ben aşığım.
hayatım boyunca yenilgiden kaçtım. yenileceğimi, kaybedeceğimi düşündüğüm savaşa girmek istemedim hiçbir zaman.
çok korkakça ama belki denesem yapabilirdim diye düşünmek bana güç veren düşünce oldu.
yine de kaybettiğim çok oldu elbet. başaramadığım, elde edemediğim yığınla şey var. herkes gibi.
ve ben yine “hayır” cevabını almak istemediğim bir durumdayım. üstelik aylardır.
daha fazlasını teklif ederek elimdekini kaybetme düşüncesi kadar korkutucu bir şey yok şu an hayatımda.
olacaksa tam olsun, olmuyorsa olmasın diyemiyorum. yarım’a mı razıyım, yoksa zaten bu halimle de mi mutluyum ayırt edemiyorum.
ayırt etmeye dair herhangi bir çabam da yok zaten, istemiyorum çünkü. sonucunu görmek, buna katlanmak istemiyorum.
sadece seviyorum. aşığım ya da. farkı neyse artık.
ve bu çok güzel bir his.
bunu kaybetmemek adına her şeyi yapmaya hazırım.
aşk, salaklıktır çünkü. ben bu salak halimi çok seviyorum.
bu da sözlüğe değil, kendime itirafım olsun.
devamını gör...
içime sinmeyen, canımı sıkan bişiyler var. kral olsam emrimdekilerin tizzz vurun bunların kellesini der rahatlamaya çalışırdım da o da yok.

monark tiz göm şunları...
devamını gör...
ah bir bildiklerimi söylesem sözlük hallaç pamuğu olacakta neyse insanlık gene bende kalsın. mevlananın en sevdiğim sözü "başkalarının kusurlarını örtmekte gece gibi ol." ben en iyisi mevlanayı dinleyeyim. bunu neden söylüyorum benimde kusurum vardır elbette, insanım kimine göre yaptığım hatadır. ama bu güne kadar yapıp da arkasında durmadığım, inkar ettiğim bir şey olmadı. elhamdülillah Allah ikiyüzlü etmesin kimseyi. ha bir de not sagopa kajmerin çok sevdiğim bir şarkı sözü var:
" benim hayatım beni bağlar
benim hayatım beni düğümler
uzaktan konuşmak kolay
ateş düştüğü beni yakar. "
devamını gör...
okulun cennetini mezuniyete 2 ay kala keşfettik. 1500 basamak indim çıktım, yorgunluk başıma vurdu sabahtan beri bu şarkıyla geziyorum.
devamını gör...
ağlıyorum.
son bir saate yakındır ağlıyorum.
önce sessiz ağladım, evde kimsenin olmadığına emin olunca ise ses kattım gözümden sıktıklarıma.
sonra çok sesli ağladım.
çok ve sesli ağladım.
duvara çarpıp kulaklarıma tıkandı sesimin yankısı.
bunu fark edince alttaki komşular duymasın diye alt dudağımı ısırıp ağladım.
gözyaşlarıma kattığım dudağımın kanı çenemde birikene, onlar akıp göğsümü yakana kadar ağladım.
yüzümü fetheden tuzlu zaferin tadını alana kadar ağladım.
odamdaki hava bitmiş de boğuluyormuşum gibi ağladım.
zorunda olmanın teslimiyetine bir teslimiyet daha yazdırdığım için ağladım.
korkaklığımla tüm uçuşları iptal ettirdiğim icin ağladım.
şu an bitmeyen bir ağlamanın ağlayan tarafı olduğum için ağlıyorum.
devamını gör...
bu kadar derde kedere ragmen hala dimdik ayaktayım
aferin bana.
devamını gör...
birine yardım etmek için o kişinin müslüman olması daha da detaya inersek namaz kılıyor, oruç tutuyor olması gerektiğini öğrendim bugün ismi lazım değil bir yengeden göya yaptığın iyilik kabul olmazmış Allah katında. kafamda oturtamıyorum bu durumu, rabbimin kul ayırmadan her gün her beşere rızık vermesiyle o kadar bağdaşmayan bir şeyki birine yardım etmek için onun ibadetini sorgulamak. hem ibadet ulu orta mı yapılıyor ki bilesin. hadi onu gördün kalbini nasıl bileceksin? hiçbir şey söyleyemediğim için kendime çok öfkeliyim. bu soruları ona soramadığım için çok öfkeliyim. bizden olmayan ölsün mantığına öfkeliyim. her şeye öfkeliyim.
devamını gör...
banyo yaparken tıp fakültesinden mezun olduğum günü hayal edip sahnede konuşmamı yaptıktan sonra en sevdiğim hocalara ödüllerini veriyorum sırayla. and the oscar goes toooo yerli dr. houseee, alpay hocaaaaaa. ikincilik ödülü için çok kapışmalı iki aday birisi nörolojinin gülü nezih hocam, diğeri kardiyolojinin karizmasıı sadi hocammm. üçüncülük ödülü ise iki minnoş arasında seyrediyo göğüs hastalıklarindan banu reyisss ve psikiyatriden çiğdem kralll. kikikikiki.
devamını gör...
bazen evimi basan sularda boğulduğumu, bazen metro raylarına düştüğümü, bazen de kocaman buz küplerinin arasında uyuyakaldığım için donarak öldüğümü hayal ediyorum. birden geliyorlar ve korkutmayı başaramıyorlar. sanırım onlardan korkmayı isterdim.

korkmayınca 'öyle bir durumda ne yaparım' planı da olmuyor insanın. sanki uygulanmaya bir anlık kararlılık anı kalmış gibi oluyor. karar verilen an hop diye oluverecek gibi. oysa bunların ölüm ile sonuçlanabilmesi için dakikalar hatta saatler gerekiyor.

ayrıca tuhaf ama kesinlikle ürkütücü olmayan bir his o ince çizginin üzerinde durmak. bir o kadar da yorucu. iki taraftan birine karar vermek zorunda değilim ama karar verene kadar karar vermiş gibi görünmek zorundayım. çok saçma. birde ne saçma biliyor musunuz? yaşama karar vermiş gibi görünüp gülümsemek zorunda olmak. ne istediğini daima bilen, inatçı ve kararlı bir kişilikseniz 'daha karar vermedim' demek bir o kadar utanç verici.

bir daha uyanmamak üzere uyumak istiyorum. ölüm gibi ama değil, uyumak yalnızca.
devamını gör...
bugün eyüp'te van kedisi gördüm. bir gözü mavi gibi bir şeydi resmen. itiraf kısmı 10 dakika yakalamaya çalıştım dualar eşliğinde. ulvi bir yer olunca bu tek gözü farklı kediyi gören teyzelerin bi namaza durmadığı kaldı. teyzeler dua ben küfür ede ede kediyi kovaladık. ama kaçtı pis vanlı.
insanlık namına eyüp camisinin o tarafta bu kediyi yakalayan bana getirsin taktım o kediyi kafaya. viş o ne biçim gözdü öyle.
devamını gör...
sevgili dünya'lılar. bu bir itiraf değil lakin benim için önemli bir konuda tavsiye ihtiyacı . doktora yaparken kullanmak için bir laptop arayışındayım ve karar kıldığım model macbook air. lakin benim için çok çok elzem olan spss programını yükleme konusunda sıkıntı çıkardığını duydum. internette de adamakıllı bir bilgiye rastlayamadım. bu konuda bilgisi olanlar fikirlerini paylaşırlarsa çok çok makbule geçer.
devamını gör...
geçen gün bir yerde oturuyorum. pc’de takılıyordum öyle. bu arada yanımda bir tanıdık şahıs var. o da kendince birşeyler yapıyordu. aradan bir kaç dakika geçtikten sonra o tanıdık arkadaş telefonla birini aradı. telefonla konuşmaya başladı. konuşmasında ayağında mantar olduğunu, onun için “panax” ilaca lazım olduğunu ifade etti. muhatabı ise onlara dikkat etmesi gerektiğini ona söyledi. ben de panax’ın adını duyunca. ne oluyor lan? dedim.şok oldum. tanıdık şahıs devam etti konuşmasına “panax” iyi geliyor bana dedi. muhatabı ise yeniden onun sahtesi çok olur piyasada herkesten alma falan gibisinden uyarıda bulunuyordu. bir taraftan da hafifçe gülüyordu. konuşma devam ederken bende gülsem mi ağlasam mı kararsız kaldım. tanıdık şahıs 45 yaşında.. mantar ilacı istiyor.. ilacın adı ise panax..

evet, bu da böyle bir anımdır. bekarım ya hiç bir şey bilmiyorum. siz siz olun belarların yanında şifreli konuşmayın. *)

(bkz: panax)
devamını gör...
ulan ciddi ciddi siyasi teoriler ürettik üç saattir. hemde hiç birisi fantastik değil baya baya realist. korktum yeminlen.
devamını gör...
üç kuruş kazanmak için hala vasıfsız işler yapıyorum.
devamını gör...
kendime bile itiraf edemediğim şeyler var sözlük. sana nasıl edeyim.
devamını gör...
hacı abi bu iphone telefonlarda bi olay var, misal sana bir mesaj geldiğinde malum olarak zil sesi duyuyorsun. bu iphone sanırım mesaj okunmayınca tekrar zil sesiyle sizi uyarıyor. yani bir mesaj 2 zil bildirimi alıyorsun.
herneyse sadete geleyim, şimdi ben bunun böyle olduğunu bildiğim halde hatta defalarca kez her seferinde telefonu cebimden çıkarıp bakıyorum. bakmıcam diyorum, yine bakıyorum. olayın aslında bu olduğunu bildiğim halde yine de bakıyorum. sinirleniyorum kendime yine bakıyorum.

edit: iphone telefonlara ait bir özellik değilmiş.
devamını gör...
elimi hangi elektronik cihaza sürsem elimde patlıyor bu günlerde. şimdi de telefonum gitti.
devamını gör...
duygularıma teslim olursam yenilecekmiş gibi hissediyorum.
zar zor inşa ettim ben bu kendimi, mutlak geçici olduğunu bildiğim duyguların elinde çarçur ettiremem o nedenle. o duygular bizzat bana ait-benden olsa da...

insanın kendini kendinden kaçırması ne kadar zor lan.
devamını gör...
eskiden bu saatlerde gözüme uyku girmezdi. şimdi ise hemen uykum gel
devamını gör...
çok acıktım. şarjım %8. priz uzakta. herşey neden üst üste geliyor?
devamını gör...
size "öyle çok da şey değilmiş ya sen de" dedirtebilecek ama benim bir türlü aklımdan çıkmayan bir rezil olma durumum var.. niye böyle onu da bilmiyorum..

şöyle anlatayım. üni kazanıldı, başka şehre gidilecek falan.. yurt seçerken kurda kuşa yem olmasın çocuk deyip babam da benimle gelmişti. üniye kayıttan sonra bikaç yurt baktık ettik açık standlardan, sonra agd'nin yurdunu seçip gittik. peder eski mgv'li olunca. hoş beş derken yurt müdürü yurdu gezdirmeden önce odasında yurdun özelliklerini anlatmaya başladı. ama nasıl sallıyor, sanırsın beş yıldızlı otelde kalıcam. izinleri olmadığından 1.5 ay sonra mühürledilerdi yurdu ama konumuz o değil. adamın nası salladığını anlayın diye yani.
neyse..
müdür masasında, biz babamla karşılıklı oturuyoruz. lafın arasında bölüm neydi, oo çok iyi bölüm cart curt gazladı müdür bi beni. sonra odalarımız 2,4,6 ve 8 kişilik siz hangisini düşünürsünüz dedi? babam bana baktı. ben de:

-tabi ki iki kişilik odayı tavsiye ederim baba, dedim. nası tavsiye lafı çıktı ağzımdan bilmiyorum.. sanki ben babamı yurda yazdırmaya gitmişim..babam afalladı 1-2 saniye. müdür o arada benden babama çevirdi kafayı, kim kimi yazdırıyor acaba, noluyo lan oldu adam da. neyse babam ilk şoku atıp "gerizekalı oğlum" kısmını içinden söylemek üzere "2 kişilik odayı tercih edersin di mi" dedi. müdürde müstehzi bir tebessüm.. ben de "öhöm tercih ederim demek istedim afedersiniz" vs

ulan yıllardır bunu unutamıyorum.. babamın o bi iki saniyelik mala bağlayışı, sonra üstüne basa basa "tercih edersin di mi gerizekalı oğlum benim" iması.. düşündükçe hala utanıyorum yani sözlük..
devamını gör...
keşke mutluluk para ile satın alınabilen bir şey olsaydı. bol bol alıp etrafıma dağıtırdım.

çevremdeki insanların mutsuz olması, mutluluğu değil de mutsuzluğu talep etmesi çok canımı sıkıyor, enerjimi tüketiyor.
nasılsa öldükten sonra bizi yeterince stresli günler bekliyor. bari bırakın da şu üç günlük dünyada huzur içinde yaşayalım.
devamını gör...
dün bi arkadaşı bekliyorum gelen geçen tüm kadınlar bana bakıyor istisnasız hiç biri sekmeden. bende güzel tribe girmişim sonra arkamı bi döndüm meğer %60 indirim olan kadın ayakkabıcısının önünde duruyormuşum.
devamını gör...
evde şu an bir kedi var. henüz 3 haftalık ve pazartesine kadar bende kalması planlanıyordu ama ev soğuk ve o da sepetinde sıcakta durma taraftarı olmadığı için üşüttü ya da üşütmek üzere... vicdan azabı çekiyorum.
devamını gör...
annemin kahve makinasını bulaşık makinasına atan bendim. Allahım ya onu nasıl becermişim hiçbir fikrim yok. dün bide o yüzden zılgıt yemiyim diye günaha girip yalan söyledim. üstüne kadını dalgınsın sen atmışsındır diye kandırdım. atın beni denizlere. bide makinayı prize sokunca şalter atmadı mı resmen mefta olmuş. yenisini alıp gözündeki iyi evlat konumumu tazeleyeyim bari bende napayım.
devamını gör...
alucard “21 kere ameliyat oldum. görüyorsun ki yampur-yumpur görüyorum dedi. hastalığım ayaklarıma vurdu. ama elhamdülillah şikayetçi değilim” dedi. mütebessim bir insandı. 55 yaşında bir emekli hemşireydi.

şaşırdım.
devamını gör...
alışveriş merkezlerinden, pis deneme kabinlerinden,almayacağı şeyi iş olsun diye deniyenlerden, alışveriş yaparak aklını dağıtavağını sananlardan, aynı modelin aynı bedenin farklı rengini dahî denemeyi zaman israfı görmeyenlerden, buralarda çalan iğrenç şarkılardan...

nifrit idiyirim!!!
devamını gör...
çok yakın bir arkadaşım var. biricik dostum o benim. her şeyin en güzeli olsun istiyorum hakkında. ama yakın zamanda karşısına çok iyi bir iş teklifi çıktığında ne hissettiğimden emin olamadım. böyle doya doya sevinemedim. belki de benim hala daha öğrenci öğrenci takılıyor olmam etkilidir bunda. kıskandım mı emin değilim. ama burukluk yaşadım resmen... sanki o da benim gibi sefil takılmaya devam etse daha mutlu olacaktım. kendime kızdım, bencil olduğumu düşündüm, dostluğumu sorguladım... insan nasıl bu kadar çok sevdiği birisinin mutlu olmasını buruklukla karşılar anlamıyorum.*
devamını gör...
unutuyorum. hem de öyle bir şey ki bazen en temel şeyleri. bunamak gibi. bazen insanlarla tekrar tekrar tanışıyorum bazen halamın adını hatırlayamıyorum falan.

az evvel dolapları düzenlerken eski notların arasından sararmış kağıtlara yazılmış bir mektup buldum.
bir varsın bir yoksun’la başlayıp seni seviyorum’la biten.

yazanın kim olduğunu hatırlıyorum, yüzünü hatırlıyorum. *
lakin, adı yok.
devamını gör...
yarın gidecek... sevinsem mi üzülsem mi bilmiyorum. onu özleyeceğim... umarım yeni ailesinde el üstünde tutulur ve güzel bir hayatı olur çünkü o bunu o kadar hak ediyor ki...
devamını gör...
bi ara ceren seni sordu. hangi ceren? tenceren esprileri vardi ya ben onlara guluyordum. bazilari cidden orijinaldi. az once biri yapti yine guldum. galiba bendeki sense of humour pek gelismemis.
devamını gör...
bugün araba ile hiç bilmediğim bir yola girdim. şu dağın arkasında ne varmış diye diye epey gittim. sonra geri döndüm geldim. niye yaptım ben de bilmiyorum.
devamını gör...
dehşet bir fotoğraf albümü daha oluştu sözlük yakın zamanda sizi fotoğraflarım ile zehirleyeceğim. ha bir de yer altından notları bitirdim ondan da çizdiğim yerleri paylaşacağım ama şimdi uyumam gerek yarın iş var iş.
devamını gör...
bayağı bayağı sinirden uyuyamıyorum. şöyle yapsaydım böyle deseydim demekten uyku tutmadı. bari ders çalışayım diye notları elime aldım; bu seferde gözüm notlarda geziyor ama aklım hâlâ şöyle etmeli, böyle yapmalıydım'da... sözde bütün notları okudum ama sorun bakalım aklımda ne kaldı? saadettin köpek! neden acaba? tanrım sen bana ya uykumu ya da sükunetimi ver. sabır tanrım, lütfen! böyle kaba insanlarla savaşacak, hakkımı geri alacak gücü ver bana. katil olmadan çıkayım şu işten.
devamını gör...
bize ve hayatına sırtını döneli 11 gün oldu ve ben hâlâ seninle ölümü bir tutamıyorum çocuk.

burdan sivas'a uçup mezarına gelmenin planını dahi yapamıyorum, yok işte olmuyor.
devamını gör...
kişiliğin oturmaya başlaması güzel şey. kim olduğunuzla ilgili daha net cevaplara sahip olmak, belli sınırların ve ontolojik sorunların farkına varabilmek ve en önemlisi de kendinize biçebileceğiniz belli değerler olması; yaşamda karşılaşacağınız, sabrınızı sınayan herhangi bir durumda nerede duracağınızı az çok tahmin etmenizi sağlıyor. en basitinden arkadaşlarınızı daha iyi seçiyorsunuz, kendi dışınızda kimseye sonsuz bağlılığınızı sunmuyorsunuz. bu da insanı özgürleştiriyor ve mutlu etmese bile tatmin ediyor.
devamını gör...
peynir altı suyu tozundaki gliserin bazlı heterojen plasterlerin içerisindeki organizmaların varlığı bazı gofretlerin tadını bozuyo. evet.
devamını gör...
random güldüğüm mesajlarda aslında yüzümü bile oynatmıyorum. evet, biraz samimiyetsizlik bu.
devamını gör...
milletin icinde bazen don araya kaciyo caktirmadan duzeltiyorum. goren olursa da kusura bakmasin bana niye bakiyosun o zaman diye savunurum kendimi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar