çok az sayıda insan tanıyorum. insan diye sevindiklerimin ilk türbülansta gerçek yüzleri, zaafları ortaya çıkıyor ve üzülüyorum. insanların nesli tükeniyor...
devamını gör...
bugün 1.kattaki komşunun zilini çalıp bir şey isteme gafletinde bulundum. önce kapıda bir kafa gördüm ardından üst kısmı çıplak bir herifimsi belirdi. kafamı çevirdim "eeeeööööö afedersiniz" diyip konuya girdim. üsküdar çok bozmuş hafız bildiğin gibi deyil!
devamını gör...
ruh hastası kadınları daha çekici buluyorum. millet sapyoseksuel olur ben bildiğin saykoseksuelim. bunlar hep harley quinn'in suçu.
devamını gör...
nasıl olduğunu anlamadım ama eşime evlilik teklifini ben yaptım bundan 6 yıl önce.
nasıl bir punduna getirdi bilmiyorum ama pişman değilim.
yine olsa yine ben yapardım heralde.
hep erkek tarafı yapcak değil ya.

ilk defa bir eksi oy editi yapacağım; bak kardeşim, can kardeşim, sen güzel bir kardeşe benziyorsun. aş artık bunları, sakin. *
devamını gör...
okulda iken banliyo treni ile eve gidip geliyordum. bir gün ayakta yolculuk yaparken, yanımda duran hoş bir kızla dayanılmaz bir konuşma isteği duydum. ama bu, onun hoşluğundan değil de, bendeki psikolojik takıntıdan kaynaklıydı. yani o anlık için... oysa uzun zamandır sessiz ve kapalıydım. o zamanlardaki arnold schwarzenegger imajı vardı üstümde. daha kötüsü, meriç dili ve edebiyatına yabancıydım. kızlarla konuşmasını bilmiyordum. trende sessizlik vardı. herkes yorgun ve bitkince duruyordu. tren de bir sebepten dolayı yolda durunca, daha fazla baskıya dayanamadım. yüzümü kıza döndüm ve soğuk bir sesle: "hava çok sıcak, değil mi" dedim. kız da yüzünü bana döndü ve aynı soğuklukla, "evet" dedi. sonra ikimiz de tekrar önümüze döndük ve bir daha hiç konuşmadık.
devamını gör...
bugün sabah kardeşim sayesinde ekmek alacak param bile kalmadığını fark ettim*.kahvaltı yapıcam ekmek yok,komşuya gittim komşu yok...ben de tam bir türk kızı gibi davranarak evdeki kenarı köşeyi taramaya başladım.son umut mevsimlik ceketlerin cebine bakayım derken tamı tamına 15 lira topladım**.babamın kullanmadığı ceketlerinde bile benden daha fazla para varmış.*
devamını gör...
bazen burda okuduğum itirafların yazarlarına içim çok acıyor.
keşke diyorum buraya yazmak yerine, gidip anlatabileceği ve kendisini dinleyeni olan birileri etrafında olsa...
devamını gör...
dün bugünkü doktora başvurumu yapabilmek için okuldan ilişiğimi kestim. ve bugünkü doktora kaydında okula teslim edebilmek için mezuniyet belgesi isteğinde bulundum. normalde kendi öğrencilerinden para almayan okulum, 2 gün önce kendi öğrencisi olmama ve bugün yine tekrar kendi öğrencisi olacak olmama rağmen benden belge başı 2.5 tl aldı. bug gibi bir şey buldum galiba. bir de bundan iki sene önce yüksek lisansa başlarken duyduğum heyecanı duymuyorum. çok yoruldum, yıprandım... sağlığımın zarar gördüğü oldu. doktorada bunu yapmayacağım. ne kadar başarılı olurum bilmiyorum. her iki anlamda... bir de o içimdeki sıkıntı var ya... geçmiyor... doktoraya başlıyorum mutlu olmak gerek değil mi? ne hissettiğimi bilmiyorum. hayatta beni en çok mutlu edecek şeyleri düşünüyorum ve gerçekleştiklerini hayal ediyorum. aman vermez bir gölge gibi peşimi bırakmayacak bu dert. asla mutlu olamayacağım o yüzden. neyse sözlük... ben bugün doktoraya başladım. sevincimi paylaşmak istiyorum seninle, derdimi değil...
devamını gör...
bağımlılıklarım var: gerçeküstü, akıldışı ve yalnızlık. ha bir de arada nefes alıyorum, fena sayılmaz.
devamını gör...
ailem memlekete gidecek. ben onlarla gitmeyeceğimi söyledim, ama kabul etmiyorlar, ısrar ediyorlar... benim hiç bir şey yapmaya gücüm yok, gezmeye eğlenmeye takatim yok. anlamıyorlar, geçiştiriyorlar, önemsemiyorlar... bu tatilin bana iyi geleceğini söylüyorlar... asıl oraya gitmek benim için ölüm... anlatamıyorum. şu odadan dışarı adımımı atmak istemiyorum, sadece biraz yalnızlık... insanlarla konuşmaya gücüm yok. onların söyleyeceklerini dinlemeye mecalim yok. amerika'ya gitmeyi en çok bu yüzden istiyorum. yeni bir hayat, herkesin beni yeni tanıdığı bir çevre... sadece yazabiliyorum, yazmak iyi geliyor. yıllardır kapağını açmadığım günlüğümü kederimle doldurdum. ne kadar bencilce, sadece mutsuzken içini boşaltmak için yazmak... sözlüğe de bu yüzden döndüm galiba.
devamını gör...
fransızlara uydum ve ingilizcemi geliştirmek için ingilizce ders vermeye başladım. ilk parçada başım ağrıdı. bir şeyi öğretmek, öğrenmekten zor galiba.
devamını gör...
hiç bir yara, sonsuz değildir. zamanla azalır, kabuk bağlar, kaybolur, bazı zamanlar yerinde ince bir sızı bırakır, ancak öldürmez...

hiç bir yük ebedi değildir. insan ya yükünün ağırlığına alışır ve hafifletir, yada bir yerde onu bırakır. her durumda, yük de sensin hammalda...

hiç bir yolculuk, gerçekten kaçırmaz seni. insanları geri de bırakınca, kederini ve vicdanını geride bırakmazsın, o da seninle gelir. mesele, kaçmak değildir, çevren değişince, insanların huyları değişmiyor...

bunları öğrenmem 10 uzun yılımı aldı. itiraf ediyorum 10 uzun yılımı, acılarıma, yüklerime ve kaçışlarıma ayırdım. öğrendim ki, hiç bir çözüm yanı başımda duran kadar gerçek değil...
devamını gör...
vallahi imtihan dünyası.

aynı anda o kadar farklı şeyle imtihan olunuyor ki insan, birinde şikayet edeceği bir husus başka birini akla getirince şükre dönebiliyor.

ve sabır öyle bir sır ki, yaratan bu kelimeye o kadar şey gizlemiş ki, ağırlığınca altından daha kıymetlidir sabrın sonundaki selamet.

bunca esprili komikli şakalı entryler yazmak inancınız olsun ki içimdeki o az kalmış gülme ihtiyacının tezahürü. zaten o kadar ciddi bir hayat yaşıyoruz ki, ve o kadar iç içe ki imtihanlar, arada herşeyi bir kenara koyup içindeki o gülme ihtiyacına tutunmaktan başka bir çaresi kalmıyor insanın.

reelde tanıyan bir çok arkadaşım az ciddi olsana diyorlar. bilmiyorlar ben ciddi ciddi laubalilik yapıyorum. bilmiyorlar ki dalgaya aldığım konular gerçekten bir anlam ifade etmeyen şeyler...

gerçi bu çok bencilce bir yazı oldu. nerden bilebilirim ki karşımdakinin dertlerini sıkıntılarını... bi imtihan edilen benmiyim sanki...
devamını gör...
dişlerimi fırçalarken hep önüme damlatıyorum. her seferinde nasıl yapıyorum bunu bilmiyorum o kadar da dikkat ediyorum. bebeklerin yemek yerken damlatmasın diye önlük taktıkları gibi ben de dış fırçalarken takacağım bu gidişle.
devamını gör...
şu şehri istanbulda istediğin kişiyle karşılaşmak çok zor hocam, ona göre yapın planlarınızı, göreceğinizi vaktinde görün, doya doya bakın. bak ben bir kaybettim hala arıyorum.
devamını gör...
bugün 32. oldum. geride bıraktığım yıllardan ağzımda kalan olmamış bir murdum eriği burukluğu.

yaş günlerimi kendim kutluyorum. sasadan uzak. ve yalnızlığın tescili gibi. bugün bana üzerinde tek bir mum yanan ufak bir browni eşlik ediyor. ama bu durumdan keyif aldığını da düşünmüyorum. belki o bile eşlik etmiyor emin olamıyorum.

32. yaş günümü kutluyorum. grafik tasarımcı olarak başlamak istediğim kariyerime hibrit araba satıcısı olarak devam etmeme sebep olan olayları düşünüyorum. gözlerim doluyor.

...
devamını gör...
bu sözlükte en çok doktorlar ile ters düşmekten korkuyorum...

+ hımm demek gölge sensin... tahlillerine baktım da... en fazla 3 gün ömrün kalmış...
- gölge??? sen??? kaç gün???
+ 3 günlük hayatında artık bol bol tanım girersin...
- ????
devamını gör...
normalde pısırık herifin tekiyim. bu aralar yaptıklarıma ben bile anlam veremiyorum. ah şu antidepresanlar...
devamını gör...
evimizde "bizim evin dili ve edebiyatı" denilen ve evden olmayan kimselerin anlamakta hayli güçlük çektiği bir iletişim tarzı var.

- çamaşır ve bulaşık makinelerin adı bizim evde hanım kız. annemin makineye "elin ne yavaş be hanım kız" dediğini duyduğumda aha yine başladılar diyorum.
- babam "katile bak bakalım atmış mi?" dese, yüzüne mal mal bakılmaz, "tamam baba çayı demiyorum" denilir.
- annem "şunu vınlat" dediğinde çorbayı blendırdan geçir demek oluyor.
- bizim evde sinekliğin adı pat pat. dolayısıyla biz evde sinekleri öldürmüyoruz, patlatıyoruz.*
- babam tuvalette biraz uzun süre kaldığında annem kapıya gidip "makamı uzun süredir işgal ediyorsun beyfendi, sırası gelenlerin önünü açalım" diyor.* aslında bundan iyi karikatür olurmuş.
devamını gör...
bugün kız kardeşimi aradım. bacım dedim bir şarkı var denk geliyorum her yerde ama ismini bir türlü öğrenemedim sen bilirsin bi buluver hayrına. tamam bulalım da abla sözlerini, melodiyi duymadan ben nasıl bilcem dedi. demez olaydı, çünkü şarkı arapça ve ben hep melodi kısmına denk gelmişim. iş başa düştü neyse, kafamın içinde birebir çalan melodiyi ağzımla yapmaya çalıştım. bir anda flütle çalınan yılan hikayesine döndü güzelim melodi. kız kardeşimden utandım yemin ediyorum oda krize girdi tabii. yok be gülme krizine, telefonları kapattık sonra.
devamını gör...
1. üniversiteye başlayacağım yıl ingilizce hazırlık atlama sınavına girmeden beş dakika önce, konuştuğum hocaya çaktırmamama rağmen, içimden anladık yazarız da sa ne ki acaba diye geçirmiştim.

2. çok yakın bir zamana kadar küçükbaş hayvanların büyüyünce büyükbaş olduğunu sanıyordum.

3. birkaç gün sonra bineceğim uçağın düşmesinden şiddetle korkuyorum.
devamını gör...
edepsiz insanlara nasıl mukabelede bulunacağımı bilmiyorum. şu yaşıma geldim, hala da öğrenemedim. söylemediğim sözler, sallamadığım yumruklar içimde kaldı. halbuki haram olduğunu bilmesem, bir insanı rahatlıkla doğrayabilirim.
devamını gör...
abi hayatı dar kalıplara indirgemek istemiyorum diye tiratlar atan adam şu an kastamonu'da ve tatilini eşinin abisinin evinde geçiriyor. evet.

küpe takmayı savunduğu üniversite yıllarındaki hararetli tavırları ile mangal yellediğini hayal edebiliyorum. abi bu pişmiş bu da pişmemiş diye ustalıkla tasnif ediyor mudur mangalda pişirdiği etleri acaba. işi abartıp salata da yapıyor mudur? abi etin suyu kaçarsa bi şeye benzemez diye ayağa düşmüş nusret replikleri yemek masasının üzerinde uçuşuyor mudur? eminim hepsini yapıyordur. akşam gerdek var diye düğün gecesi göbek atmaktan bitap düşen insanların olduğu memlekette herkesten her şeyi bekliyorum artık.
devamını gör...
annem bugün önüme bir torba çikolata koyup "şimdiden ye bayramda kudurma dedi" şaka gibi. 23 yaşındaki şahsıma yapılan bu inceliği nereye koysam bilemiyorum.
devamını gör...
aziz kardeşlerim, beni tanımıyorsunuz. buradan değildim, yeni dahil oldum. destiny kimdir? venom kimdir?
lethe kimdir? ben var yeni girmek dünya sözlük. yahu yabancıyım. elim ben el !
devamını gör...
ilişki konusunda çok başarısız bir adamım. ben bunu bugün kabul ediyorum artık. öyle ironili, eziklenmeli, sitcom tadında bir itiraf değil, itiraf gibi itiraf bu.

olm yazın kafede garson olarak çalışmak isteyen bir kız ile çıkmak nedir diycem diyemiyorum.. çünkü seneler önce hediye alarak gül kokulu tespih alan bir diğeri geliyor aklıma. ya da bir kaç sene önce ilanı aşk ettikten sonra memleketine gidip nişan yapan bir diğeri. sinirden devamını getiremiyorum şimdi.

yemin ediyorum sirk gibi bir ilişki geçmişim var. ergenlerin web tarayıcı geçmişi gibi. Allah belasını versin.

ha tabi bunda türk kızının yadsınamaz başarısını da ihmal etmemek lazım. yaşamaya çalıştıkları şey hello kitty ama yaşamları alttan çıtçıtlı badi.

canım sen doymadın bi tane daha ye istersen diye soruyorum 20 cm'lik bir hamburgeri daha gömüyor. afiyet olsun, helal olsun koçuma. tamam ama sonrasında gidilen şekilli cafede ay bana siyah çay dokunuyor yeşil çay istiyorum diye kırılgan kız tribine neden giriyorsun ayı oğlu ayı.

şaka filan değil, ruh hastası mıknatısıyım ben. alnındaki gerizekalı yazısını problemli kızların okuyabildigi bir mıknatıs. bir hatun benimle ilgileniyorsa otomatik soğuyorum ondan, akşam yemeklerinde evinde insan beyni sotelediğini filan düşünüyorum artık.
devamını gör...
çok canım sıkılıyor lan. işsizlik zor yeminlen. kasım gelse de askere gitsem.

sözlükte de hareket yok. trollük yapasım geliyor. 'onu yapan kız, bunu yapan kadın, vs.' şeklinde başlık açayım diyorum ama ben öyle bir insan olmadğım için vazgeçiyorum.

devamını gör...
ıstanbul'da bir tesettür mağazasında görüp çok beğendiğim bir ayakkabıyı bugün yaşadığım şehirde 20 lira daha uyguna aldım. ıstanbul'da almama sebebim ayakkabının bana küçük olduğunu düşünmem ve bir numara büyüğünü deneme imkanı bulamamamdı bir büyük numarası olmadığı için. burada bir numara büyüğünü de denedim ve fazla büyük geldi. orada denediğim numaranın aynısını almış oldum, iyi ki küçük geldiğini düşünüp orada almamışım. kâr ettiğim için mesudum. bu da kendime bayram hediyesi olsun. *
devamını gör...
sabah sabah herkese uykulu sesimle hayırlı bayramlar diyerek ses kaydı yolladım. adeta bir modern işkence yöntemi. dinledikten sonra sağır olmak isteyecekler. pişman değilim.
devamını gör...
niyeyse bu bayram kimseye bayram mesajı yazmak gelmedi içimden. sms.le, watsapla,feysten, hatta aramadım bile. bikaç kişiyi arayayım bari hala bayramken.
devamını gör...
başlığa güzel yerlerde okkalı alanlarda yüksek lisansa başlamış olan arkadaşlarıma hiç mi hiç imrenmediğimden bahsetmek için gelmiştim ama yine azıcık şımardığımı fark ettiren tanımlara denk geldim şükür ki.

sözlük var ol canım sen.
devamını gör...
bir insan hayatını neden sürekli anlatma ihtiyacı hisseder. bunu yaparken kendine farklı bir isim seçerek yapmasının anlamı nedir? bunu belki hiç bir zaman tam olarak anlayamayacağım,

adam akıllı yazılanlar dışında. "sözlük itiraf ediyorum basur olmuşum :/" tadındaki tanımların anlamı nedir?

bir şeylerin öznesi olmaya çalışmak mı? dikkat çekmek, ilgi görmek mi? sen edebiyattan çok iyi anlıyorsun, sen harika bir komiksin, sen ise muhteşem bir anaçlığa sahip ideal bir ruh eşisin..

hepiniz bir şeysiniz. muhteşem olanlarınız zaten muhteşem, muhteşem olmayanlarınız ise muhteşem olmadığının farkında olduğu için muhteşem. bu ortamdaki herkes sırf bu yüzden bile ödüllendirilmeli. hepsine altın madalyon değil madalyonlar verilmeli.
devamını gör...
çok şiştim.

gücüme güç katacağım diye gıdığıma gıdı kattım, boyun moyun bir çirkin oldum çıktım. annem iğrençsin ayı gibisin deyip duruyor ikide bir, mahalle yapılacak amele işler için beni çağırıyor, artist gibi çocuktum lan ben qıslar karşımda güneşte kalmış tereyağı kıvamına gelirdi, ama işin kötü yanı daha da şişeceğim. güzel qıslar beni beğenmeyecek mi şimdi beni beni bihterini.... ben de ama senin içi güzel diye avutulan tayfaya girdim. işin kötü yanı içim dışımdan daha pis. tutulacak bir tarafım yok arkadaş.allahım üstüme iyilik sağlık.
devamını gör...
karar verdigim şeyi unutma hızım 3 saniye falan..

ama siz beni bundan sonra görün..
devamını gör...
işte ben okul kantininde arkadaşlarla oturuyordum. kız da çaprazda başka bir masada. karşısında başka bir kız. bir iki kere göz göze gelince, dostum scotty'e, "hey, bu kız bana mı bakıyor?" diye sordum ve ben başka şeyle ilgilenirken ona bakmasını tembihledim. az sonra, "evet, dostum jhon", dedi. "gerçekten sana bakıyor." bunun üzerine kıza daha bi dikkatli baktım. diz üstü etek, dize kadar çizmeler, uzun zarif bir endam. tabi güzel bir yüz. aklımdaki yüzleri eşleştirmeye çalıştım ama sanki... bu sırada kız, elini kaldırdı ve 'hi' dercesine parmaklarını zarifçe salladı. aynı anda yan taraftan arkalara doğru amerikan futbolcusu jimy geçiyordu. o'na el ettiğini düşündüm tabi; onu bu denli etkileyecek biri olamazdım ya.

fakat içimden bir şüphe yükseldikçe yükseldi. "hey scotty" dedim; "bu kız aynı lisa'ya benziyor." tabi scotty, lisa'yı tanımıyordu; ama son zamanlarda o'nun adını çokça anıyordum. acaba lisa, süslenip püslenip benim için okuduğum fakülteye mi gelmişti? çünkü onun fakültesinde tanışmış ama devamını getirememiştik. bütün romantik komedilerdeki budalalıkları sergilemiştim. şimdi yeni bir budalalık mı sergiliyordum acaba?

bu esnada, durumu yanımızdaki massimo da öğrendi. ikircikli halime gülüyordu. aslında o kızın yanına gitmeli ve 'lisa' diye seslenmeliydim. o'ysa bingo! değilse, mühim değil. ama cesaretsizliğime diyecek yoktu.

bir kaç dakika sonra kız kalktı ayağa ve arkadaşıyla beraber çıkış kapısına doğru yürümeye başladı. lanet olsun, bu lisa'ya ne çok benziyordu! lisa, lisa deyip duruyordum. scotty ve özellikle massimo halime gülüyordu. jonathan bile kıkır kıkırdı. onlar gözden kaybolunca kapıya doğru seğirttim hızlıca. "lanet olsun! bu lisa'ydı" diye bağırdım. okuldan çıktım, kalabalık sokakta, onun fakültesine doğru hızlıca koşturdum. ama lisa, çoktan kayıplara karışmıştı.

aylar sonra, bir arkadaşımın vasıtasıyla uzaktan yaptığım teklifi de reddetti.

bir kaç yıl sonraysa bu defa bir lokantada arkadaşlarıyla otururken gördüm. bu muydu lisa, diye söylendim içimden. okula yeni başlarkenki o tazeliği gitmiş, yüz çizgileri daha bir belirmiş, kadınsı bir hale bürünmüştü. ama şimdi marry'nin zamanıydı.
devamını gör...
ruh esimin 80 yasinda bir cinli olmasina alistirmistim kendimi. galiba 60larinda bir bangladesliymis.

ula bir kurtulamadim asya kitasinin garabetinden. ben istemez miyim norvecli, irlandali ruh esi? neden Allahim asya neden? nedeeeennnn?

not: son kisimlar vurgulu okunacak. yoksa beklenen etkiyi vermiyor yazdigim.
devamını gör...
kendi kendime söz vermiştim ama dayanamadım! yine sözümü tutamadım. 2 gün önce ailece gittiğimiz piknik dönüşünde çöpün kenarında ölmek üzere olan yaklaşık 3 haftalık bir kedi gördüm. ilk başta ölü sandım, sonra elime aldım baktım yaşıyor. etrafa sorduk annesi, kardeşleri var mı diye, yokmuş. başka bir yerden biri getirip bırakmış üstelik mahallede beslediğimiz bir köpek var o da saldırmış çocuklar elinden zor almış falan. bir görseniz bir lokmacık bir şey. onu o halde bıraksam gece uyku uyuyamazdım. aldım hemen güzelce yıkadık, yedi içti bir güzel uyudu. ertesi gün vete gittik 400gr kilosu, düşünebiliyor musunuz? yine yenildim kendime işin özü, ev artık kedi evine dönecek böyle giderse. ama şuna karşı koyulur mu allasen?




edit: bakın o çocuk koca bir prens oldu.

devamını gör...
hayatımın en önemli gunleri hep 7 ve katları ile takvimdeki yerini aldi. bir cift mavi göz ugruna aşka düşmek de , kalbine bi ayrılık sonrasi boş temiz bir oda açmak da, uğur da şans da kiymet bilmek de bazi bazi bahtsizlik da. tel numarasindan okul numarasına her daim karşıma çıkması da. hayat bana sevdirdi 7 yi. ben de zaten sevmeye meyilliydim.. bazen takintiya dönüşüyor yalniz. saplantili aşığı oluyorum o kötü.

misal sozluk sıralamasında ayın en çok yazan 7. yazari olmak 1. likten evla oluyor. bi vakitler bunu hedef olarak koymuştum. bir yil sonra agustosta bunu yapmışım. * istatistiklere göre 694 tanim vardi. dedim ben bunu 700 yapip birakayim. bi baktim ki hizimi alamamis 707 yapmışım. o an oyle mutluydum ki. gereksiz bi simariklik. saçma bir sevinç. neyse dedim oldu ya yaptimmm. tabi cok surmedi sevincim.

keyfi tanim silmelerim var benim. yazdigimi sonra sevemiyorsam hic acımıyorum. bi baktim bi gun gereksiz bi nick alti yapmisim. sildim. birkac gun sonra tabi ki tanim sayim 706 idi. yaaaa diye bir ic çekisim vardi ki sanırsın ciddi bir sey olmus. sonra karar verdim. silmeye devam edecem. 700 e getirip yine 7 inin katında bitiricem. çünkü takintili olmak bunu gerektirir. *

hayir bu sefer de kötü tanim bulamiyom. hepsi benim bebeklerim gibi..

kendime ozel derdimi seveyim butonu mu alsam napsam. * ya da iyisi mi 7 yane alayim. fazla mal göz cikarmaz..
devamını gör...
küçüklüğümde istanbul u başka bir ülke sanıyordum. sonradan öğrendim ama hala dalga geçer bizimkiler. gerçi çok da saçma bir düşünce değil çoğu ülkeden daha fazla bir nüfusa sahip. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar