dünyaitiraf.com

#özgürler 

4542.
kısır, yalancı dolma. iki lezzetli yemek. ama isimleri bir tuhaf. bilmem belki bana öyle geliyor. ikisinin de lezzetli olmasının dışındaki tek ortak nokta, etin malzeme olarak bu yemeklerde yer almayışı.
demek ki diyorum, et olmayınca kısır, yalancı oluyor yemekler. öyleyse diyorum et, doğurganlık katıyor, sahicileştiriyor yemekleri. sanki can katıyor.
ülkeme bakıyorum, ülkem her bağlamda kısır, belki yalancı. yolu, şantiyesi, bilgisayarı, metrosu, sanatı, edebiyatı var. ama bir şey eksik?
çetin altan ikide bir, gevrek güler ve sathımızdan bir kaşif çıkmadığına vurgu yapar. doğru söze ne denir ki, hakikat; kısır ve yalancıyız adeta.
sanatkarımız, sanatçımız, mimarımız, evet siyaset adamımız hep bir cemaatin insanı; tümel değil; tikel, tekil.
yemek gibi otantik sanki; kısır, yalancı dolma, komagene.
ruhumuzda can yok. ideoloji, kattığıyla kaskatı yapmış adeta. ne sevincimiz, ne üzüntümüz, ne umudumuz; evrensel değil hatta biz değil.
mizahımız? koyunlar gülseydi; tıpkı bize benzerdi. biz ise meleyemiyoruz, kurt misali ısıramıyoruz bile. bir eksiğimiz var. kısırız, yalancı dolma bir kaderde ortaklaşmışız galiba.
devamını gör...
4543.
"kitap okuyacam ben ya" diyerek uyumadım ama hala bilgisayarın başında sözlük okuyup yazıyorum, olacak iş değil. bağımlılık bu olsa gerek, atın beni denizlere.
devamını gör...
4544.
sabah 8 den beri dışarıdayım. zaten hastayım hastalıktan ölmek üzereyim.
ama şehitlerin ruhu bir başka. hayranım ben bu şehre.

ne gezdim be...
devamını gör...
4545.
ben namım yürüsün diye o çok çok çok güzel adama pas vermedim ama arkadaşım haklı, o iki hafta sonra hatırlamaz ama ben iki ay sonra da hatırlarım, muhtemelen.
ühü. *
devamını gör...
4546.
sabah ise giderken, her zaman ki bekledigim yerde taksi bekledim. bir taksici geldi nihayet bos, normalde durak taksisi olmayan taksiye pek binmem ama gec kalmistim... neyse bindim taksiye adam donup donup bana bakiyor, nerden taniyorum ben bunu dercesine... laaaan bizim gizz taniyamadim ya la seni dedi tum kabaligiyla. kafami hic oynatmadan gozlerimi devirerek baktim adama, ben sizi taniyamadim dedim. balcilarin mehmet ben dedi. kimdi ki o dedim, basladi anlatmaya... tanidim evet ama ucuz hamilesi gibi gobegi dokulen saclari engel oldu ilkin tanimama. lisedeyken ne guzel cocuktu oysa... hayat dedim icimden... degistigini hic.belli etmeden...

ama o ne yapti?!, bizim giz sende yaslanmissin be dedi yine tum kabaligiyla! enistem mi cokertti seni dedi tum umarsizligiyla ahahah yok yahu dedim dislerimin arasindan gulerek.

itiraf ne mi, bozuldum cok uzuldum, bu lafi duymak moralimi bozdu. yasli degilim ben tamam mi sensin yasli! ben sana dedim mi gobeginde ayri bi ulke mi yasiyor diye, gobegini kessek afrika doyar diye, hele kel kalan basindan hic sozetmedim ben.

yaslanmisim hadi ordan. hih. peh!
devamını gör...
4547.
işe geç geldim. kapıdan geçerken hızlı yürüdüm ki kapıdaki lavuk ispiyonlamasın. dışarda işi varmış sansın. yerse tabi.
devamını gör...
4549.
kendi düşen ağlamaz hem de bal gibi ağlar. erkekliğine laf söyletmemek için o anlık orada ağlanmaz. yalnız kalınca hemde nasıl ağlanılır. bildiğiniz gibi değil dostlar, acıyor işte. iki göz yaşı geçirir.
devamını gör...
4550.
bazıları isteyerek gidiyor. arkadaşlarım evlenip ister istemez gidiyor. yeni tanıştığım insanlar bile hep bi yere gidiyor. bazen durağa geliyorum ve otobüs beni beklemeden gidiyor. metrobüste yanıma oturan insanlar hep benden önce iniyor. sözlük, kalmaktan nefret ediyorum, gidemiyorum da. "insan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim, gidemiyorum."
devamını gör...
4552.
yıllar yıllar önce, üniversitede, gecenin bir yarısı dondurucu soğukta * kampüsün önünde otobüs beklerken, üşüdüğümü görüp bana '' atkımı verebilirim, beremi de verebilirim'' diyen çocuğa çok kaba davrandım. uzun yıllarda kendisiyle dalga geçtim. pardon ya !
devamını gör...
4555.
itiraf ediyorum bi gün kazara evlenirsem bak kazara diyorum oldu da cocuğum oldu erkek olsun istiyorum. kız cocuklarının sımarıklıgı katlanılmaz geliyor bana. ama mesela ikiz olup biri erkek diğeri kız olacaksa katlanabilirim.
diceksin her önüne gelenin ikizi olmuyor,genetik.zaten ben bunu göz önünde tutup konuşuyorum. bir de ben böyle söyleyince zaten genelde kdınlar erkek erkekler kız cocuk ıster dıyen hatunlara sinir oluyorum. bi de zaten kız cocuguna da sinir oluyorum. heh ya banane sımarık kız cocugunu daha cok seven erkege de daha cok sinir oluyorum. işte banane ya.
devamını gör...
4556.
"günün nasıl geçti" diyenlere "dün gibi iğrenç" demek istiyorum. ama o kişi beni memnun etmek için sormuş benim de terslenmemem gerek de mi? hayat senin bu huyundan nefret ediyorum neden trübünlere oynamak zorundayız neden nedennnnn.
devamını gör...
4557.
bir zamanlar kendi kendimizi dış etkenler yaptı diyerek kuyuya hapsetmiştik sonra farkettik ki kafamızı devekuşu gibi kuma gömmekten farklı değilmiş yaptığımız.
o zamanlar çok daha gençtik tabi ergenlikten hemen sonra olgunluktan çokça zamanlar önce. bir kemal sayar kitabından niyet çekerken dertli dertli nostaljia hastalığına denk geldik evet dedik işte bu peki bunun bir çözümü olsa gerektir o da hemen yazılmış sanki sesimizi duymuşlar: nostus(eve dönüş).
ne çektiysek ne çektiğimizi sandıysak hep bundan bildik, özleyişler özleyişler özleyişler...
durup dinlenmeden beklemek ne demektir, samuel becket o kitabı nasıl yazabilmiştir?
nostus'a dair içimizde hiçbir ümit yokken fakat herşeyi bütün umutsuzlukları, mutsuzlukları, bekleyişleri, özlemleri, ağlamaları, hüzünleri, iç sıkıntısını, kalp sıkışmasını.. işte bütün bildiğimiz anjina pektoris sebeplerini götüreceğini sanarken yani eninde sonunda hayatın bir yerlerinde 'la vent nous portera' çalmaya başlayacakken bundan adımız gibi eminken...
nostus
eve döndüm
evvelden mutsuzluğum mazur görülürken ve hatta paylaşılmaya hazırken, kendi düşen ağlamaz diyenler kadar üzülme bu da geçer diyenler de varken fakat ben gene de herkesin bana, kendi düşen ağlamaz gözüyle baktığını sanarken şimdi kime, nasıl, ne hakla ve niçin durduk yere, hiç akıllarda yokken hala aynıyım nasıl derim!
kendi kendimden tiksintim geçer sandım şu saate kadar ne yazdıysam hiçbirini yanıma almadım. şimdi kime neyi, nasıl söyleyeyim hangi akla mantığa sığar ki sahi.
hem ne diyeceğim, sahi ne söyleyeceğim, hakikaten ne diyebilirim ki.
bitti. bitti. demek böyle bitiyormuş hayatlar
ben şimdi çok mutluyum işte, evde, arkadaşlarla, sokakta. bir tek uyuyamıyorum bazen.
hal böyleyken...
hal böyleyken!
hal?
böyle.
devamını gör...
4559.
ne yapacağımı bilmiyorum. yağmurda kalmış kedi yavrusu gibiyim. ölesim var. boğazımda düğümlü kelimeler var, kusamıyorum. yarın bu entriyi görüp gülümsemek istiyorum.
devamını gör...
4560.
bu saat olmuş * burada olmamın bir anlamı olmalı, gelen horultular çok uzak değil. bazen hayat çok katlanılmaz gibi. ama abartmak ve çabuk kırılmak gibi bir şeyde var. hatta anlamsızca ölesi gelmek var. ama saçmalık bütün bunlar. uyusam insan olur muyum? aydınlıkta daha az kırılır mıyım? bu kadar çok çay içmek bir insanı yamultur mu? sustugum zaman insanlar sevmiyor, konuştuğum zaman ben..pimi çekilmiş bir bomba olsaydim bile patlamama izin olmazdı...susturun dünyayı inecek var. kırılmışlıklarla birşeyleri kırasım var.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar