istediğiniz bir haftasonu adana'ya gelip sizinle buluşmak isterim minvalinde. dizide oynadığınız ceyhan karakteriyle ters orantılı bir iç güzelliğiniz olduğunu düşünüyorum dedim.

kısa bir zaman sonra cevap geldi bu mail adresinden. ben ceyhan değilim, zeliha karakterini oynayan kızım gerizekalı şeklinde oldukça naif bir mesaj. yahu dedim ben zeliha'dan da hoşlanıyorum diyerek sıvama pozisyonuna geçtim.

yani azizim, nasıl bir imtihandaysam, bu aşk meşk işlerinde işlerim hep duvara toslamakla geçti. bende sardım spora tabi. (bkz: :))
devamını gör...
birkaç sene blog tuttum. edebi karalamalar ve genelde bu minvalde fikirler. hemen hiç yoktu okurum. arada bir uğrayan bir kaç kişi. ama rusya'nın hazar denizi civarındaki bir şehrinden bir link vardı bloga çokça uğrayan. onu hep merak ettim. bot olmadığını biliyorum.
devamını gör...
dokuz yaşımda iken bir arkadaşla beraber evden kaçmıştım. sebepte yaramazlık yaptığımız için hoca okuldan atıldığımızı yarın velilerimizle gelip kaydımızı sildirmemizi istemesiydi. tabi arkadaş epey korkmuştu, babam beni öper eve gidemem diyordu. ben yapma oğlum beni kaç sefer böyle tehdit ettiler desemde ikna edemdim. bu ben evden kaçacağım diyince bizde arkadaşımızı satmadık beraber kaçtık. ama nereye kaçacak dokuz yaşındaki iki çocuk? cebimizde toplasan 3 lira yok. neyse akşama kadar ilçede boş boş dolandık. nihayetinde 3-4 polis aracı etrafımızda belirdi, peder beyde yanlarında. gelip alıp eve götürdüler. malca bir girişim böylece son bulmuştu.
devamını gör...
evde tek başıma kalacağım zamanlar odaları tek tek gezip kapı arkalarına saklanmış biri var mı diye kontrol ediyorum. fazla tırsak günlerde bu kontrollerde bana ekmek bıçağı da eşlik ediyor. ve gaptir ama şu minnok adrenalin için bile tek başına yaşanılır. hanımefendi (bkz: kendine ait bir oda) demiş, görüyorum ve artırıyorum: kendine ait bir ev. hadi inş.
devamını gör...
yirmilik dişlerimi çeken orta yaşlı, tontiş, tatliş, hoşsohbet doktorla arkadaş olmak istiyorum. ama imkansız, üzülüyorum.
devamını gör...
bana bir zamanlar ''al kızım şu kirpiğine, kaşına bir şey sür evde kalacaksın bu gidişle'' diyerek takılan belki isteyerek belki istemeden gururumu kıran benliğimi oldukça zedeleyen bir anıya sahip olmama sebep olan saygıdeğer hocam. o rimeli ve göz kalemini hiç kullanmadım, hiç makyaj yapmadım -yapamadım- ve bu sayede hayatımın aşkıyla tanıştım, teşekkür ederim. meğer siz ne kadar iyi bir insanmışsınız.
devamını gör...
küçükken de şimdi olduğum kadar gerçekçi biriydim. hiçbir zaman "astronot olacağım" gibi şeyler demedim mesela. arkadaşlarım çok güzel resim yaptığımı düşünüyordu, "sen büyüyünce ressam ol benceee" diyorlardı bana tatlı tatlı. ben ise "ya bırak Allah'ını seversen!" dercesine bakıyordum onlara sanki daha 9 yaşındayken bile bunun türkiye'de zor olduğunu, kendi ayaklarım üstünde durmama yetmeyeceğini biliyor gibiydim.
neyse, bu ön bilgiden sonra asıl anlatmak istediğim olaya geçeyim. ilkokul yıllarımda 3 kişilik bir çok yakın arkadaş grubumuz vardı. yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu tam olarak. yaz tatillerinde bile birbirimizin peşinden birbirimizin memleketlerine gidiyorduk, o derece. işte bu arkadaş grubundaki diğer ikili istese uçabileceğine, bir gün denizkızına dönüşeceğine falan inanan arkadaşlardı. herhalde 10. falan yaş günümde aralarından biri bana bir doğumgünü kartı hediye etmişti. kartın üstünde güzel bir çayır ve bir ağaç resmi vardı. arkadaşım da bana kartı verirken "bir gün üçümüz bu ağacın olduğu yere gideceğiz!" diye romantiklik yapmıştı. ben ise her zamanki ayılığımla "yalnız bu fotoğraf değil ki, biri çizmiş bunu. böyle bir yer yok gerçekte." diyerek teşekkür etmiştim. Allahım, utanıyorum kendimden. insanda çocukken "ayıp olmasın" kafası da olmuyor, laps diye söyleyiveriyor aklından geçeni.
özür dilerim eski arkadaşım.
devamını gör...
dün 29 yaşıma girdim. hiçbir şey başarmış olmadan koskoca 29 yıl geçirdim. ne sevilen bir evlat olabildim, ne doğru düzgün bir sevgili, ne de iyi bir kul. neresinden tutarsan elinde kalan bir yaşam. kursağımda kalmış onlarca sevince , ruhumu sömüren acılara baktım hiç ders almamışım. ne acı.
devamını gör...
bugün kasapta arkadaşlarım, yanlarına gelince senin hakkında konuşuyoruz çok öküzsün lan dediler ve 2 saattir bunun sevinciyle kıpır kıpırım. insan dediğin beğenilmek sevilmek istiyor ya. insanı mutlu etmek bazen bir cümle kurmak kadar kolay ve zahmetsiz. neden eriniyoruz neden kaba ve umursamazızz.
devamını gör...
2014 yılındaki halime dönmek için neler vermezdim.
devamını gör...
her şeyini bilecek kadar yakın olmak istemiyorum ben de kimseye ama anlatıyorlar. sağır değilim ki duyuyorum. kör değilim ki şahit oluyorum. kavgaları, acıları, hüzünleri, beklentileri... her şeyi anlatıyorlar. yaşananlar ulu orta. kendim yetmezmiş gibi, bir de başkalarının hayatları ile uğraşıyorum lan.
devamını gör...
gerçekten köylüyüm ben ya. millet oreo, biscolata falan yer ben dolabı açıp açıp salatalık yiyorum agzımada tuz döküyorum. çok gösel.
devamını gör...
boşluktan atlamak istiyorum. sonra düştüğümü fark edip en başa dönme şansı istiyorum. o şans verilirse tekrar atlamak... tüm hatalarım gibi.
devamını gör...
ilkokulda okuma yazmayı sökenlere kırmızı kurdela takıyordu hoca..eylemin yaygınlığını bilmemekle beraber en son kurdelayı ben almıştım..tahtaya yazı yazarken tepeden başlayıp tahtanın dibinde bitirmiştim yazıyı..hoca da acımış olsa gerek ki taktı kurdelayı..hatta babama da bundan bi cacık olmaz minvalinde laf etmiş..çok zoruma gitmişti tabi..inat edip bu hale gelmedim de..sonradan açıldım biraz..bu arada türkçe dersi vermiş olmama rağmen hala cümlede virgülü nereye koyacağımı tam olarak bilmem..
devamını gör...
6 senelik dostumun 6 ay önce hayatına giren adam yüzünden bana daha az ilgi ve sevgi gösteriyor olmasına içerliyorum. sen müzmin bekarken biz daha mutluyduk farkında mısın ayşenur. bana bu yaptığın doğru mu sence?
devamını gör...
az önce iyi mi kötü mü olduğunu bilmediğim bir şey öğrendim. 15 gün kadar önce bizim departmandaki müdürün işine son verilmişti. zaten 2 kişiydik, ben kaldım o gitti. benden daha tecrübeli, cv'si daha dolgundu oysa. neyse sadede geleyim;
aynı gün şirketin büyük ortağı benim çıkışımı da vermiş meğer. muhasebe müdürünü de soğukluğundan dolayı hiç sevmem, adam tutmuş ben bu kararı ona söyleyemem , bu dönemde böyle bir adama yapılacak şey bu değil diyerek karşı çıkmış.

adam karşı olan art niyetime mi utanayım, işten çıkarılmadığıma sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. gurur yaptım bir de, istenmediğim yerde durmam deyip basıp gidesim de var, bilemedim.

oysa insanların ne güzel dertleri var, bugün ne giysem gibi...
devamını gör...
içimde acayip bir öldürme isteği var sözlük..yani tarif edemem..birçok insanda geçici dönemlerde olur bu aslında..yani şahit olunan kötü bir hadisede insan içinden der..imkanım olsa da boğsam şunu diye..ama bendeki bitmeyen bir şey..sadece kötü insanlara karşı bu tabi..ama bitmiyor..yani helal olduğunu bilsem öldüreceklerimin haddi hesabı yok..vallahi yok..aslında bir başlasam..ardı arkası kesilmeyecek onu da biliyorum ya..neyse..
devamını gör...
250-300 işçili bir firmada çalışıyorum. 1 haftada tamı tamına 24 kişinin işine son verildi. sebep? ekonomik kriz. 24 kişiden 18'i evli ve çocuklu orta yaş üstü adamlar. herkes sıra bana ne zaman gelecek diye bekliyor.
dolar artışından dolayı malzeme alınamyor. haliye işler aksıyor. maaşlar 2 ayda bir alınırsa çok şükür deniliyor.
mali müşavirimizle konuştum, birçok firma aynı durumda. işçi çıkararak krizi atlatmaya çalışıyor.

babalar çocukları karşısında boynu bükük, Allahım nolur hasta olmasınlar, masrafları karşılayamazsam? diye ödü kopuyor insanların.

bunlardan biri de benim. hak etmediğim bir şekilde bu krizi yaşamak durumundayım. neden? karınları tok siyasilerin aralarındaki çatışmalardan dolayı.

filler tepişiyor, biz çimenlerin canı çıkıyor aşağıda.

desteklediğiniz, canınızı verdiğiniz o siyasi kuklaların umurunda bile değilsiniz. bilin istedim.

not: sade vatandaş. kremasız, şekersiz.
devamını gör...
dert anası oldum. sorunların müsebbibi ben değilim. söylesem kırılacaklar.
devamını gör...
çok değer verdiğim 4 kişiyi son 2 yılda hayatımdan kazıdım. acı çekiyorlar, acı çekiyorum, ama olması gereken buydu. melek değilim sonuçta.
devamını gör...
en güçlü moral cümlelerimi insanlara dağıtıyorum ama kendime diyecek hiç bir sözüm kalmıyor lan.
devamını gör...
hayatımda hiç olmadığım kadar huzurlu bir kaç ay geçiriyorum. ve şunu anladım çektiğiniz tüm cefaya bir sefa süreceksiniz. inşallah ömürlük sürer bu durumum. bela falan ruh hastası insanlarda uzak olur. amin diyin lütfen.
devamını gör...
son 6 ayima bakiyorum. böyle bir şey olamaz yani. her şey mi bu kadar üst üste gelir. acayip manyak bir sene geçiriyorum ve sağ çıkabileceğime inancım kalmadı.
özellikle son 3 aydır en çok kullandığım cümle "mıknatıs gibiyim.." oldu.
bir de sadece benim haberim oluyor bu donenlerden mevzu o yani.
vallahi korkuyorum richard.. nerdesin dostum?
devamını gör...
sanırım artık aşk acısı falan çekmiyorum, hayattan zevk almaya başlamadım hayatın kendisini zevk olarak görüyorum...
devamını gör...
üşüttüm, hastayım ve hala düzelemedim. ölürsem hakkınızı helal edin.
devamını gör...
bugün aylarrr sonra ilk kez alışveriş yapmak istedim. mağazadaki ürünlere dair hafif bir tecessüs.. indirim panolarına dair miniş bir teyakkuz.. alacağım yeni bebeklerle bürüneceğim yeni havayı hayal edince beliren tebessüm.. hemşire hanıımm bakar mısınızz hasta kendine geliyor olabilir mii ?
devamını gör...
biraz daha gönlümce yazacağım bir başka yazarlığım olsun istiyorum bazen. çünkü sözlükte zirvesiydi, instagramıydı bir şekilde birbirimizi çok tanıyoruz ve ben o içimdeki greatest goygoycuyu ortaya çıkaramıyorum. ama işte kesin yakalanırım ve o zaman daha çok utanırım. bu sebeple gecenın üç buçuğunda sözlük de tenha iken bu itirafı buraya bırakıp kaçıyorum. iyi geceleer.
devamını gör...
sözlükğe sinirimi bozan bi yazar geldi. dünden beri karar verdim sırf ona buraları bırakmamak için buralarda olacağım.
devamını gör...
suriyeli bir kıza garip duygular hissediyorum ama hiç konuşmadan mümkün mü diyorum, hem de ayıp değil mi ulan ananın babanın yardım uzattığı el kızına aşık olmak... buhranlardayım.
hiçbir zaman suriyeliler şöyle böyle demeyeceksin bak başına neler geliyor...
kendimden utanıyorum ve nefret ediyorum.
devamını gör...
bir buçuk saattir çay dolduruyorum. eğer anneniz yarın umreye gidiyorsa ve evin büyük kızı sizseniz hayat çok zor .
devamını gör...
sitede biraz tanınınca işlevini yitiriyor bu başlık. mesela şu an itiraf etmek istediğim başka bir şey var fakat onu edemem onun yerine başka bir şey itiraflayacağım.
bu hayatta beni lüks denen şey çekmiyor. samimi olarak itirafımdır dünya malı açısından ne şimdi ne de geleceğe dair gayretim yok. insanların çoğu evim olsun arabam olsun planlarını şimdiden yapıyor. esasında son derece dünyevi yönü olan bir bölüm okuyorum. çok rahat kariyer planları, mercedes rüyaları kurabilirim. gel gelelim aileden midir nedir hiç öyle bir şevkim yok hayata dair. evim olmasa ne yazar, kira öder geçinirim. araba hadi bi nebze daha çekici. zira hareket özgürlüğü sağlıyor. belki araba almak için uğraşabilirim seyahati sevdiğimden. ama o da yok suv olsun yok elit klas olsun diye uğraşmam. araba ve gayrimenkul muhabbetlerinden nefret ederim. bunlardan ziyade hafif yokluk içinde fakat gezip tozduğum, maceraya atıldığım bi hayat bana daha çekici gelmekte. kafa dengi bir yol arkadaşı lazim tabii bir de. o konuda da şöyle bir görüşüm var. bana göre bu hayatta en önemli şey insanın kendine özgü olması. kendine özgü zevkler, sanat uğraşı ya da en azından bunlardan anlamak. kendine bir tarz yapabilmek. illa görünüş açısından demiyorum en başta düşünüş... mesela bir harekete kökten bağlı kişilerin beni çekmediğini fark ettim. iyi veya kötü yol fark etmez sonuçta belli hatları var. bunun yerine kokteyl yapmak lazim biraz ondan biraz ondan. ama hiçbirinden tam değil. bir diğer özellik yeri geldiğinde efendi yeri geldiğinde uçarı olabilmek. bu da baya önemli. hayatın sıkıcı olmaması açısından. çünkü hayatta en korkunç şey sıkıcılaşması. bütün motivasyonu, bütün eylemleri yok ediyor ve insanı 4 duvara hapsediyor çünkü. neyse konu dağıldı. iyi eğlenceler.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar