size "öyle çok da şey değilmiş ya sen de" dedirtebilecek ama benim bir türlü aklımdan çıkmayan bir rezil olma durumum var.. niye böyle onu da bilmiyorum..

şöyle anlatayım. üni kazanıldı, başka şehre gidilecek falan.. yurt seçerken kurda kuşa yem olmasın çocuk deyip babam da benimle gelmişti. üniye kayıttan sonra bikaç yurt baktık ettik açık standlardan, sonra agd'nin yurdunu seçip gittik. peder eski mgv'li olunca. hoş beş derken yurt müdürü yurdu gezdirmeden önce odasında yurdun özelliklerini anlatmaya başladı. ama nasıl sallıyor, sanırsın beş yıldızlı otelde kalıcam. izinleri olmadığından 1.5 ay sonra mühürledilerdi yurdu ama konumuz o değil. adamın nası salladığını anlayın diye yani.
neyse..
müdür masasında, biz babamla karşılıklı oturuyoruz. lafın arasında bölüm neydi, oo çok iyi bölüm cart curt gazladı müdür bi beni. sonra odalarımız 2,4,6 ve 8 kişilik siz hangisini düşünürsünüz dedi? babam bana baktı. ben de:

-tabi ki iki kişilik odayı tavsiye ederim baba, dedim. nası tavsiye lafı çıktı ağzımdan bilmiyorum.. sanki ben babamı yurda yazdırmaya gitmişim..babam afalladı 1-2 saniye. müdür o arada benden babama çevirdi kafayı, kim kimi yazdırıyor acaba, noluyo lan oldu adam da. neyse babam ilk şoku atıp "gerizekalı oğlum" kısmını içinden söylemek üzere "2 kişilik odayı tercih edersin di mi" dedi. müdürde müstehzi bir tebessüm.. ben de "öhöm tercih ederim demek istedim afedersiniz" vs

ulan yıllardır bunu unutamıyorum.. babamın o bi iki saniyelik mala bağlayışı, sonra üstüne basa basa "tercih edersin di mi gerizekalı oğlum benim" iması.. düşündükçe hala utanıyorum yani sözlük..
devamını gör...
keşke mutluluk para ile satın alınabilen bir şey olsaydı. bol bol alıp etrafıma dağıtırdım.

çevremdeki insanların mutsuz olması, mutluluğu değil de mutsuzluğu talep etmesi çok canımı sıkıyor, enerjimi tüketiyor.
nasılsa öldükten sonra bizi yeterince stresli günler bekliyor. bari bırakın da şu üç günlük dünyada huzur içinde yaşayalım.
devamını gör...
dün bi arkadaşı bekliyorum gelen geçen tüm kadınlar bana bakıyor istisnasız hiç biri sekmeden. bende güzel tribe girmişim sonra arkamı bi döndüm meğer %60 indirim olan kadın ayakkabıcısının önünde duruyormuşum.
devamını gör...
evde şu an bir kedi var. henüz 3 haftalık ve pazartesine kadar bende kalması planlanıyordu ama ev soğuk ve o da sepetinde sıcakta durma taraftarı olmadığı için üşüttü ya da üşütmek üzere... vicdan azabı çekiyorum.
devamını gör...
annemin kahve makinasını bulaşık makinasına atan bendim. Allahım ya onu nasıl becermişim hiçbir fikrim yok. dün bide o yüzden zılgıt yemiyim diye günaha girip yalan söyledim. üstüne kadını dalgınsın sen atmışsındır diye kandırdım. atın beni denizlere. bide makinayı prize sokunca şalter atmadı mı resmen mefta olmuş. yenisini alıp gözündeki iyi evlat konumumu tazeleyeyim bari bende napayım.
devamını gör...
alucard “21 kere ameliyat oldum. görüyorsun ki yampur-yumpur görüyorum dedi. hastalığım ayaklarıma vurdu. ama elhamdülillah şikayetçi değilim” dedi. mütebessim bir insandı. 55 yaşında bir emekli hemşireydi.

şaşırdım.
devamını gör...
alışveriş merkezlerinden, pis deneme kabinlerinden,almayacağı şeyi iş olsun diye deniyenlerden, alışveriş yaparak aklını dağıtavağını sananlardan, aynı modelin aynı bedenin farklı rengini dahî denemeyi zaman israfı görmeyenlerden, buralarda çalan iğrenç şarkılardan...

nifrit idiyirim!!!
devamını gör...
çok yakın bir arkadaşım var. biricik dostum o benim. her şeyin en güzeli olsun istiyorum hakkında. ama yakın zamanda karşısına çok iyi bir iş teklifi çıktığında ne hissettiğimden emin olamadım. böyle doya doya sevinemedim. belki de benim hala daha öğrenci öğrenci takılıyor olmam etkilidir bunda. kıskandım mı emin değilim. ama burukluk yaşadım resmen... sanki o da benim gibi sefil takılmaya devam etse daha mutlu olacaktım. kendime kızdım, bencil olduğumu düşündüm, dostluğumu sorguladım... insan nasıl bu kadar çok sevdiği birisinin mutlu olmasını buruklukla karşılar anlamıyorum.*
devamını gör...
unutuyorum. hem de öyle bir şey ki bazen en temel şeyleri. bunamak gibi. bazen insanlarla tekrar tekrar tanışıyorum bazen halamın adını hatırlayamıyorum falan.

az evvel dolapları düzenlerken eski notların arasından sararmış kağıtlara yazılmış bir mektup buldum.
bir varsın bir yoksun’la başlayıp seni seviyorum’la biten.

yazanın kim olduğunu hatırlıyorum, yüzünü hatırlıyorum. *
lakin, adı yok.
devamını gör...
yarın gidecek... sevinsem mi üzülsem mi bilmiyorum. onu özleyeceğim... umarım yeni ailesinde el üstünde tutulur ve güzel bir hayatı olur çünkü o bunu o kadar hak ediyor ki...
devamını gör...
bi ara ceren seni sordu. hangi ceren? tenceren esprileri vardi ya ben onlara guluyordum. bazilari cidden orijinaldi. az once biri yapti yine guldum. galiba bendeki sense of humour pek gelismemis.
devamını gör...
bugün araba ile hiç bilmediğim bir yola girdim. şu dağın arkasında ne varmış diye diye epey gittim. sonra geri döndüm geldim. niye yaptım ben de bilmiyorum.
devamını gör...
dehşet bir fotoğraf albümü daha oluştu sözlük yakın zamanda sizi fotoğraflarım ile zehirleyeceğim. ha bir de yer altından notları bitirdim ondan da çizdiğim yerleri paylaşacağım ama şimdi uyumam gerek yarın iş var iş.
devamını gör...
bayağı bayağı sinirden uyuyamıyorum. şöyle yapsaydım böyle deseydim demekten uyku tutmadı. bari ders çalışayım diye notları elime aldım; bu seferde gözüm notlarda geziyor ama aklım hâlâ şöyle etmeli, böyle yapmalıydım'da... sözde bütün notları okudum ama sorun bakalım aklımda ne kaldı? saadettin köpek! neden acaba? tanrım sen bana ya uykumu ya da sükunetimi ver. sabır tanrım, lütfen! böyle kaba insanlarla savaşacak, hakkımı geri alacak gücü ver bana. katil olmadan çıkayım şu işten.
devamını gör...
bize ve hayatına sırtını döneli 11 gün oldu ve ben hâlâ seninle ölümü bir tutamıyorum çocuk.

burdan sivas'a uçup mezarına gelmenin planını dahi yapamıyorum, yok işte olmuyor.
devamını gör...
kişiliğin oturmaya başlaması güzel şey. kim olduğunuzla ilgili daha net cevaplara sahip olmak, belli sınırların ve ontolojik sorunların farkına varabilmek ve en önemlisi de kendinize biçebileceğiniz belli değerler olması; yaşamda karşılaşacağınız, sabrınızı sınayan herhangi bir durumda nerede duracağınızı az çok tahmin etmenizi sağlıyor. en basitinden arkadaşlarınızı daha iyi seçiyorsunuz, kendi dışınızda kimseye sonsuz bağlılığınızı sunmuyorsunuz. bu da insanı özgürleştiriyor ve mutlu etmese bile tatmin ediyor.
devamını gör...
peynir altı suyu tozundaki gliserin bazlı heterojen plasterlerin içerisindeki organizmaların varlığı bazı gofretlerin tadını bozuyo. evet.
devamını gör...
random güldüğüm mesajlarda aslında yüzümü bile oynatmıyorum. evet, biraz samimiyetsizlik bu.
devamını gör...
milletin icinde bazen don araya kaciyo caktirmadan duzeltiyorum. goren olursa da kusura bakmasin bana niye bakiyosun o zaman diye savunurum kendimi.
devamını gör...
fazla leblebi yemek hazımsızlık, gaz çıkarmaya, şişkinliğe neden oluyormuş. 33 yasındayım, artık nasıl fakirsek öğrenmek bugüne kısmetmiş sözlük. hayır köyde falan taze nohut çok yedim ama niye böyle oldu bilmiyorum ki?
devamını gör...
kardeşimi sözlüğe davet ettim fakat mahlasımı söylemek istemiyorum kendisine. yani şu sözlüğün en sıkıcı yazarlarından biri olabilirim gerçekten, neyin gizliliğiyse bu. ama işte ne bileyim. galiba hakikaten ketum bir insanım ben.
devamını gör...
ben sizin ruhunuza çiçek aşısı yapayım
da çiçekler açsın ruhunuz. *
bu ne yahu hep gam hep keder.
devamını gör...
az önce biriyle çok kötü dalga geçtim. kabul ediyorum, acımasızcaydı ama komikti de!

4 saattir ders çalışıyorum, özellikle şu saatlerde normal bir espri yapmamı beklemeyin benden.
devamını gör...
ido tatlıses'i "sen" şarkısına çektiği klipte çok beğendim. evimizin haşarı oğlu gibi olmuş. ayrıca kulağımda kulaklık varken onun gibi dans ediyorum, çok zevkli be!
devamını gör...
kabalıktan, hoyratlıktan, sertlikten çok sıkıldım. hiç bu şekilde sınanacağım aklıma gelmezdi. ne kadar toy ve titrek ve mukavemetsiz olduğum gerçeği hemen her gün yüzüme çarpıyor 2 senedir. yoruldum sözlük...aynaya bakacak cesaretim kırık, yüzümü görmekten korkuyorum.

gömün beni çukura, kendim yapamıyorum.
devamını gör...
makberi yazan adam bile karısı öldükten hemen sonra evlenmiş. sen öyle bir şey yaz sonra git evlen. gel de güven sonra insanlara.
devamını gör...
duştayken, su ense köküme gelecek şekilde bir süre durunca bir titreme gelir. tüylerim diken diken olur ve kendimden geçerim.

bunu kimseye anlatamıyordum ama size anlattım bakın.*
devamını gör...
hadi ben terliksiyim, şeffafım, içim görünür, dışım terlik de senin içinde nasıl bir hayvan yaşıyor be bayım?
devamını gör...
öyle bi durumdayım ki... artık insanları, beni kırmalarını, düşüncesiz davranmalarını takmayacak boyuta geldim. insanlara verdiğim değer çok azaldı.
bence gamsızlık insanın ruhundan vazgeçmesidir. geçtim.

ama gelin görün ki benim böyle davranmam çevrem ve ailem tarafından çok güzel karşılandı. herkes “ sen artık büyüdün, olgunlaştın. çok düşünceli birisin.” diyorlar.

bu büyümekse 5 yaşına dönmeyi tercih ederim. ince düşünceli biri olduğumda böyle taktir edilmedim. insanlardan bıkınca olgunlaşıyorsun demek ki...
devamını gör...
şöyle b
lanet bir huyum var:
bir işe başlamadan o iş bitimindeki olası mutluluk ve mutsuzluklarımın şeceresini çıkartıp mantığımın huzuruna sunuyorum.
mantık burda son ütücü görevinde. en son ondan alıp hayata kazandıracağım o işi.
her şey olasılıklar üzerine kurulu, usdışı bir kıpırdama bile beni o işten işin başında alır kaçırır.

ve nihayet bu da öyle oldu.
yazdan mıdır nedir kalbimin tıkırtısına kulak verdim, mantığım elime vurup "du hele" dedi.

önce yolladıği videoları durdurup durdurup uzun uzun arka plana baktım. normali durdurup yakınlaştırarak yüzünü incelemek değil miydi?
öyleydi...
öyle yapmadım.
okudugu kitapları gördüm, yanındaki aile bireylerini, konuşmasındaki ince nüansları.
hepsi hepsi kültürel farklilıklarımiz arasındaki kilometrelerdi.
çok uzaktık çok uzak.
kalbim böylesine istekliyken onu susturmak; alkolik birini alkolden uzak tutmak kadar normal bi o kadar da acımasız.

ve kız ölür masal başlayamaz.
devamını gör...
64 sayfalık kitap tasarımı yapmam gerekiyor, uzun zamandır ihmal ettiğim her şeyi halledip öyle başlayayım diyorum, odamı falan toplarım birazdan.
devamını gör...
çok fazla iş var ve ben hiçbir şeye yetişemiyorum, kendimi batmakta olan arabada, son sigarasını içen adam gibi hissediyorum.
devamını gör...
şu sıra başka şehirlere gidip gezenleri acayip kıskanıyorum. biraz farklı bir yerin havasını solumak bilmediğim yerlerde kaybolmak istiyorum. bi arkadaş gelip hadi şuraya gidelim dese düşünmeden yola düşerim o derece.
devamını gör...
uzak durmaya çalıştıklarıma yakın, yakın durmaya çalıştıklarıma uzağım. bu da böyle bi imtihan işte.
devamını gör...
yazım dilindeki d harfine takıntılıyım. daha doğrusu d harfiyle başlayan her kelimede sebepsiz iyi hissediyorum.
yalnız büyük d değil küçük d bu d.
kelime arasındaki d değil de "d" ile başlayan, isimler-sıfatlar-terimler- imgelemeler her kelime bana yazıdaki harfler arası düzen kurulmuş da o düzenin hakimiyeti bendeymiş gibi hissettiriyor.

sanirım bi iş yeri açsam, bir çocuk doğursam yahut bir icat yapsam* adı "d" ile başlar.

tuhaf tuhaf insanlar ya.
devamını gör...
sıkıldım kelimesini burda itiraf olarak kullanmak biraz utandırsa da evet sıkıldım.
tüm şiddetimle akıyorum ama duramıyorum duramamaktan sıkıldım bunu yapamayacağımı bildiğim için de ayrı bir sıkıldım.
devamını gör...
iş bakıyorum diyorum bana mahalle arası pastanede iş gösteriyor. senden yardım isteyen mi var vizyonsuz

sözlük de hep aynı azk. neden eksi bebeyim? olduğu yerde sayan, bir basamak üstünü hayal edemeyen kişilik misin? krem şantili pasta, margarinli poğaça yiyecek kadar kendine saygısız mısın? yeteneklerimi biliyor musun da kibir gösterdiğim sanrısındasın? önünüze gelene oylama butonu veriyonuz yavvv
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar